Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/5132 E. 2022/6694 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/5132
- Karar No
- 2022/6694
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2023/736 Esas KARAR NO: 2025/39 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 29/09/2022 NUMARASI: 2020/108 Esas, 2022/195 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/01/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır güzellik bakım hizmetleri ve tıbbi hizmetler alanında faaliyet gösterdiğini, TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın maliki olduğunu, müvekkilinin bu markayı iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela, reklam vasıtalarında ve sosyal mecralarda kullandığını, ancak hal böyle iken davalı şirketin, TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli markayı müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda kullanarak tüketici nezdinde iltibasa yol açtığını, müvekkili şirketin markası ile davalı şirketin markasının görsel olarak da birbirlerinde benzediğini ve davalı şirketin söz konusu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkili adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tescilli markasına yönelik tecavüz olduğu ve haksız yararlanmaya yol açacak şekilde iltibas olduğuna dair iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili adına tescilli marka ile davacı markasının basit düzeydeki benzerliğinin karıştırılma için yeterli olmadığını, her iki markanın da sektörel tanımlayıcı kelimeler kullanılarak oluşturulduğunu, taraf markalarının farklılığı kadar faaliyet konuları açısından da herhangi bir iltibas, haksız yararlanma imkanı ve ihtimalinin de bulunmadığını, müvekkilinin bugüne kadar davacının faaliyet konularında hiçbir faaliyetinin olmadığını ve müvekkilinin kötü niyetle davacı markasından faydalanmak kastıyla "..." ibaresini kullandığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu ve davacı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "-Davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davasının kabulüne, davalının davacı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli marka ile iltibasa yol açacak şekilde "..." ibareli markayı kullanmasının davacının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabete ilişkin talep yönünden davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; kararının haksız rekabete ilişkin talebin reddine yönelik kısmının yerinde olmadığını, somut uyuşmazlıkta haksız rekabete ilişkin durumun marka hakkından kaynaklanması sebebiyle ayrıca Türk Ticaret Kanunu uyarınca haksız rekabetin oluşmadığına kanaat getirdiğini, Bu ifade doğru olmamakla birlikte kendi içerisinde de çeliştiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/5132 E. 2022/6694 K. Sayılı "05.10.2022" Tarihli Kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/4570 E. 2022/6430 K. Sayılı "28.09.2022" Tarihli Kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/8425 E. 2022/4369 K. Sayılı "02.06.2022" Tarihli Kararı dikkate alındığında her iki talebin kabulüne karar verilmesi ve her iki talep yönünden lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay kararları uyarınca marka hakkına tecavüz ve Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1-a-4 maddesine ilişkin aynı anda hüküm kurulabileceğini, Yargıtay ın güncel kararlarının sunulduğunu, davanın tüm talepler yönünden kabulünü, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle; İlk derece mahkemesin tarafından aldırılan bilirkişi raporunda; Müvekkilinin “...” ibareli markasının davacıya ait “...” markası ile ilişkilendirilme ihtimali ve karıştırılma ihtimaline de sebebiyet verebileceği belirtilmiş ise de, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/248 Esas numaralı dosyadaki üç kişilik bir heyet tarafından hazırlanmış bir raporun mahkemece dikkate alınmadığını, ilgili raporda "..." ibaresinin SMK madde 5/1-c ve d anlamında mutlak ret sebepleri taşıdığı, Sektörel olarak tarafların hizmet içeriklerinin karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, ... markasının tanınmış marka olmadığı ,- ... markasının kötüniyetli başvuru olmadığı, "..." markası hükümsüz kılınmasa dahi zayıf marka olduğunun belirtildiğini, mahkemece ilgili raporun değerlendirilmemesi, rapora yapılan itirazlar konusunda ek rapor dahil aldırmadan karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Davacı tarafın tıp sektöründe sıklıkla kullanılan bir ibareyi marka olarak tescil ettirmesi nedeniyle markanın zayıf bir marka kabul edilmesi gerektiğini, mahkemenin bu hususta inceleme yapmadığını, tarafların faaliyet konularının farklı olması, davacının markasının güçlü, özgün ve ayırt edici vasfı kuvvetli bir marka yerine sektörde zaten yoğun olarak kullanılan bir ibareyi marka olarak tescil ettirmiş olması nedenleri ile davanın reddi gerektiğini, Davacının markası "..." ve "..." kelimelerinin birleştirilmesi suretiyle oluşturulmuş olan ve tescilli olduğu 44. Sınıftaki alt hizmet başlıklarından biri olan "tıbbi hizmetler" faaliyetini tanımlayan, tıbbi hizmetlerin verildiği yer anlamına gelen ingilizce kelimelerden ibaret olduğunu, Karıştırılma ihtimali ve iltibas konusunda hem markalar hem de verilen hizmetler yönünden araştırma yapılması gerektiğini, taraflara ait markalar sadece işitsel benzerlik içerdiğini, her iki markanın da sektörel tanımlayıcı kelimeler kullanılarak oluşturulduğunu,Davacının haksız olarak markasından yararlanıldığını iddia ettiği tescil sınıfındaki hizmetler açısından her iki tarafın da marka tescil sınıfına göre değil mevzuata göre alınan izinler çerçevesinde faaliyet göstermesi gerektiğini, Davacının hizmet verdiği konularda (güzellik ve bakım hizmetleri vb) müvekkilinin faaliyeti bulunmadığı gibi genel cerrahi işlemleri açısından da davacının herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, faaliyet konuları açısından da herhangi bir iltibas, haksız yararlanma imkan ve ihtimalinin bulunmadığını, Davacının markasının hükümsüzlüğü talebiyle İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2020/248 esas numarası ile açılan davanın bekletici mesele yapılması gerekirken yerel mahkemece bu talebin haksız olarak reddedildiğini, davanın yargılamayı gereksiz yere uzattığı gerekçe gösterilerek bekletici mesele talebinin reddinin yerinde olmadığını, davayı esastan etkileyebilecek nitelikte bulunan karar beklenmeden hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin red kararının da istinaf edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, ilgili dosyanın bekletici mesele yapılmasını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni refi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalının kullanımlarının ... numaralı "..." ibareli markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüşse de, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/248 esas numaralı dosyasına konu asıl davada davacının ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Her ne kadar ilgili dosyada davanın reddine karar verilmiş ise de; karara karşı istinaf kanun yoluna gidilmiş olup hükümsüzlük kararı verilmesi halinde karar geçmişe etkili olacağından ilgili dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken esas hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353.1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf istemi ile davalı vekilinin sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, -Davacı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Bakırköy 1. FSHHM'nin 29/09/2022 gün ve 2020/108 Esas, 2022/195 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, -Yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,- Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcı ve peşin harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -İstinaf aşamasında davalı tarafça yapılan yargılama gideri olan 492TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/01/2025