Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/873 E. 2026/220 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/873
Karar No
2026/220
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/873 Esas

KARAR NO: 2026/220

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 11/01/2022

NUMARASI: 2020/528 Esas, 2022/10 Karar

DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Alımından Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/02/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dilekçesi ile; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalıdan 5.929,74 TL ve 3.000,00 USD olmak üzere toplam 26.525,94 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, alacağın cari hesap ekstresinde yer aldığını, ancak ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine takip başlattıklarını, davalının borcun tamamına, ferilerine, faize ve faiz oranına kötü niyetli itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, müvekkil şirkete ait ticari defterler, kayıt ve belgeler incelendiğinde alacağın varlığının anlaşılacağını ileri sürerek davanın kabulüne, takibe itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20 'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında; davacının iddiasının somut olup bir delile dayanmadığını, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin usul kuralları çerçevesinde iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacı yanca cari hareketler adı altında sunulmuş olan excel çizelgesi hukuki dayanaktan yoksun olup gerçeği yansıtmadığını, sözkonusu çizelgenin sadece müvekkili şirkete borç yüklemek adına kötü niyetli hazırlandığını, müvekkili şirketin davacı şirketle aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı bütün ödemeleri eksiksiz ve tam bir şekilde yaptığını savunarak davanın reddine ve davacının % 20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; tarafların 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu ve lehlerine delil vasfına haiz olduğu, davacının defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 21.829,74 TL alacaklı olduğu, davalının defter ve kayıtlarına göre davalının takip tarihi itibari ile davacı taraftan 5.310,26 TL alacaklı olduğu, taraflar arası cari hesap farkının 27.140,00 TL olup, bu farkın davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen 06.02.2020 tarih ve 27.140,00 TL tutarlı faturanın davalının ticari defterlerine kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, 06.02.2020 tarih ve 27.140,00 TL faturanın davalının düzenlediği 03.04.2019 tarihli faturanın iadesi olarak düzenlendiği, 2019 yılı Nisan ayı faturasından 11 ay geçtikten sonra davacının 06.02.2020 tarih ve 27.140,00 TL tutarlı faturayı düzenlediği, davacının anılan iade faturasını 2020 yılı Şubat ayından itibaren 19 kez düzenlemesine rağmen davalının defterlerine almadığı ve yasal süresinde iade ettiği, davacının ise davalı tarafından düzenlenen ve defterlerine kaydettiği 03.04.2019 tarihli faturaya yasal süresinde itiraz ederek iade etmediği, alacağa dayanak iade faturasının davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığı, davacının cari hesap alacağını usulen ispatlayamadığı, davacının da kötü niyetli takip başlattığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin dava dışı sigorta acenteliği şirketine danışmanlık hizmeti vereceğini, bu işin alt taşeron olarak davalı tarafça yerine getirilmesi için tarafların anlaştığını, davalının bu işe ilişkin olarak 27.140,00 TL tutarında fatura düzenlediğini, müvekkili şirketin fatura karşılığını ödemesine rağmen davalının hizmeti vermediğini, danışmanlık hizmetinin ifası belirli bir zaman aldığından fatura düzenlendikten sonra makul sürede hizmetin gerçekleştirildiğini, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/357 Esas sayılı dosyasında alınan raporda davalının hizmeti yerine getirmediğinin sabit olduğunu, bu nedenle iade faturası düzenlemişlerse de, bu iade faturasının kabul edilmediğini, hizmetin gerçekleşmesi için beklenen süre, dava dışı sigorta acenteliği tarafından sözleşmenin feshedilme süreci dikkate alındığında, 11 ay sonra iade faturası düzenlemelerinin olağan olduğunu, davalının aynı faturayı 19 defa iade ettiğini, davalıya banka yoluyla 3.000,00 USD ödenmesine rağmen davalının bu ödemeyi cari hesabına işlemediğini, bu hususun raporda dikkate alınmadığını, e-posta ve whatsapp yazışmaları konusunda inceleme yapılmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME

Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Dosya kapsamından; davacının İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında 26.525,94 TL asıl alacağın tahsili için davalı borçlu aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.

1-Davacı vekili, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/357 Esas sayılı dosyasında alınan rapora göre, davalının hizmeti yerine getirmediğinin sabit olduğunu ileri sürmüşse de, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen bu husunun HMK'nın 357. maddesi gereği istinaf aşamasında dinlenmesi mümkün değildir.

2-Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin alt taşeronu olduğunu, müvekkilinin davalının danışmanlık hizmeti için düzenlediği faturayı ödediğini, ancak davalının hizmeti vermediğini ileri sürmüştür.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; tarafların 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu ve lehlerine delil vasfına haiz olduğu, davacının defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 21.829,74 TL alacaklı olduğu, davalının defter ve kayıtlarına göre davalının takip tarihi itibari ile davacıdan 5.310,26 TL alacaklı olduğu, taraflar arası cari hesap farkının 27.140,00 TL olup, bu farkın davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen 06.02.2020 tarih ve 27.140,00 TL tutarlı faturanın davalının ticari defterlerine kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, anılan 06.02.2020 tarih ve 27.140,00 TL faturanın davalının düzenlediği 03.04.2019 tarihli faturanın iadesi olarak düzenlendiği, 2019 yılı Nisan ayı faturasından 11 ay geçtikten sonra davacının 06.02.2020 tarih ve 27.140,00 TL tutarlı iade faturasını düzenlediği, davacının anılan iade faturasını 2020 yılı Şubat ayından itibaren 19 kez düzenlemesine rağmen davalının her defasında defterlerine almadığı ve yasal süresinde iade ettiği belirtilmiştir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Yine Yargıtay 15. HD. 2017/1445 E. 2018/1438 K. sayılı ilamında; faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimsenin, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayıldığı ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği belirtilmiştir.Ayrıca Yargıtay 15. HD. 2016/2310 E. 2017/2537 K. sayılı ilamında; ".. ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır." denilerek ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davacı, davalının danışmanlık hizmeti için düzenlediği faturayı itiraz etmeden defterlerine kaydetmiş ve ihtirazi kayıtta bulunmadan fatura bedelini ödemiştir. Davacı11 ay sonra, hizmetin verilmediği iddiasıyla iade faturaları düzenlemişse de, davalı iade faturalarını defterlerine kaydetme miştir. Davacı danışmanlık hizmeti için düzenlenen faturayı itiraz etmeden defterlerine kaydettiğine göre, fatura nedeniyle hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. Ne var ki kesin delil olan ticari defter kayıtlarına göre davacı hizmet almadığını ve iade faturası nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/.... Esas, 2022/... Karar sayılı ve ....../01/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/873, K. 2026/220, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-873-e-2026-220-k-b4cedd5bbe32