Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/318 E. 2024/1389 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/318
Karar No
2024/1389
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/318 KARAR NO : 2024/1389

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/662 KARAR NO : 2021/799 DAVA TARİHİ : 01/12/2020 KARAR TARİHİ : 12/10/2021 DAVA : Alacak, Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 08.10.2024 KARARIN YAZ. TARİH : 08.10.2024

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.10.2021 tarih ve 2020/662 Esas, 2021/799 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında müvekkiline ait işletmenin elektrik motorlu giyotin pencere sistemlerinin yukarı aşağı (kapanıp açılma) hareketinin tamamlanması için motorlara doğru yerde ve doğru zamanda çalışmak üzere komut veren kartların yapımı ile ilgili sözlü anlaşma yapıldığını, ödenecek tutarın 35.000,00.TL.'sının kartların istenilen düzeyde çalıştığının tespitinden sonra ödeneceğini, davalı tarafından teslim edilen kartlar sonrasında davalıya 96.402,53.TL.'sı ödeme yapıldığını,08.09.2020 tarihinde yüklenici tarafından akdin ifa edildiği müvekkiline ait işyerinde yapılan deneme sonunda, kart sisteminde ayarlama yapılmasına rağmen sistemin devamlı ayar değiştirdiği, düzenli çalışmadığı, doğru kapanıp açılmadığı dolayısıyla sistemin çalışmadığının görüldüğü, bu nedenle davalıya bakiye ücret olan 35.000,00.TL'nin ödenmediğini, bakiye ücretin ödenmemesi üzerine davalının İzmir 7. İcra Dairesinde 2020/7204 Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, müvekkili tarafından takibe süresi içinde itiraz edildiğini, icra takibi sonrası davalı tarafından yapılan kartların sistemi çalıştırıp çalıştırmadığı, kartların ayıplı ve kusurlu olup olmadığının tespiti için Karşıyaka 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/64 Değişik İş Dosyası ile tespit yaptırıldığını, tespit bilirkişi raporunda kart sisteminin bu haliyle elektrik motorlu giyotin pencere sistemlerini yukarı aşağı (açılıp,kapanma) hareketini tamamlamasını sağlamadığı bu sebeple sistemi çalıştırmadığı, 270 adet sensörlü montor kontrol kartının istenilen pencere sistemini yukarı aşağı açma kapma hareketini tamamlama maksadına uygun çalışmaması sebebiyle 270 adet kartın ayıplı ve kusurlu olduğu, istenilen maksatla çalışmaması nedeniyle 100 adet ... Sensör ve 270 adet ... alıcı Kumanda devrelerinin de çalışır durumda olmalarına rağmen kartların istenilen maksatla çalışmamasından ötürü tek başlarına kullanılamayacaklarını belirtildiğini, yapılan kartların ayıplı ve kusurlu olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin iptaline, davalıya yapılan 96.402,53 TL ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayıplı ve kusurlu 272 adet kartların davalıya iadesine, kartların ayıplı ve kusurlu olması, ayıplı ifa söz konusu olması nedeniyle müvekkilin davalıya bakiye 35.000,00-TL borcu olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı taraf arasında imzalanan 01.02.2020 tarihli “İş Üretim Sözleşmesi”ne göre müvekkil “270 adet Sensörlü Giyotin Pencere Motoru Kartı 24V 20A ve 270 adet ... Alıcı kumanda kartı 3 tuş kontrol eder” ürününü üreteceği ve davacı yana teslim edeceği, ürünün tüm detaylarının sözleşmede belirtildiği, bu detaylara uygun şeklilde projelendirildiği ve imalatının yapıldığı, ürünün de teslim edildiği, davacının ürünü teslim alıp muayene ettiği ve ürün teslim tarihi itibariyle tutanak tutulduğu, video çekildiği, davacı yanın ürünün ayıplı olduğuna dair bir iddiasının aylarca olmadığı, ayıp ihbarı olmaksızın doğrudan dava açıldığı, müvekkilinin 35.000.- TL alacaklı olduğu, haberleri olmadığı için davacı tarafından yapılan tespite itiraz ettikleri, davacı tarafından numune olarak verilen pencere boyutunun en 186 cm, yükseklik 160 cm olduğu ve mevcut kart kumanda sistemi ile sorunsuz çalıştığı, delil tespiti yapılan pencere ölçülerinin ve motor gücünün çok daha büyük olduğu, taraflarca imzalanan belgede sensörlerin montajı, üst alt limit switclerinin montaj aparatı, sonsuz miller, motorlar ve redüktör aktarma organlarından power led firmasının sorumlu olmadığı, malların test edilerek çalıştırılıp eksiksiz teslim alındığına dair kayıt olduğu, “İş Üretim Sözleşmesi” başlıklı belgede işin konusu ve çalışma sistemi açıkça belirtildiği, belgelerin davacı firma teknik çalışanı tarafından imzalı olduğu, 24 Volt, 10 Amper, 240 Watt motor sürme kapasitesine sahip olan ortalama 80 kg giyotin pencere camı için kullanılması gereken motor sürücü kartı ile daha büyük ölçülerde ve ağırlıktaki camda tespitin yaptırılmak istendiğini, oysa söz konusu kontrol kartlarının çalışacağı kapasitenin belli olup bu kapasitenin üzerine çıkarak kartın yine sorunsuz çalışmasını beklemenin fizik kurallarına aykırılık teşkil edeceğini ve bunun davacı tarafından bilindiğini, davacı tarafın kurumsallıktan uzak bir şirket olup müvekkili ile çalışmaya başladığında en az 10 bin adet sipariş vereceği konusunda taraflarca anlaşıldığını, Elektrik Elektronik Mühendisi olan müvekkilinin de bu nedenle bu proje için ayrıca bir proje işçiliği ücreti istemeden tam 5 ay çalıştığını, bunun neticesinde ilk parti olarak 270 adet ürünü kumandası ile birlikte davacı tarafa teslim ettiğini, davacı taraf, dava konusu ürünleri teslim aldığını ve sağlam olarak kullandığını, davacı taraf bünyesinde çalışan elektrikli ve kumandalı pencere sistemini kuracak olan kendi ekibini işten kovunca müvekkilin yaptığı işi lekeleyerek ürünleri müvekkile iade etmek istediğini, yaşanan olayın bu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 12.10.2021 tarih ve 2020/662 Esas, 2021/799 Karar sayılı kararı ile özetle; ''.. mahallinde icra edilen keşif neticesinde tanzim olunan bilirkişi heyetinin 14/06/2021 havale tarihli raporlarında sonuç olarak, davacının istekleri doğrultusunda en 186cm x yükseklik 160cm boyutlarında yaklaşık 80 kg ağırlığında örnek pencere boyutları ve cam ağırlığına göre tasarlanan elektronik motor sürücü kartını, tasarım şartlarını değiştirerek daha büyük pencereler ve cam ağırlığında uygun olmayan güç kaynakları ve 240W üzeri motor güçleri ile çalıştırılmaya çalışılmasında teknik sorunlarla karşılabileceği sonucuna varıldığını, dava konusu talepte ürünün ayıplı olduğuna ilişkin incelemenin imalat talebine esas olan pencere boyutu ve cam ağırlığına göre incelenmesi gerektiğini, imalat talebinin üzerindeki boyutlara sahip pencerelerde tasarıma ve imalata ilişkin ayıplı ürün sonucunun çıkartılmasının yerinde olmadığını, keşif sırasında davacının işyerinde bulunan demo pencere sistemi üzerinde davalı tarafça üretilen sensörlü motor kontrol kartı, ... sensor ve ... alıcı kumanda sorunsuz çalıştığından davalı tarafça üretilen ürünlerin ayıplı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, motorlu pencere sisteminde kullanılan diğer bileşenlerin (redresör, DC motor vb) davalı taahhüdünde olmaması sebebiyle daha büyük pencerelerde uygun güçte olmayan redresör ve DC motor kullanılması sebebiyle uygulamada davacı tarafça karşılaşılan sorunların davalıya yüklenmesinin uygun olmayacağını mütalaa ettikleri, keşif mahallinde dinlenilen tanık beyanları ve dava konusu ürünlerin keşif mahallinde test edilmesi sonucunda yapılan belirlemeler doğrultusunda tanzim olunan bilirkişi raporu çerçevesinde, keşif mahallinde yapılan test sırasında dava konusu ürünlerin sorunsuz bir şekilde çalıştırıldığı, davacının ürünün imalat talebindeki pencere boyutu ve cam ağrlığının üzerindeki tasarım ve imalatta yaşanan sorunlar kapsamında dava konusu ürünlerin ayıplı oldukları sonucuna ulaşılamayacağını, davacının işyerinde bulunan demo pencere sistemi üzerinde davalı tarafça üretilen sensörlü motor kontrol kartı, ... sensor ve ... alıcı kumanda sorunsuz çalıştığından davalı tarafça üretilen ürünlerin ayıplı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, belirtilen sebepler dahilinde dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu iddiası mahkememiz nezdinde kabul görmemiş, davacının davasını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı kanaatine varılmakla, açılan davanın reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 16.11.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Mahkemenin davanın reddine karar verirken yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrası hazırlanan raporu esas aldığını, mahkemece, keşif sırasında bina dışarısında tanıkların beyanını almakta iken bilirkişilerin içeride, davaya konu kartlardan sadece (davaya konu 270 karttan sadece) bir tanesi ile ilgili inceleme yaptıklarını ve düzenledikleri raporda davalı tarafça dosyaya delil olarak sunulan müvekkili çalışanı ... ile sözde aralarında imzaladıkları iş üretim sözleşmesi ile mal teslim tutanağı başlıklı iki belgeyi esas alarak rapor düzenlediklerini, bilirkişilerin keşif mahallinde bir tek kart üzerinde inceleme yaparken, kartların teslim anında test edildiklerine dair rapor olup olmadığı hususunda bilgi istemedikleri gibi düzenledikleri raporda bu konuda herhangi bir görüş belirtmediklerini, -Bilirkişilerin, bu görüş ve kanaatlerini müvekkili çalışanı ... ile davalı arasında düzenlenen iş üretim sözleşmesi ile mal teslim tutanağını esas alarak oluşturduklarını belirttiklerini ve kartların bu sözleşmeye uygun olduğu şeklinde rapor verdiklerini, oysa davalının sunduğu deliller arasında bulunan bu iki belgeden müvekkilinin haberi olmadığını, ...'in müvekkilinin bir çalışanı olup, müvekkili ve firma adına sözleşme ve tutanak düzenleme, imza atma yetkisinin bulunmadığını, bu belgelerden ancak belgelerin dosyaya sunulmasıyla haberdar olduğunu, kartların hepsinin test edilmediğini, davalının kartların 300 Kg ağırlığındaki bir camı kaldıracak şekilde yapıldığını belirten 10.01.2021 tarihli dilekçeyi mahkemeye sunduğunu ve bu delilleri kabul etmediklerini, bu belgelerin çalışan ...'in işten çıkarılmasından sonra düzenlenmiş olabileceğini belirterek, müvekkilinin çalışanı ... ile davalı arasında imzalanan bu belgelerin davada dikkate alınmamasını talep ettiklerini, -Bilirkişilerin kartların mevcut durumda çalışıp çalışmadığına göre rapor hazırlamadıklarını, kartların, müvekkilinin çalışanı ... ile davalı arasındaki yazılı sözleşmeye göre karar verdiklerini ve bu sözleşmeye göre kartların çalışmamasından davalının sorumlu tutulamayacağını belirttiklerini, oysa, düzenlenen faturaların sözleşmede ismi ve imzası bulunan ... olmayıp, müvekkili ... olduğunu, eğer davalı gerçekten işe başlamadan önce müvekkilinin çalışanı ... ile böyle bir sözleşme imzalamış olsaydı davalının bu sözleşmeyi (6102 Sayılı TTK .m.21/3 gereği) Türk Ticaret Kanunundaki teyit mektubu ile ilgili bu düzenlemeye göre müvekkiline sunup, teyit ettirmesi ve müvekkilinin de 8 gün içerisinde bu sözleşmeyi uygun bulup, bulmadığını kendisine bildirmesinin gerektiğini, davalının dosyaya sunduğu müvekkilinin çalışanı ile aralarında imzaladığı bu sözde sözleşmeyi müvekkiline sunmadığını ve teyit ettirmemiş olması nedeniyle bu sözleşmenin ve sözleşme içeriğinin müvekkilini bağlayıcı bir yanının olmadığını, dosya içerisinde yer alan bu dilekçelerine rağmen bilirkişilerin dosyadaki taleplerini dikkate almadan bu belgelere dayanarak mahkeme yerine geçip, kartların ayıplı olmadığı şeklinde görüş ve kanaatlerini belirtir raporu düzenlediklerini, mahkemenin de bilirkişilerin görüşleri doğrultusunda davanın reddine karar verdiğini, -Davalı tarafından dosyaya sunulan ve kendilerinin de süresi içerisinde itiraz ettikleri bu belgeye (iş üretim sözleşmesi) dikkatlice bakılacak olursa başlığın yanında 01.02.2021 tarih yer alırken imzaların altında da 02.01.2021 tarihinin yer alması (bu tarihlere göre sözleşme, sözleşme imzalandıktan bir ay sonra düzenlenmiş durumda olduğunu) sözleşmenin daha sonra düzenlenip imza altına alındığını açıkça gösterdiğini, -Keşif mahallinde dinlenen tanıklardan ...'ın, kartları kendisinin teslim aldığını ve tutanak düzenlemediklerini belirttiğini, tanığın beyanının yapılan sözleşme ve mal teslim tutanağının sonradan ve gerçek olmadığının açıkça göstergesi olduğunu, -Gerek tanık ... gerekse tanık ...'ın kartları deneme esnasında ürünün (camın) üstüne çıkarak camla birlikte 120 kg ağırlık sağlayarak sistemi denediklerini belirttiklerini, oysa kartların, keşif mahallinde 120 kg ağırlığında olmayan camları kaldıramadığını, kaldırdığında da cam orantılı olarak kalkmadığı gibi pencereyi tam olarak kapatmadığını; davalı tanığı ... de beyanında; “ Deneme nümüne kart üzerinde sistemin çalıştığını ispat etmek amacıyla sistemin üzerine çıkmak suretiyle yapıldı” diyerek, kartların ağır (en az 120 kg ağırlığındaki) camları harekete geçirmek amacıyla tasarlandığını açıkça göstermekteyken bu tanıkların ifadelerinin ne bilirkişiler ne de mahkeme tanıkların beyanlarına itibar etmediğini, -Davalının keşif mahalline geldiğinde müvekkiline ait işyerindeki demodaki (pencere) camın ağırlığı ve ölçülerine itiraz etmeksizin, bizzat kendisinin, müvekkilinin iş yerindeki trafo ile kartı çalıştırmaya çalıştığını, sonra kendisinin getirdiği kartla camları kaldırmaya çalıştığını, her iki trafonun da kartı çalıştırmayınca kendi işyerinden akü getirerek kartın çalıştığını göstermek üzere deneme yaptığını, yani, rapordaki bilirkişilerin görüşlerinin aksine davalı müvekkiline ait işyerindeki demodaki ölçü ve camın ağırlığına itiraz etmediğini, -Bilirkişilerin inceleme sırasında demodaki camın ağırlığını ölçmediklerini, ağırlığın 80 kg.dan fazla olup olmadığını bilmeden “davacının istekleri doğrultusunca en 186 cm X yükseklik 160 cm boyutlarında yaklaşık 80 kg ağırlığında örnek pencere boyutları ve cam ağırlığına göre tasarlanan elektronik motor sürücü kartını, tasarım şartlarını değiştirerek daha büyük pencereler ve cam ağırlığında uygun olmayan güç kaynakları ve 240 W üzeri motor güçleri ile çalıştırılmaya çalışılmasında teknik sorunlarla karşılaşılabileceği sonucuna varılmıştır” şeklinde görüş ve kanaat belirttiklerini, -Bilirkişilerin hazırladıkları raporda, kartı incelerken, önce müvekkilinin iş yerindeki 24 volt 16 amper değerindeki adaptörle sonra davalı ...' un yanında getirdiği adaptörle kartın çalıştırılmak istendiğini, bunda da başarılı olunmayınca davalının (bilirkişiler ve mahkeme heyeti keşif mahallinde beklerken) kendi iş yerinden 24 volt 60 Amper gücündeki aküyü getirerek, kartın çalıştırıldığını belirtmediklerini, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları bu hususları içeren itirazlarının da mahkemece dikkate alınmadığını, her şey normalmiş gibi davanın reddine karar verildiğini, -Bilirkişilerin, müvekkilinin iş yerindeki ve davalının getirdiği trafo ile kartların çalışmadığını göz ardı edip, 60 Amper gücündeki trafonun evlerdeki elektrik sistemindeki elektrik enerjisi ile çalışmasının mümkün olup olmadığı hususunu da değerlendirmediklerini, sadece davalının sunduğu deliller arasında bulunan ve kendilerinin bu delillerden haberlerinin olmadığını belirterek kabul etmedikleri müvekkili çalışanı ... ile davalı arasında imzalanan sözleşme ve iş teslim tutanağını dikkate alarak (...'in müvekkilinin bir çalışanı olup, müvekkili adına sözleşme yapmaya yetkili olup, olmadığını dolayısıyla sözleşmenin geçerliliğini değerlendirmeden mahkeme yerine geçip, sözleşmeyi doğru ve geçerli kabul ederek) rapor düzenlediklerini, -Dava dilekçesinde ve yukarıda da belirttikleri itirazlara göre taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmayıp, kartların demodaki cam ağırlığını hareket ettirecek şekilde yapılacağını, demodaki camın da hiç değiştirilmediğini, davalının keşif sırasında camın ağırlığına itiraz etmeden gerek müvekkilinin iş yerindeki gerekse kendi getirdiği trafo ile sistemi çalıştırmak istediğini, gerek dosya içerisindeki görüntülerden gerekse tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere fuardaki demonun en ve yüksekliği ile camın ağırlığı müvekkilinin iş yerinde bulunan demonun en ve yüksekliği ile camın ağırlığından daha fazla olup, davalı tanıklarının fuardaki sistemin (ilk kartın yanmasına rağmen) çalıştığını beyan ettiklerini, keşif sırasında dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyan ettiği üzere o ağırlığı verebilmek (120 kg) için sistemin üzerine çıkarak test ettiklerini, -Delil olarak kabul etmedikleri yazılı sözleşme ve teslim tutanağında sistemin 24 Volt 10 Amper 240 Watt motor gücüyle çalıştırılabileceği belirtilmiş olmasına rağmen davalının keşif sırasında iş yerinden getirdiği trafonun da kartları çalıştırmayınca tekrar iş yerine gidip getirdiği 60 amper gücündeki aküyle çalıştığını, oysa bu sistemin evlerde de kullanılacağı ve evlerde 32 amperden yüksek akımın bulunmasının mümkün olmadığı göz önüne alındığında kartların ayıplı olduğu dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılması gerekirken mahkemenin davanın reddine karar vermesini hukuki bulmadıklarını, yapılacak inceleme sonrası kararın kaldırılarak yerine davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Belirterek davanın reddine ilişkin kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifa edilmesi nedeniyle sözleşmenin iptali, ödenen bedelin iadesi ve bakiye bedel yönünden başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı iş sahibi vekili, müvekkili ile davalı arasında müvekkiline ait işletmenin elektrik motorlu giyotin pencere sistemlerinin yukarı aşağı (kapanıp açılma) hareketinin tamamlanması için komut veren kartların yapımı ile ilgili sözlü eser sözleşmesi yapıldığını, davalı tarafından teslim edilen kartlar nedeniyle davalıya 96.402,53 TL ödeme yapıldığını, bakiye 35.000,00 TL'nin kartların istenilen düzeyde çalıştığının tespitinden sonra ödeneceğini, ancak kart sisteminin ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine davalıya bakiye ücret olan 35.000,00 TL'nin ödenmediğini, bakiye ücretin ödenmemesi üzerine davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından takibe süresi içinde itiraz edildiğini, kartların ayıplı olduğunun yaptırılan delil tespiti neticesinde düzenlenen raporda tespit edildiğini belirterek kartların ayıplı olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin iptaline, davalıya yapılan 96.402,53 TL ödemenin davalıdan tahsiline ve davalıya bakiye 35.000,00 TL borçlu olunmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yüklenici vekili ise, müvekkili ile davacı arasında imzalanan 01.02.2020 tarihli “İş Üretim Sözleşmesi”ne göre müvekkilin “270 adet Sensörlü Giyotin Pencere Motoru Kartı 24V 20A ve 270 adet ... Alıcı kumanda kartı 3 tuş kontrol eder” ürününü üreteceği ve davacı yana teslim edeceğini, ürünün tüm detaylarının sözleşmede belirtildiği, bu detaylara uygun şekilde projelendirildiği ve imalatının yapıldığı, ürünün de teslim edildiği, davacının ürünü teslim alıp muayene ettiği ve ürün teslim tarihi itibariyle tutanak tutulduğunu, video çekildiğini, davacının 96.402,53 TL ödeme yaptığını, bakiye 35.000TL borcunun bulunduğunu, davacı yanın hakkında icra takibi başlatılması üzerine ürünün ayıplı olduğunu iddia ettiğini ve ayıp ihbarı olmaksızın doğrudan dava açtığını, ürünlerde ayıp bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davacı iş sahibi vekili, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu iddia ederken davalı yüklenici vekili ise 01.02.2020 tarihli “İş Üretim Sözleşmesi”ne göre eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu savunduğu; davacının sözlü yapıldığını belirttiği eser sözleşmesine konu üretilecek ürünlerin detayları ve çalışma sistemine dair delil sunulmadığı; davalı tarafça dosyaya sunulan 01.02.2020 tarihli “İş Üretim Sözleşmesi”ni davacı adına çalışanı olan ... ile davalı tarafından imzalandığı, davalı tarafça bu sözleşmede belirlenen ürün detaylarına göre ürünlerin üretilip davacı adına çalışanı olan ...'e test edilerek teslim edildiği ve buna göre faturanın düzenlendiği, davacının faturaya tebliğinden itibaren 6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesine 8 gün içinde itiraz etmediğinden fatura içeriğinin kesinleştiği, davacı tarafından 96.402,53 TL ödeme yapıldığı; buna göre davalı savunmalarının aksini gösterir delil sunamayan davacının çalışanı olan ... ile davalı tarafından imzalanan 01.02.2020 tarihli “İş Üretim Sözleşmesi” ve 14.07.2020 tarihli teslim tutanaklarıyla bağlı olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından mahallinde keşif yapıldığı, taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlendiği, uzman bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alındığı, sözkonusu raporda davacı tarafça yaptırılan delil tespitinde tasarımın hangi teknik şartları ve pencere boyutunu, cam ağırlığını karşılamak üzere yapıldığına ilişkin herhangi bir incelemenin yer almaması, test anında redresör gücü, pencere boyutları, cam ağırlığı, mıknatıs montaj yeri vb.noktalar hakkında gerekli incelemelerin yapılmamış olması nedeniyle rapora iştirak etmedikleri belirtilerek davacının ürünün imalat talebindeki pencere boyutu ve cam ağırlığının üzerindeki tasarım ve imalatta yaşanan sorunlar kapsamında dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu sonucuna ulaşılamayacağını, davacının işyerinde bulunan demo pencere sistemi üzerinde davalı tarafça üretilen sensörlü motor kontrol kartı, ... sensor ve ... alıcı kumanda sorunsuz çalıştığından davalı tarafça üretilen ürünlerin ayıplı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, buna göre davacı iş sahibinin eser sözleşmesine konu ürünlerin ayıplı olduğu iddiasını ispatlayamadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.10.2021 tarih ve 2020/662 Esas, 2021/799 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/318, K. 2024/1389, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-318-e-2024-1389-k-39c1303d0a5f