Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/1191 E. 2025/1327 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1191
Karar No
2025/1327
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ....

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/03/2023 NUMARASI : ....

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/03/2023 Tarih ve 2022/333 Esas - 2023/74 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili tarafından ... nezdinde 27/01/2021 tarihinde 30.sınıfta 2021/13719 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, davalı Şirket tarafından bu başvuruya 2017/09701 sayılı "... ....... ..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas, tanınmışlık ve kötüniyet iddiasıyla itiraz edildiğini, davalı Kurum'un davalı Şirket'in SMK'nın 6/1.maddesine dayalı itirazını haklı bularak dava konusu YİDK kararı ile başvurunun reddine karar verdiğini, oysa karşılaştırılan markalarda ortak olarak bulunan "..." ibaresinin türetildiği İngilizcedeki "..." ibaresinin "tatlı, aperatif, çerez, atıştırma, meze, lokma, çerez, abur cubur, ara öğün, hafif yemek" vb. anlamlara geldiğini, başvuru kapsamındaki emtialar bakımından yaygın kullanıldığını, ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu "..." ibaresinin "..." ibaresinden ayrı ve bağımsız bir ibare olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, "..." ibaresinin tanımlayıcı ve tali niteliği nedeniyle kimsenin tekeline bırakılamayacağını, başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, taraf markalarının benzer olmadığını, uyuşmazlık konusu markaların hedef tüketici grubunun bilinçli tüketiciler olması markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının "..." markası yönünden kazanılmış hak sahipliğinin bulunduğunu, dava konusu başvuruda itiraza mesnet markalara yakınlaşma ve benzeştirmeden söz edilemeyeceğini ileri sürerek, ... YİDK'nin 22/06/2022 tarih ve 2022/M-7642 sayılı kararının iptaline, başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin itiraza mesnet "...... numaralı "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, markalarında yer alan "..." ibaresinin çatı unsur olması nedeniyle benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmayacağını, davalı şirkete ait markaların tek ve esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, dava konusu markada da "..." ibaresinin çatı unsur olduğunu, Türkçe anlamı "......." ibaresinin ise tanımlayıcı/vasıf bildirici nitelik taşıdığını, dava konusu markanın da esas unsurunu, davalı şirketin itiraza mesnet markalarının esas unsuru ile birebir aynı olan "..." ibaresinin oluşturduğunu, marka görselinin merkezine diğer ibarelere kıyasla daha büyük puntolarla yazılmış "..." ibaresinin yerleştirilmesinin, tüm dikkat ve ilginin "..." ibaresinde toplanmasına neden olduğunu, bu ibarenin de davalı şirketin bir başka markası olarak tüketici nezdinde karıştırılmaya çok müsait bulunduğunu, dava konusu markada yer alan ibarenin "..." değil müvekkili tarafından kurgulanan "..." ibaresi olduğunu, markanın hedef kitlesini davacı vekilinin iddiasının aksine bilinçli tüketiciler oluşturmayıp, arz edilen ürünlerin genelinin ''kolayda mallar'' grubuna girmesi itibariyle ortalama tüketicilerin oluşturduğunu, müvekkiline ait "....... ..." ibareli markaların ülke düzeyinde ulaştığı çok tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında. "..." marka işaretinin üçüncü kişi ve kurumlarca yeni ve orijinal bir marka gibi sunulmasının ve tescilinin mümkün olmadığını, seçilebilecek milyonlarca farklı kelime ve şekil unsuru varken bu marka işaretinin seçilmesi, bu kelimeyi ihtiva eden marka başvurusuyla davalı şirkete ait seri markalara bir yenisinin eklendiği izleniminin yaratılması ve marka olarak tescil ettirilmek istenmesinin başvurucunun kötü niyetini gözler önüne serdiğini, davacının önceki tarihli "..." esas unsurlu markalarının işbu uyuşmazlık bakımından müktesep hak teşkil etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı ve davalı markası arasında “...” ibarelerinin ortaklığı nedeniyle benzerlik bulunsa dahi davalı markasındaki “........” ibarelerinin ayırt edici sayılmaması, yahut ayırt edicilik seviyesinin çok düşük olması, marka sahibinin, markası üzerinde yapılan asgari düzeydeki değişiklilere tahammül etmek zorunda olması, aynı zamanda davacının davalı markasına eklediği “...” ibaresini kullanarak markaya yeterli ölçüde ayırt edicilik kazandırması dolayısıyla markalar arasında ilişkilendirme dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, kazanılmış hakka mesnet markanın ilgili piyasada ciddi biçimde kullanılıyor olduğuna ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılamadığından davacının kazanılmış hak iddiasının ispatlanamadığı, YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 22/06/2022 tarih, 2022/M-7642 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ...A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin redde mesnet markalarında yer alan "..." ibaresi çatı marka olduğundan, asli unsurun "...-..." ibarelerinden oluştuğunu, başvuru markasında ise "..." ibaresinin çatı marka,.... ibaresinin tanımlayıcı unsur olması nedeniyle asli unsurun "..." ibaresi olduğunu, böylece taraf markaları arasında asli unsurlarının ortaklığından kaynaklanan yüksek derecede benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, "..." ibaresinin müvekkili tarafından yaratılmış, özgün bir ibare olduğunu, davacı vekilinin iddialarının aksine "..." ibaresinin "..." kelimesine atıf yaptığının söylenemeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin .... ibareli markaların da sahibi olduğunu, başvuru kapsamındaki 30.sınıf emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve özen seviyesinin düşük olduğunu, bu durumun iltibas ihtimalini artırdığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığı nedeniyle dava .konusu başvurunun müvekkilinin markalarının sulandırılmasına yol açacağını, binlerce değişik seçenek bulunmakta iken davacının, müvekkiline ait markalar ile aynı sınıf ve aynı hizmetler için ayırt edilemeyecek kadar benzer bir marka kullanmayı tercih etmesinin başvurunun kötüniyetle yapıldığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararının yeterli gerekçe içermediğini, dava konusu “...” markası ile diğer davalının “..... ...” ibareli markaları karşılaştırıldığında markaların esas unsurları arasındaki benzerliğin ilk bakışta göze çarptığını, markalar arasında uyuşmazlık konusunu oluşturan “...” ibaresinin, itiraza mesnet önceki tescilli markaların esas unsurunu oluşturduğunu, her ne kadar davacı tarafından “atıştırmalık” anlamına gelen “...” sözcüğüne işaret edildiği, “...” ibaresinin tasviri olduğu iddia edilse de söz konusu ibarenin ayırt edicilik özelliğini ihtiva eden tescilli bir markanın esas unsurunu oluşturduğunu, “...” ibaresinin tek başına anlamı bulunmayan davalı tarafça yaratılmış fantezi bir sözcük olduğunu, davacının davalı markası ile yakınlaşma çabası içinde bulunduğunu, markalar arasındaki benzerliğin ilgili tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracağını, markaların aynı mal/hizmetleri kapsadığı da dikkate alındığında çifte benzerlik şartının oluştuğunu, YİDK kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirket'in 27/01/2021 tarihinde 2021/13719 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 30. sınıf malların yer aldığı, davalı Şirket tarafından adına tescilli "... ......." asıl unsurlu markalara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından markalar benzer bulunarak itirazın kabulüne, başvurunun reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 22/06/2022 tarih, 2022-M-7642 sayılı kararı ile reddedildiği, ret kararının davacıya 27/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 24/08/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf mallar, itiraza mesnet markaların kapsamlarında da yer aldığından, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibarelidir. Başvuruda "..." ibaresi diğer ibarelere nazaran renk ve büyüklük itibariyle ön plana çıkarılmıştır. "..." davacının çatı markası, "..." ise "..." anlamında başvuru kapsamındaki 30.sınıf emtia yönünden tanımlayıcı/tali unsur konumunda bulunduğundan, başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. İtiraza mesnet markalar "... ... ..." ibarelerinden oluşmaktadır. "..." ibaresinin davalının çatı markası olduğu gözetildiğinde, itiraza mesnet markaların asli unsurunu da "..." ibaresi teşkil etmektedir. Bu ibarenin dilimizde bilinen bir anlamı olmayıp, davalı tarafından yaratılmış bir ibare olarak ayırt ediciliği bulunmaktadır. Buna göre, karşılaştırılan markalar arasında asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan yüksek düzeyde benzerlik bulunmaktadır. Başvuruda farklı olarak yer verilen tali nitelikteki diğer kelime ve şekil unsurları ayırt ediciliği sağlamaya yeterli değildir. O halde, ilk derece mahkemesince taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, dava konusu başvurunun, kapsamındaki ürünlerin ortalama tüketicilerince davalı markalarının devamı/serisi olarak algılanacağı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ve davalı ...A.Ş vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 09/03/2023 gün ve 2022/333 Esas - 2023/74 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 80,00-TL tebligat ve posta masrafı, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 572,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı ...A.Ş tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı 492,00-TL olarak yatırılan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1191, K. 2025/1327, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2023-1191-e-2025-1327-k-ec4011b234fd