Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2247 E. 2023/2247 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2247
- Karar No
- 2023/2247
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2247 - 2025/2503 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2247 KARAR NO : 2025/2503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/10/2023 NUMARASI : 2023/45 E. - 2023/443 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararını İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/10/2023 tarih ve 2023/45 Esas - 2023/443 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, Müvekkili şirketin temizlik için kağıt mamulleri ve benzer ürünler ile deterjan emtiası ve kişisel bakım mamullerinin üretimi alanında faaliyette bulunduğunu, müvekkiline ait “...” markasının 03, 05, 10, 16 ve 29. sınıflarda tescilli olduğunu, “...” markasının yurt genelinde özellikle pandemi ile birlikte gelen maske kullanma zorunluluğu ile bilinen bir marka haline geldiğini, davalı şahsın 2021/13455 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkiline ait markalar ile görsel ve fonetik açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aynı sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını, iltibas ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, markalar arasında iki harf farklılığı bulunduğunu, bunun dışında diğer harflerin aynı şekilde ve sırada kullanıldığını, markaların telaffuzlarının “...” ve “...” şeklinde olduğunu, müvekkilinin “...” ibareli maskelerinin son 1.5 yılda her eve ulaştığını ve tanınmışlık seviyesine ulaştığını, “...” ve “...” markalı maskeleri yan yana raflarda gören ortalama tüketicilerin müvekkilinin yeni bir ürün çıkardığını düşüneceğini, markalar arasında seri marka izlenimi oluştuğunu, müvekkilinin “...” markasının özgün ve ayırt edici bir kelime olduğunu, ibarenin müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu markanın müvekkili markaları ile 05, 10 ve 16. sınıflarda doğrudan çakıştığını, bu sınıflara dair ürünlerin 35. sınıf kapsamında perakende satışı yönünden de müvekkili markaları kapsamı ile ilintili olduğunu ileri sürerek, YİDK’ın 2022-M-15883 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin yıllardır temizlik ve hızlı tüketim ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin yurt dışından gelen “...” olarak çağrılan bir müşterinin isminden ilham alarak markayı oluşturduğunu, ibarenin bazı ülkelerde “...” isminin kısa söylenişi olduğunu, müvekkili markasının davacı markalarından farklı bulunduğunu, markaların hizmet alanları bakımından karıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında dava konusu edilen bir kısım mal ve hizmetlerin davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, fakat taraf markaları arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında toplamda 4 harf benzerliği bulunmakta ise de, kelimelerin hece yapısı, kelimelerin başladığı harfler gibi unsurlar gözetildiğinde markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunmadığı, Türkçe’nin soldan sağa okunan bir dil olması nedeniyle, tüketicilerin dikkatinin markanın başına yoğunlaşacağı ve kelimenin başında oluşturulan farklılığın tüketiciler nezdinde iltibasın önüne geçtiği, taraf markaları arasında görsel olarak 4 harf benzerliği bulunmakta ise de bu harflerin markadaki konumunun farklı olduğu, markaların farklı harf ve heceler ile başladığı, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaştığı, daha önce davacı markaları ile karşılaşan, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında dosyaya yeterli nitelik ve nicelikte belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait itirazına mesnet markalarının SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markalarının "yetişkin/hasta bezi" ve "maske" mallarında tüketiciyle buluştuğunu ve pandemi dönemi ile birlikte tanınmış hale geldiğini, müvekkilinin markalarının yaratılmış ayırt edici bir ibare olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "şekil+..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira karşılaştırılan markaların tüketicinin dikkatini ilk bakışta çeken başlangıç kısımlarının farklı olduğu, dava konusu başvurunun "...", dava konusu başvurunun ise "..." şeklinde telaffuz edileceği, markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunmadığı, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.