Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/432 E. 2023/145 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/432
- Karar No
- 2023/145
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1218 - 2025/1343 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1218 KARAR NO : 2025/1343 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2022/432 E. - 2023/145 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/04/2023 tarih ve 2022/432 E. - 2023/145 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, tanınmış "..." markasının sahibi olan müvekkilinin aynı zamanda “ ... ...” esas unsurlu markalarının da bulunduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2021/059511 sayılı " ... ... " ibareli markasının 29, 30 ve 33. sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu markanın müvekkilinin "... ..." ibaresini aynen içerdiğini, söz konusu ibare nedeniyle markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunu, davaya konu markada bu ibarenin mavi renkli olmasının bir ayırt edicilik katmadığını, markaların kapsamında bulunan sınıf ve bu sınıflardaki mal ve hizmetle de aynı ya da benzer olduğundan emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, bu benzerlikler nazara alındığında, ortalama tüketici nezdinde davaya konu markanın müvekkilinin markasının yeni versiyonu olarak algılanmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, tüketicilerin büyük çoğunluğunun çocuklardan oluşmasının bu ihtimali artırdığını ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla hareket ettiğinden davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-10768 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2021/059511 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirkete usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma gününü bildiren tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermemiş ve yargılamaya katılmamıştır İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, “... /” ibaresinin halk nezdinde sıkça kullanılan ve bahsedildiği üzere ortalama tüketicilerin zihninde bıraktıkları iz ve imaj bakımından ürün ve hizmetin alınması neticesinde ..., mutlu bir zaman geçirildiği/geçirileceği algısı yarattığı dolayısıyla son derece sıradan ve potansiyel müşteride markasal bir algı yaratmaktan ziyade, bir reklam sloganı izlenimi veren övücü bir ibare olduğu, bu sözcüğün ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, dolayısıyla anılan sözcüklerin başkaları tarafından kullanımının engellenemeyeceği, herkesin kullanımına açık, günlük ve ticaret yaşamında yaygın olarak kullanılan slogan olduğu davalı markasındaki “... ...” sözcük grubunun devamında yer alan “anı ile başlar” sözcük grubunun davacı markalarından farklılaşmaya yeterli olduğu, dikkat ve özen düzeyi ortalama olan tüketici kesiminin de marka/işaretlerin bütüncül değerlendirmesinde farklılıkları aşikâr olarak değerlendirebilecek olması nedeniyle benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markasının müvekkilinin "... ..." ibareli markası ile görsel, işitsel kavramsal ve nihayetinde global olarak aynıyet derecesinde benzer olduğunu, davalı markadaki " " ibaresinin markaya ayırt edicilik niteliği kazandırdığı iddiasının kabul edilemez olduğunu, markalar arasındaki sınıfsal benzerliğin mahkeme kararında herhangi bir şekilde değerlendirmeye alınmadığını, oysa ki, davaya konu markanın müvekkilinin markası ile aynı sınıfı içermesi ve aynı veya benzer ürünler bakımından piyasada bulunuyor olması nedeniyle hedef kitlesinin aynı olduğu, satışının, pazarlamasının, kullanımının aynı veya benzer olacağı, aynı market raflarında yan yana satılacağı dikkate alındığında iltibas yaratmayacağının düşünülemeyeceğini, davaya konu markaların kullanıldığı söz konusu ürünlerin gıda sektörüne ait ve günlük kullanıma yönelik hemen her marketten kolaylıkla elde edilebilen ve çabuk tüketilebilen ürünler olması, tüketici grubunun önemli bir kısmını, ayırt etme ve dikkat kabiliyeti ortalama bir erişkine nazaran daha az olan çocukların oluşturması gibi faktörlerin söz konusu markaların karıştırılması ve iltibas tehlikesini artırdığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)|Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında "... ..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu ibarenin “unutulmayacak değerli bir anı” veya “bir kimseyi yaptığı, faaliyette bulunduğu yahut yediği, içtiği, deneyimlediği bir şeyden mutlu eden, keyif veren an” vb anlamlarına geldiği, dolayısı ile başvuru kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden ürün veya hizmetin sunulmasında tüketicinin ... bir anı deneyimleyeceği şeklinde bir anlama haiz olup düşük bir ayırt ediciliğinin bulunduğu ve davalı markadaki "anı ile başlar" ibaresinin davaya konu markayı, davacının itiraza mesnet markalarından ayrıştırarak SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.