Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2022/435 E. 2025/1840 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/435
Karar No
2025/1840
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/435

KARAR NO : 2025/1840

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/12/2021

NUMARASI: 2020/575 Esas - 2021/1070 Karar

DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekillerince ayrı ayır istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu... plakalı aracın 14.04.2020 tarihinde 110.724 km ekranda motor yağı arızası ışığının yanması üzerine aracın olduğu hali ile stop ettirilerek çekici vasıtası ile davalıların servisine getirildiğini, çok uzun süre serviste kalan aracın talepler sonucu motorunun komple değiştirilmesi gerektiği, onarımının mümkün olmadığı bilgisi verilerek müvekkile çok yüklü bir onarım masrafı çıkartıldığını, bu nedenle onarımın mümkün olup olmadığı yönünde Mahkeme'ye başvurularak İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesinden rapor alındığını, bu raporda servis tarafından motor arızasının neye göre saptandığı konusunda net bir açıklama bulunmadığı, krank mili, piston ve yatakların kontrolü için aracın sökülmesi gerekmesine rağmen bu işlemin yapılmamış olduğu, sonuç olarak araçta oluşan arızanın kaynağının gereği kadar incelenip teşhis konulmadığını, bu segment bir aracın ifade olunan arızasının yapılacak onarı ile giderilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı, öncelikle araçtaki motor arızasının üretim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bu arızanın üretimdem kaynaklanmış olması halinde aracın motorunun bila bedel değişimini, bu talebin kabul edilmemesi halinde bila bedel tamir edilmesine karar verilmesi, araç arızasının üretimden kaynaklanmadığının tespiti halinde araçta motor değişimi gerekip gerekmediğinin tespiti, zorunlu olarak motor değişiminin gerekmemesi halinde motorun davalı tarafından tamir edilmesine, söz konusu aracın motorunda meydana gelen üretimden kaynaklı arıza ve bu arızanın bu güne kadar davalılar tarafından giderilmemesi sebebi ile müvekkilin aracı kullanamaması olmak üzere zarar ve ziyana karşılık şimdilik 10.000-TL'nin davalılardan faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafla bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 17/11/2021 tarihli dilekçesi ile davasını aracın motorunun bila bedel değişimine, bu talebin kabul edilmemesi halinde 268.452,34 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini şeklinde ıslah etmiştir.

CEVAP : Davalı ... ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile ... firması arasındaki Distribütörlük Sözleşmesinin 20.08.2014 tarihinde sonlandığını, müvekkil şirketin distribütör sıfatını haiz olması sırasında tüm edinimlerini yerine getirip en son 23.12.2014 tarihinde araç 55.985 km de olduğu sırada aracın bakımının yapıldığı, İstanbul 12. Sulh hukuk Mahkemesinin 2020/38 D.iş delil dosyasından alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, araçta her hangi bir sorunun bulunmadığını, aracın garanti sürelerinin dolduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ... Paz. ve Tic.A.Ş.ve ... Oto Servis ve Tic.A.Ş vekili tarafından Mahkemeye sunulan cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirket tarafından verilen servis hizmetinin ayıplı olmasının söz konusu olmadığını, ayıp iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalılardan müvekkili şirketler dava konusu aracın ne satıcısı ne de ithalatçısı olmaması nedeni ile davanın müvekkili şirketler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, daha önce verilen bilirkişi raporuna itiraz edilerek, müvekkil şirket tarafından yapılan incelemeler araştırılmaksızın araştırmaların yetersiz olduğunun belirtildiği, raporda arızanın motor değişimi gerekmeksizin onarılabileceği belirtilmiş ise de, yapılması gerektiği iddia edilen işlemle ilgili teknik hiçbir bilgi sunulmadığı, aracın 2009 model olup bakımlarının yetkili serviste yapılmadığını, 11 yıldır kullanılan motorda arızaların meydana gelebilmesinin muhtemel olduğu, varsayımlar ile şirkete kusur atfedilmesinin kabulü mümkün olmadığını, davanın müvekkili şirketler açısından husumet yokluğu nedeniyle reddini, haksız ve mesnetsiz olan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Somut olayda araçların kullanımını etkileyen önemli bir ayıp bulunduğu ve bu nedenle temelde dönme hakkının kullanılabileceği anlaşılmakta ise de yine söz konusu ayıbın onarılabilir bir ayıp olduğu da anlaşılmaktadır. Hem bu iki husus hem de aracın bu süre boyunca alıcıda bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde TBK. M. 227/f. 4 koşullarının oluştuğu tespit edilmiştir. Bu durumda özellikle 268.452,34 TL onarım bedelinin toplam satış bedeline oranına göre ve özellikle bu oranın az olması halinde dönme yerine davalının bildirdiği tamir bedeline karar verilmiştir. Dosyamızda davacının zaten onarım için çeşitli defalar başvurduğu fakat olumlu netice alamadığı göz önünde bulundurulduğunda teknik bilirkişinin de tespit ettiği üzere, onarımın gerçekleştirilmemiş olması bunun mümkün olmamasından değil servis hizmetinin eksikliğinden ya da 268.452,34 TL tamir bedelinin yüksek olmasındandır. Bu nedenle aracın davalıların belirlediği gibi motor değiştirilmek suretiyle tamirinin mümkün olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay da çeşitli kararlarında özellikle yukarıda belirttiğimiz hususları vurgulayarak TBK. M. 227/f. 4'ün uygulanması yönünde sonuçlara ulaşmaktadır. Yargıtay özellikle değer kaybı oranını da göz önünde bulundurularak hakimin TBK. M. 227 uyarınca karar vermesi gerektiği sonuçlarına ulaşmaktadır.(Y.19.HD., 02.12.2014, E. 11690, K. 17276; Y.19.HD., 26.05.2016, E. 1631, K. 9479) Davacı vekili davasını bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ederek davalıya tebliğ ettirdiği görülmüştür. Tüm bu nedenler İş bu asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile aracın yürüye bilir hale getirilebilmesi için aynen tamirine, bunun gerçekleşmemesi halinde 268.452,34 Tl nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... ... Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Distrübitörlük sözleşmesinin sona erdiğini, husumet bakımından dava yanlış tarafa yönlendirildiğini, ... marka aracın üretici firması; ... .... Limited olup Türkiye'deki şuan yetkili satıcı ve distribitör ise ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş. Olduğunu, artık bir nevi cüzi halefiyet sözkonusu olup tüketiciler ... Limited ile birlikte ...'a müracaat haklarını kullanabileceklerini ancak somut olayda değerlendirilmesi gereken hususun doktrin ve türk hukukuuygulaması distribütörlük sözleşmesinin sona ermesi için bazı yollar sunduğunu, bunların; belirsiz süreli distribütörlük sözleşmesi var ise fesih, belirli süreli ise sürenin sona ermesi, karşılıklı fesih, iflas ve ölüm olduğunu, taraflar arasında son bulan bu sözleşmesel ilişki bakımından artık borçlar hukuku genel ilkeleri uyarınca davalının devamlılık arz eden sorumluluğundan söz etmek hakkaniyete uygun olmayacağını, ayıplı hizmetin ortaya çıktığının iddia edildiği tarihte, aracın Türkiye’deki tek yetkili distribütörü ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş. dir. Bu nedenle, ayıptan doğan bir sorumluluğa gidilecekse, bu sorumluluk ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş.’nin olmalısı gerektiğini, davacı şirketin dava ehliyeti bulunmadığını, yargılama konusu araç davalı şirket tarafından 16.06.2009 tarihinde ... Ltd Şti firmasına satıldığını, 11 yıl 5 ay önce aracı satın alan firma ... Ltd Şti olduğunu, dava açan Firmanın ise ... San Tic AŞ olduğunu, Davacı firmanın dava açma ehliyeti de bulunmadığını, yasada öngörülen zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle davanın reddedilmesi gerektiğini, somut olayda taraflar tacir sıfatını hazi olup, her ne kadar söz konusu araç şahsi kullanım için alınmış olsa dahi şirket bünyesine dahil edilen ve malik sıfatını haiz olan taraf şirket olduğunu, araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğundan söz edilecek olursa bile ayıp hükümlerine başvurabilmek için ihbar sürelerine uyulması gerektiğini, Borçlar Kanununun 231/1 maddesinde; “…Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmü bulunduğunu, TBK’nın ilgili hükmünden görüldüğü üzere satılandaki ayıbın daha sonra ortaya çıkması halinde dahi satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmesiyle zamanaşımın söz konusu olacağını, nitekim her halükarda davacının iddia ettiği ayıp zamanaşımına uğradığını, Davacı aracında arızanın meydana geldiği tarihte 14.04.2020 tarihinde müvekkil ... ..., ... aracın distribütörü olmadığını, ... ... ... dir. Araç ile ilgili bir problem varsa markayı temsil eden yeni distribitörün ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş.,verilen hizmetle ilgili bir talep varsada hizmeti veren şirket ile sorun çözülmesi gerektiğini, nitekim davacı şirkette araçta meydana gelen arıza nedeniyle Sulh hukukta yaptırdığı tespitte haklı olarak tarafına husumet yöneltmediğini, arıza çıktığı tarihte de aracındaki ayıbın giderilmesi için ... ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş.’nin yetkili servisi, ... Oto servis ve Tic.Aş ye götürdüğünü, mahkemenin üretim hatası ve servis hizmetinin eksikliğinden kaynaklı bir gerekçeyle hüküm kurduğunu ve bu nedenlerle ... Otomotivin distribitörlük ve servis hizmetlerinin son bulduğu tarihten 20.08.2014 ten sonra yada aracın satıldığı 16.06.2009 dan bu yana yaklaşık 11 yıl 5 ay sonra sorumluluğuna gidilmesinin yasal olmadığını, davanın üretici firmaya talepleri olmasına rağmen ihbar edilmediğini, bu nedenle kararın usul bakımından bozulması gerektiğini, huzurdaki dava ayıplı ifa iddiası ve tazminat talepli olarak açıldığından, bilirkişilerce de üretim hatasından kaynaklı tespit yapıldığından, üretici firma olan...şirketine davanın ihbarı yapılmadan karar ihdas edilmiş davanın sonucundan direkt etkilenecek olan firma üretici firma ... ...olduğunu, davalı şirket, distribitör sıfatını haiz iken ve araç Tunç Gençoğlu'nda iken araçta hiçbir sorun bulunmadığını, daha sonra 20.08.2014 tarihinde davalı şirketin distribitörlüğü son bulduğundan, yeni distribitör ve üretici firmanın Türkiye deki tek satıcı ve distribitörü cüzi halefiyet sıfatı ile artık ... olduğunu, her ne kadar kabul etmesek de Üretimden kaynaklandığı iddia edilen motor arızasından Üretici firma ... ...sorumlu olup ... iç ilişkide üretici firmaya başvurabileceğini ... Otomotivin artık üretimden ve servis hizmetlerinden kaynaklı sorumluluğu bulunmadığını, ayıp müessesesini ileri süren davacı bakımından, kanunda öngörülen ihbar süreleri mevcut olup bu süre sürelere uymayan davacı bakımından müvekkil şirkete zaten herhangi bir ihbar yapılmadığı gibi, davacının dava dilekçesinde "durum ithalatçı/distribitör firma olan ... ... İthalat Ve Dağıtım AŞ ne 09/08/2018 tarihinde firmanın müşteri şikayetleri hattına telefonla müracat edilmek sureti ile bildirilmiş..." diyerek ... otomotive hiç bir ihbarda bulunulmadığını, distribitör ... Otomotive de telefonla bilgi verildiğini beyan ettiğini, yapılan keşfe ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmamış ve hukuka aykırı karar ihdas edildiğini bilirkişi'nin düzenlemiş olduğu bu rapor, hatalı ve eksik incelemeyle düzenlenmiş olmakla birlikte dava konusu olayı aydınlatmaya yönelik hiçbir görüş içermediğini, bilirkişinin de raporunda bahsetmiş olduğu üzere olayın aydınlatılması için gerekli olan veriler elde edilememiş ve sonuçta bilirkişi de yargılama konusu olay hakkında kesin bir görüş bildirememiş hal böyle iken, söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınması hukuken mümkün olmadığını, tarafların araçtaki arızadan sorumluluğu konusunda sadece olasılıklara dayanılarak sonuca varılması hukuka aykırılık oluşturacağını, söz konusu araç 10 yıldan daha uzun bir süredir davacı tarafından kullanılmakta Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince satış sonrası hizmet verilmesi zorunlu olan tüketici ürünleri listesi, satış sonrası hizmetler yönetmeliğine ek olarak kayıt altına alınmış, 10 numaralı taşıtlar başlığında, binek otomobillerin kullanım ömrünün 10 yıl olduğu belirtilmiş otomobilin davalı şirket tarafından 15.06.2009 yılında satıldığını, bu durumda 15.06.2019 tarihinde otomobilin kullanım ömrü mevzuat gereği bittiğini, satıcının kanuni sorumluluğunun artık bulunmadığını, yapılan inceleme sırasında rapora yansıyan tespitlerde dahi motor blokunun demonte edilip komple olarak hazır edilemediği ve arızanın ne olduğu ve neden kaynaklandığı konusunda görüş bildirilemediği bilirkişilerce beyan edilmiş bu rapora dayanarak karar ihdas edilmesi hukuka aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, davacının yasada öngörülen ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş mahkemece dava konusu olaya hangi kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektiğinde belirlemeden, hukuki sebebi belirlemeden hüküm kurduğunu, davacının, davalı şirkete Yargıtay tarafından şekli olarak öngörülen şekilde bir ihbarı olmadığı gibi, herhangi bir şekilde yapılmış bildirimi de bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalılar ... Oto Servis Ve Ticaret A.ş Vadi Şubesi ile ... ... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; (ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davalılar ... şirketlerin dava konusu aracın ne satıcısı ne de ithalatçısı olmaması nedeni ile davanın bu davalı şirketler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayıp iddiasının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu ihtilaf ilgili yasa kapsamında zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu usul ve yasaya aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda ... sektöründe uzman bilirkişiler tarafından oluşturulan üçlü bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından bu yöndeki itirazlarımız değerlendirmeden verilen karar eksik ve hatalı olmuş, davaya konu uyuşmazlık teknik ve kapsamlı mahiyette inceleme gerektirmekte olup dava konusu araç gibi yüksek segment araçların ... ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşturulacak üçlü bilirkişi heyeti tarafından incelenmesi Yargıtayın yerleşik içtihadı olup dava konusu araç ve iddialar göz önüne alındığından ... ana bilim dalı öğretim üyeleri tarafından yapılacak inceleme sonucunda esas hakkında hüküm verilmesinin usul, yasa ve hakkaniyete uygun olacağı izahtan vareste olup buna karşın mahkemece işbu husus gözardı edildiği gibi hukuka aykırı şekilde hukukçu bilirkişi tayin edilmiş hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerin görevlerini aşmak suretiyle hakimin yerine geçerek değerlendirme yaptıkları görülmekte, bilirkişi raporunda, araç üzerinde ne gibi teknik inceleme ve testlerin uygulandığı ve ne tür sonuçlara ulaşıldığı konusunda denetime elverişli ve tatmin edici bir gerekçe ve açıklama yer almamakla birlikte araç üzerinde de herhangi bir inceleme yapılmadan sonuca ulaşılmış bilirkişi raporunda yer alan tespitler bilirkişilik yönetmeliği md. 5'e aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia ve servis hizmetinin ayıplı sunulması nedeniyle onarım bedelinin tahsili istemli alacak davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve husumet noktasındadır.Davacı şirket, davalı ... ... Limited Şirketi'nden 15/06/2009 tarih ve ... nolu faturaya göre ... plakalı aracı 154.055,78 TL bedelle satın almıştır.Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması ve servis hizmetinin ayıplı olması nedeniyle onarım bedelinin tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalılar diğer savunmaların yanı sıra zamanaşımı definde bulunmuşlardır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Ayrıca, ayıba karşı tekeffül hükümleri alıcı ile satıcı arasında geçerlidir. Taraflar dilekçelerinde 6502 sayılı Kanuna dayanmış ise de, ticari satım söz konusu olması nedeniyle anılan Kanunun eldeki davada uygulanmasına olanak yoktur.Satım tarihi itibariyle yürürlükte olun 818 sayılı Borçlar Kanununun 207/1. Maddesine göre, bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise, mebii ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayıp daha sonra meydana çıksa bile müşteriye teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekle sakıt olur. Anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye göre ise, bayi müşteriyi iğfal etmiş ise bu bir senelik müruru zamandan istifade edemez..Davacı, dava konusu aracı davalılardan ... ... Limited Şirketinden 15/06/2009 tarihinde satın almış olup, davalı satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri gereği sorumluluğu 15/06/2010 tarihinde dolmuştur. Davalı ... ... Limited Şirketi satış tarihi itibariyle ithalatçı/ distribütör olup aracın üreticisi olmadığı ve iddia olunan ayıbı bilerek aracı sattığı iddia ve ispat edilmediğinden satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Bu nedenle, dava konusu araçta 14/04/2020 tarihinde 110724 km'deyken meydana gelen motor arızasından davalı satıcı ... ... Limited Şirketi'nin sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı satıcı ... ... Limited Şirketi yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.Davalı ... ... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş. ise aracın satıcısı olmadığından dava konusu motor arızası nedeniyle davacıya karşı ayıba karşı tekeffül hükümleri gereği sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu davalının ... markasının dava tarihindeki distribütörü olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı ... ... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş. yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.Aracın satıcısı olmayan ve dolayısıyla ayıba karşı tekeffül hükümleri gereği sorumluluğu bulunmayan diğer davalı ... Oto Servis Ve Ticaret A.Ş. araçta meydana gelen dava konusu arıza sonucu götürüldüğü servis olup, aracın motorunun değiştirilmesi yönünde davacıya teklif sunduğu anlaşılmaktadır. Davacının bu teklifi kabul zorunluluğu bulunmadığı gibi, davalı servisin de motorun ücretsiz değişimini kabul etme veya indirim uygulama zorunluluğu bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda motorun değişmesi gerektiği tespit edilip, onarım bedelinin servisin verdiği fiyat olan 268.452,34 TL olarak tespit edilmesi karşısında servisin sunduğu ayıplı bir hizmet de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı ... Oto Servis Ve Ticaret A.Ş. Yönünden de davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekir. Hal böyle iken ilk derece mahkemesince tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince aracın ayıplı olduğundan ve motor değiştirilmek suretiyle tamirinin mümkün olduğundan bahisle tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle Davalı ... ... Limited Şirketi vekili ile davalılar ... ... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş. ve ... Oto Servis Ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davalı ... ... Limited Şirketi vekili ile davalılar ... ... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş. ve ... Oto Servis Ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın, davalı ... ... Limited Şirketi yönünden zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, davalılar ... ... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş. ve ... Oto Servis Ve Ticaret A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,

2-Başlangıçta peşin olarak alınan 4.584,78 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 3.969,38 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

5-Davalı ... ... yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak bu davalıya verilmesine,

6-Davalılar ... ... Pazarlama Ve Ticaret A.Ş. ve ... Oto Servis Ve Ticaret A.Ş. yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 7/2. maddesi uyarınca 42.952,37 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak bu davalılara verilmesine,

7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davalılar vekillerince yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine,

b-Davalı ... ... Ltd.Şti. tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

c-Davalı ... Oto Servis Ve Ticaret A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 59,00 TL olmak üzere toplam 279,70-TL yargılama masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2022/435, K. 2025/1840, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2022-435-e-2025-1840-k-a302fc8b03b0