Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/712 E. 2026/106 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/712
Karar No
2026/106
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/712 Esas

KARAR NO: 2026/106

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/12/2021

NUMARASI: 2020/763 Esas, 2021/949 Karar

DAVA: TAZMİNAT (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 22/01/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; daha önce davalı şirkette çalışan davacı şirket yetkilisinin, davalının isteği ile davacı şirketi kurduğunu, bir kısım davalı çalışanlarının da davalının isteği ile davacı şirkete geçtiğini ve davacı şirketin davalının alt departmanı gibi çalıştığını, taraflar arasındaki ilişki alt ve üst işveren ilişkisinin ötesine geçmiş olup, davacı şirketin personel alımı dahil her türlü iş ve işleminin davalının yönlendirmesi ile yapıldığını, davacı şirketin diğer şirketlerle ticari ilişkisinin de davalı tarafından belirlendiğini, davacı şirket gerçekte davalının alt departmanı olsa da, dışarıya karşı muvazaalı olarak farklı iki şirket gibi gösterildiğini; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken, davalının davacı şirkete yaptırdığı işleri başka firmalara yaptırmaya başladığını, davacı müvekkilinin kusuru olmadan ve sözleşmede sona erdirilmeden davalının tek taraflar olarak işleri kesmesi ve işi başka firmalara yaptırmasının davacı şirketi zor duruma düşürerek zararına neden olduğunu; bu nedenlerle davacının davalının talepleri ile aldığı kadrolu personelin SGK işveren prim borçları 463.930,39 TL olup, davalının bu zararı karşılaması gerektiğini; davacı şirketin 859.589,58 TL vergi borcunun davalı şirketten tahsili gerektiğini; işçi alacaklarından üst işverende sorumlu olduğundan, davacı şirket çalışanlarının 418.315,00 TL işçilik alacaklarının davalıdan tahsili gerektiğini; davalı şirketin davacı şirkete yaptırdığı işlerden dolayı davacının üçüncü kişilere verdiği çeklerden oluşan 445.000,00 TL zararının davalıdan tahsilini talep ettiklerini; davalının davacı şirkete yaptırdığı işlerden dolayı davacının yaptığı yatırım masraflarının davalıdan tazmini gerektiğini, bu kapsamda alınan malzemeler ve yatırım tutarının toplam 995.935,98 TL olduğunu, davalının online platformlarda yürüttüğü proje ve işler için ... sözleşme yapmak durumunda kalan davacı şirketin bu nedenle 200.000,00 TL zararı olduğunu, bu zararların davalıdan tazminini talep ettiklerini; iş akışının kesilmesi üzerine davacı şirketin kredi borçlarını ödeyemediğini ve şirket yetkilisinin eşine ait ipotekli taşınmazın satıldığını, bu nedenle halen 950.000,00 TL banka borcu zararının davalıdan tahsili gerektiğini; davalının tek taraflı işleri kesmesi sonucu ciro kayıpları olan 6.610.000,00 TL'nin davalıdan tazmini gerektiğini; davalının davacı şirkete yaptırdığı işlerden dolayı davacı şirketin üçüncü şahıslara faturası kesilmiş borçlarının 896.050,00 TL ve faturası kesilmemiş borçları 118.000,00 TL olup zararın giderilmesi gerektiğini; davalı şirketin davacı şirketi bir depertmanı gibi çalıştırması, davacı şirketin müşteri geliştirmede çeşitlilik sağlayamaması ve iş akışını kesmesi ile davacı şirketi borç altında bırakmasının davacı şirketinin marka değerine de zarar verdiğini, bu kapsamda 250.000,00 TL marka değeri zararının davalıdan tazmini gerektiğini ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL zararlarının davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında; zarar miktarını toplam 12.356.923,00 TL olarak belirleyen davacının bu miktar üzerinden harcı tamamlaması gerektiğini, arabuluculuk aşamasında belirtilmeyen zarar kalemlerinin tefrik edilmesi ve bu talepler yönünden arabulucuya başvurulmadan acılan davanın usulden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmede davalı şirkete ait defter ve kayıtlar kesin delil olarak kararlaştırıldığından davacının sunduğu delillerin dikkate alınamayacağını, davalı şirket araştırma şirketi olup, davacının da aynı hizmeti verdiğini, davalı şirketin asıl işin bir bölümünü davacıya yaptırmak istediğini, söz konusu iş anket doldurma ve veri girişi işi olup herhangi bir uzmanlık gerektirmediğini, sözleşmenin 3.10 maddesi gereği davacı işçilerinin işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunu, taraflar arasında istisna akdi bulunup alt - üst işveren ilişkisi bulunmadığını, bağımsız bir şirket olan davacının davalı şirketin departmanı olmadığını, davacının birçok başka firmaya da iş yaptığını, davacı çalışanlarının davalı işyerinde çalışmadığını, davalı şirketin yapılan iş ile ilgili denetim yetkisini kullanmasının alt işverenlik ilişkisi yaratmayacağını, davacının kendi kusuru ile doğmasına neden olduğu kamu borçları ile ticari borçlarının davalıdan tazminini talep etmesinin dayanaksız olduğunu, taraflar arasında alt üst işveren ilişkisi bulunulduğu düşünülse dahi bunun davalı şirkete getireceği sorumluluğun sadece iş hukuku çerçevesinde kalacağını, bu sorumluluğun genişletilerek ticaret hukukuna kaymasına izin verilmemesi gerektiğini, davacının yatırım masraflarının davalıya ait olacağına dair herhangi bir anlaşma bulunmadığını, davacıya belirli kotada iş verileceği ya da kazanç sağlanacağı taahhüdü vermediklerini, davacının masraf ve zararlarının kendi iç işleyişi doğrultusunda alınan kararların neticeleri olup davalıdan talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; işin veya işletmenin gerektirdiği şekilde alt işverene verilen işin, yardımcı iş yada asıl işin bir bölümünde yürütülecek uzmanlık gerektiren bir iş olacağı, taraflar arasındaki sözleşme ile davacının üstlendiği işin, davalı/... için yapılacak saha çalışması, veri kontrol, veri girişi ve benzeri işler neticesinde elde edilen bilgilerin toplanması işi olduğu, bu işin isim, değişiklik gibi bilgileri...'a bildirilmek ve...'un öngördüğü standartlara uygun olmak kaydıyla, eğitim ve seminerleri... tarafından verilecek ve işgören/davacı tarafça çalıştırılacak personeller ile yürütüleceği, ...'un işgören tarafından görevlendirilecek olan personelin her türlü çalışmasını kontrol edeceği, ayrıca işgören/davacının bu sözleşme çerçevesinde yaptığı işler nedeniyle istihdam ettiği personelin, tüm özlük ve alacak haklarını eksiksiz yerine getirmekle yükümlü olduğu, yükümlülüklerini yerine getirmeyip... aleyhine gelecek her türlü ceza ve tazminat taleplerinin, zarar ve ziyanların bizzat işgören/davacının sorumluluğunda olduğunun sözleşmenin 3.10 maddesinde düzenlendiği, bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ticari ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığının tespit edildiği, davacının dava konusu ettiği ve davalıdan tazminini istediği zarar taleplerinin davalı tarafça karşılanacağına dair bir kayıt, belge yada taaahhütün mevcut olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede bunu düzenleyen bir hüküm de bulunmadığı, aksine taraflar arasındaki iş ve ilişkiden doğan personel primleri, bu yönden meydana gelecek ceza ve tazminatların davalı tarafın sorumluluğunda olduğunun düzenlendiği, davalının bu ilişki kapsamında eksik ve kusurlu ifada bulunduğu, talep konusu edilen zararlara sebep olunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; uzman heyetten rapor alınması gerektiğini, davacı şirket yetkilisinin özlük kayıtları, tarafların beyanları, sözleşme hükümleri ve dosya kapsamındaki deliller dikkate alınmadan taraflar arasında alt - üst işveren ilişkisi olmadığı tespitine yer verildiğini, davacı şirketin maddi gücünü kullanarak alt departmanı olarak kullandığı davacıyı istediği gibi yönettiğini, sunulan delillerin; iki farklı şirket olmadığı, ihale ile davacıya iş verilmediği, taraflar arasında alt üst işveren ilişkisi kurulduğu ve dışarıya karşı muvazaa yapıldığı, davacının davalının alt depertmanı olduğu hususlarını ispatladığını, davacının davalıya verdiği hizmetlerin saptanması, sözleşmeye aykırılık nedeni ile zararının olup olmadığı ve miktarının ne kadar olduğu hususunda rapor tanzim edilmesi gerekirken yetersiz bir rapor hazırlandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dava, tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; taraflar arasında alt işveren ilişkininin bulunmadığı, davacının zarar taleplerinin ispata muhtaç olduğu, mahkemenin aksi kanaate olması halinde, sadece SGK tarafından tahakkuk ettirilen tüm prim ve idari para cezalarından ve bunlara işletilen gecikme cezalarından davalının sorumlu tutulabileceği belirtilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının davalıdan tazminini istediği zarar kalemlerinin davalı tarafça karşılanacağına dair bir kayıt, belge yada taaahhütün mevcut olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede bunu düzenleyen bir hüküm bulunmadığı, aksine taraflar arasındaki iş ve ilişkiden doğan personel primleri, bu yönden meydana gelecek ceza ve tazminatların davalı tarafın sorumluluğunda olduğunun düzenlendiği, davalının bu ilişki kapsamında eksik ve kusurlu ifada bulunduğu, talep konusu edilen zararlara sebep olunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı şirket; davalının emir ve talimatıyla kurularak iş yaptıklarını, davacının gerçekte davalının altdepartmanı olmasına rağmen dışarıya karşı muvazaa yapıldığını, bu nedenle davalının yol açtığı yatırım masrafları, üçüncü kişilerle girilen ticari ilişki kapsamında doğan borçlar, işçi alacakları ve kamu borçları, diğer her türlü borç, ciro kaybı gibi zararların davalıdan tazminini talep etmiştir.

Taraflar arasında düzenlenen Yıllık İşgörme Sözleşmesi ile davacı; davalı için yapılacak saha çalışması, veri kontrol, veri girişi ve benzeri işler neticesinde elde edilen bilgilerin toplanması işini üstlenmiştir. Davacı personelinin iş hukuku kapsamında işçilik alacaklarını ya da SGK'nın hizmet alımı kapsamında çalışan davacı personelinin prim alacaklarını taraflardan müteselsilen talep edebilmesi eldeki davanın konusu olmayıp, taraflar arasındaki iç ilişkide taraflarca düzenlenen sözleşme hükümlerinin dikkate alınması gerekir. Sözleşmenin 3.10 maddesinde taraflar arasındaki iş ve ilişkiden doğan personel primleri, bu yönden meydana gelecek ceza ve tazminatların davacı tarafın sorumluluğunda olduğu belirtildiğine göre ilk derece mahkemesinin bu kapsamda zarar taleplerini reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer taraftan davacının dava konusu ettiği ve davalıdan tazminini istediği zarar kalemlerinin davalı tarafça karşılanacağına dair bir kayıt, belge yada taaahhütün mevcut olmadığı gibi, TMK'nın 6. maddesi uyarınca iddiasını geçerli delillerle ispatlaması gereken davacı, davalı defterlerinin kesin delil olarak kararlaştırıldığı da gözetildiğinde; davalının yol açtığı yatırım masrafları, üçüncü kişilerle girilen ticari ilişki kapsamında doğan borçlar, diğer her türlü borç, ciro kaybı gibi zararlarda davalının sorumlu olduğunu usulüne uygun deliller ile de ispatlayamamıştır.

Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 esastan reddine (temyiz yolu açık olmak üzere) karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/763 Esas, 2021/949 Karar sayılı ve 14/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davacı vekili istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/012026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/712, K. 2026/106, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-712-e-2026-106-k-40a2bb0e15f6