Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/466 E. 2024/383 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/466
- Karar No
- 2024/383
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/466 Esas 2024/383 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/466 KARAR NO : 2024/383
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/09/2019
NUMARASI : 2015/680 Esas 2019/872 Karar TEMLİK EDEN DAVACI : VEKİLİ : TEMLİK ALAN DAVACI DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/10/2015 KARAR TARİHİ : 13/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı temlik alan davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Temlik eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, 1988/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 2. maddesinde tablonun 2/a bendinde yalnızca tüketici kredilerinin %15 oranında fona tabi olduğu, ticari krediler dahil diğer krediler için KKDF sıfır olarak belirlendiğinden, 29/07/2014 tarih 25537 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2004/7633 sayılı tebliğde aynı mahiyette olup, 15/08/2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan tebliğe göre KKDF kaldırıldığından davacının KKDF isteminin kabul edilmediği, nakdi alacak İİK'nun 67. maddesine göre likit, belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmolunması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına yaptıkları itirazın 73.299,52 TL asıl alacak, 3.707,91 TL faiz, 185.39 TL BSMV bakımından iptali ile takibin 73.299,52 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %40 temerrüt faizi işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK'nun 67/2. maddesi gereğince 77.192,82 TL üzerinden hesap edilecek %20 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak temlik alan davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Temlik alan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ek rapor esas alınarak müvekkilinin alacak miktarının eksik hesapladığını, bilirkişi raporundaki eksikliğin bilirkişinin 03.11.2014 - 12.11.2014 tarihleri arasında akdi faiz üzerinden hesaplama yapmasından kaynaklandığını, anılan tarih arasında temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davalının borçları vadeye bağlı bir borç olup, vadesi belirli borçlarda borçluyu temerrüte düşürmek için ayrıca ihtarname keşide edilmesi zorunluluğu bulunmadığını, vade gün olarak taraflarca belirlenmiş yahut belirlenebilir şekilde kararlaştırılmış ise, borçlu hangi gün borcunu ifa edeceğini önceden bileceğinden borçlunun temerrütü için ayrıca bir ihtarname keşide edilmesine gerek bulunmadığını, keşide edilen hesap kat ihtarnamesinde belirtilen sürenin borcun ertelenmesi anlamına gelmediğini, borçlunun temerrütünü sona erdirmediğini, bu sebeple borçlunun temerrüte düştüğü ilk vade tarihi itibarıyla temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini, davalı borçluların ödeme yapmadıkları tarihten itibaren temerrüte düştükleri sabit olup, bu tarihten itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, ancak bilirkişinin bu hususu göz önüne almaksızın yapmış olduğu hesaplama neticesinde müvekkilinin alacak miktarının eksik hesaplanarak hüküm kurulduğunu, davalı borçlular ile temlik eden banka arasında akdedilmiş olan genel kredi sözleşmesinin komisyon ve masraf karşılıkları başlıklı 7.4.1. maddesi "Müşteri, banka'nın sözleşme ile ekleri uyarınca açtığı ve açacağı her türlü krediler ile hesaplar ve aldığı teminatlar (teminatlarla ilgili tesis, muhafaza, fek ve bunlarla sınırlı olmaksızın her türlü işlemlerin gerektirdiği tüm vergi, resim, harç, tarh edilebilecek cezaları, sigorta prim, noter masrafları ve sair masraflar) ile ilgili olarak iktisadi koşullar çerçevesinde banka'nın belirlediği/belirleyeceği veya yetkili merciler tarafından saptanan veya ileride saptanacak olan oranları geçmemek üzere her nevi komisyon, masraf, hesap işletim ücretlerini, fon ve bankacılık sigorta muameleleri vergisi (bsmv), kaynak kullanımı destekleme fonu (kkdf), gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf, vergi, ve sair giderleri ve bunların gider vergilerini bankaya derhal ödemekle yükümlüdür." şeklinde olduğunu, hüküm ile davalı borçluların KKDF'den kaynaklanan borcu ödemekle yükümlü olduğu hususunun sözleşme ile açıkça belirlendiğini, bu duruma rağmen mahkemenin davalılardan talep edilen KKDF alacağının yerinde olmadığı şeklindeki iddialarda bulunarak taleplerini reddetmesinin hatalı olduğunu, borçlulara keşide edilen hesap kat ihtarnamesinde borç miktarının açıkça belirtildiğini, süresi içerisinde itiraz edilmeyen hesap kat ihtarnamesinin İİK'nun 68/b maddesinde belirtilen belgelerden sayıldığını, bu sebeple ihtarname içeriğinin (alacak, faiz oranı vb.) kesinleştiğini, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalılar vekili olduğu belirtilen avukat tarafından ibraz edilen bir vekaletname tespit edilemediği gibi, vekalet harcı ve baro pulu da yatırılmadığını, dosyaya vekaletname sunmayan avukat lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, vekil tarafından dosyada yapılan duruşmaların hiçbirine iştirak edilmediğini, mazeret dahi gönderilmediğini, dosyaya hiçbir dilekçe ibraz edilmediğini, davalılar vekili tarafından dosyada en ufak bir işlem dahi yapılmadığını, buna rağmen davalılar vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2014/25772 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 18/07/2018 tarihli ön, 13/06/2019 tarihli rapor, alacak temlik sözleşmesi dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2014/25772 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 91.895,51 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu ...'ya 30/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalı borçlulara ödeme emrinin bila tebliğ olduğu, davalıların 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 06/01/2015 tarihinde borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 23/10/2015 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Davacı banka ile davalı şirket arasında 26/07/2011 tarihli 250.000,00 TL limitli, 26/08/2013 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, diğer davalıların anılan sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı kefillerin 26/07/2011 tarihli kefaletinin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan mülga BK'nun 484 vd. maddeleri, 26/08/2013 tarihli kefaletlerinin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir. Davacı banka tarafından davalılara gönderilen ve toplam 73.159,52 TL nakdi borcun 7 gün içinde ödenmesi ihtarını içerir 03/11/2014 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalı asıl borçlunun genel kredi sözleşmesindeki adresine 04/11/2014 tarihinde bila tebliğ olduğu, diğer davalılara ise 04/11/2014 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük atıfet süresinin sonunda davalıların 12/11/2014 tarihinde temerrüte düştükleri görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi raporunda, davalıların 12/11/2014 tarihinde temerrüte düştükleri, davacının uygulayacağı azami faiz oranı %40 olup, genel kredi sözleşmesi uyarınca temerrüt faiz oranının anılan orana %20 ilavesi ile %60 olması gerekirken davacı banka tarafından temerrüt faiz oranının kredi türleri itibarıyla uygulanan en yüksek faiz oranı olması yönünde yapılan banka içi düzenleme dikkate alınarak kat tarihi itibarıyla geçerli en yüksek faiz oranı olan %40 oranının temerrüt faiz oranı olarak tespit edildiği, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasında %23,47 akdi faiz, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında %40 temerrüt faizi işletileceği, davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan 73.299,52 TL asıl alacak, 3.707,91 TL işlemiş faiz, 185,39 TL BSMV olmak üzere toplam 77.192,82 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Yargılama aşamasında 07/11/2016 tarihli alacak temlik sözleşmesi ile davacı banka tarafından dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacak ... A.Ş.'ye temlik edilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında temlik eden davacı ile davalı şirketin genel kredi sözleşmesi imzaladığı, diğer davalıların sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, temerrüt tarihinin hangi tarih olduğu, hangi tarihten itibaren temerrüt faizi işletilebileceği, davacının davalılardan KKDF alacağı talep edip edemeyeceği, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Temlik alan davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir. Anılan raporda davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan 73.299,52 TL asıl alacak, 3.707,91 TL işlemiş faiz, 185,39 TL BSMV olmak üzere toplam 77.192,82 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır. Dava konusu icra takibinde talep edilen alacak miktarı ise 73.299,52 TL asıl alacak, 3.936,08 TL işlemiş faiz, 3.664,98 TL BSMV, 10.994,93 TL KKDF olmak üzere toplam 91.895,51 TL'dir. İşbu dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacak ticari kredi niteliğindeki genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediden kaynaklanmaktadır. KKDF mevzuatı gereğince ticari krediler ise kaynak kullanım destekleme fonu kesintisinden muaftır. Bu durumda ticari krediden kaynaklanan alacak kalemleri arasında BSMV alacak kalemi yer alacak ise de, KKDF alacak kalemi yer almayacaktır. Davacı banka tarafından davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve verilen atıfet süresinin sona ermesi ile davalılar 12/11/2014 tarihinde temerrüte düşmüştür. Davacı bankanın takip talebinde yer alan temerrüt faizi %40 olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da hesaplamaya esas alınan temerrüt faiz oranı %40'dır. Davacı davalılardan temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi talep edebilecek ise de, temerrüt tarihine kadar ancak akdi faiz talep edebilecektir. Hal böyle olunca, mahkemece bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ticari kredilerin KKDF kesintisinden muaf bulunduğu, davacının ancak temerrüt tarihinden itibaren takip tarihine kadar temerrüt faizi talep edebileceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davalılar vekili yargılama aşamasında duruşmalara katılmamış ise de, vekil tarafından dosyaya vekaletname ibraz edilmiştir. AAÜT'nin 5 ve devamı maddeleri uyarınca vekaletname ibrazı ile vekalet ücretinin tamamına hak kazanılacaktır. Bu durumda davalıların yargılama aşamasında vekille temsil edildikleri gözetilerek reddedilen dava değeri üzerinden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Temlik alan davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/03/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.