Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/32 E. 2022/262 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/32
Karar No
2022/262
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2028 - 2025/126 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2028 KARAR NO : 2025/126 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2022 NUMARASI : 2022/32 E. - 2022/262 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2022 tarih ve 2022/32 Esas - 2022/262 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/65189 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunun diğer davalı firmanın 2018/ 05902 sayılı ve "..." ibareli markasına dayalı olarak reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin “saray okulu” anlamının halk nezdinde iyi bilindiğini, dolayısıyla bu ibarenin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğunu ve herkes tarafından markasal hüviyette kullanılabileceğini, müvekkilinin markasında esas unsurun da ilk anda göze çarpacak şekilde tasarlanmış olan “...” ibaresi olduğunu, müvekkilinin “...” markasının 1998 yılından beri kullanılarak İstanbul’da tanınan bir marka haline geldiğini, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’nın 25.11.2021 tarihli ve 2021-M-10048 sayılı kararının iptalini ve 2020/65189 sayılı markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin 1995 yılından bu yana hizmet verdiği eğitim sektöründe “...” markasını kullandığını, uyuşmazlık konusu olan “...” markasının uyuşmazlığa konu olan mal ve hizmetler açısından müvekkili ile özdeşleştiğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, bu markalarda esas unsurun “...” ibaresi olduğunu ve bu ibarenin markalarda ortak olarak bulunduğunu, davacının markasında geçen diğer kelime unsurlarının markanın ayırt ediciliğine katkısının olamayacağını, davacının müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” markasının bilinirliğinden haksız biçimde faydalanmaya çalıştığını, davacının markasının tescil edilmesi halinde müvekkilinin ticari itibarının zedeleneceğini ve müvekkilinin yatırımlarının riske gireceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markada ilk okunan baskın ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin redde mesnet davalı markalarında da aynen ve esas unsur olarak yer aldığı, davalı markasında "..." ibaresinden sonra gelmek üzere “...” ibaresine yer verildiği, söz konusu ibarenin tasviri anlama sahip olduğu, markadaki "..." ibaresinin okunmasını ve algılanmasını engellemediği, ... ibaresi gerek ayrı ayrı gerekse bir araya getirilmiş şekilleriyle tasviri anlama sahip yaygın kullanımı olan genel adlandırmalardan olduğu; redde mesnet markada “...” ibaresinin baskın ve ayırt edici esas unsur olarak kullanıldığı, redde mesnet markanın esas unsuru olan "..." ibaresinin davacı markasında da aynen ve esas unsur olarak yer aldığı, esas unsurlar arasındaki bu ayniyetin markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzerlik kurulmasına neden olduğu, davacıya benzer emtialarda söz konusu ibarenin verilmesinin iltibasa neden olacağı, öte yandan, markanın esas unsurunu oluşturan sözcüğün, sonraki markada farklı büyüklükte olması veya farklı yazı biçimi ile ifade edilmesi ya da başka bir renk içinde verilmesi, markalar arasındaki ayniyeti ortadan kaldırmayacağı, incelemede, markalar arasındaki bu üst düzey benzerliğin dikkate alınması gerektiği, bu haliyle markanın, iltibas ve haksız yararlanmaya neden olacağı, davacı markasının, redde mesnet markanın serisi ve devamı olarak algılanacağı, iki markayı her zaman yan yana karşılaştırma imkânı olmayan ortalama tüketici kitlesinin, davalı markasının etkisi ve akılda bıraktığı imajı nedeniyle davacı markasına yöneleceği ve davacı markasının bu durumdan haksız yarar sağlayacağı, böyle bir kullanımın söz konusu sınıflarda tescil edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili markasının esas unsurunun "..." değil "..." ibaresi olduğunu, taraf markalarında kullanılan renkler ve şekillerin farklı olduğunu, benzerlik değerlendirmesini bütüncül izlenim üzerinden yapılması gerektiğini, ilgili tüketici kesiminin bilinç düzeyinin de yüksek kabul edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı yüksek düzeyli benzerlik bulunduğu, dava konusu markadaki "..." ibaresinin markayı davacı markasından uzaklaştırmadığı ve başvuruda "..." ibaresinin markasal algıyı üzerinde topladığı, markalar arasında emtia benzerliği de gerçekleşmiş olduğundan, dava konusu marka ile davalının itiraza mesnet markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı şirket başvurusunu reddeden YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 534,70-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/02/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/32, K. 2022/262, T. 25.11.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-32-e-2022-262-k-b9637402110c