Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/21 E. 2025/311 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/21
- Karar No
- 2025/311
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/21 - 2025/311 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/21 KARAR NO : 2025/311 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2022 NUMARASI : 2022/8 E. - 2022/277 K.
DAVACILAR VEKİLİ : DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2022 Tarih ve 2022/8 Esas - 2022/277 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkilin “...” ibaresini içeren ilk markasını 1988 yılında tescil ettirdiğini ve bu doğrultuda “...” harfinden oluşan seri markalarının sayısını her geçen gün arttığını, davalı tarafça tescili istenen “...” ibaresinin müvekkilinin markalarıyla karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğunu, dava konusu markaların sınıfsal benzerlik içerdiğini, müvekkilinin en az 32 senedir “...” harfi ile marka yaratmakta ve kullanmakta olduğunu, markalar arasındaki benzerliğin ayırt edilemeyecek kadar olduğunun kabul edilmemesi durumunda ise markaların çağrıştırma ihtimalinin göz önüne alınması gerektiğini, müvekkillerine ait markaların tanınmış olduğunu ve SMK m.6/5 uyarınca da hükümsüzlüğünün gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 1996 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kuruluşunu tescil ettirdiğini, ticaret sicilinde yer alan demir ve çelik faaliyet alanının davacı tarafın faaliyet gösterdiği beyaz eşya ve elektronik sektörüyle benzerlik taşımadığını, farklı kitleye hitap ettiklerini, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilin marka tescilinden önce ilgili şeklin tasarım tescilini 2014 yılında yaptırdığını, tanınmışlık ve kötüniyeti ispata ilişkin davacı tarafın hiçbir delil sunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden; davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait 2014 54235 sayılı "şekil+..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ayrıca emtia benzerliğinin de oluştuğu, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesi uyarınca iştirak edilmediği, diğer markalar açısından ise benzerlik oluşmadığı, diğer yönden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanamadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının ise ispatlanamadığı, ... Ticaret Anonim Şirketi yönünden, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı, her iki davacı şirket yönünden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının ise kanıtlanamadığı gerekçesi ile davacılardan ... Ticaret AŞ şirketi tarafından açılan davanın reddine, davacılardan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından davanın kabulüne, dava konusu 2021-M-9085 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/84977 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunmadığını, davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. açısından iltibasın oluşmadığını, müvekkilinin "..." markasına ilişkin marka tescilinden önce tasarım tescili aldığını, müvekkilinin tescile hak kazanmış olduğu markada kazanılmış hakkının bulunduğunu, tarafların faaliyet alanları ve müşteri kitlesinin farklı olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik bulunmadığını, bilirkişi raporunun aksi yönünde karar vermesinin gerekçelendirilmediğini, hangi sebep ve gerekçe ile taraf markaları arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğunun anlaşılamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, somut olayda SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas ihtimali bulunmadığını, mahkemenin ... San.ve Tic.A.Ş. yönünden yaptığı hukuki değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemece sadece “...” harfi üzerinden yapılan bir değerlendirme ile alfabenin bir harfinin kullanımının davacının tekeline bırakılması anlamı taşıyacak bir karar ihdas edildiğini, davalı markasının özgün olarak oluşturulmuş bir şekil markası olup kullanılan renk ve şekil unsurunun dikkat çekici ve ayrıştırıcı olduğunu, taraf markalarında kullanılan “...” harfinin dizaynı, yazı karakteri ve tasarımlarının birbirinden farklı olduğu ve sonuç itibariyle oluşturdukları bütünsel algının farklılık arz ettiği hususu dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, somut olayda da ayırt edicilik sağlanmış olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken ... San.ve Tic. A.Ş. yönünden davanın kabulüne dair hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacıların "..." ibareli markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazının YİDK tarafından ret edildiği, davacılar vekilince YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğüne yönelik iş bu davanın açıldığı, mahkemece davacılardan ... Ticaret AŞ şirketi tarafından açılan davanın reddine, davacılardan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalılar tarafından istinaf edildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davalı şirketin "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 2014 54235 sayılı "şekil+..." ibareli tescilli markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247). Zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılacağı da düşünülemeyeceğinden, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin marka olarak tescil edilebileceği değerlendirilmektedir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan, eğik bir stil ile yazılılan "..." harfi ile davacı Şirketin itirazına mesnet gösterdiği 2014 54235 sayılı "şekil+..." ibareli markası arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markada bulunan "..." harflerinin düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, ayırt ediciliği düşük bulunan bu ibarenin dava konusu olaydaki gibi yeterli farklılık sağlanarak kullanılabileceği, zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin ise marka olarak tescil edilebileceği, somut uyuşmazlıkta da davalının başvurusunun yeterli ayırtedicilik sağladığı, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 24/10/2022 gün ve 2022/8 Esas - 2022/277 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- Davacılardan ... Ticaret A.Ş şirketi tarafından açılan davanın REDDİNE, 3- Davacılardan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından açılan davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı Şirket tarafından istinaf aşamasında yatırılan 66,00 TL posta masrafı, 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere hesaplanan toplam 286,70 TL'nin davacılardan alınarak davalı Şirkete verilmesine, bakiyesinin davalı Şirket üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacılardan alınarak davalı ... verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70'er.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.