Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1332 E. 2023/1332 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1332
Karar No
2023/1332
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1332 - 2025/2238 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1332 KARAR NO : 2025/2238 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2022 NUMARASI : 2022/41 E. - 2022/276 K.

DAVACI : KÜTAHYA PORSELEN SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ARZU AKALIN DİZDAR - [16341-43156-64765] UETS

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2022 Tarih ve 2022/41 Esas - 2022/276 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 1970 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, porselen yemek takımlarının yanı sıra, porselen obje ve sofra tasarım aksesuarları da ürettiğini, davalı gerçek kişinin 2020/45523 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkili adına tescilli "..." ibareli marka ile tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkilinin 2010 yılından bu yana 35. sınıfta tescilli olarak kullandığı 2010/18385 numaralı "..." markasının, sektörde meşhur ve maruf hale geldiğini, dava konusu markanın müvekkili şirket markasıyla iltibas yaratacağını ve ayniyet derecesinde benzer olduğunu, her iki markada da “porselen” ibaresinin ortak olarak yer aldığını, "..." ve "..." kelimelerinin ise porselen ürünlerinin bir arada satıldığı ve tüketiciye arz edildiği yönünde algı oluşturduğunu, "..." ibaresinin dava konusu başvuruya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, taraf markalarının kapsadığı emtianın da aynı ve benzer olduğunu, taraf markalarının görsel ve işitsel benzerliğin yanında kavramsal olarak da birebir ilişkilendirilebileceğini, taraf markalarının ayırt edici ve esas unsurunun "porselen" ibaresi olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığını, davalı yanca ... sicil kaydında yer alan görsellere rağmen markaların aynı yazı karakteri ve puntolarla yazılmak suretiyle suni bir benzerlik oluşturma çabasına girildiğini ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-11262 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ortalama tüketicinin taraf markalarını karıştırmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında idari veya ekonomik bir bağ da kurmayacağını, markaların birbirinin serisi olarak algılanmayacağını, "porselen" kelimesinin yaygın kullanımı olan, herkesçe anlamı bilinen ve ayırt ediciliği görece doğuştan düşük bir kelime olduğunu, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Ali İhsan Ören vekili, "porselen" ibaresinin, ticari hayattaki yaygın kullanımı, anlamı, içeriği ve tasviri niteliği dikkate alındığında tek başına ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, davacı markası ile müvekkiline ait markanın yazı stili, bütünselliği, oluşturdukları algı ve imaj, bıraktıkları intiba ile tüketici nezdinde tamamen farklı markalar olduğunu, karıştırılacak derecede benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılma ihtimalleri olmadığını, davacı tarafın kötü niyet iddiasını itiraz aşamasında belgelendirmediğinden bu iddiaya itibar edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, sunulan belgelerin davacı markasının kullanımını göstermek için yeterli olmadığı, markayı taşıyan ürünün ciddi satış tutarını gösterir fatura sunulmadığı, davacı markasının ciddi ve pazar payı yaratmaya elverişli kullanımını ispata yarayan delilin dosyada bulunmadığı, itiraza mesnet 2010/18385 sayılı markanın tescilli olduğu emtia bakımından kullanımı ispat edilemediğinden, bu markanın SMK'nın 6/1 maddesi değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, dava konusu markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından ise dava aşamasında kullanmama def'ine dayanılmadığı, bu nedenle mesnet gösterilen 2010/18385 sayılı markanın kullanım ispatı aranmaksızın SMK m.6/1 hükmü uyarınca karıştırılma tehlikesinin değerlendirmesi gerektiği, dava konusu markanın, 21. sınıfta tescil edilmek istendiği, davacıya ait hükümsüzlüğe mesnet gösterilen markanın ise 35. sınıfta tescilli bulunduğu, davacı markasında yer alan 35. sınıf 01-05 alt sınıflarında yer alan hizmetler ile dava konusu marka başvurusunda yer alan 21. sınıf malların ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, davacıya ait markanın 35/06. sınıf hizmet bakımından satışa sunulacak mallar belirtilmeksizin, genel başlık altında mağazacılık hizmetlerini kapsayacak şekilde tescil edildiği, davacının sunduğu belgelerin büyük bir çoğunluğunun, dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraya ilişkin olduğu, kullanım olarak değerlendirilebilecek 2 adet fatura bulunduğu, "yemek takımı" ve "kahve fincanı" ürünlerinin satışına ilişkin bu faturaların, dava dışı Porselen Sepeti AŞ tarafından düzenlendiği, dava dışı bir şirket tarafından düzenlenen bu faturaların, davacı şirket lehine marka kullanımını gösterdiğinin kabul edilemeyeceği, kaldı ki 2 adet faturanın bir markanın kullanımını göstermek için yeterli de olmadığı, ayrıca "yemek takımı, kahve fincanı" emtiasının satışına özgülenen 35/6 sınıf ile dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın, benzer de bulunmadığı, bu mal ve hizmetler arasında ilişki olmadığı, sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia bakımından taraf markaları arasında emtiaların aynı veya benzer olması şartının sağlanamadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia bakımından taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı gibi markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak da benzer olmadığı, markalarda ortak olarak yer alan "PORSELEN" ibaresinin marka vasfı ve ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması, diğer unsurlar nazarında hiçbir ortak unsur bulunmaması, taraf markalarında "PORSELEN" kelimesinin esas unsur olmaması, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir bulunmaması, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, somut olayda davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tescili bakımından bir engel teşkil etmeyeceği, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkiline ait itiraza ve davaya mesnet marka ile dava konusu marka başvurusunun ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, yine taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin de benzer bulunduğunu, bu nedenlerle söz konusu YİDK kararının iptalinin ve davaya konu markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesi kararından sonra davalı Ali İhsan Ören'in öldüğü anlaşıldığından, Dairemizce duruşma açılmak suretiyle, anılan davalının mirasçıları davaya dahil edilmiş, taraf teşkili bu şekilde sağlanmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK kararının iptali davası yönünden davacının itirazına mesnet 2010/18385 sayılı markanın kullanımının ispat edilemediği, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmede bu markanın dikkate alınamayacağı, hükümsüzlük davası bakımından ise taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, zira davacının itirazına mesnet markanın genel olarak mağazacılık hizmetlerinde tescilli olup, fiilen hangi mallar üzerinde kullanıldığının ispat edilemediği, buna göre emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, davacının eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyete ilişkin iddialarının da dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 356/2 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açıldığından ve tek duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 22.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalılar vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 26/11/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1332, K. 2023/1332, T. 28.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1332-e-2023-1332-k-1a0dd355d068