Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2015 E. 2023/2015 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2015
- Karar No
- 2023/2015
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2015 - 2025/2201 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2015 KARAR NO : 2025/2201 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/09/2023 NUMARASI : 2023/238 E. - 2023/385 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/09/2023 tarih ve 2023/238 E. - 2023/385 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, markaların aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, ... SİGORTA AŞ’nin haklı bir sebep olmaksızın “...” markasını tescilden itibaren hiçbir şekilde kullanmaması nedeni ile iş bu marka gerekçe gösterilerek başvurularının reddinin kabul edilemeyeceğini, ... SİGORTA’nın kullanmadığı markayı yeniden tescilinin de kötüniyetinin bir diğer göstergesi olduğunu, ... SİGORTA’ya ilişkin ... kayıtlarında olağan dışı miktarda kullanılmayan başvuru olmasının da anılan şirket tarafından, başvuruların kötüniyetli amaçlarla yapıldığını ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin de içinde bulunduğu şirketler grubu ve ... Bankası tarafından dava konusu ve “...” ibaresi içeren başkaca birçok marka ve ticaret unvanının ciddi şekilde kullanıldığını, “....com.tr" internet alan adının ise şirketlerine ait olduğunu ileri sürerek 2023-M-2870 sayılı YİDK kararının iptaline, 2022/161874 başvuru numaralı ve “... Bank” ibareli marka başvurusunun marka siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin eldeki dava bakımından taraf sıfatı bulunmadığını, markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının aynı mal/hizmet sınıfında yer aldığını, davalı müvekkili şirket tarafından dava konusu markaların engelleme amacıyla tescil edilmesinin söz konusu olmadığını savunarak müvekkili şirketin dava yönünden taraf sıfatı olmaması nedeniyle, davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, davacının bütünüyle suiniyete dayalı olan haksız ve mesnetsiz davasının bütünüyle reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, başvuru markası ile redde gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, anlamsal yönden ve bütünüyle bıraktıkları izlenimin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin SMK 5/1-ç maddesi gereği vermiş olduğu ret kararının tamamen hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan mal ve hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusunun "... Bank" ibaresinden oluşan standart yazı karakteri ile oluşturulmuş kelime markası olduğu, redde mesnet markaların ise "...+Şekil+BANK" ibaresinden oluştuğu, yumuşak bir stilde "... BANK" ibarelerine yer verildiği, "..." ve "BANK" harflerinin arasında ise sağa dönük, kırmızı, koyu yeşil ve açık renklerden oluşan "yön" figürüne yer verildiği, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar global olarak karşılaştırıldığında, "... BANK" ibaresinin müşterek bulunmasından kaynaklı, aralarında yüksek düzeyde benzerlik bulunsa da, karşılaştırılan markaların tıpa tıp aynı olmadığı, dava konusu marka başvurusu salt kelime markası iken, redde mesnet markaların kelime unsurlarının yanı sıra şekil unsurundan da oluştuğu, redde mesnet markalarda yer alan şekil unsurunun, bu markanın genel görünümüne asgari düzeyde somut ayırt edicilik kattığı, markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük, zayıf karakterli tek harfli bir işaret olduğu ve "BANK" sözcüğünün de davaya konu bir kısım hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı düşünüldüğünde, redde mesnet markalarda yer alan "şekil" unsurunun, markaları genel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıkardığı, ilk bakışta ve hemen markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunmadıkları, SMK m.5/1-ç bendi dayanak gösterilerek yapılan değerlendirmenin belirtilen gerekçelerle hatalı olduğu, davacı vekilince her ne kadar dava konusu marka başvurusunun tescili de talep etmişse ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/03/2017 tarih 2017/11-78 Esas 2017/521 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, markanın tescilinin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu) sisteminde idari bir sürecin neticesinde gerçekleşeceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığı, tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, tescil isteminin ayrı bir dava olarak değerlendirilemeyeceği, tescil istemi yönünde olumlu/olumsuz ayrıca hüküm kurulamayacağı gerekçesi ile davacının, davalı şirkete yönelttiği davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının, davalı ... yönelttiği davanın kabulü ile, 2023-M-2870 sayılı YİDK kararının iptal edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, mahkemece talep olmadığı halde SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca da değerlendirme yapıldığını, YİDK kararının sadece SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca tesis edildiğini, incelemenin bununla sınırlı olması gerektiğini, SMK'nın 6/1. maddesine ilişkin ifadelerin gerekçeli kararda yer alamayacağını, markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik olmadığını, davada pasif husumet yokluğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, istinafa konu mahkeme kararının başvuru konusu marka ile redde mesnet alınan markalar arasında 6769 sayılı Kanunun 5/1-ç maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, zira markaların esas unsurlarının “... BANK” ibaresi olduğunu, redde gerekçe markalarda bulunan şekil unsurunun tali nitelikte olup markada ayırt edici niteliği bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-ç maddesi uyarınca mutlak sebeple reddi için markalara konu işaretlerin ya tamamen aynı ya da ilk bakışta farkedilemeyecek ölçüde yüksek benzerliğe sahip olması gerektiği, somut olayda davacının başvuru konusu yaptığı "... Bank" ibareli marka ile davalı Kurumun mesnet aldığı "...+Şekil+BANK" ibareli markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik olmadığı, zira başvurunun standart yazı karakteri ile oluşturulmuş kelime markası olduğu, redde mesnet markaların ise "...+Şekil+BANK" ibaresinden oluştuğu, mesnet markaların yazım stilinin farklı olduğu, ayrıca "..." ve "BANK" harflerinin arasında bir figüre yer verildiği, ayrıca markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin tek harf olması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, diğer yandan "BANK" sözcüğünün de davaya konu bir kısım hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı, redde mesnet markalarda yer alan "şekil" unsurunun, markaları genel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıkardığı, diğer yandan mahkemece SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmenin SMK'nın 5/1-ç maddesindeki hususu nitelemek için yapıldığı ve kesin bir değerlendirme içermediği, zira gerekçeli kararda "oluşturabileceği" şeklinde bir ifade tarzının benimsendiği, bu nedenle mahkemenin talepten fazlasına karar verdiği veya gerekçeli karar içerisinde bir çelişki yarattığı yönündeki davacı iddiaların yerinde bulunmadığı, öte yandan dava konusu marka başvurusunun resen yapılan inceleme sonucunda davalı Kurum tarafından mutlak ret nededine göre reddedilmiş olması nedeni ile davalı şirket yönünden mahkemece davanın reddine yönelik hüküm kurulmasında da bir isabetsizlik olmadığı, diğer yandan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığı, tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, tescil isteminin ayrı bir dava olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1- Davacı ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacı ile davalı ... alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davacı ile davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.