Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2023/20 E. 2024/663 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/20
Karar No
2024/663
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2023/20 Esas

KARAR NO: 2024/663 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/10/2022

NUMARASI: 2021/472 E. - 2022/189 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli)

KARAR TARİHİ: 04/04/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; TPMK nezdinde kayıtlı "..." markasının müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, pandemi nedeniyle e-ticaret alanında yoğunlaşmak isteyen müvekkili şirketin bir web sitesi kurduğunu ve alan adı almak için başvuru yaptığında adına tescilli marka ve ticaret unvanına karşılık gelecek şekilde 3.kişinin "...com domaini almış bulunduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin bu alan adını alamadığını, 3.kişi tarafından kullanılan bu domainin, müvekkili şirketin telif haklarını ihlal ettiğini, aynı zamanda marka hakkına da tecavüz oluşturduğunu, yapılan araştırmalar sonucunda bu alan adının müvekkili şirketin eski ortağı ve aynı zamanda uzun süre yöneticiliğini yapmış bulunan ... adına ve bireysel olarak alındığı sonucuna varıldığını, şu an bu alan adının kullanılmadığını, şirket ile ilişkisinin son derece olumsuz koşullarda son bulduğunu, taraflar arasında birbirlerine karşı husumet bulunduğunu, kendisi ile görüşülüp bu alan adı ile ilgili devir veya kullanma hakkından vazgeçmesinin talep edildiğini, davalının hiçbir girişimde bulunmadığını, açıklanan nedenlerle, davalının kişisel olarak almış bulunduğu internet alan adının ticari markaları ile aynı veya iltibasa mahal verecek şekilde benzer olduğundan, internet alan adı sahibinin alan adı üzerinde herhangi bir hakkının veya haklı menfaatinin olmadığı ve internet alan adı üzerinde kötüniyetli olarak tescil edildiğini ve kullanılmakta olduğundan, davalı adına tescilli "..." domaininin iptalini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; huzurda görülen davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin ikamet adresinin Fethiye olduğunu, Fethiye mahkemeleri yetki sınırlarında olduğundan yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, "com" uzantılı alan adları ile ilgili uyuşmazlıkların yerel mahkemelerde değil, uluslararası ölçekte tahkim ve arabuluculuk kurullarından çözülebileceğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, davacı tarafın taraf ehliyeti olmadığını, davaya konu "..." markasının üçüncü şahıs ... adına tescilli olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, müvekkilinin davacı şirket yetkilisi olarak yaptığı yasal müracaat neticesinde uluslararası alanda geçerli "com" uzantılı alan adını ve giriş şifrelerini diğer şirket ortağı ...'a şirketten ayrılırken teslim ettiğini ve bu alan adının müvekkili ya da ... tarafından hiçbir zaman kullanılmadığını, müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, davada husumetin müvekkiline yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, öncelikle yetki, görev, taraf ehliyeti ve taraf sıfatı noksanlığı itirazlarının kabulünü, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/10/2022 tarihli 2021/472 E. - 2022/189K. sayılı kararıyla; "...Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde alan adının iptalini talep etmiş, 28/06/2022 tarihli dilekçesinde ise "sonuç olarak tarafımızın işbu davada netice-i talebi, dava konusu alan adına erişimin kısıtlanması değil, müvekkili şirkete alan adının mülkiyetinin ve şifresinin devredilmesidir." şeklinde beyanları ile erişim engeli talep etmediklerini sarahaten bildirmiştir. Mahkememiz dava dilekçesindeki taleple bağlıdır ve söz konusu talep yönünden mahkememizce iptal (yahut devir) kararı verilemeyeceği" gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece domaini elinde bulundurma hakkının kime ait olduğunu araştırmadığını, yalnızca dava dilekçesindeki talep sonucunun lafzından hareketle ve dava konusunun uluslararası tahkimle çözümlenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin marka haklarına tecavüz edilip edilmediğini araştırarak, tecavüzün tespiti halinde davalıya ait domainin Türkiye sınırları içerisinde erişiminin engellenmesine karar vermesi gerekirken, bu hususlara hiç değinilmeden davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka uygun olmadığını,Davalının domain kullanma hakkını elinde tuttuğunu, hakkın müvekkiline ait olduğunu açıkça beyan etmesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, HMK uyarınca hakkında dava açılmasına sebebiyet veren lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kaydı incelendiğinde; ... tescil numaralı "..." markasının 14. sınıfta ... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince bilişim uzmanı ... alınan 21/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "Davalı yana ait ... uzantılı alan adı tescili, alan adının muhteviyatı gereği uluslararası geçerlilik kesbetmekte olduğu, www.....com alan adının BTK üzerinden yapılan Whois sorgusunda, “...” bölümünde “...” ibaresi yer aldığı, www...com alan adının Türkiye dışı ABD ve Kanada ortak menşeili ..., ... isimli şirket üzerinden kaydedildiğinin anlaşıldığı, Bu meyanda, dava konusu alan adının Türkiye üzerinden tanzim edilmesi muhtemel bir erişimin engellenmesi kararı ancak ülkemiz sathında uygulama alanı bulabileceği, İlgili alan adına ülkemizden erişimin engellenmesi kararı Erişim Sağlayıcıları Birliği eli ile uygulanabileceği" yönünde görüş bildirilmiştir.

G E R E K Ç E: Dava, davalı adına tahsis edilen “....com” alan adının iptali davasıdır.Mahkemece alan adının iptalinin Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı nezdinde başvuru ve şikayet yoluyla istenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.Dosya incelendiğinde; dava dilekçesinde davalı tarafça alındığı belirtilen alan adının davacıya ait markayı içermesi nedeniyle iptalinin talep edildiği, yargılama sırasında ise davacı vekili tarafından alan adına erişimin engellenmesinin talep edilmediği, talebin alan adının mülkiyetinin ve şifresinin müvekkiline devredilmesi olduğunun beyan edildiği, davalı tarafın iddianın genişletilmesine ve değiştirilmesine muvafakat etmediği, bu konuda usulüne uygun olarak sunulan bir ıslah dilekçesinin de mevcut olmadığı, davanın bu haliyle marka haklarına tecavüz nedeniyle alan adına Türkiye’den erişimin engellenmesi davası olmadığı, marka haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla açılan alan adının iptali davası olduğu, alan adının iptali ve davacıya devredilmesi talepleriyle ilgili WIPO Hakem Heyeti’nin alternatif bir çözüm yolu olduğu ve Türk Mahkemelerinin yetkisini kaldıran bir uygulama olmadığı, davacının marka hakkına dayanarak alan adıyla ilgili gerçek hak sahibinin kendisi olduğu, davalının alan adı tahsisinin kötüniyetle yapıldığı iddialarıyla Türk Mahkemelerinde Türkiye ile sınırlı olmak üzere alan adına erişimin engellenmesi için dava açmasına engel bir durum bulunmadığı, ancak Türk mahkemelerince .com uzantılı alan adının iptali ve marka sahibine devri yönünde karar alınmasının mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesindeki talebinin ise alan adının iptali olduğu, davacı vekilinin yargılama sırasında açıkça alan adına erişimin engellenmesi yönünde bir talebinin bulunmadığını beyan etmesine rağmen bu kez istinaf dilekçesinde mahkemece müvekkilinin marka hakkına tecavüz edilip edilmediğinin araştırılarak, tecavüzü tespit etmesi, ilgili domain alanına Türkiye’den erişimin engellenmesine karar vermesi gerektiğini beyan etmesinin önceki beyanı ile çelişkili olduğu, Mahkemece dava dilekçesindeki talepler ve davacı vekilinin duruşmadaki beyanlarına göre davanın reddine karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, HMK’nun 327. maddesindeki koşulların mevcut olmadığından, yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin HMK’nun 326. maddesi uyarınca aleyhine karar verilen davacıya yüklenmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 04/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/20, K. 2024/663, T. 04.04.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2023-20-e-2024-663-k-047b8cf414f6