Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/67 E. 2024/107 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/67
Karar No
2024/107
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1680 KARAR NO : 2025/201 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2024 NUMARASI : 2022/67 E. 2024/107 K. DAVANIN KONUSU : Marka KARAR TARİHİ : 06.02.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.02.2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11.06.2024 gün ve 2022/67 E. 2024/107 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, Niksar ilçesinden çıkarılan içme suyunun davacı tarafından marka tescili yapılarak ve şişelenerek pazarlanan ilk kaynak suyu olduğunu, “...” ibaresinin davacı 1969 tarihinde tescil edildiğini, “...” esas ibareli markanın davacı tarafından üretilip pazarlanan sular üzerinde 1970 yılından beri kullanıldığını, davacının ...” ile “...” unvanlı ticari işletmelerin kurucusu olduğunu, davacının 1983 tarihli sözleşme ile ... su kaynağından dolum yapma ve ürettiği suları “...” ve “...” markaları altında üretip pazarlama hakkını sözleşme kapsamı ve süreyle sınırlı olacak şekilde dava dışı .... A.Ş.’e verdiğini, ancak ... firmasının “...” esas ibareli 84/081678, 85/085445, 2003/20168, 2003/20169 sayılı bazı markaları haksız şekilde adına tescil ettirdiğini, akabinde bu firma aleyhine dava dışı ... A.Ş. tarafından girişilen muvazaalı takip sonucu anılan markaların devrinin sağlandığını, ... firması tarafından devir alınan markaların da bu kez kötü niyetle davalı ... Şti.’e devir ve tescil edildiğini ve ... firması tarafından 2003/20168 sayılı “...” ve 2019/75233 sayılı “...” markaları için davalı ... A.Ş.’e lisans, ... firması da tarafından da davalı ... A.Ş.’e alt lisans verildiğini, İzmir FSHHM’nin 2016/26-2021/77 sayılı kararıyla 2023/20169 sayılı “...”, İzmir FSHHM’nin 2020/99-2021/189 sayılı kararıyla 2018/15824 sayılı “...”, 2018/15838 sayılı “...”, 2019/75233 sayılı “..", İzmir FSHHM’nin 2020/112 -2021/145 sayılı kararıyla 84/081678 sayılı “...”, 85/085445 sayılı “...”,2003/20168 sayılı “...” markalarının kötü niyetle tescil nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bunlardan 2016/26-2021/77 sayılı kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, buna rağmen davalıların “..." markalı ürünleri şişeleyip pazarladığını, davalı ... firmasının kötü niyetli olduğunun hükümsüzlük kararlarıyla sabit olduğunu, davalı ... ve ... firmalarının İzmir FSHMM’nin 2020/99 ve 2020/112 sayılı dosyalarında davalı sıfatıyla yer aldıklarını, her ne kadar iş bu iki dava ... ve ... firmaları tarafından reddedilmişse de, ... firmasının kötü niyetli kullanımlarından haberdar olmaları nedeniyle davacının uğradığı zararlardan hukuki sorumluluklarının bulunduğunu,bu nedenle iyi niyet iddiasında bulunamayacaklarını, davalı .. A.Ş.’nin şirket unvanında “...” ibaresini kullandığını, ....com.tr alan adını kullandığını, “...” markalı suların şişelemesini yaptığını, davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararlardan davalıların birlikte sorumlu olduklarını, davacının marka haklarına tecavüz oluşturan “...” markasının davalı ... Ltd. Şti. tarafından alan adı olarak da kullanıldığını, davalılardan ... Ltd. Şti.’nin diğer davalılarca üretilen suları ... yöresinden çıkarmış izlenimi verecek şekilde ve müvekkili belediyenin alan adını kullanarak reklam ve internet kanalıyla pazarladığını, belirterek; davalıların, fikir ve iş birliği içerisindeki davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tevacüzüm önlenmesine, şimdilik 5.000-TL maddi ödenmesin, 100.000-TL. manevi ve 10.000-TL itibar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... Şti. vekili, davacının tescilli bir markası bulunmadığını, marka hakkına tecavüzün ancak tescilli bir markaya karşı gerçekleşeceğini, davacının davasını dayandırdığı hukuki nedenin olsa olsa TTK haksız rekabet hükümleri olacağını ve bu durumda da görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, davacının aynı konu ve talepli bir davasının İzmir FSHHM’nin 2020/99 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, iş bu derdest davanın konusuyla aynı konuda bir başka davanın açılamayacağını, davacının Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/304 E. sayılı dosyasında açtığı 2008 tarihli davadan beri tecavüz iddiasında bulunduğunu, bu nedenle tazminat talepli davasının zamanaşımına uğradığını, ayrıca tazminatın şartları olan kusur, zarar, illiyet bağının somut olayda bulunmadığını, 2003/20168, 84/081678 ve 85/085445 sayılı markaların önceki malikinin davacının da paydaş olduğu ... A.Ş. olduğunu, bu şirketin icra takiplerine maruz kalması nedeniyle markaların haciz yoluyla satışa çıkarılması sonucunda ... A.Ş. tarafından satın alındığını, davalınında bedellerini ödemek suretiyle markaları bu firmadan satın aldığını, davalının davacı ile imtiyaz sözleşmesi imzalayan şirket arasındaki ilişkiyi bilmesinin, bilebilecek durumda olmasının mümkün olmadığını, İzmir FSHHM’nin 2016/26 E. sayılı ilamın sadece ilam içeriğindeki marka için hüküm ve sonuç doğuracağını, davalının kötüniyetli olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili, davacı tarafından davalı aleyhine açılan İzmir FSHHM’nin 2020/99 E. sayılı dosyası ile aynı nitelikte derdest bir dava bulunduğunu, davanın istinaf incelemesinin devam ettiğini, sözü edilen dava ile bu dava konusunun birebir örtüştüğünü, İzmir FSHHM’nin 2020/99 E. sayılı dosyasında tecavüz olgusu olmadığı gerekçesiyle davalı hakkındaki hem hükümsüzlük hem de tecavüze ilişkin davanın reddedildiğini, davalının marka sahibi olmadığını, lisans sözleşmesi çerçevesinde “...” markalı ürünlerin üretildiğini, müvekkili ile diğer davalı ... A.Ş. arasında “...” markalı ürünlerin üretilmesine yönelik bir sözleşme imzalandığını, davalılardan ...A.Ş. ile ... A.Ş.’nin taahhütlerine uymadığı için Kocaeli Valiliği tarafından protokollerin feshedildiğini, davalının “...” markasının kullanımının diğer davalılar ile yapılan sözleşmeye dayandığını, hükümsüzlük kararının SMK md. 27/3 uyarınca söz konusu karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeleri etkilemeyeceğini, davalının diğer davalılar ile birlikte dava konusu markayla ilgili bir menfaat ilişkisi içinde olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre; daha önce görülen 2020/99 esas sayılı dosyasının incelemesinde davacının dava dilekçesinin sonuç kısmının 3. maddesinin a'da Davalılar tarafından kötüniyetli olarak kullanıldığına ve/veya kullandırıldığına ve müvekkil Belediyenin marka hakkına ve haksız rekabet kurallarına karşı tecavüz oluşturduğunun ve bu kullanımların haksız olduğunun tespitine) şeklinde açılan davada mahkemece 13/10/2021 tarihinde verilen 2020/99 Esas 2021/189 Karar sayılı dosyadaki hüküm kısmında davacının sair taleplerinin reddine dair karar verildiği, bu dosyanın halen derdest olup istinafta olduğu, bu red kararının marka hakkına ihlal haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine yönelik sair taleplerinin reddine yönelik olduğu, davacının bu davasında da yine marka hakkına tecavüzün tespiti haksız rekabetin tespiti şeklinde açıldığı, derdestlik bulunduğu belirtilerek; davacının davasının desdetlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalılara karşı davacının marka haklarının ihlal edilmesinden kaynaklı olarak maddi ve manevi zararlarının giderilmesi, haksız rekabet hükümlerinden doğan tazminat haklarının ödenmesi ve itibar tazminatının ödenmesi ile markaya tecavüzün devam ettiğinin ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemleri ile i dava açıldığını, İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/99 Esas sayılı dava dosyasında ise markaların kötü niyetle tescil edildiğinin, marka haklarına tecavüz edildiğinin tespiti ile bu nedenle kötü niyetle tescil edilen markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi talepleri ile dava açıldığını, İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/99 Esas, 2021/189 Karar Sayılı kararında markaların hükümsüzlüğü yönünde hüküm tesis edilmiş olup marka haklarının tecavüz edildiği yönünde bir değerlendirme yapılmadığını, hükümsüzlük kararından sonra da davalılar tarafından, davcıya ait olduğu tespit edilen markaların hukuka aykırı bir şekilde kullanılmaya devam edildiğini, marka haklarına karşı gerçekleştirilen tecavüz fiili sonlandırılmadığını, iki dosya arasında derdestlik durumunun söz konusu olmadığını, davacı Belediye ile davalılar arasında İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2020/99 E. 2021/189 K. Sayılı dosyanın markanın "kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne ilişkin olduğunu, söz konusu davada İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından sadece markaların hükümsüzlüğü hususunda hüküm kurulduğunu, her iki davada, her ne kadar tarafları aynı olsa da dava konusu ve taleplerimiz birbirinden farklı olduğunu, aksi halde dahi derdestlik olduğu iddia edilen hususun taleplerde sadece bir tanesi olduğunu, İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/99 Esas sayılı dava dosyasına konu "markanın kötü niyetli kullanım sebebiyle hükümsüzlüğü davası" olup markanın haksız kullanımı ve marka haklarına yapılan tecavüz nedeniyle tazminat talepleri söz konusu olmadığını,İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2020/99 Esas sayılı dosyada tespit edilmesini istediğimiz hususlara ilişkin talebin markanın kötü niyetli olarak kullanıldığına ve/veya kullandırıldığına ve Belediyenin marka hakkına karşı tecavüz oluşturduğunun ve bu kullanımlarının haksız olduğunun tespiti" iken 2022/67 Esas sayılı dosyada davalıların fikir ve işbirliği içerisindeki davacının marka haklarına ilişkin tecavüzlerinin tespitine, davalıların davacıya ait markaları haksız kullanımının önlenmesine 5.000 TL maddi, 100.000 TL manevi ve 10.000 TL itibar tazminatının tahsiline ilişkin olduğunu, bu nedenle söz konusu taleplere ilişkin derdestlikten söz edilemeyeceğini, daanın sadece smk'ya değil türk ticaret kanununun haksız rekabete dair hükümlerine de dayanıldığını, davalıların "..." ibareli markalar üzerinden haksız kazanç sağlamak amacıyla, aynı iş kolunda faydalanmak suretiyle, bu husustaki kesinlenmiş yargı kararına rağmen, davacının ait markaların esas ve şekil unsurlarını kullanmak suretiyle kendi adına davaya konu markaları tescil ettirmeye ve haksız kazanç elde etmeye devam etiklerini, davacı belediyeye ait olan markaların haksız kullanımı konusunda davalıların fikir ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinini, objektif dava birleşemesi bulunmasına rağmen taleplerin tümü hakkında karar erilmediğini, belirterek kararın kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar vekilleri istinafa cevap dilekçeleri ile davacının istinaf başvurusun reddini talep etmiştir GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi, manevi ile itibar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde bir mahkeme hükmünün neleri kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Bu düzenleme uyarınca bir mahkeme kararında tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın üst mahkeme tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. 3. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi hâlde kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yeri gelmişken maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır. Yukarıda da belirtildiği üzere hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetleyeceği gibi üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir. (Yargıtay İBK'nun 07.06.1976 tarih ve 1976/3-4 E. 1976/3 K. HGK'nun 06.12.2018 tarih 2017/11-101 E. 2018/1869 K.,18.02.2020 tarih ve 2016/22-2639 E. 2020/165 K., 04.02.2021 tarih ve 2017/(21)10-1968 E. 2021/31 K.) 4. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 5. Somut olayda; ilk derece mahkemesi gerekçesinde yer verilen tarafların iddia ve savunmaları özetinin dosya içeriği ile ilgisi olmadığı, gerekçede tarafların iddia ve savunmalarının özetine doğru şekilde yer verilmediği, yer verilen iddia ve savunma ile kabul edilen gerekçenin bir biri ile uyumlu olmadığı, gerekçenin kendi içeresinde tereddüt oluşturduğu, gerekçede söylenilen ile hüküm arasında da çelişki yaratıldığı, hükmün kapsamının 6100 sayılı HMK'nın 297. Maddesine aykırılık taşıdığı anlaşılmıştır. 6. İstinaf incelemesi yapılabilmesi için delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Mahkemece, dosyada toplanan deliller tartışılıp değerlendirilerek, tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığının, gerekçede açıklanmalıdır. Kararda hiç ya da yeterli gerekçeye yer verilmemesi veya gerekçenin kendi içinde çelişir olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü gerekir. Denetime elverişli usulün aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunması istinaf incelemesinin yapılabilmesinin ön şartı olup, bu nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilemesi de mümkün değildir. 7. İstinaf incelemesi yapılan yukarıda yazılı kararın gerekçesinde, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillere, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin çelişkili olduğu anlaşıldığından HMK’nın 297. maddesinde belirtilen şekilde ve denetime elverişli gerekçe içerir ve denetlenebilir bir hüküm olduğundan söz edilemez. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2- İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11.06.2024 gün ve 2022/67 E. 2024/107 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/67, K. 2024/107, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-67-e-2024-107-k-459a57705fdb