Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/687 E. 2024/919 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/687
Karar No
2024/919
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/687 - 2024/919 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/687 KARAR NO : 2024/919 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/02/2022 NUMARASI : 2020/50 E. - 2022/48 K.

DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2022 tarih ve 2020/50 E. - 2022/48 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2018/50139, 2011/32500, 2011/32499, 2010/33661, 2008/67187 sayılı "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/12155 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin . ... mağazasının sektöründe bilinen/tanınan bir marka olduğunu, markanın T/03083 sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davaya konu olan 2019/12155 başvuru numaralı “... ...” markasının markanın incelemesi sonucunda müvekkilinin markasının esas unsurunu ihtiva edecek şekilde ... ibaresini içerdiğini, davalı şirketin 43. Sınıfta tescil talebinde bulunduğunu, bu sınıfın müvekkilinin tescilli markalarının tescil kapsamında bulunduğunu, bu başvurunun müvekkilinin markaları ile ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olduğunu, “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, aynı görsel ve işitsel etkiye sahip olduğunu, başvuru sahibinin müvekkilinin markasının imajından, itibarından yararlanma gayesinde olduğunu ve bu nedenle başvurunun kötüniyetli yapıldığını ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-10478 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/12155 başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuruya konu ... ... ibareli işaret ile davacı adına tescilli “ ...” ibaresini münhasır ya da esas unsur olarak içeren markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğu ve bu durumun iltibasa neden olacağı iddiasının yerinde olmadığını, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşul sağlanamadığını, davalı adına tescili talep edilen işaret, "..." ibaresi ile bir sayı grubundan ziyade şekil olarak algılanan “...” görselinden oluştuğunu, kötüniyete ilişkin iddiaların delillerle desteklemediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin otelcilik sektöründe faaliyette bulunan Filipin merkezli bir şirket olduğunu, 2017 yılında, seyahat ve turizm alanında “...” ibaresi ile resmi olarak hizmete açıldığını, ... tarafından 2021 yılında Traveller’s Choice ödülü aldığını, müvekkilin yoğun emek ve çaba sarf ederek yüksek kalite ile yürüttüğü faaliyetleri doğrultusunda dünya çapında tüketicilerce tercih edilen, tanınan ve bilinen bir marka haline geldiğini, müvekkilinin dünyanın bir çok yerinde tescilli olduğunu, taraf markaların bütünsel olarak birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan ... ibaresinin ... olmadığını tüketicinin bunu ... olarak algılamayacağını, tarafların faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, davacının kötüniyet iddiasının hiçbir mesnedinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,una göre dava konusu başvurunun 2019/12155 başvuru numaralı “... ...” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 43. Sınıftaki "43. SINIF: ... and restaurant services. (Otel ve restaurant hizmetleri)" mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markanın ise 2018/50139, 2011/32500, 2011/32499, 2010/33661, 2008/67187 sayılı "..." ibarelerinden meydana geldiği, davalının dava konusu marka başvurusunun tescil talebinde bulunduğu 43. sınıfta yer alan hizmetlerin, davacının davaya mesnet gösterdiği sadece 2010/33661 sayılı ve 2008/67187 sayılı markaların tescil kapsamında yer aldığı, davaya konu olan marka ... ibaresini içerse de, İngilizce kökenli bu kelimenin sözlük anlamının “OTEL” olduğu, tescili talep edilen bazı hizmetler için ayırt ediciliğinin olmadığı, bu anlamda markada kalın punto ile konumlandırılan ve dikkat çeken unsurun “...” ibaresi olduğu, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde iktisadi ve idari anlamda bir ilişkilendirme yanılgısı doğurabilecek mahiyette bir benzerlik olduğu, SMK md. 6/1 anlamında başvuru konusu tüm hizmetler bakımından iltibas tehlikesinin söz konusu olduğu, davacının mesnet olan “...” işaretinin 43. Sınıfta yer alan hizmetlerdeki kullanımının, SMK m. 6/3 hükmünde aranan “markasal kullanım”, “ciddi kullanım” ve “geniş bir coğrafyada kullanım” koşullarını karşılayamadığı, davacının önceki kullanımlarının tamamen perakende sektörüne yönelik olduğu ve önceki bu yoğun/ciddi markasal kullanıma dayalı hakkın ise iş bu davaya konu olan hizmetler bakımından bir etkisinin olmayacağından davacının 43. Sınıftaki hizmetler bakımından gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının bulunmadığı, davacının “...” markasının “perakede sektöründe” oldukça bilinen tanınmış bir marka olduğu, somut olayda değerlendirme kısmında da detaylı olarak belirtildiği üzere davalı markasının kapsadığı tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu belirlendiğinden, uyuşmazlığın çözümü zaten SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olup 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2019-M-10478 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyada heyet raporu ve ayrık görüş raporu arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, mahkemece adeta bilirkişi ayrık görüş raporu yokmuş gibi karar verilmiş olmasının, hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde hukuki nedenler içerisinde yer vermediği markaların gerekçeli kararda dikkate alınmasının doğru bulunmadığını, YİDK kararının SMK 6/1 hükmü bakımından iptali isteminin evleviyetle reddi gerektiğini, davacının müvekkilinin markasından sonraki tarihli markasının yerel mahkemece gerekçeli kararda dikkate alınmasının yerinde olmadığını, mahkemenin kararının eksik ve yüzeysel inceleme ile verildiğini, bilirkişi heyet raporu esas alınarak verilen hükmün hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının otel ve restoran hizmetlerine yönelik olduğu nazara alındığında, markaların karıştırılma ihtimalinden de benzerliğinden de söz edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında ret koşullarının oluşmadığını, bütüncül değerlendirme yapılması gerekmesi karşısında davacı adına kayıtlı itiraza mesnet markalar ile davaya konu marka başvurusu arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığını, YİDK’nın kararı hukuka uygun olduğundan davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “... ...” ibareli marka başvurusu ile davacının "......" ibareli itirazına mesnet markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "-..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirketten ve davalı ... alınması gereken 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90'ar TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/687, K. 2024/919, T. 10.05.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-687-e-2024-919-k-9833344ec72c