Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1116 E. 2026/86 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1116
- Karar No
- 2026/86
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1116 KARAR NO : 2026/86
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26.09.2022 NUMARASI : 2022/44 Esas 2022/662 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22.01.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.09.2022 tarih 2022/44 Esas 2022/662 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 05.10.2021 tarihinde, davalı şirketin ZMMS sigortacısı olduğu .... plakalı aracın müvekkiline ait .... plakalı araca çarptığını, kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin aracının hasara uğradığını, davalı şirkete ihbarda bulunduklarını, hasar dosyası açıldığını, ancak hasar bedeli konusunda uzlaşma sağlanamadığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 500,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihinden (hasarı ret tarihi) itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte, ayrıca 590,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 21.07.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile hasar bedeline yönelik dava değerini 15.419,98 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili, müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin İstanbul ili Sarıyer ilçesi sınırlarında bulunmasından dolayı yetki itirazında bulunduklarını, 15.980,12 TL hasar bedelini 21.12.2021 tarihinde, 5.423,23 TL değer kaybı tazmınatını 17.12.2021 tarihinde davacıya ödediklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun kalmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'in sürücüsü olduğu .... plakalı aracın, önünde kırmızı ışıkta beklemekte olan dava dışı ....'un sürücüsü olduğu .... plakalı araca arkadan çarptığı, bu çarpmanın etkisiyle .... plakalı aracın da önünde duraklamış olan davacıya ait .... plakalı araca arkadan çarptığı, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinin ZMSS sigortacısı olduğu ....plakalı araç sürücüsü dava dışı....'in asli kusurlu olduğu, davacıya ait .... plakalı araç sürücüsü dava dışı ....'in kusursuz olduğu, davacıya ait araçta KDV dahil 31.400,10 TL tutarında hasar ile KDV dahil 15.000,00 TL tutarında değer kaybı meydana geldiği, toplam zararın KDV dahil 46.400,10 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin davacıya 15.980,12 TL hasar bedeli ile 5.423,23 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 21.423,35 TL ödediği, kaza tarihindeki ZMSS maddi zarar teminatının 43.000,00.-TL tutarında olduğu, davacının bakiye maddi zararının 21.576,65 TL tutarında hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı vekilinin talebine bağlı kalınarak hasar bedeli olarak davalı sigorta şirketi yönünden 15.419,98 TL hasar bedelinin müracaat tarihinden KTK 97. madde gereğince 15 gün ilavesi ile 18.12.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın KDV talebinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, KDV dahil edilmeden, iskonto edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, davacının KDV ödediğini yahut ödeyeceğini kanıtlanması gerektiğini, bunun da fatura ibrazı ile mümkün olacağını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı aracın kazadaki kusur oranı nispetinde olduğunu, kusur oranının ATK Trafik İhtisas Kurulu'ndan alınan rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunun makine mühendisi ve sigorta eksperi tarafından hazırlandığını, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabulü gerektiğini, sözleşmeye bağlılık yani ahde vefa ilkesi uyarınca ZMMS Genel Şartları dikkate alınarak yargılamaya devam edilmesi ve hüküm kurulması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasar bedelinin karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK'nın 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava tarihi itibariyle zararın miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılması mümkündür. (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K ) Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. Davalı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarihli 2014/9038 E. 2014/9078 K. sayılı ilamı) İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, dava dışı sürücü....'in sürücüsü olduğu.... plakalı aracın seyir halinde iken, önünde kırmızı ışıkta beklemekte olan dava dışı ....'un sürücüsü olduğu .... plakalı araca arkadan çarptığı, bu çarpmanın etkisiyle ....plakalı aracın önünde duraklamış olan davacıya ait .... plakalı araca arkadan çarptığı, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Belirlenen kusur oranlarının kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu olmasına göre, davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Eldeki davada, davacı yanca davalı şirkete 02.12.2021 tarihinde yapılan başvuru neticesinde davacıya 21.12.2021 tarihinde 15.980,12 TL hasar ödemesi yapıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve bedel arttırım dilekçesinde dava konusu tazminata temerrüt tarihi olarak hasar red tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminde bulunduğu gözetilerek, istinafa gelen tarafın sıfatına göre davalı vekilinin temerrüt tarihine ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.053,33-TL'den peşin alınan 280,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 773,33-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.