Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2022/685 E. 2024/1976 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/685
- Karar No
- 2024/1976
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/685 KARAR NO : 2024/1976
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30.12.2021 NUMARASI : 2018/1018 Esas 2021/1230 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21.11.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 21.11.2024
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.12.2021 tarih 2018/1018 Esas 2021/1230 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı şirketin beş ortaklı bir şirket olduğunu, davalının % 11 oranındaki hissesi ile davacı şirketin hem ortağı hem de yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalının davacı şirkete ait olup üzerinde faaliyet gösterilmeyen bir taşınmazın satışına kasten engel olarak davacı şirkete karşı olan özen ve bağlılık hükümlerini ihlal ettiğini, davacıları zarara soktuğunu, davalının taşınmaz satışı konusunda yönetim kurulu kararı nezdinde bizzat görevlendirilmiş olmasına rağmen görevini kasıtla yapmayarak satışı engellemeye çalıştığını, satın almak amacı ile başvuran alıcı namzetlerine telefonlar etmek ve gerçeğe aykırı beyanlar içeren ihtarnameler göndermek suretiyle satışa mani olduğunu, satıştan nihai olarak vazgeçilmesine sebep olduğunu, davalının eylemleri ile satışın engellenmesi sonucunda davacı şirketin hem ciddi bir kazançtan yoksun kaldığı hem de kullanılmayan taşınmazın mali külfetlerini üstlenmeye devam etmek zorunda bırakıldığını, davalının bankalara yazılar yazmak suretiyle şirket hesaplarından işlem yapılmasını ve şirkete kredi verilmesini önlemeye çalışarak şirket menfaatini hiçe saydığını, davacıların itibar kaybına uğrattığını, hukuka aykırı olarak davacı şirket hesaplarındaki işlemlerin durdurulmasını talep ettiğini, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini dava ve talep dilekçesi ile maddi tazminat yönünden dava değerini 11.205.432,46-TL olarak artırmıştır. CEVAP : Davalı vekili, davalının davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, yasal ve barışçıl yöntemler ile babasının ve babasının kurucusu, büyük ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu davacı şirketin yasalar ve hakkaniyete uygun yönetilmesini ve yönetim değişene kadar her zaman karlılıkla çalışan şirketin aktifinde bulunan taşınmazın korunmasını sağladığını, şirket varlıkları elden çıkarmanın basiretli bir tacirin başvuracağı yöntem olmadığını, satışın gerekliliği konusunda diğer ortak ve yönetim kurulu üyelerinin açıklıkla ikna edilmesi gerektiğini, davalının babası ...'nun vesayet altına alınması için Urla SHM nin 2018/363 sayılı dosyası ile başvuruda bulunulduğunu, mahkeme kararı ile ...' nun vesayet altına alındığını, yasal yollara başvurmak ve ilgili yerlere dilekçe vermenin kusur ya da haksız fiil sayılamayacağını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... ile davacı şirket tarafından davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalının davacı şirkete ait taşınmazın satışına kasten engel olarak şirkete karşı olan özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği ve davacı şirketi zarara uğrattığı, davalının bankalara yazılar yazmak suretiyle şirket hesaplarından işlemler yapılmasını ve şirkete kredi verilmesini önlemeye çalışarak şirket menfaatini hiçe saydığı, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ederek davacı şirketin itibar kaybına uğramasına sebebiyet verdiğinden bahisle şirket nezdinde oluşan maddi ve manevi zararın giderilmesine yönelik olarak davalı hakkında Mahkememizde dava açıldığı, davacı şirket adına kayıtlı bulunan ve şirket aktifinde bulunan ... ... ... ... Caddesi No ... ... ... adresinde kayıtlı bulunan taşınmaz ile ilgili davacı şirket yönetim kurulunun 17/06/2016 tarihli 5 nolu bendi ile taşınmazın " uzun vadeli kiraya verilmesi veya satışı cihedine gidilmesi " ne yönelik karar alındığı yine davacı şirket yönetim kurulunun 31/07/2017 tarih 2017/6 sayılı kararı ile firma aktifinde bulunan taşınmazın satış fiyatının belirlenmesi için piyasa araştırması yapılmasına ve sonuçlarının ivedilikle yönetim kuruluna sunulmasına, bu görevi yönetim kurulunu temsilen yerine getirmesi için ... 'e yetki verildiği, söz konusu yetki ile ilgili yönetim kurulu kararında davalı ... 'ün imzasının mevcut olmadığı, söz konusu taşınmaz ile ilgili dava dışı ... AŞ ile davacı şirket arasında ön anlaşma yapıldığı ,davacı tarafça davalının söz konusu ... AŞ 'ye 15/02/2018 tarihli ihtarname göndermek suretiyle satışı engellediği iddiasıyla satışın yapılmamasından kaynaklanan şirket zararının sorumluluk davası kapsamında davalıdan tahsilinin talep edildiği ancak ... Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından ... AŞ yönetim kuruluna hitaben gönderilen 05/12/2019 tarihli belgedeki " Ancak bir diğer şirket yönetim kurulu üyeniz olan ... tarafından şirketimize satışın iptali için gönderilen ihtarnameler akabinde şirketiniz satıştan vazgeçerek 08 Mart 2018 tarihinde ödemiş olduğumuz kapora tarafımıza iade edilmiştir. " ibaresi göz önüne alındığında satıştan taşınmazı satın alacak ... AŞ 'nin değil, bizzat davacı şirket tarafından vazgeçildiği, bu husus göz önüne alındığında varsa şirket zararının davalıdan talep edilemeyeceği, bunun yanında şirket yönetim kurulu veya şirket genel kurulu tarafından söz konusu taşınmazın satışına yönelik olarak alınmış net bir kararda bulunmadığı, alınan kararın satış fiyatının belirlenmesine yönelik araştırma yapılması veya taşınmazın uzun vadeli kiraya verilmesi veya satışı şeklinde belirsiz olarak kaldığı yine bunun yanında taşınmazın niteliği ve değeri göz önüne alındığında taşınmazın satışının şirket mal varlığının önemli bir bölümünün satışı olarak değerlendirilebileceği ve söz konusu taşınmazın satışı için yönetim kurulu kararı dışında TTK 408/f maddesi kapsamında genel kurul varlığının da gerekebileceği ve alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığından yönetim kurulu kararının dayanaksız kalabileceği , davacının dava dilekçesindeki davalının bankalara yazılar yazmak suretiyle şirket hesaplarından işlemler yapılmasını ve şirkete kredi verilmesini önlemeye çalışarak şirket menfaatini hiçe saydığı, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ederek davacı şirketin itibar kaybına uğramasına sebebiyet verdiği iddiaları yönünden yapıldığı iddia edilen eylemler ile davacı şirketin maddi zarara uğradığını ilişkin talepte bulunulmadığı, iddiaların manevi zarar kapsamı altında değerlendirilmesinin gerektiği, davacının manevi tazminat talebi yönünden Türk Medeni Kanunun 24,25 ve TBK' nun 58. Maddelerinin ön gördüğü, manevi tazminat ödenmesini gerektirir şekilde kişilik haklarının saldırıya uğradığı hususunun kanıtlanamadığı, davalı tarafça şirketin mevcut hali değerlendirilerek ve şirketin zarar görmesini önlemek adına söz konusu yazıların yazıldığı , yapılan eylemin davacı iddiasının aksine şirket menfaatini hiçe sayma, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal kapsamında kalmadığı ve manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluştuğunun ispat edilemediği, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davaların tefriki yönündeki talebin karşılanmadığını, dosyada bulunan somut delillere vebilirkişi raporlarına aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, davalının taşınmaz satışını bilerek ve isteyerek engellediği açıkça ikrar ettğini, davalı tarafından cevap dilekçesinde dayanılmayan sebeplere veya kanuni süresi içerisinde sunulmayan delillere dayanarak hüküm kurulduğunu, delil listesinde yer almayan uzman görüşünün hükme esas alınamayacağını, davacı ile davacı şirket arasında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hakkaniyete uygun olarak paylaştırılması gerektiğini, tazminatın şirkete ortak olan davacıya değil, şirkete ödenecek olması sebebiyle davalı aleyhine vekalet ücretine hükmetmemesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, dosyadaki değerlendirmeler ve bilirkişi raporları ile zıt bir şekilde, davalının cevap dilekçesindeki savunmalardan tamamen farklı ve hiç dayanmadığı gerekçelerle karar verildiğini, yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın, dava dosyasında mevcut bilirkişi raporuna aykırı şekilde karar verildiğini, davalı ...’ün yönetim kurulu üyesi olarak şirkete karşı olan özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini, tanıkların dinlenmediğini, davanın reddine gerekçe olarak belirtilen sebeplerin davalının yazılı ikrarına, savunmasına ve dosyadaki delillere aykırı olduğunu, davalının taşınmazın satılmasına izin vermeyerek satışı engellediğini açıkça ikrar ettiğini, davalının, muhtelif bankalara gönderdiği, şirketin güvenilirliğini zedeleyen ve şirketin tüm banka işlemlerini durdurmayı amaçlayan yazıların şirket itibarını zedelediğini, tüzel kişilerin ekonomik itibarının, onur ve saygınlığının zedelenmesi durumlarında tüzel kişi lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini,davalının şirket için karlı olan bir taşınmaz satış sürecini gayri hukuki yöntemler ile bizzat engellediğini, söz konusu taşınmazın şirketin ticari faaliyetlerini sürdürmesi için zorunlu veya gerekli bir taşınmaz olmadığını, eksin inceleme yapıldığını kararda yeterli gerekçeye yer verilmediğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tahsil edilen ıslah harcının iade edildiğini, davanın kötü niyetli bir dava olduğunu, davalı lehine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, maddi tazminat yönünde nispi manevi tazminat yönünden ise tarifedeki mahtu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinden kötü niyetli davacı ... sorumlu tutulması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. GEREKÇE : Dava, şirket yöneticisinin şirketin zarara uğratması iddiası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, dava değeri, haklılık oranı ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90-TL'nin davacı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90-TL'nin davacı ...'ndan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.