Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/168 E. 2023/1701 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/168
- Karar No
- 2023/1701
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/115 KARAR NO: 2024/395 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 23/11/2023 NUMARASI: 2023/168 E. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ihtiyati tedbir kararı verilerek teminatsız olarak; Davalının "..." ibaresi içeren "https://..." ve "https://....." internet sitesinin kapatılmasına ve erişimin engellenmesine, tedbire karar verilmesi halinde Sağlık Bakanlığına yazı yazılarak, verilen tedbir kararının bildirilmesine, karar verilmesini, Davalının tecavüzünün tespiti ile durdurulmasına, önlenmesine, Davalının kullanmakta olduğu "..." ibaresini içeren her türlü tabelalarının sökülmesine, her türlü yazılı ve görsel belge, görüntü ve dokümanlarına el konulmasına ve imha edilmesine, Davalının "...” ibaresini kullanmaması hususunda uyarılmasına, Davalının "..." ibaresini kullanarak işlem yaptığı belirterek bu hususta ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının beyanlarının hukuka aykırı olduğunu, davacının beyanları arasında yer alan "... ibaresinin, müvekkili firmayı davacı firmanın yan kuruluşu gibi gösterdiğine ve bu sebeplerden yanıltıcı olduğuna" ilişkin tespitlerin hatalı olduğunu, ihtiyati tedbire yönelik itiraz dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi 29/09/2023 tarihli ara kararıyla ; "TPMK'ndan gelen marka ve tasarım tescil kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalı adına tescil edilen ... tescil numaralı "..." markasının 01,05,10,35. sınıfta tescilli olduğu, bilirkişiler tarafından tespit edilen davalı kullanımlarının da bu kapsamda kaldığı, davacının markalarının ise "...+ŞEKİL" esas unsurlu 01,03,05,10,16,35,41,44. Sınıfta tescilli markalar oldukları, her iki tarafın markalarının da şekil unsuru içerdiği, davalının marka kullanımının tesciline uygun olduğu, davalının markasının hükümsüz kılınıp kılınamayacağının yargılamayı gerektirdiği, ayrıca davacının davacının markalarının daha eski tarihli olduğundan, ayrıca davalının tescilli markası ile davacının markalarının iltibasa neden olacak derecede benzer olduğuna dair marka uzmanı bilirkişi tarafından görüş bildirildiği... " gerekçesiyle; -Davacı-karşı davalının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı şirkete ihtiyati tedbir kararının tebliğ tarihinden itibaren başlamak üzere 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 sayılı SMK'nun 159/2-c maddesi gereğince 200.000,00 TL (ikiyüzbin Türk Lirası) nakdi teminatı ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunu Mahkememize depo etmesine, kesin süre içerisinde teminatın depo edilmemesi halinde "..." markasıyla ilgili daha ağır bir ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin ihtarına, davacının marka kullanımıyla ilgili fazlaya ilişkin taleplerinin ve tasarımla ilgili ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; dosyadaki bilirkişi raporunda ve davacı beyanları arasında yer alan, "... ibaresinin, müvekkili firmayı davacı firmanın yan kurulusu gibi gösterdiğine ve bu sebeplerden yanıltıcı olduğuna" ilişkin tespitlerin hatalı olduğunu, zira "..." ibaresinin evrensel bir ibare olup, çok çeşitli ve geniş bir kavram ve çalışma alanını tanımladığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi ...; "evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi; ilim." anlamına geldiğini, davacı, huzurdaki dava ve ihtiyati tedbir talebiyle, herkesçe yaygın kullanılan ve doktrinde kabul edildiği üzere fikri ve sınai haklar bazında dar bir koruma alanına sahip olan, zayıf marka niteliğindeki bir sözcüğün kendi kullanımlarına özgülenmesini talep ettiğini, iş bu talebin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalıya yönelik uygulanmasına karar verilen ihtiyati tedbirin müvekkilinin ticari hayatı ve ekonomik geleceği açısından telafisi imkansız derecesinde zor olan zararlara sebebiyet vereceğinden, tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili reddedilen ihtiyati tedbir talepleri yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dairemizin 2023/1737 E., 2023/1701 K. Sayılı kararı ile; 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Mahkemenin 23.11.2023 tarihli kararı ile "Dosya incelendiğinde davacı tarafça davalı tarafın iltibas yoluyla davacının markasının ihlal edildiğinin talep ve dava edildiği, tedbirin değerlendirilmesi için alınan raporda davalı tarafın davacının marka hakkına tecavüz oluşturma ihtimalinin yaklaşık olarak ispat edildiği, ancak davalı kullanımlarının marka tesciline dayandığı dikkate alınarak bu aşamada davacı tarafın varsa maddi zararlarının teminat altına alınmasının uygulanacak tedbir yönünden ölçülü olacağı kabul edilerek 29.09.2023 tarihli tedbir kararının yerinde olduğu kabul edildiği gerekçesiyle," ihtiyati tedbire itirazın REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece 29.09.2023 tarihli ara kararla müvekkiline yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini, karara itiraz ettiklerini ve itirazlarının reddedildiğini, dosyadaki bilirkişi raporu ve davacı beyanları arasında yer alan, "... ibaresinin, müvekkili firmayı davacı firmanın yan kuruluşu gibi gösterdiğine ve bu sebepler yanıltıcı olduğuna" ilişkin tespitler hatalı olduğunu, "..." ibaresinin evrensel bir ibare olduğunu, çok çeşitli, geniş bir kavram ve çalışma alanını tanımladığını, bu sözcük tek bir kişi ya da kurumun tekeline alınamayacağı gibi, bir kurumun daha öncesinden bu sözcüğü içeren bir markayı tescil ettirmiş olması da, söz konusu kelimeyi başka gerçek veya tüzel kişilerin kullanımına engel olma hakkını kendilerine vermeyeceğini, davacının talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, piyasada "..." ifadesini içeren marka sayısı oldukça fazla olduğunu, davacının düşünce ve hareket şekliyle, tüm bu markaların tescilinin iptaliyle, kullanım haklarının sahiplerinin elinden alınması gerektiğini, müvekkili firmanın unvanındaki temel ve ayırt edici unsurun "..." degil, "..." ifadesi olduğunu, biyoloji kelimesinden yola çıkılarak elde edilen bu ifade, müvekkilinin unvanını tamamlayan ve davacının markasından ayırt edilmesini sağlayan bir unsur olduğunu, müvekkilinin doğrudan ilaç üreten bir firma olmadığını, destekleyici ek gıda tanımına uygun ürünler ürettiğini, insan ve hayvanların bünyesini güçlendirici, canlılığın devam etmesine katkı sağlayan ürünler içeren bir firmanın da, "..." kavramına atfen "..." ifadesini kullandıklarını, piyasaya sürdüğü ürünlerin özelliklerini tanımlayan "..." ifadesi, müvekkili unvanında firmanın iştigal alanını tanımlayıcı ve ayırt edici unsur olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil firmanın piyasadaki ürünlerinin "...", "..." gibi birleşik sözcükler içeren isimlerle kullanıcıya arz edildiğini, her birinin ismini TPMK tarafından tescil ettiklerini, müvekkilinin bu ürünler üzerinde kullandığı şirket logosu ise, davacı firmayla karıştırılma imkanı olmayan, görsel ve fonetik açıdan tamamen farklı bir logo olduğunu, müvekkil firmanın unvanını içeren alan adlarıyla oluşturulan sitelere erişimin engellenmesi, müvekkilinin reklam ve ürün tanıtımına engel olacağını, ürün satışlarını da önemli ölçüde düşeceğini, ekonomik anlamda zarara uğramasına sebebiyet vereceğini, yeni alan adı oluşturmanın müvekkiline masraflı ve zor bir işlem olacağını, müvekkiline yönelik uygulanmasına karar verilen ihtiyati tedbir, müvekkilinin ticari hayatı ve ekonomik geleceği açısından telafisi imkansız derecesinde zor olan zararlara sebebiyet vereceğinden, istinaf başvurusunun kabulü ile söz konusu ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.TPMK kayıtlarına göre, ... başvuru numaralı 19.02.1990 başvuru tarihli ... tescil nolu 16.09.2019 yenileme tarihli “...” ibareli markanın, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 05 sınıfında ...ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli olduğu, ... başvuru numaralı 22.09.2017 başvuru tarihli 07.03.2018 tescil tarihli “şekil ...” ibareli markanın, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 01 / 03 / 05 / 10 / 16 / 35 / 41 / 44 / sınıflarında ... ANONİM ŞİRKETİ adına tescilli olduğu ... başvuru numaralı 14.02.2020 başvuru tarihli görselini haiz “ ...” ibareli markanın, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 01 / 05 / 10 / 35 / sınıflarında ... ANONİM ŞİRKETİ adına başvuru konusu olduğu ve başvurunun 30/11/2022 tarihinde BAŞVURU/TESCİL GEÇERSİZ şeklinde olduğu görülmüştür.Somut olayda, 29/09/2023 tarihli ihtiyati tedbirin kısmen kabulüne ilişkin ara kararın istinaf edilmesi neticesinde dairemizce istinaf başvurusun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, verilen ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz üzerine 23/11/2023 tarihli ara kararı ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verildiği, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 28/09/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "davacı yanın davacı yanın tecilli markalarının asli unsuru olan “...” unsurunun belirtilen şekillerde kullanımlarda da asli unsur olarak yer aldığı, her ne kadar tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğu değerlendirilebilecek ise de davacı yanın markasını bilen / tanıyan tüketicinin davalı yanın kullanımları ile karşılaştığında davacı yanın seri markalarından birisi ile karşı karşıya olduğunu değerlendirebileceği, bu eksende İlgili kullanımların davacı yana ait markaları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirileceği" yönünde görüş bildirdiklerinden, bu aşamada davacı yönünden yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu, mahkemece hükmedilen ihtiyati tedbirin orantılılık ilkesine ve dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmakla, mahkemece ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin verilen karar hukuken yerinde olup, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/11/2023 tarih ve 2023/168 E. sayılı ara kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.29/02/2024