Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/728 E. 2024/376 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/728
Karar No
2024/376
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/962 - 2025/971 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/962 KARAR NO : 2025/971 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2024 NUMARASI : 2022/728 E. - 2024/376 K. DAVA : Tespit Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/05/2024 tarih ve 2022/728 E. - 2024/376 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, taraflar arasında 01.11.2017 tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı ve Dağıtım/Teslimi, Hizmetlerinin Yürütülmesi İşi Doğrudan Temin Sözleşmesi 8. Grup Antalya, 30.03.2017 tarihli Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki ve İşlenmesi Hizmetlerinin 20. Bölgede Yürütülmesi Doğrudan Temin Sözleşmesi 10. Grup Adana, 30.03.2017 tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı ve Dağıtım/Teslimi Hizmetlerinin Yürütülmesi İşi Doğrudan Temin Sözleşmesi 8. Grup Antalya, 01.11.2017 tarihli Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki ve İşlenmesi Hizmetlerinin 20. Bölgede Yürütülmesi Doğrudan Temin Sözleşmesi 10. Grup Adana sözleşmelerinin imzalandığını, müvekkilinin KDV Kanunu'nun madde 9 ve KDV Genel Uygulama Tebliği'nin (1/C.2.1.3.2.5) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden, davalı şirketlerin kendisine yapılan ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatı ile tevkif edip vergi dairesine ödemesi gerekirken, KDV tutarının tamamının davalı şirketlere ödendiğini, sonrasında KDV mevzuatından kaynaklanan zorunluluklar nedeni ile 9/10 oranındaki tevkifat tutarının VUK madde 371'de yer alan pişmanlık hükümlerinden yararlanarak vergi dairesine ödendiğini, davalı şirketlere KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmesi sebebiyle davalı şirketlerin sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle davalılar adına vergi dairesine yatırılan 2.137.361,13 TL'nin kendilerine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek, 2.137.361,13 TL'nin temerrüt (18.03.2021) tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Kurumsal Hizmetler A.Ş. temsilcisi savunmada bulunmamıştır. Diğer davalı ... Kurumsal Hizmetler İnşaat A.Ş. vekili, süresinde cevap dilekçesi sunmamış, karar oturumunda sözlü olarak davanın esastan reddini istemiş; birleşen davada, esas davaya ilişkin olarak düzenlenen Ankara Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/67753 sayılı arabuluculuk tutanağının, müvekkili şirketin geçerli adresine tebligat yapılmaksızın ve müvekkili şirketin arabuluculuk toplantısından haberdar edilmeksizin düzenlendiğini ileri sürerek, dava şartı arabuluculuk son tutanağının iptalini talep etmiştir. Birleşen davalı vekili, usule ilişkin olarak iptali talep edilen tutanağa ilişkin süreçlerin müvekkili şirket tarafından değil, arabulucu tarafından yürütüldüğünü, davanın müvekkili şirkete yöneltilemeyeceğini savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece KDV Genel Uygulama Tebliğinin 2.1.3.2.5. "iş gücü temin hizmetleri" başlığı altında yer alan 2.1.3.2.5.1. "tevkifat uygulayacak alıcılar ve tevkifat oranı" kısmında yer alan düzenlemeye göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde imzalanan hizmet alım sözleşmelerine ilişkin olarak, davacı şirketin 9/10 tutarında tevkifat uygulamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte davacı şirketin bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek KDV tutarının tamamını tevkifat uygulamaksızın davalı şirketlere ödediği, davalı şirketlerin ise düzenlenen faturalar karşılığı taraflarına KDV ile ilgili kesinti yapılmaksızın yapılan ödemeler sonrasında, bağlı oldukları vergi dairelerine gerekli KDV beyannamelerini ve tahakkuk eden vergileri düzenli olarak ödedikleri, dolayısıyla KDV tevkifatının yapılmamış olmasından dolayı Hazine kaybının oluşmadığı, davalıların vergisel yükümlülüklerini yerine getirmiş olması nedeniyle mal varlıklarında herhangi bir artış meydana gelmediği, yasal olarak sorumlu tutulan alıcı taraf olup, davacı ... A.Ş.'nin, davalı şirketlere KDV'yi tam olarak ödemesinde, sonrasında pişmanlık dilekçesi ile birlikte tekrar vergi dairesine 9/10 KDV'yi ödemesinde davalıların herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı ve iddia olunduğu üzere sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmediği, birleşen dava konusu tutanağın yasanın öngördüğü şekil koşullarını esasa ilişkin olarak bütünüyle taşımakta olup, arabulucu ... tarafından sunulan 30/11/2023 tarihli açıklayıcı dilekçe ve eki belgelerden de, arabuluculuk aşamasında taraflara ulaşım anlamında gerekli her türlü yasal koşulun yerine getirildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar esasa ilişkin olarak davacı şirket mevcut davayı açmakta haksız ise de bir an için haklı olduğu düşünülse bile söz konusu arabuluculuk tutanağının düzenlenmesiyle açılacak davanın yasal ön koşulu olması nedeniyle davalı şirketin arabulucuya başvurma dışında bir seçeneğinin bulunmadığı da dikkate alındığında, arabulucuya başvuru dışında tutanağın düzenlenmesinde bir dahli olmayan davalı şirketin, mevcut davada taraf sıfatının olamayacağı gerekçesiyle esas davada davanın reddine, birleşen davada davanın taraf sıfatı yokluğu (pasif husumet) nediyle usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, KDV tevkifatının ihtiyari bir uygulama olmayıp, Maliye Bakanlığınca tevkifat uygulaması kapsamına alınan işlemlerde alıcılar tarafından tevkifat yapılmasının zorunlu bulunduğunu, KDV Genel Uygulama Tebliğinin, davaya konu alacaklarının doğduğu tarihler için de geçerli olan (I/C. 2.1.3.2.5.) bölümüyle “İşgücü Temin Hizmetleri”ni kısmi KDV tevkifatı kapsamına aldığını, davalıların müvekkilinden fuzulen ve fazladan tahsil ettiği tutarları iade etmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Asıl dava, taşıma sözleşmesine dayalı olarak ödenen KDV bedelinin istirdadı, birleşen dava arabuluculuk son tutanağının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 3065 sayılı KDV Kanunu ve KDV Genel Uygulama Tebliği'nin ilgili hükümleri uyarınca, "iş gücü temini hizmeti alınması durumunda", alıcıların satıcılara KDV tutarının tamamını ödemeyip, 9/10'luk kısmını tevkif etmesinin ve bu kısmı kendi vergi dairesine beyan edip ödemesinin, buna karşılık 1/10'luk kısmının ise satıcıya ödenmesinin, satıcının da bu 1/10'luk kısmı kendi vergi dairesine beyan ederek ödemesinin gerektiği, somut uyuşmazlıkta da davacı tarafça davalıdan alınan hizmet bedelinin KDV tutarının tamamının davalıya ödenmesinin ardından, davalıdan alınan hizmetin "iş gücü temini hizmeti" olduğundan bahisle daha önce davalıya ödenen KDV tutarının 9/10'luk kısmının, bu kez vergi dairesine beyan edilerek tekrar ödendiği, işbu davada ise davacı tarafça ödenen anılan 9/10'luk bu kısmın davalı taraftan geri istendiği anlaşılmaktadır. Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin "Kapsam" başlıklı 2.1.3.2.5.2. maddesinde, "Gerçek veya tüzel kişiler, faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü, kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda ya da başka alanlarda faaliyette bulunan diğer kişi, kurum, kuruluş veya organizasyonlardan temin etmektedirler. Bu tür hizmetler, esas itibarıyla, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda tevkifat kapsamına girmektedir. Bu şekilde ortaya çıkan hizmetlerde aşağıdaki şartların varlığı halinde tevkifat uygulanır: - Temin edilen elemanların, hizmeti alana ücretli statüsünde hizmet akdiyle bağlı olmaması gerekmektedir. - Temin edilen elemanların, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gerekmektedir. Elemanların işletmenin mal ve hizmet üretimi safhalarından herhangi birinde çalıştırılması halinde, sevk, idare ve kontrolün hizmeti alan işletmede olduğu kabul edilir. Dolayısıyla işgücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler göz önünde bulundurulur, bu hususların varlığı, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edilir. İşgücü temin hizmeti veren mükellefin, söz konusu hizmeti bir başka mükelleften temin ettiği elemanları kullanarak sunması halinde, sadece kendisine verilen işgücü temin hizmetinde tevkifat uygulanır. ..." hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla anılan hüküm uyarınca, bir sözleşmenin iş gücü temin hizmet sözleşmesi olarak kabul edilebilmesi ve hizmet alanın tevkifat sorumlusu olabilmesi için hizmetin ifasında kullanılan elemanların iş gücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler kabul edilmiş olup, bu hususların varlığının, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar dikkate alınarak tespit edileceği hüküm altına alınmıştır. Diğer bir deyişle taraflar arasındaki sözleşmenin iş gücü temin hizmeti sayılabilmesi için KDV Genel Uygulama Tebliği 2.1.3.2.5.2. maddesinde yazılı olduğu üzere "elemanların sevk, idare ve kontrolünün" hizmet alan davacıda olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta ise taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin tamamının 27. maddelerinde açıkça, "... yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu değildir." şeklinde hüküm yer almaktadır. Bu hükmün işçilerin sevk ve idaresinin hizmet alınan davalı tarafta olduğunu gösterir. Dolayısıyla Dairemizce, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde yüklenicinin, sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri çerçevesinde yükleniciye ait olduğuna, ...'nin yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu bulunmadığına ilişkin düzenlemeye yer verildiği, bu nedenle davalı tarafından üstlenilen işin Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5.2 maddesi kapsamında iş gücü temini niteliğinde olmadığı ve KDV tevkifatına tabi bulunmadığı, KDV tevkifatına tabi olmayan bir iş nedeniyle davacı tarafından yapılan tevkifat işleminin mevzuata aykırı bulunduğu, KDV tevkifatından dolayı davalı tarafın davacı idareye borcunun bulunmadığı ve taraflar arasındaki akdi ilişki dikkate alındığında, davalının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Kaldı ki Dairemize intikal eden dosyalardan, dava dışı kişiler tarafından davacı ...'nin aynı nitelikteki KDV tevkifatı işlemi nedeniyle Vergi Dairesi Başkanlığı'na açılan davalarda, ilk derece mahkemelerince, yüklenici şirketler tarafından üstlenilen işin, iş gücü temini niteliğinde olduğundan bahisle yapılan 9/10 oranındaki Katma Değer Vergisi tevkifatında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle verilen davanın kabulüne, dava konusu işlemlerin iptaline dair kararların, derecattan geçerek kesinleştiği görülmektedir. (Ankara 2. Vergi Mahkemesinin 30/03/2023 tarih ve 2022/1910 Esas- 2023/427 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 21/02/2024 tarih ve 2023/1284 Esas - 2024/307 Karar sayılı istinaf isteminin reddi ilamı ile kesinleştiği, Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 06/06/2023 tarih ve 2022/1684 Esas- 2023/1034 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 23/10/2024 tarihli ve 2023/2150 Esas - 2024/1661 Karar sayılı istinaf isteminin reddi ilamı ile kesinleştiği, Ankara 2. Vergi Mahkemesince verilen 29/04/2021 tarih ve 2020/2458 Esas, 2021/704 Karar sayılı kararın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 15/12/2021 tarih ve 2021/1395 Esas, 2021/1938 Karar sayılı kararı ile istinaf incelemesinden, Danıştay 4. Dairesinin 17/01/2023 tarih, 2022/513 Esas, 2023/234 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, Ankara 7. Vergi Mahkemesince verilen 15/10/2021 tarih ve 2021/829 Esas, 2021/1417 Karar sayılı kararın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 02/03/2022 tarih ve 2021/2198 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararı ile istinaf incelemesinden, Danıştay 4. Dairesinin 17/01/2023 tarih, 2022/2295 Esas 2023/230 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 23/05/2022 tarih ve 2021/2031 Esas, 2022/1372 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 31/05/2023 tarih ve 2022/1871 Esas, 2023/715 Karar sayılı kararı ile istinaf incelemesinden, Danıştay 9. Dairesinin 18/04/2024 tarih ve 2023/7757 Esas-2024/1800 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 23/05/2022 tarih ve 2021/2033 Esas, 2022/1374 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 31/05/2023 tarih ve 2022/1872 Esas, 2023/716 Karar sayılı kararı ile istinaf incelemesinden, Danıştay 9. Dairesinin 18/04/2024 tarih ve 2023/7758 Esas-2024/1801 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 23/05/2022 tarih ve 2021/2032 Esas, 2022/1373 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 31/05/2023 tarih ve 2022/1873 Esas, 2023/717 Karar sayılı kararı ile istinaf incelemesinden, Danıştay 9. Dairesinin 18/04/2024 tarih ve 2023/7759 Esas-2024/1799 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 23/05/2022 tarih ve 2021/2016 Esas, 2022/1371 Karar sayılı kararının, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 31/05/2023 tarih ve 2022/2240 Esas, 2023/718 Karar sayılı kararı ile istinaf incelemesinden, Danıştay 9. Dairesinin 2023/7760 Esas-2024/1798 Karar sayılı kararıyla temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır). Böylelikle idari yargıda verilen kararlar ile taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin "işgücü temini" niteliğinde olmadığı, yani 9/10 KDV tevkifatına tabi bulunmadığı, davacının vergi dairesine yaptığı dava konusu ödemelerin hatalı olduğu hususları kesinleşmiştir. İdari yargıda kesinleşen bu tespitlerin, adli yargı mahkemeleri için de kesin delil teşkil edeceği, aksinin kabulünün hukuk yargılamasında geçerli bulunan hukuki belirlilik ilkesi ile uyuşmayacağı açıktır. Tüm bu nedenlerle Dairemizce de davalı tarafça üstlenilen işin Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5.2 maddesi kapsamında iş gücü temini niteliğinde olmadığı ve KDV tevkifatına tabi bulunmadığı, KDV tevkifatına tabi olmayan bir iş nedeniyle davacı tarafından yapılan tevkifat işleminin mevzuata aykırı olduğu, KDV tevkifatından davalının davacı idareye borcunun bulunmadığı, davalının sebepsiz zenginleşmediği kabul edilmiş, somut uyuşmazlıkta da aynı tespitleri içeren yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/728, K. 2024/376, T. 18.03.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-728-e-2024-376-k-1f40ac95a2eb