Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/394 E. 2025/1650 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/394
Karar No
2025/1650
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/394 Esas

KARAR NO : 2025/1650

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/06/2021

NUMARASI: 2018/826 Esas, 2021/436 Karar

DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Söz. Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 11/12/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirket arasında satış sonrası servis hizmetlerinin yürütülmesi için yetkili servis sözleşmeleri düzenlendiğini, müvekkilinin ...'un talepleri doğrultusunda ve sözleşmede belirtilen şart ve koşullarda belirlenen ürünlerin bakım ve onarımını gerçekleştirdiğini, bakım ve onarım yapılan ürünlerin ücretinin davalı şirkete hakediş olarak faturalandırıldığını ve davalı şirketin de ödeme yaptığını, taraflar arasında en son 02.06.2018 tarihli yetkili servis sözleşmesi düzenlendiğini, ancak davalının 14.02.2018 tarihli ihtarname ile, 11.02.2015 tarihli ve 3 yıl süreli sözleşmenin yenilenmeyeceğini beyan ettiğini, 17.07.2018 tarihinde de, müvekkilinin teknik bilgi alabileceği ve ... ürünlerine ait tüm işlemleri kaydetmek ve yönetmek zorunda olduğu GSPN sistemini kapattığını, sistemin kapatılması ile müvekkilinin iş yapamaz hale geldiğini, 02.06.2016 tarihli sözleşmenin 2. maddesine göre, sözleşmenin sona erme tarihinden bir ay önce sözleşmenin feshi talep edilmezse, sözleşmenin bir yıl daha yenilenmiş sayılacağını, sözleşme süresinin sona ermesinden bir ay önce feshi talep edilmediğinden, tarafların yükümlülüklerinin 02.06.2019 tarihine kadar devam ettiğini, ancak davalının GSPN sistemini kapatması nedeniyle müvekkilinin edimini ifasının imkansız hale geldiğini ve bakım ve onarım yaparak kazanacağı ücretten mahrum kaldığını, müvekkinin müspet zararının tespit edilerek davalıdan tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'nin sistemin kapatılma tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 12.03.2021 tarihli dilekçesi ile, talebini 8.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevabında; 11.02.2015 tarihli sözleşmenin, müşteri memnuniyetinin sağlanmaması ve gerek bayilerden gerekse de tüketicilerden birçok şikayet gelmesi nedeniyle müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini, bu nedenle müvekkilinin servis işini başka ilçelerdeki yetkili servislere yöneltmek durumunda kaldığını, 11.02.2015 tarihli ve üç yıl süreli sözleşmenin 9.1 maddesi gereği, sözleşmenin sona erme tarihinden 30 gün öncesinden karşılıklı mutabakatla sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle, sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona erdiğini, aynı madde gereği sözleşmenin yenilenmemesi sebebiyle tarafların birbirlerinden herhangi bir tazminat talep edemeyeceklerini, ancak davacının fesih protokolünü imzalamaması nedeniyle 14.02.2018 tarihli ihtarname keşide ederek, sözleşmenin yenilenmeyeceğini beyan ettiklerini, ihtarname davacıya tebliğ edilemediğinden iyiniyetli olarak 09.04.2018 tarihli ihtarname ile, sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca ihtarnamenin tebliğinden itibaren 90 gün sonra geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiklerini beyan ettiklerini, bu ihtarnamenin tebliği ile 3 aylık servis kapanışı süresinin işletilmeye başlandığını, sözleşmenin 9.5 maddesinde, sözleşmenin feshi halinde yapılacak işlemler kararlaştırılmış olup, bu madde gereği GSPN sistemini kapattıklarını, davacının bahsettiği 02.06.2018 tarihli yetkili servis sözleşmesi yeni bir sözleşme olmayıp, sadece TSE belgesi almak için düzenlendiğini, bu sözleşme ile asıl sözleşmenin yenilenmesinin amaçlanmadığını, 02.06.2018 tarihli sözleşmede GSPN sisteminin kullanımına ilişkin bir düzenleme de yer almadığını, davacının anılan sözleşmeden doğan herhangi bir hakkı bulunmadığını, zarar kalemlerine ilişkin somut bir delil de sunulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 02.06.2016 tarihli yetkili servis sözleşmesi başlıklı 2 adet aynı şekilde düzenlenmiş sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu ancak taraflardan birisinin, sözleşme süresinin sona erme tarihinden 1 ay önce sözleşmenin feshini ihbar etmezse sözleşmenin bir yıl süreyle yenilenmiş sayılacağı hükmünün yer aldığı, ancak bahsi geçen bu sözleşmelerin 3. maddelerinde, sözleşmenin konusunun TSE standartı ve kriteri, ürün, marka olduğunun belirtildiği, sözleşmelerde GSPN sisteminden bahsedilmediği ve tarafların yükümlülüklerinin düzenlenmediği, 11.02.2015 tarihli servis sözleşmesinde ise tarafların yükümlülüklerinden ve GSPN sisteminden bahsedildiği, bu durumda 02.06.2016 tarihli düzenlenen 2 adet sözleşmenin ana sözleşmeden ayrı düzenlenmiş yeni bir sözleşme sayılmasına olanak bulunmadığı, bu sözleşmelerin TSE'ye sunulmak üzere düzenlendiği, 11.02.2015 tarihli sözleşmedeki fesih başlıklı madde gereği sözleşmenin süre bitimiyle sona ereceği, davalı tarafça davacıya gönderilen ilk ihtarnamede sözleşmenin sürenin sona ermesiyle feshedildiğinin bildirildiği, bu ihtarın tebliğ edilememesi nedeniyle sözleşmenin 9.2. bendi gereği ihtardan 90 gün sonrası için sözleşmenin feshedildiği, davalı tarafça süre sonunda, 13/07/2018 tarihinde GSPN hesabının kapatıldığı, davalı tarafın sözleşmeyi feshetmekteki iradesinin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi sona erdirmek olduğu, davacının bu sözleşmenin feshine ilişkin itirazda da bulunmadığı dikkate alındığında, usulüne uygun olarak sözleşmede belirtilen süreler dahilinde yapılan fesih beyanı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona erdiği kanaatine varıldığı, 2016 tarihli sözleşmelerin TSE'ye sunulmak için verilen bir sözleşme olduğu ve ana sözleşme yahut yeni bir sözleşme olarak olarak değerlendirilemeyeceği, bu sözleşmelerin feshedilmediğinden bahisle sözleşmenin süresinin uzatıldığından bahsedilemeyeceği, karşılıklı yükümlülüklerin yer aldığı 11/02/2015 tarihli sözleşmenin hukuka uygun feshiyle son bulduğu, davacının feshe karşı herhangi bir itirazının da bulunmadığı ve dolayısıyla davalı tarafın sistemi kapatmasının yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; tarafların 2010 ve 2015 yılları arasında TSE ibaresi içeren, detaylı hükümler bulunmayan ve GSPN ile ilgili hükümler olmayan sözleşmelere göre ticari ilişki yürüttüğünü, bu nedenle 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin geçerli olmadığı yorumunun hukuki olmadığını, 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin ana sözleşmeye ek olarak yapıldığına dair sözleşmede herhangi bir ibare de bulunmadığını, bu sözleşmelerin ek sözleşme olması halinde, kendine özgü fesih koşulları taşımayacağını, 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin TSE belgesi alınması için yapıldığı kabul edilmişse de, 11.02.2015 tarihli sözleşme ile de TSE belgesi alma imkanı bulunduğunu, 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin niteliği ile ilgili TSE veya başka bir kuruma yazı yazılmadığını, 02.06.2016 tarihli sözleşmelerde tarafların yükümlülükleri açıkça düzenlendiğinden, bu sözleşmelerde tarafların yükümlülüklerinin düzenlenmediği yönündeki tespitin hatalı olduğunu, davalının 02.06.2016 tarihli sözleşmelerde yer alan şartlara uygun sözleşmeyi feshetmediğinden, sözleşmelerin 02.06.2018 tarihine kadar bir yıl daha uzadığını, ancak davalının haksız olarak 17.07.2018 tarihinde sistemi kapattığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dava; taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı müspet zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece; davacının dayandığı 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin TSE belgesi alınması için düzenlenen sözleşmeler olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 11.02.2015 tarihli ve 3 yıl süreli sözleşmeye göre yürütüldüğü, davalının 11.02.2015 tarihli sözleşme hükümlerine uygun olarak sözleşmeyi feshettiği ve sistemi kapattığı, davacının bu sözleşmenin feshine de bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve davalının yetkili servis sözleşmesini feshederek sistemi kapatmasına, 02.06.2016 tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin yeni bir sözleşme olmadığı ve TSE'ye sunulmak üzere düzenlendiği, davalının 14.02.2018 ve 09.04.2018 tarihli ihtarnameleri ile ticari ilişkiyi sona erdirmek istediği, davacının sistemin kapatıldığı tarihten, sözleşmenin uzadığını belirttiği 02.06.2019 tarihe kadar gelir kaybının 110.333,59 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.11.02.2015 tarihli ve 3 yıl süreli sözleşmenin 9/1 ve 2. fıkraları; 'İşbu sözleşme imzalandığı tarihte yürürlüğe girer ve 3 yıl süreyle yürürlükte kalır. Taraflar işbu sözleşmenin sona erme tarihinden 30 gün öncesinden karşılıklı mutabakatla sözleşmenin yenilenmesine karar vermedikleri takdirde, sözleşme işbu 3 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. İşbu sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle taraflar birbirlerinden herhangi bir tazminat talep etmeyeceklerdir. Taraflardan herhangi biri diğer tarafa doksan (90) gün önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyıla işbu Sözleşmeyi feshetme hakkına haizdir. Bu hüküm uyarınca fesih yapıldığı takdirde 90 günlük fesih süresinden sonra, fesih sonrası tasfiye sürecinin yönetilebilmesi için doksan (90) günlük bir süre verilecektir. Tasfiye işlemleri 9.5 hükümlerine göre yapılacaktır" hükmünü düzenlemektedir.

Taraflar arasında 11.02.2015 tarihli ve 3 yıl süreli yetkili servis sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı ise en son düzenlenen yetkili servis sözleşmesinin 02.06.2016 tarihli yetkili servis sözleşmeleri olduğu ve bu sözleşmeler gereği, sözleşmelerin sona erme tarihinden bir ay önce sözleşmenin feshi talep edilmediğinden, sözleşmenin bir yıl daha yenilenmiş sayıldığını ileri sürmüştür. TBK'nın 19. maddesi gereği sözleşmenin içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınması gerekir. Alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında yetkili servis işinin yerine getirilmesine dair sözleşme bulunduğu, ancak 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin TSE belgesi alınması için düzenlendiği, ticari ilişkinin 11.02.2015 tarihli yetkili sözleşmesine göre yürütüldüğü anlaşılmaktadır. 02.06.2016 tarihli yetkili servis sözleşmelerinde, yürürlükte olan 11.02.2015 tarihli sözleşmenin ortadan kaldırıldığına dair bir hüküm bulunmaması, tarafların ticari ilişkiyi 11.02.2015 tarihli sözleşmeye göre yürütme isteğini ve 02.06.2016 tarihli sözleşmelerin TSE belgesi alınması için düzenlendiğini göstermektedir.Diğer taraftan davalı 11.02.2015 tarihli sözleşmeyi, sözleşmenin 9. maddesine uygun olarak da sona erdirmiştir. Bu nedenle Mahkemece 11.02.2015 tarihli sözleşme hükümlerine uygun olarak sözleşmenin feshedildiği ve sistemin kapatıldığı, davacının bu sözleşmenin feshine bir itirazının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/826 Esas, 2021/436 Karar sayılı ve 03/06/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/12/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/394, K. 2025/1650, T. 11.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-394-e-2025-1650-k-686967f66345