Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2242 E. 2025/2578 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2242
Karar No
2025/2578
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2242 - 2025/2578 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2242 KARAR NO : 2025/2578 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/316 E. - 2023/257 K.

DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/05/2023 tarih ve 2022/316 E. - 2023/257 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin “...” markası ile sektörün öncü firmalarından olduğunu, “...” ibaresinin dava konusu marka başvurusundan önce müvekkili şirket adına tescil edildiğini, ayrıca www.....com.tr alan adının müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, müvekkili şirketin “...” markalarının tüketici nezdinde ayırt ediciliği yüksek bir konuma ulaştığını, müvekkili şirketin 2012 02707 sayı ile tescilli çoklu tasarımların sahibi bulunduğunu, bu tasarımdan doğan haklara tecavüz edildiği iddiası ile Ankara 2. FSHHM 2021/23 E. sayılı dosyası ile açılan davada karşı taraflardan birinin bu davanın davalısı olan şahıs olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile aynı ibarelerden oluşan başka bir marka ile ilgili olarak da idari süreç yürütüldüğünü ve bu markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın Ankara 3. FSHHM’nin 2022/178 E. sayılı dosyası ile devam ettiğini, bu durumun marka yedekleme niyetini gösterdiğini, davalı şahıs tarafından kötüniyetle açılan “tasarım hükümsüzlük” davasında yenilik kriteri bakımından kendi eski kullanımları nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verildiğinden davanın reddedildiğini, dava konusu "... ...’DAN ...” ibareli marka başvurusunun müvekkili şirketin tüm ürünlerinde yer alan ana markası olan “...” markasının tanınmışlığından ve gücünden yararlanmak amacıyla yapıldığını, davalı şahsın ısrarla “...” ibareli marka başvuruları yaptığını, dava konusu marka başvurusunda müvekkili şirket markasının asıl unsurunun birebir yer aldığını, markalar arasında işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirket markaları ile aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, markaların aynı alıcı çevresine hitap ettiklerini, markalar arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı şahsın marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, aynı zamanda haksız rekabete de sebep olduğunu, davalı tarafından dava konusu 2020/94716 sayılı marka başvurusu dışında, 2020/94710, 2020/75637, 2020/68595, 2020/12460, 2020/12407, 2020/104595, 2020/104566, 2020/03902, 2020/03894, 2020/03880, 2019/106677, 2019/106605 sayılı marka başvurularının yapıldığını, bu başvuruların “... ...” çatı markası altında olduğunu ve tüm bu başvurularda yer alan ibarelerin marka benzerlik mukayesesi altına alınması gerektiğini, davalı şahsın müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu, taraflar arasında yürüyen davalar bulunduğunu, aynı sektörde bulunan tacirlerin başkasının markasını kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyet karinesi teşkil ettiğini, müvekkili şirket markalarının tanınmış marka statüsünde olduğunu, alan adı ve ticaret unvanının da benzer olduğunun belirtilmesine rağmen dava konusu YİDK kararında mülkiyet hakkı olarak sadece tasarım başvurusunun ele alınmasının yanlış olduğunu, davalı şahsın müvekkili şirketten ayrılırken imzalanan sözleşmede “...” ibaresinin davalı tarafından kullanılmayacağına dair taahhüt verildiğini, taahhütnameye rağmen “...” ibareli marka başvuruları yapmasının kötüniyeti ispatladığını ileri sürerek ... YİDK’nın 2022-M-10344 sayılı kararının iptaline ve 2020/94716 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davalı markasının “... ...’dan ...” şeklinde isim-soyisim, sözcük, sayı ve şekil kombinasyonundan oluşan özgün bir marka olduğunu, davacının mesnet markalarının ise “...” esas unsurlu sözcük markalarından oluştuğunu, davalı markasında kırmızı bir font kullanılarak oluşturulan şekil üzerine “... ...’dan”, daha büyük puntolarla yazılan “... ...” ibaresi ve “...” sayı unsuru kullanılarak farklı bir bütünlük sağlandığını, dava konusu markada “...” ibaresinin ön plana çıkarılmadığını, markada kullanılan tüm unsurların esas unsur olarak ele alınması gerektiğini, taraf markalarının birbirinin serisi olarak algılanmayacağını, karıştırılma ihtimali de dahil iltibas oluşmayacağını, markaların görsel, işitsel, kavramsal ve genel görünümleri itibarıyla farklı bulunduğunu, davacının SMK'nın 6/5 ve 6/6. maddeleri kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin yetersiz olduğunu, davacının kötüniyet iddialarının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili, müvekkilinin Çukurova bölgesinde tanınmış ve gıda sektörünün duayeni olarak bilinen saygın bir iş adamı olduğunu, müvekkilinin uzun yıllar boyunca davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğünü, sonrasında şirketteki hisselerini mevcut ortaklara devrederek ayrıldığını, müvekkilinin “...” ibareli seri markaları oluşturduğunu, ancak bizzat herhangi bir üretim faaliyetine girişmediğini, davacı şirkette yapılan hisse devir sözleşmesinde müvekkilinin ve ailesinin aynı sektörde her türlü imalat, ticaret ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmasına iyi niyet kuralları çerçevesinde açıkça rıza ve onay verildiğini, müvekkilinin haksız rekabet yaratan bir eylemde bulunmadığını, hisse devir sözleşmesinde müvekkilini dava konusu marka tescilinden imtina ettirecek herhangi bir yasak veya kısıtlama bulunmadığını, müvekkili markası ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasında “...” ibaresinin dikkat çekici ibare olmadığını, tüketici nezdinde markanın şekil unsurunda da büyük puntolarla yazılmış olan “...” şeklinde algılanacağını, markanın şekil unsurunda küçük ve dikkat çekici olmayacak şekilde eklenmiş olan “... ...’DAN” ibaresi bulunduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır emek verdiği ve oldukça tanınır olduğu sektörde “...” markası ile satışa sunulacak ürünlerin kendi emeği de katılarak oluşturulduğuna işaret etmek amacıyla bu ibarenin eklendiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait “...” esas unsurlu seri markaların bir devamı niteliğinde olduğunu, dava konusu markanın davacıya ait markalar ile ayniyet veya benzerlik ihtiva etmediğini, ortak olarak yer alan “...” ibaresinin müvekkilinin soy ismi olduğunu ve dürüstlük kuralları çerçevesinde marka başvurusunda soy ismini öne çıkaracak şekilde kullanmadığının dikkate alınmasını talep ettiklerini, “...” ibaresinin kimsenin tekeline verilemeyeceğini, davacının www.....com.tr alan adının sahibi olmasının herhangi bir müktesep hak teşkil etmediğini, davacının kötüniyet iddialarının asılsız olduğunu, davacının markalarının tanınmış markalar olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin hükümsüzlük davası bakımından mesnet gösterdiği 2004/35027 sayılı marka tescili geçersiz olduğundan incelemede dikkate alınmadığı, bilirkişi raporunda yer alan tabloda aynı/aynı tür mal ve hizmetlerin kırmızı renk ile, benzer/ilişkili mal ve hizmetlerin ise altı çizili olarak işaretlendiği, dava konusu marka kapsamında yer alan 29, 30. Sınıf emtiaların tamamı ile 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler, süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin, davacıya ait markalar kapsamında aynen yer almakta olup, bu mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu, dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl/meyve/sebze/gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar, içecek yapım ve işleme makineleri. Ambalajlama makineleri, doldurma-tapalama ve kapatma makineleri, etiketleme makineleri, tasnifleme makineleri ve yukarıda sayılan makinelerle aynı işleve sahip robotlar ve robotik mekanizmalar (elektrikli plastik kapama/mühürleme cihazları [paketleme] dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetinin ise davacıya ait 2018 105216 ve 2012 111602 sayılı markalar kapsamında yer alan 07. Sınıf emtia ile ilişkili olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Makine, cihaz ve taşıt onarımı, inşaat, ziraat, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili elle çalışan (elektrikli olmayan ve motorsuz) aletler. Oyunlar ve oyuncaklar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin ise, davacıya ait markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür olmadığı gibi ilişkilendirilebilir de bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun “...’dan ...” ibaresinden oluşan, kelimelerin tamamını kapsayan kırmızı renkli dikdörtgen bir arka planın bulunduğu karma nitelikte bir marka olduğu, “...’dan” ve “...” ibareleri, “... ...” ibaresine nazaran oldukça küçük punto ile yazılmış olup, markada “... ...” ibaresinin ön plana çıkarıldığı, “...”ın, dava konusu marka sahibinin adı-soyadı olduğu, “... ...” ibaresinin, dava konusu edilen mal ve hizmetler ile hiçbir ilişkisi bulunmadığı, davacı yana ait markaların ise; genel olarak “...” ibaresinden oluşan kelime markaları olduğu, “...” ibaresinin, davacı markalarının esas unsuru niteliğinde olduğu, dava konusu markada “... ...” ibaresinin, esas unsur konumunda olduğu, taraf markaları esas unsur bakımından benzer bulunmadığı, davacıya ait markaların esas unsuru olan “...” ibaresinin, dava konusu marka kapsamında yer almakla birlikte, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin tali unsur niteliğinde olduğu, dava konusu edilen ürünlerin hitap ettiği tüketici ve alıcı kitlesinin, ortalamadan yükseğe değişen bilinç ve dikkat seviyesine sahip olduğu, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı tespit edildiğinden, marka işlem dosyasında 2007/29062 sayılı marka hakkında ileri sürülen kullanmama def'inin incelenmesine gerek görülmediği, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, itiraz ve dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, sunulan belgelerin markanın mutad kullanımına ilişkin belgeler olduğu, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, ayrıca; dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında işaret benzerliği bulunmadığı, izah edilen gerekçelerle; SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davacı tarafın ticaret unvanının ... GIDA SAN. TİC. A.Ş., 31.07.2007 tarihinde tahsis edilen alan adının ise ....com.tr şeklinde olduğu, davacı tarafın 2012/02707 sayılı çoklu tasarımlarının ise 17.04.2012 tarihinde tescil edilen ambalaj desenlerine ilişkin bulunduğu, davacı tarafın ticaret unvanının ve alan adının ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, ayrıca 2012 02707 sayılı çoklu tasarıma konu edilen görsellerde kullanılan ve markasal etki doğuran sözcüğün de “...” ibaresi olduğu, ancak “...” ibaresi ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer bulunmadığı, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanı/alan adı/çoklu tasarım sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı, davacıya ait çoklu tasarımların hükümsüzlüğüne yönelik olarak açılan davanın neticesinin, iş bu dava bakımından bekletici mesele yapılmadığı, davalı şahsın iş bu davaya konu ettiği marka ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, çoklu tasarım, ticaret unvanı ve alan adı arasında iltibas tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlik bulunmadığı, işaret benzerliği bulunmaması nedeniyle, davalı şahsın iş bu davaya konu marka başvurusunda bulunurken spekülasyon, engelleme, tuzak, yedekleme vb gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir kasıtla hareket ettiğinin söylenemeyeceği, davalı şahıs ile davacı arasında önceye dayalı organik ilişki mevcutken, 20/03/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı şahsın, davacı şirket üzerinde bulunan hisselerini dava dışı ... ... ve ...'a sattığı, bunun karşılığında; davalı şahsın, ... ... ve ...'dan dava dışı ... Un San. Ve Tic. A.Ş'de bulunan hisselerini devraldığı, sözleşmenin 18.maddesinde tarafların kendilerinin, eş ve/veya çocuklarının daha önce kurucu ortak veya ortak oldukları ya da yönetim kurulunda yer aldıkları veya yetkili müdür olarak bulundukları şirketlerin ticari faaliyet konularına giren işlerde, gerek imalat, gerek ticaret, gerekse pazarlama faaliyetlerinde bulunmaları hususunda tarafların birbirlerine iyi niyet kuralları çerçevesinde açık rıza ve onay verdiklerinin kayıt altına alındığı, somut olayda; her ne kadar davalı şahıs ve davacı arasında iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihinden önceki döneme ilişkin olarak yargısal uyuşmazlık bulunsa ve davalı şahsın, davacı şirketteki hissesini devretmesiyle şirkete ait marka hakları üzerinde herhangi bir etki alanı kalmasa da, iş bu davaya konu marka başvurusunun, davacıya ait yukarıda belirtilen sınai haklarla iltibas tehlikesi oluşturmayacak derecede farklı bir işaretten oluştuğu, davalı şahsın başkaca marka başvurularında da bulunmuş olmasının otomatik olarak iş bu davaya konu marka başvurusunu kötü niyetli hale getirmeyeceği, her somut marka başvurusunun kendi şartları içerisinde kötü niyet bakımından irdelenmesi gerektiği, buna göre; davaya konu marka başvurusunda, markanın esas unsuru "..." ibaresinden oluşmadığından, bu markanın, davacıya ait sınai haklardan farklılaştığı, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir başkaca somut olgu da bulunmadığından kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın esas unsurunun tespiti noktasında hataya düşüldüğünü, davalı marka sahibi ile davacı firma ortaklarının akraba olması durumu da ele alındığında, davalı yanın markada yer alan isim soyisminin karışıklığa neden olmayacağını ileri sürmenin yerinde bir yaklaşım olmayacağını, müvekkili adına kayıtlı ... markaları ile ... ...'dan ... markasının SMK amir hükümleri anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı marka başvurusunun müvekkili tarafından uzun yıllardır kullanılan ... ibareli ürünler ile ilişkilendirilmeyeceğini ileri sürmenin kabul edilemeyeceğini, markalar arasındaki renk farkı ve kullanılan yazı karakterinin markalar arasındaki ayniyeti ortadan kaldırmadığını, müvekkilin ... ibareli markalarının tanınmış marka statüsünde olduğunu, SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca da hükümsüzlük koşullarının bulunduğunu, müvekkili firma ile davalı şahıs arasında yürüyen davalar da ele alındığında yapılan marka başvurusunun son derece kötüniyetli olduğunu, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanı/alan adı/tasarımı sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin, davacıya ait markalarda yer alan mal ve hizmetler ile benzer olduğu, ancak, davalının “...’dan ...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet olarak gösterdiği "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu, dava konusu markanın gerek esas unsur bazında gerekse bir bütün olarak davacı markalarından farklılaştığı, dava konusu markanın esas unsuru “... ...” ibaresi iken, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin çok küçük punto ile yazılması nedeniyle tali unsur konumunda olduğu, esasen dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin bir soy isim olarak yer aldığı, diğer yandan davacının markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı gibi SMK'nın 6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanı/alan adı/çoklu tasarım sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı, davalı şahsın iş bu davaya konu ettiği marka ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, çoklu tasarım, ticaret unvanı ve alan adı arasında iltibas tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlik bulunmadığı, işaret benzerliği bulunmaması nedeniyle, davalı şahsın iş bu davaya konu marka başvurusunda bulunurken spekülasyon, engelleme, tuzak, yedekleme vb gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir kasıtla hareket ettiğinin söylenemeyeceği, kötüniyet bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2242, K. 2025/2578, T. 26.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2242-e-2025-2578-k-1ad1987da7e4