Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/960 E. 2024/2153 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/960
Karar No
2024/2153
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/960 KARAR NO : 2024/2153

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01.03.2022 NUMARASI : 2021/139 Esas 2022/188 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2024

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.03.2022 tarih 2021/139 Esas 2022/188 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 15.03.2020 tarihinde davacının maliki olduğu ... plaka sayılı araca davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS trafik sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsünün çarpmasıyla hasarlandığını, kazada ... plaka sayılı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu,meydana gelen kaza sonrası 17.03.2020 tarihinde hasar ihbarı yapılarak hasar dosyası açıldığını, ancak iskonto yapılarak servis yetkilisine 03.07.2020 tarihinde 17.500,00 TL ödeme yapıldığını, İzmir Adli Bilirkişi Listesinden alınan uzman görüşüne göre araçta 36.370,53 TL hasar tespit ettiğini ve bilirkişiye ödeme yapıldığını, sigorta şirketi tarafından yapılan bu ödemenin davacının zararını karşılamadığını, ayrıca davacı aracında değer kaybı da meydana geldiğini, alınan rapora göre araçta 5.498,71 TL değer kaybının tespit edildiğini, sigorta şirketinin ise değer kaybı için 4.377,06 TL ödeme yaptığını, bu bedelin davacının aracındaki değer kaybı zararını karşılamadığını, hasar ve değer kaybı bedelleri için 30.03.2020 tarihinde sigorta şirketi yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL hasar bedeli ve 10,00 TL değer kaybı tazminatının sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davacı vekili 17.12.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile, hasar tazminatı için 14.049,58 TL ve değer kaybı tazminatı için 22,94 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 14.072,52 TL'nin temerrüt tarihi olan 03.12.2022 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının arabuluculuk müesesine başvurmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davalı şirket nezdinde kazaya karışan ... plaka sayılı araç 28.12.2019-2020 tarih aralığında 311000086899674 poliçe numarasıyla ZMMS trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olup, poliçe limitinin 41.000,00 TL olduğunu, dava öncesinde yasal süre içerisinde davalıya yapılan başvuru neticesinde davalı tarafından 03.07.2020 tarihinde 17.500,00 TL hasar ve 17.07.2020 tarihinde de 4.377,06 TL değer kaybı bedeli ödenerek davalının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, sürücü kusurlarının belirlendikten sonra bilirkişi tarafından araçtaki hasar bedelinin belirlenmesi gerektiğini, araçtaki değer kaybı için ZMMS Genel Şartlar Ek-1’e göre hesaplanma yapılması gerektiğini, bunun da bilirkişi tarafından yapılması gerektiği,sunulan değer kaybı raporu gerçeği yansıtmadığını, davalının temerrüde düşmediğini, yasal faiz talep edilebileceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketininin zorunlu mali mesuliyet sigortası sigortalısı aracın sürücüsünün 2918 Sayılı Yasanın 47/1-d maddesini ihlal edecek surette araç kullanmakla davacının aracına zarar verdiği, davalının sigortalısının ilgili yasayı ihlal eden davranışı ile zarar arasında uygun illiyet bağınını bulunduğu, bu bağlamda yine 2918 Sayılı Yasanın zorunlu mali mesuliyet sigortasına ilişkin hükümleri gereğince davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğu, davacı aracında meydana gelen zararın hesabının teknik bir konu olması ve uzmanlık gerektirmesi sebebiyle dosyasının makine mühendisi bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hesaplama ilkelerine uygun olarak zararın parasal karşılığının belirlendiği anlaşılmakla davanın kabulü ile, 14.049,58 TL hasar tazminatı, 22,94 TL değer kaybı tazminatının 03.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, yerel mahkeme tarafından verilen kararın son derece haksız ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, davacı tarafın öncesinde arabuluculuk yoluna başvurmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 15.03.2020 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın, ... Sigorta A.Ş nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, kaza tarihi itibariyle teminat limitinin araç başına 41.000,00 TL olduğunu, davalı şirketin sigortalısının sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere genel şartlar gereğince davalı şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu sebeple dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini, dolayısıyla parça ve işçilik bedellerinin yüksek kaynaklanan fahiş hasar bedelinden sorumluluklarının bulunmadığını, davacının fahiş taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın gerçek zararının tespiti bakımından bu konu hakkında olan yargıtay içtihatları da göz önünde bulundurularak bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı ile KTK'de yer alan bir takım hükümlerin iptaline karar verildiğini, değer kaybı tazminat hesaplamasının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarından belirlenen formüle uygun olarak yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplamada dosya kapsamında alınan ekspertiz raporu ve söz konusu raporda tespit edilen hususların da gözetilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti bakımından mahkemece dosyanın adli tıp trafik ihtisas kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, davalı şirketin KDV'den sorumluluğunun bulunmadığını, başvuru dilekçesinde hasarlanan parçalara ilişkin orijinal parça talep edilmişse de işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, başvuru dilekçesinde iskonto yapılmaması yönünde talepte bulunulmuşsa da aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, bu oranın da en az yüzde otuz olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının gerçek zararının tespiti gerektiğini, bu sebeple dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminat tutarına 03.12.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, zira işbu dava öncesinde davalı şirketin ödeme yaptığını, davalı şirketin dava tarihinden önce temerrüde düştüğünün kabulünün haksız olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, 15.03.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle karşı aracın ZMM sigortacısına yönelik hasar ve değer kaybına yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 15.03.2020 günü dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracı ile İzmir Çeşme çevreyolunda Balçova istikametine orta şerit üzerinde seyir halinde iken kaza mahalline geldiğinde aracının sol ön tekerin yerinden çıkması neticesinde aynı istikamette sol şerit üzerinde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de, dosyada mevcut 22.10.2020 tarihli dava konusu kazaya ilişkin arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile neticelendiğine dair arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesi ekinde davacı yanca dosyaya ibraz edildiği görülmekle, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. İlk derece mahkemesince taraf delillerinin toplanılmasından sonra dosyanın makina mühendisi ve trafik uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 22.11.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sürücü ... sevk ve idaresindeki aracının zamanında tam ve eksiksiz olarak bakımını yaptırmadığı,aracının sol lastiğinin yerinden çıkması sonucu kazanın meydana geldiği, kazanın oluşumunda sürücü ...’ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 47/1-d Maddesini ihlal ettiği kanaatine varıldığı, ... plaka sayılı araç sürücüsü ... açısından değerlendirildiğinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki aracı ile çevre yolu üzerinde seyir halinde iken önünde bulanan aracın sol ön lastiğinin çıkması sonucu kazanın meydana geldiği anlaşıldığından, kazanın oluşumunda sürücü ...’in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanun ihlal eden bir davranışı tespit edilemediğinden dolayı bu kazanın oluşumunda atfı kabil kusurunun olmadığı, ... plaka sayılı araçta sigorta şirketinin eksik ödenen hasar bedeli için KDV hariç 9.236,93 TL veya KDV dahil 14.049,58 TL ödeme yapması gerektiği, alınan raporda dava konusu aracın hasarlı parçalarını ayrıntılı olarak kalemler halinde orijinal parça değerlerinin iskontosuz ve KDV dahil hesaplamalarının yapıldığı, ... plaka sayılı aracın,markası,modeli,kilometresi ve hasar geçmişi göz önünde bulundurularak tespit edilen piyasa değeri üzerinden,hasar miktarı,hasar aldığı bölge,kullanım şekli,onarım yapıldığı servisin durumu ile araç değeri üzerinde yarattığı minimum etki dikkate alınarak davacının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın ön ve alt kısımlarından aldığı darbe sonucunda sol ön çamurluk,sağ ön çamurluk,motor kaputu ve sağ şase kolunun doğrultma yapılarak boyanması ile hasar onarımının tamamlandığı, aracın 2015 model,... marka,... ... Kombi ... tipinde,95 Hp,dizel, 45.272 km.de,hususi olarak kullanılan ayrıca piyasa koşullarının genel geçer uygulamaları da gözetilmesi sonucunda, piyasa soruşturması ile galerici ve yetkili servislerin 2.el departmanlarından araştırılarak aracın vaki kaza öncesinde piyasada ortalama 83.000,00 TL’ye satış yapılabileceği,araçlardaki değer kaybının aracın markası,modeli, hasarı,km.si ve piyasa şartlarına göre belirleneceği,bunun yanında hasar boyutu da dikkate alındığı,bu nedenlerle dosyaya sunulan davacı tarafından atanan eksperin hazırladığı değer kaybı raporunda plastik olan ön panel bakalitini de değer kaybı hesabında değerlendirdiğinden iştirak edilmediği,sigorta şirketi tarafından atanan eksper raporunundaki hesaplamanın daha uygun olabileceği,ancak araçlardaki değer kaybı bedeli piyasa şartlarına göre belirlenmesi sebebiyle tarafımdan aracın yetkili servisleri ile yapılan araştırmalarla aracın durumu,km.si ve mevcut durumuna göre alınan fiyatların ortalaması dikkate alınarak, davacının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın 2.el satışı esnasında 4.400,00 TL değer kaybı meydana gelebileceği,ancak sigorta şirketinin 17.07.2020 tarihinde 4.377,06 TL değer kaybı ödemesi yaptığı yönünde görüş bildirildiği, alınan bilirkişi heyet raporunun olay ve dosya kapsamı ile uyumlu, hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin kusur ve tazminat kalemlerine ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir. İstinafa gelen vekilinin değer kaybı hesabına ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde ; Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Alınan bilirkişi heyet raporunun belirtilen ilkeler doğrultusunda hazırlandığı görülmekle, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması davacıyı bağlamayacak olup, davalı taraf iskonto indirimi yapılmadan davacının gerçek zararından sorumludur. Öte yandan işleten ile sigorta şirketi tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Bu nedenlerle davalı vekilinin bu hususlara ilişkin aksi yöndeki istinaf nedenleri de yerinde değildir. İstinafa gelen tarafın faiz başlangıcına ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Eldeki davada, davacı yanca davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde 03.07.2020 tarihinde davacıya 17.500,00 TL tutarında hasar ödemesi ile 17.07.2020 tarihinde 4.377,06 TL değer kaybı bedeli ödemesi yapıldığını, davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu 17.12.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesinde dava konusu tazminatlara temerrüt tarihi olarak 03.12.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminde bulunduğu, istinafa gelen tarafın sıfatı gözetilerek davalı vekilinin temerrüt tarihine ilişkin istinaf nedeninin reddi gerekmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 961,29 TL'den peşin alınan 240,32TL'nin mahsubu ile bakiye 720,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/960, K. 2024/2153, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-960-e-2024-2153-k-12a12024afa2