Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1807 E. 2023/1807 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1807
Karar No
2023/1807
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1807 - 2025/2126 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1807 KARAR NO : 2025/2126 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 NUMARASI : 2021/249 E. - 2022/230 K.

DAVANIN KONUSU :Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 tarih ve 2021/249 E. - 2022/230 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilin 1960’lı yıllardan beri faaliyet gösterdiğini, “...” ibaresini içerir şekilde 2006 yılından bu yana tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin bu markalar üzerine yatırımlarını yaptığını, müvekkili markalarının kullanım sonucunda da ayırt edicilik elde ettiğini, davalı yanın “...” ibaresi ile gerçekleştirdiği başvuruya itiraz ettiklerini, ... ibareli marka ile ... ibareli müvekkilinin markalarının benzer olduğunu, dava konusu markada geçen hizmetlerden özellikle 35. Sınıfın müvekkilinin markalarının kapsamı ile örtüştüğünü, tüketicilerin taraf markalarını benzer olarak algılayacaklarını, dava konusu markanın esaslı unsurunun “...” kelimesi olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren sıralı markaları ile iltibasın oluşacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek 2021-M-4071 sayılı YİDK kararının ve dava konusu 2019/135547 sayılı başvurunun 35. Sınıf hizmetler bakımından iptal ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili markalarının kendi alanında bilinir olduğunu, müvekkilinin 2011/95431 başvuru numaralı ... ..., 2015/10642 başvuru numaralı ... ... ... , 2015/10917 başvuru numaralı ... ... ..., 2019/135547 başvuru numaralı ..., 2020/30011 ... markalarının bulunduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı tarafın markası ile müvekkilinin markası arasında ortak kelime "..." kelimesinin yer aldığını, ancak başkaca hiçbir benzerliğin bulunmadığını, her iki markanın görsel ve okunuş itibariyle hiçbir benzerlik taşımadıklarını, sadece “...” kelimesi üzerinde yoğunlaşılmasının hatalı olduğunu, müvekkiline ait “..." ile karşı tarafın markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan birbirine benzemediğini, “...” ve “...” kelimelerinin anlamlarının da farklı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında 35. Sınıfta yer alan hizmetler ve yine 35.05 alt grubunda satışına özgülenen emtianın tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 35. Sınıfta yer alan hizmetler ile aynı ya da aynı türdeki hizmetleri kapsadığı, davacı yanın 2005/29015 sayılı markası kapsamında 35. Sınıf hizmetler yer almamakla birlikte mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satışa konu ettiği de kabul edildiğinden, 29 ve 31. Sınıf emtianın satışına özgülenmiş 35. Sınıftaki satış hizmetleri bakımından bu taraf markaları arasında benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunduğu, şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtili emtia yönünden gerçekleştiği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı yanın özellikle işlem dosyasında “...” markalarının kullanımlarını gösterir çok sayıda delile yer verdiği, sunulan bu delillerden davacı yan markalarının özellikle deniz mahsulleri ürünlerinde uzun yıllardır aktif ve yoğun bir biçimde kullanıldığı anlaşılmakla birlikte salt aktif ticari faaliyet gösteren herhangi bir marka için sunulabilecek nitelikteki olağan kullanım delillerinden ibaret bu delilerin, davacı markalarının tanınmışlığı hususunda bir kanaate varılması için yeterli görülmediği, fatura ve ürün görsellerinin ötesinde tanınmışlığı destekler mahiyette yeterli delilin dosya içerisinde mevcut olmadığı, delillerin davacı yanın SMK 6/3 maddesi uyarınca “...” markasını hazır deniz ürün ve mamullerinde uzun yıllardır markasal nitelikte kullandığı sonucunu doğuracağı ancak anılan ibarenin davacı lehine halihazırda tescilli olmasından ötürü 6/3 maddesi uyarınca ek koruma koşullarının oluşmayacağı, yine SMK 6/5 maddesi uyarınca davacı markasının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı, davacı tarafça davalının kötüniyetle hareket ettiğine dair delil sunulamamış olduğu, davalının müktesep hak iddiasının bulunduğu, dosya kapsamında davalı yanın önceki markalarının tescili kapsamındaki hizmetlerde kullanımlarını gösterir hiçbir delil bulunmadığı, başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için hakka dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının uzun süre kullanılması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir marka ya da işarete yanaşılmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gerektiği, bu haliyle Yargıtay'ın güncel içtihatında aradığı şartların somut olayda meydana gelmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile YİDK'nın 2021-M-4071 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2019/135547 kod nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, anlam ve biçim olarak iki markanın birbirine benzemediğinin açık olduğunu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacı markaları ile müvekkiline ait markanın işitsel ve görsel açıdan birbirlerinden açıkça farklı bulunduğunu, davacı markalarının esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğunu, mahkeme tarafından davacı markalarının esaslı unsuru "..." ibaresi kabul edilse de bu ibarenin açıkça tanımlayıcı unsur olduğunu, “...” kelimesinin “denizci, deniz piyadesi, deniz ile ilgili” gibi anlamları bulunan İngilizce bir kelime olduğunu, aynı zamanda, “... etmek” şeklinde kullanılan genellikle et/balık/tavuk ürünlerinin pişirilmeye hazır hale getirilmesi için uygulanan bir işlem basamağı olarak da dilimizde bir anlamı olduğunu, davacının "..." kelimesine "s" harfi ekleyerek tanımlayıcı bir ibareyi tekeline almasının kanuna aykırı bulunduğunu, markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin de açıkça benzer olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markası ile davacının itirazına mesnet markaları yan yana incelendiğinde, taraf markalarında ortak olarak yer alan ...-... kelimesinin, “deniz, denize ait” anlamlarına geldiği, özellikle davacı markalarında yer alan ...-... ibaresi mavi renkte ve dalga şekliyle beraber kullanılmış olup, günlük ticari hayatta herkes tarafından kullanılabilecek nitelikte zayıf marka konumunda olduğunu, başvuru markasında yer alan ... ve ... ibarelerinin yeterli farklılaşmayı sağladığını, başvuru markasını parçalarına ayırmanın doğru olmayacağını, markalar arasında bütüncül algılamada farklılık bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira başvurunun asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davacı markalarının asli unsurunu teşkil eden "..." ibareleri arasında yüksek derecede görsel ve işitsel benzerlik olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu söylenebilir ise de tanımlayıcı ve tasviri olmadığı, dolayısıyla asgari düzeyde korumayı haiz bulunduğu ve bu kapsamda, başvuruda ayırt ediciliği sağlayan bir unsurunun olmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, diğer yandan davalının müktesep hak savunmasının olduğu ancak davalı yanın önceki markalarının tescili kapsamındaki hizmetlerde kullanımlarını gösterir delil bulunmadığı, Yargıtay'ın güncel içtihatında aradığı şartların somut olayda meydana gelmediği anlaşılmakla davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılarca istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1807, K. 2023/1807, T. 01.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1807-e-2023-1807-k-1fc40743709d