Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2022/730 E. 2025/1744 K.

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/730
Karar No
2025/1744
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/730

KARAR NO : 2025/1744

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ

TARİHİ: 23/02/2022

NUMARASI: 2017/366 Esas - 2022/154 Karar

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle AçılanTazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025

Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ... nin gebelik takibinin en az 3 farklı tarihte Kadın Doğum Uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ... şirketinin 50084 Uzmanlık Tescil nolu kadın doğum uzmanı Dr. ... yu ... poliçe numaralı Tıbbi Kötü Uygulama İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini tanzim ettiğini, başlangıcının 2016 yılı bitiminin 20/07/2017 olduğunu, davacı müvekkilinin hamileliği boyunca sigortalı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun genel olarak tibbi kötü uygulaması sonucunda Down Sendromlu hamilelik teşhis edilememiş ve davacı ...'ın Down Sendromlu olarak dünyaya geldiğini, bağlayıcı ve sınırlayıcı olmamak üzere davalının sigortalısı doktorların tıbbi kötü uygulamalarının özetle bilgilendirmeme, aydınlatılmış rıza onay almama, teşhiste kusur, ileri testleri önermeme, ultrason kullanımında ihmal, ultrason bulgularının değerlendirmeme, konsültasyon istememe, ... yapmama ve sonuçta tıbben kolay ve mümkün olmasına rağmen down sendromunu teşhis edememe olarak sayılabileceğini, müvekkili ...' ın hayatı boyunca Down Sendromundan dolayı bir işgöremezlik hali söz konusu olduğunu, maddi zarar uğradığını, annenin bu durumu hayatı boyunca görerek acı çekeceğini, bu nedenlerle ... için 15.000,00 TL işgöremezlik, 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL, baba İrfan için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL nin davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesinde; müvekkillerinden ... için 760.000 TL iş göremezlik maddi tazminat, 20.000 TL manevi tazminat, anne ... ... için 10.000 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 800.000 TL tazminatın bakıcı gideri dahil dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı hekimin kamu hastanesinde görev yaptığını, kamu hastanesinde görev yapan hekimlerin hastalar ile doğrudan bir irtibatının bulunmadığını, hastanın başvurusu sırasında hangi hekim görevli ise onunla görüştüğünü, belge saklama yükümlülüğünün kamu hastanesinde olduğunu, dava dışı doktorun davaya ihbar edilmesi gerektiğini, sigortalı doktor tarafından kontrol sürecindeki tüm tetkikler eksiksiz olarak yapıldığını, Down Sendromu vb anomalilerin 90100 tespitinin mümkün olmadığını, davacıların tazminat talebinin dayanaksız ve fahiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep emiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacının gebelik takibi için dava dışı sigortalı doktora 11. hafta, 17. hafta ve 35. Haftalarda gittiği, davacının 06.08.2013 tarihinde ikili test 1/27 amniyosentez için 3. basamağa gönderildiği, USG bakıldığı ve 17 haftalık hamile olduğu bilgilerinin sigortalı hekimce kayıt altına alındığı, davalı ... şirketinin sigortalısı Dr. ...'nun yüksek riskli ikili tarama testini gördüğünde ileri tetkik için hastayı 3. basamak hastahanesine sevk etmesinin tıp standartlarına uygun olduğu davacının 14. gebelik haftasında, 15/07/2013 tarihinde İzmir Tepecik BAH de, sabah saat 00.2' de “Riskli gebe polikliniğinde” Dr ...' a muayene olunduğu, İzmir Tepecik BAH Genetik Hst ve Tanı Merkezinde saat 10.38 de ise Uzm. Dr. ... tarafından “genetik danışma” hizmetinin sunulduğu, hastaya gerekeri aydınlatmaiarın bu aşamada yapıması gerektiği, dosya arasına alınan amniosentez aydınlatılmış onam formunda hasta imzasının. bulunmadığı, bu hali ile usulüne uygun olmadığı, bu formun hastaya İzmir Tepecik EAH Genetik Hist ve Tanı Merkezinde sunulduğu, davalı sigortacının sigortalısı hekim ile ilgisi olmadığı, T.C Sağlık Bakanlığı tarafından 2014 tarihinde yayımlanan Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberine göre fetal anomalilerin taramalarının 18-22. haftalarda yapılması gerektiğinin standarta bağlandığı, ...'nun gebeliği sürecinde birden fazla hastane ve birden fazla hekimin tıbbi uygulamalarda bulunduğu, sigortalı Dr....' nun 11-17- ve 35. haftalarda yaptığı gebe muayenesinde, fetal anomali taraması yapması, bu konuda yazılı aydınlarma yapmasının. ileri tetkik ve genetik danışmanlık için yönlendirmesinin standartlara göre kendisine yüklenemeyeceği, 14. haftada gebenin başka merkezde genetik danışmanlık aldığı da göz önüne alındığında dava dışı sigortalı hekimin (davalı sigortacının sigortalısı) kusurundan söz edilemeyeceği belirlenmekle kanıtlanamayan maddi ve manevi tazminat davasının reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hastayı sigortalı doktorun dışında başka doktorların da takip etmiş olması davalının sigortalısı olan doktorun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, TC Sağlık Bakanlığı 2014 doğum öncesi bakım yönetim rehberi, bizzat TC Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan yönetmelikler karşısında sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğün ortadan kaldırmayacağını, fetal anomali taramalarının 18-22. Haftalarda yapılması gerektiğinin standarda bağlandığı ve davacının 14. Haftada genetik danışmanlık almış olmasının sigortalı doktoru fetal anomali taraması yapma ve yazılı aydınlatma alma görevi açısından kendisinden beklenemeyeceğini, davacı annenin sigortalı doktora hangi haftada giderse gitsin hekimin hastasını aydınlatmak zorunda olduğunu, davacı tarafından tanzim edilmemiş, imzalanmamış belgelerin davacıyı bağlamayacağını, ispat yükünü yerine getiremeyen taraf lehine karar verilmeyeceğini, yapılacak yargılama sonunda İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/366 Esas, 2022/154 Karar sayılı 23/02/2022 tarihli hükmünün kaldırılarak iptaline, yeniden verilecek kararda, 12/10/2020 tarihli ıslah dilekçeleri uyarınca 800.000 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline, istinaf masraflarıyla, istinaf vekalet ücreti ve faizin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafça, sigortalı doktor tarafından bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüklerini ihlal ettiği ve ileri tetkikleri önermediği iddiasıyla uğranılan zararın sigorta poliçesi kapsamında tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı anne ...'nun 06.06.2013 ve 01.07.2013 tarihlerinde Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi'nde, 08.07.2013 tarihinde Özel Bornova Tıp Merkezi'nde , 15.07.2013-30.07.2013-02.12.2013-21.12.2013-23.12.2013 tarihlerinde İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, 06.08.2013-04.09.2013-30.10.2013- 11.11.2013- 20.12.2013-31.12.2013-13.01.2014 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşref Paşa Hastanesinde gebelik takibinin yapıldığı, davacı annenin gebeliğinin 06.08.2013, 04.09.2013 ve 20.12.2013 tarihlerinde (gebeliğin 17, 21 ve 35.haftalarında) dava dışı sigortalı doktor ... tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşref Paşa Hastanesinde muayenesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı küçük ..., Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 17.01.2014 tarihinde olarak doğmuş ve kendisine daha sonra down sendromu teşhisi konmuştur.1219 sayılı Tababet Ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un Ek Madde 12 ile Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlara, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırma zorunluluğu getirilmiştir. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesi, "Bu sigorta sözleşmesi, 1219 sayılı Kanunun Ek 12. maddesi çerçevesinde, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlar." şeklindedir. Somut olayda doktor ...'ya ilişkin olarak davalı tarafından 20.07.2016-20.07.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 14.07.2016 tarihinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi düzenlendiği anlaşılmıştır. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.5. Maddesinde zarar görenin doğrudan dava hakkı düzenlenmiş olup, somut olayda davanın, davalı ... şirketine yöneltilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları Ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin 5. maddesinde, Tababet Ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 70. maddesinde, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 15. ve 18. maddelerinde tıbbi müdahalenin muhatabını aydınlatma (bilgilendirme) yükümlülüğü düzenlenmiştir. Hukukumuzda, bu yükümlülük aydınlatılmış onam olarak yerleşmiştir. Geçerli bir aydınlatılmış onamdan bahsedilebilmesi için bilgilendirmenin mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerekir. Burada tıbbi müdahalenin ne olduğu önem arz etmektedir. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 4/g maddesinde, tıbbi müdahale; Tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fizikî ve ruhî girişimi, ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, gebelik takibinin de tıbbi müdahale kapsamında bulunduğu açıktır. Bir hastalığa ilişkin risk durumun belirlenmesi ya da teşhisi için yapılması gereken testlere yönelik açıklamalar da aydınlatma kapsamında olup, hekimin bulunduğu yerde söz konusu testlerin yapılmıyor olması da bu hususlarda aydınlatma yükümlülüğünü kaldırır nitelikte değildir. Bilgilendirmenin yapılacağı kişi ise tıbbi müdahalenin muhatabı olan kişidir. Ancak, kendisi yerine bir başkasının bilgilendirilmesini talep etmesi halinde, bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak kaydıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilir. Gebelikte hem anne sağlığı hem de çocuğun sağlığı söz konusudur. Bu halde de bilgilendirmenin anneye yapılması gerekir. Bilgilendirmenin amacı, kişinin tıbbi müdahale ile ilgili olarak serbestçe karar almasını sağlamaktır. Bu nedenle, bir hastalığın tedavisinin mümkün olmamasının hekimin sağlığı koruma ve teşhise ilişkin aydıtlatma(bilgilendirme) yükümlülüğüne bir etkisi bulunmamaktadır. Bilgilendirme sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Bilgilendirmenin yapıldığını ispat yükü Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca hekime ait olup, hekim tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği her türlü delille ispatlanabilir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/1849 esas 2019/7606 karar sayılı ilamında; üçlü tarama testi sonucunda elde edilen düşük risk oranına rağmen bebeğin down sendromlu olma ihtimali bulunmakta olup, bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulmasının gerektiği, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirdiği, bu durumda hekimin, üçlü tarama testi sonucunda elde edilen düşük risk oranına rağmen bebeğin down sendromlu olabileceğini ve kesin tanı için başvurulabilecek yöntemlerini, bu yöntemlerin risklerini usulünce anne-babaya açıklaması, onları aydınlatması gerektiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükünün hekimde olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda annenin düşük risk grubunda bulunması halinde dahi hekimin, yine de çocuğun down sendromlu olabileceğini ve kesin tanı için yapılması gerekenler ile bunların risklerini, anne babaya usulünce açıklayarak onları aydınlatması gerektiği kabul edilmelidir.Davacı ... down sendromlu olarak doğmuştur. Down sendromu 21. kromozomdaki trisomiden kaynaklanan genetik bir bozukluk olup iki tane olması gereken 21. kromozomun üç tane olması ile karakterize edilir. Görüldüğü gibi down sendromu hekim hatası ile oluşan bir hastalık olmadığı gibi bilinen bir tedavisi de bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/03/2022 tarih ve 2020/11-592 E. - 2022/356 K. Sayılı kararında;"...dosyada alınan bilirkişi raporuna göre, down sendromunun gebelik sırasında tanısı için ikili, üçlü, dörtlü test, ense kalınlığı gibi prenatal tarama testleri ve ultrason gibi yöntemlerin kullanıldığı, gebelik döneminin 11 ilâ 14. haftalarında yapılan ikili test, 15 ilâ 20. haftalarında yapılan üçlü/dörtlü testler neticesinde down sendromu ihtimalinin ortaya konulmasının mümkün olduğu, bebeklerde gebelik ultrasonografisinde15 ilâ 20. gebelik haftaları arasında down sendromlu bebeklerin yaklaşık %40-50’sinde artmış ense kalınlığının saptanabileceği, ayrıca tarama testlerine ek olarak detaylı fetal ultrasonografinin tüm gebelere uygulanması gerektiği, hekimin, yapmış olduğu gebelik takibinde, tarama testleri ile ortaya çıkan yeni risk faktörlerini temel risk faktörleriyle çarpmak suretiyle risk belirlemesi sonrasında bir üst seviye olan ve girişimsel müdahale olarak nitelendirilen kesin tanı tetkiklerinin önerilmesi gerektiği, bunların bebeğin plasentasından ya da içerisinde bulunduğu amniyon sıvısından örnek alınarak yapılacak olan CVS veya amniosentez (su alınması) olduğu, prenatal tarama testleri normal çıkan fakat ultrasonda down sendromu açısından risk saptanan gebelikler için de amniosentezin önerilmesi gerektiği, bu yöntemlerle kromozom analizi neticesinde down sendromu teşhisinin kesin olarak konulabileceği ifade edildikten sonra devamla "Görüldüğü üzere gebelik takibi yapan hekim tarafından yukarıda belirtilen hususlara dikkat edilerek gerekli tarama testlerinin önerilmesi, tarama testleri hakkında hastanın aydınlatılması, riskli bir durum karşısında fetal detaylı ultrasonografi, CVS veya amniosentez yaptırılmasını önerilmesi ve bunlar hakkında bilgi verilmesi gerekmektedir. Ancak hekimin, riskli bir durumun tespit edilmesi karşısında dahi anneyi anılan testleri yaptırmaya veya kesin tanı yöntemlerine başvurmaya zorlaması mümkün değildir. Hekim sadece gerekli aydınlatmayı yaparak gerekli olan işlemlerin yapılması için öneride bulunmalı; ikili, üçlü, dörtlü test gibi prenatal tarama testlerinde risk saptandığında dahi kesin tanı için gerekli olan CVS veya amniosentez işlemlerini yaptırması kararını, bu işlemler bazı riskleri içerdiği için hastaya bırakmalıdır." şeklinde gebelik takibinde hekimin aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin belirleme yapılmıştır. Aynı kararda açıklandığı üzere Türk hukukunda aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almadığı gözetildiğinde hastanın aydınlatılması sözlü ya da yazılı şekilde gerçekleştirilebilir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği hususu hekim ve zorunlu sorumluluk sigortacısı tarafından her türlü delille ispatlanabilir. Bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususu somut olay özelinde hastanın eğitimi, yaşı kültürel seviyesi ve hekim veya hastane tarafından tutulan kayıtlar serbestçe değerlendirilerek tespit edilmelidir.2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'un “Gebeliğin sona erdirilmesi” başlıklı 5. maddesi; “Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir. Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir” hükmünü haizdir. Yine Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük’ün “On Haftayı Geçen Gebelikte Rahim Tahliyesi” başlıklı 5. maddesi; “Gebelik süresi on haftayı geçen kadınlarda, rahim tahliyesi yapılamaz. Bu durumdaki kadınlarda, ancak, Tüzük'e ekli (2) sayılı listede sayılan hastalıklardan birinin bulunması halinde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından rahim tahliyesi yapılabilir. Hastalığın, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla bu hastalığın ilişkin olduğu uzmanlık dalından bir hekimin birlikte hazırlayacakları, kesin klinik ve laboratuvar bulgulara dayanan, gerekçeli raporlarla saptanması zorunludur” şeklindedir. Anılan Tüzük’e ekli (2) sayılı listede “Down Sendromu”nun da bu kapsamda sayıldığı görülmektedir. Dolayısıyla down sendromu tespit edildikten sonra, bir kurul tarafından düzenlenecek rapor neticesinde, on haftadan sonra da gebelik sonlandırılabilmektedir. 2827 sayılı Kanunun 5/2. Maddesine göre yapılacak rahim tahliyesinde Kanunu 6. Maddesine göre gebe kadının iznine bağlıdır. Eğer hekim aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranmaz ve gerekli hususları kadına açıklar ise davacı ebeveynlerin Kanun tarafından tanınan bu hakkı kullanması mümkün olabilecektir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında, down sendromu teşhisinin tarama testleri olan ikili test, üçlü test, dörtlü test ile, üst düzey ultrasonografi ile, NIFTY tanı testleri olan amniyosentez ve kordosentez ile yapılabildiği, ikili testin gebeliğin 11- 14. Haftasında , üçlü testin gebeliğin 16-20. haftalar arasında, dörtlü tarama testinin 16-18. haftalar arasında, amniyosentezin ise gebeliğin 14-16. haftaları arasında yapılmasının uygun olduğu, tarama testleri ile yaşa bağlı riskleri ile birlikte değerlendirilip, tanı testleri olan amniyosentez ve kordosentezin önerilmesi gerektiği, bu uygulamaların 2014 yılında Doğum Öncesi Bakım Hizmetleri Yönetim Rehberi ile standart olarak Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlandığı, davacı anne hakkında gebeliği sürecinde birden fazla hastane ve birden fazla hekimin tıbbi uygulamalarda bulunduğu, sigortalı doktorun 17,21 ve 35. haftalarda yaptığı gebe muayenesinde, fetal anomali taraması yapmasının, bu konuda yazılı aydınlatma yapmasının, ileri tetkik ve genetik danışmanlık için yönlendirmesinin standartlara göre kendisine yüklenemeyeceği, 14. haftada gebenin başka merkezde genetik danışmanlık aldığı da göz önüne alındığında dava dışı sigortalı hekimin (davalı sigortacının sigortalısı) kusurundan söz edilemeyeceği belirtilmiştir.Somut olayda, dosyada mevcut Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi tedavi kayıtlarına göre davacı anne için 08.07.2013 tarihinde (gebeliğin 12.haftasında) doktor...tarafından down sendromu erken tarama testin istenildiği, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait 15.07.2013 tarihli raporun doktor notları kısmında "1/27 (ikili test) AS önerildi , 1/138 (yaş..) eşi ile görüşecek" kaydının bulunduğu ve aynı tarihte davacı anneye genetik danışma hizmeti verildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki hastane kayıtlarına göre sigortalı doktora başvurmadan önce davacı anneye 15.07.2013 tarihinde amniyosentez önerilmiş olduğu, bununla birlikte davacı annenin 30.07.2013 tarihinde İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Riskli Gebe Polikliniğine de başvurduğu görülmektedir. CVS ve amniosentez gibi kesin tanı tetkikleri 3. basamak hastanelerde uygulanmakta olup, sigortalı doktorun kendisinin yapamayacağı bir işlemle ilgili imzalı, yazılı onam alması beklenemeyeceği gibi kesin tanı tetkiklerini yaptırmayan hastadan tetkikler ve sonuçları hususunda aydınlatıldığına dair yazılı onam alınması da gerekli değildir.(YHGK 2020/11-592 Esas ve 2022/356 Karar sayılı kararı) Somut olayda davacı annenin riskli görülen ikili test sonucu nedeniyle sigortalı doktor tarafından amniyosentez için üst merkeze yönlendirildiği açık olup, davacı annenin gebelik yaşının 39 olması ve sigortalı doktora başvurmadan önce yapılan tetkikleri üzerine 3.basamak hastane tarafından da kendisine amniosentez önerildiği gözetildiğinde sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirildiğinin kabulü gerekir. Buna göre mahkemece davacı anne ve baba yönünden manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Diğer yandan rahim tahliyesi konusunda bir hak ve imkanı bulunmayan çocuğa karşı aydınlatma yükümlülüğü bulunmayan doktor ...'nun davacı küçük ... bakımından tıbbi kötü uygulaması bulunmamaktadır. Ayrıca bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği ve kürtaj hakkının engellendiği iddiası ile down sendromlu çocuk adına talepte bulunulması, özürlü doğmuş çocuğun, hekime karşı, neden kendisinin dünyaya gelmesine yol açtığı ve henüz cenin olduğu dönemde yaşamını neden sona erdirmediği gibi bir iddia ile var olmama hakkının kabulü şeklinde hukuken korunamaz bir duruma yol açmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/1620 Esas 2022/7142 Karar-Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1106 Esas ve 2024/9341 Karar sayılı kararı) Bu nedenlerle davacı küçük yönünden maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2022/730, K. 2025/1744, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2022-730-e-2025-1744-k-fc1194ca6c16