Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/51 E. 2025/1013 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/51
Karar No
2025/1013
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2022/51

KARAR NO:2025/1013

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:28/06/2021

NUMARASI:2017/1128 Esas - 2021/528 Karar

DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/06/2025

İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ...plaka sayılı aracın, 19/06/2017 tarihinde dava dışı...'nın sevk ve idaresinde iken, direksiyon hakimiyetinin yitirilmesi neticesinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında, sigortalı araçta yolculuk etmekte bulunan vekil edeninin ağır bir biçimde yaralanarak beden gücü kaybına uğradığını ve eldeki dava açılmadan önce davalı sigortacıya 28/11/2017 tarihinde yazılı biçimde başvuruda bulunulmuş ise de sonuç alınamadığını beyanla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) geçici ve kalıcı iş gücü kaybı zararına karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 08/12/2017 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş; müteakip sunduğu 26/09/2019 günlü dilekçe ile 1.000,00-TL'lik maddi tazminat talebinin 100,00-TL'sinin geçici, 900,00-TL'sinin de kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olduğunu bildirmiş ve 12/11/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de %22,13 oranındaki maluliyete göre hesaplama yapılması gerektiği yönündeki talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını 2.592,62-TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını da 88.094,41-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ve kaza tarihinde dava dışı...'nın kullanımında olan ... plakalı aracın 19/06/2017 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanması nedeniyle ıslah sonrası neticeten sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 88.094,41-TL, geçici iş göremezlik tazminatı olarak ise 2.592,62-TL talepli işbu maddi tazminat davasının ikame edildiği, alınan maluliyet raporuna göre davacının maluliyet oranının olay tarihi itibariyle % 10,76 olarak tespit edildiği, kusur raporuna göre de davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, bu doğrultuda hazırlanan aktüer raporunda da davacının SGK tarafından yapılan ödeme düşüldükten sonra neticeten 88.094,41-TL sürekli iş göremezlik ve 2.592,62-TL geçici iş göremezlik tazminatı talep edilebileceği sonucuna varıldığı, bu suretle tespit edilen tazminat miktarlarının poliçe limiti içerisinde kaldığı, alınan maluliyet, kusur ve aktüer bilirkişi raporlarının denetime elverişli, dosyamız kapsamı ile uyumlu bulunduğu ve davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 08/12/2017 tarihinden itibaren yasal faize hükmolunması gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle;-2.592,62 TL geçici iş göremezlik tazminatının 08/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -88.094,41 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; tazminat hesaplamasının "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uyarınca belirlenen %22,13 maluliyet oranı üzerinden yapılması gerekirken,"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri doğrultusunda tespit edilen %10,76 oran üzerinden yapılan hesaplamanın benimsenmesi suretiyle eksik tazminata hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ve kabule göre de görülmekte olan davada iki ayrı talep kalemi söz konusu olduğundan, vekil edeni yararına kabul edilen her bir talep bakımından ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasının isabetsiz bulunduğu hususuna ilişkindir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri ise; eldeki dava açılmadan önce eksik belgeyle yapılan yazılı başvurunun hiç yapılmamış sayılarak, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasının hukuka aykırı bulunduğu, ayrıca talep edilen alacak ve tazminatların değer veya bedellerinin ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği halde, bu olmadan açılan bir davanın usulsüz dava olduğunun karar yerinde dikkate alınmadığı, tüm bunlardan ayrı kusura ve maluliyete ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin hatalı olduğu ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası Genel Şartları gereğince geçici iş göremezlik dönem zararından müvekkilinin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği hususu ile SGK tarafından rücua tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı usulüne uygun şekilde araştırılmadan karar verilmiş olmasının da isabetsiz bulunduğu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, cismani zarara dayanılarak açılmış, maddi tazminat isteğine ilişkindir.Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Bu durumda kaza tarihinin 19/06/2017 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 02/07/2019 tarihli bir adli tıp uzmanı (Doç. Dr. Yavuz Hekimoğlu) ile araştırma görevlisi doktor bilirkişi tarafından hazırlanan raporda"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacının uğradığı maluliyet oranının %10,76 olduğunun bildirildiği; müteakip itiraz üzerine aynı adli tıp uzmanı bilirkişi (Doç. Dr. ...) tarafından hazırlanan 20/08/2020 günlü raporda da "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacıda meydana gelen maluliyet oranının %22,13 olduğunun açıklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; ilk derece mahkemesince kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan yönetmelik hükümleri uyarınca belirlenen maluliyet oranı (%10,76) üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alınması doğru olmamıştır. Ancak; olay tarihinde yürürlükte bulunan ve bahsi geçen "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre maluliyet belirlenmiş olmasına karşın yönetmeliğin 6.maddesi dikkate alınarak davacının yaralanmasına dair özürlü sağlık kurulu heyet teşkili sağlanmadan, davacının yaralanma bölgesinin göğüs, boyun olduğu, ayrıca vertebra kırığı oluştuğu dikkate alındığında göğüs hastalıkları uzmanı, göğüs cerrahisi uzmanı ve ortopedi ve travmatoloji uzmanının da arasında olduğu heyet teşekkülü sağlanmadan, sadece adli tıp uzmanı tarafından maluliyet durumunun değerlendirildiği anlaşıldığından, böyle bir raporun da hükme esas alınması mümkün değildir.Bu halde; olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının yaralanmasının niteliği dikkate alınarak yönetmeliğin 6. maddesine göre heyette olması gereken uzman doktorların kontrolünde maluliyetin belirlenmesi gerekirken bunun yapılmamış olması isabetsizdir. (Bknz: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 27/09/2022 gün 2022/8049 esas-2022/10868 karar sayılı ilamı) Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı gibi kuruluşlarından, kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde oluşturulacak uzman doktor heyetinden, usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre ve usulü kazanılmış haklara halel gelmeyecek biçimde yeni bir karar verilmesinden ibaret olup; taraf vekillerinin istinaf başvurularının açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın kaldırma sebep ve şekline göre davalı ve davacı vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2021 tarih ve 2017/1128 Esas - 2021/528 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarça, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarça, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/51, K. 2025/1013, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-51-e-2025-1013-k-301dd751ba8a