Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 2022/3034 E. 2024/966 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3034
Karar No
2024/966
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/3034

KARAR NO: 2024/966

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2021/338 Esas, 2022/602 Karar

TARİHİ: 21/09/2022

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 06/11/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin gemi inşa işlerini üstlendiğini ve edimini yerine getirdiğini, davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi fiilen ifa etmemeye başladığını, ancak buna rağmen müvekkilince verilen 64.105,39 TL bedelli nakdi teminat ile 50.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iade edilmediğini, davalının bu tutarda borcu olduğunu mutabakat mektubu ile de kabul ettiğini, bunun dışında işin kamu ve özel teşviklerine tabi olduğunu ve ilgili mevzuat gereği davalıya ödenen teşviklerin belli bir tutarının müvekkiline ödenmesi gerekirken ödenmediğini, müvekkilince yapılan hesaplamaya göre bu nedenle müvekkilinin 36.801,00 TL alacaklı olduğunu, bu alacakların tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, HMK 107.m. gereğince davaya ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, itirazın iptali davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri belirlenebilir durumda ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, hukuki yarar eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı olmadığı, 7251 sayılı Kanun ile 107. maddede yapılan değişiklikler şartları olmadığı halde açılan belirsiz alacak davasında davacıya süre verilerek hukuki yarar eksikliğini tamamlama imkânı tanımadığı, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında da aynı ilkelerin vurgulandığı, itirazın iptali davası takiple sıkı sıkıya bağlı olup normal alacak davasından farklı olduğu, iptali istenen alacak belli olduğundan ve talep açıkça HMK 107. maddeye dayandığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ret kararını istinaf etmiştir. Dairemiz 2021/193 Esas, 2021/720 Karar sayılı ilamı ile, somut olayda, icra takibiyle tahsili talep edilen teminat tutarları belirli olduğu gibi, teşvikten kaynaklı olarak talep edilen alacak da hesap edilip belirlenebilir nitelikte olup, dava konusu alacağın belirsiz alacak niteliğinde olmadığı, davacı davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirmiş olmasına rağmen, davacının alacaklarının bir kısmını dava ettiğinin dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmasına, başka bir anlatımla davanın kısmi dava olarak görülmesi için gerekli koşulların somut olayda bulunmasına göre, mahkemece davanın bir ara kararı ile kısmi dava olarak görülüp sonuçlandırılması gerekirken, hukuki yarar yokluğundan reddi doğru olmadığı belirtilerek yerel mahkeme kararı kaldırılmıştır. Mahkeme; hesap uzmanı bilirkişi ...'ün eklenmek suretiyle yeniden bilirkişi raporu alındığı, rapor dosya muhteviyatı ile uyumlu, denetime elverişli olduğundan hükme esas alındığı, 114.105,35 TL teminatın iadesi talebi yönünden; davacının, davasında davalı nezdinde nakde dönen teminat mektubu 50.000,00 TL ile 64.105,39 TL hakkedişinden kesilen teminat olmak üzere toplam 114.105,35 TL (teminat) alacağı bulunduğunu ileri sürdüğü, davalının, cevap dilekçesinin 4. maddesinde davacının 114.105,39 TL tutarlı alacağının teminat olarak tutulduğunu kabul ve ikrar ettiği, hal böyle olunca, teminat miktarının davalı nezdinde 114.105,39 TL olduğundan uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın teminatın iadesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplandığı,Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 30.5 maddesinde: “Alt yüklenicinin, işbu sözleşmeye konu işle ilgili olarak istihdam ettiği/edeceği işçilerden dolayı İş Kanunu ile ilgili mevzuatın kendisine yüklediği mükellefiyetleri eksiksiz olarak yerine getireceği…, alt yüklenicilerinin kendi işçilerinin ilgili mevzuattan doğan haklarını yerine getirmemiş olmasından dolayı veya ihlalinden dolayı ... Marine'nin yapmak zorunda kalacağı tüm ödemelerin ve/veya uğrayabileceği tüm zararların alt yüklenicilerin tazmin ile yükümlü olduğu…, ... Marine’nin kusuru veya kusursuz sorumluluğu nedeniyle ... Makine tarafından ödenmesine hükmedilen miktarların alt yükleniciye rücu edileceği” Sözleşmenin “Teminatın Geri Verilmesi” başlıklı 47. maddesinde; “Alt yüklenicinin SGK’dan prim borcu olmadığına ilişkin ilişiksizlik belgesi alması, alt yüklenici işçilerinin ... Marine’de çalıştığı süreye ilişkin tüm kanuni haklarının alt yüklenici tarafından verilerek işçilerden ibraname alınması, alt yüklenicinin işçilerinin veya onların mirasçılarının alt yüklenici ve/veya ... Marine arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmaması” koşuluna bağlandığı; Açılan davaların, ... Gemi’nin işçileri tarafından açıldığı, ... Marine’in üst işveren sıfatıyla sorumlu tutulmasının 4857 sayılı Yasa’nın 2. maddesinden kaynaklandığı, asıl sorumlunun iki işveren arasında ... Gemi olduğu, davaların 2017 yılında açıldığı, 2022 yılında sonuçlandığı, dolayısıyla karar altına alınan tutarlar dikkate alındığında, miktarında uyuşmazlık bulunmayan 114.105,39 TL teminatın takip tarihi itibarıyla iadesi koşullarının gerçekleşmediği, varsayım olarak, davaların İstinaf/Yargıtay aşamasında işçiler aleyhine oluşması ve red kararı verilmesi halinde, ancak o tarihte muaccel bir alacağın varlığından söz edilebileceği kanaatine varıldığı, 33.847,10 TL Teşvik Alacağı Yönünden; takipte cari hesap alacağı olarak nitelendiği, ancak dava yazısının (5) sayılı bendinde yapılan açıklamada “davacı firmadan yapılan hesaplamalara göre 36.801,00 TL teşvikten kaynaklı alacak bulunduğu, bu tutarın da davalı firma tarafından ödenmemesi nedeniyle icraya konu yapıldığının” bildirildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10.6 maddesinde, “... Marine, alt yükleniciye teşvik belgesi ibraz ettiği takdirde alt yüklenici maliyet hesabında teşvik unsuru olan sigorta primi işveren payı desteğinden elde edeceği avantajı birim fiyatına yansıtacaktır” Yine sözleşmenin 10.7 maddesinde; “Sözleşme fiyatında teşvik belgesinde yer alan SGK işveren hissesi desteği ve asgari ücret artışı nedeniyle işverene ek maliyetin hazine tarafından karşılanacak 110,00 TL’lik kısmı kapsamında ek 3’te belirtilen şekilde her blokta harcanacak adam saat dikkate alınarak teşvik bedellerinin hesaplandığı, sözleşme konusu işin geçici kabulü yapıldığında fiilen yararlanılan teşvik bedeli taraflar tarafından tekrar hesaplanarak oluşan farkın alacaklı tarafından faturalanacağı, alt yüklenici tarafından söz konusu teşvikin çalışılan süre boyunca uygun şekilde kullanılması kendi yükümlülüğünde olması, kendi teşviki kullanamaması durumunda ilgili süre boyunca teorik olarak kullanılması gereken teşvike göre kullanılacağı, Davalının cevap dilekçesi ekinde mevcut 27.10.2016 tarihli tarafların imzasına havi “Fesih Mutabakatı” belgede “24.05.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı; kısmen fesih konusunda tarafların mutabakata vardığı, fesih tarihine kadar tamamlanan E1 ve E2 bloklarla ... Marine’den herhangi bir hak ve alacağı kalmadığı, ilgili sözleşmeden dolayı yerine getirilen işler ve kendi personeli ile ilişkili sorumlulukların ve yasal yükümlülüklerin devam ettiğine ilişkin” kararlaştırma yer aldığı, anılan belgede ayrıca “sözleşme bedeli 515.213,00 TL, teşvik kesintisinin 18.400,00 TL, net sözleşme bedelinin 496.812,00 TL olduğu” anlatımı yer aldığı, kararlaştırılan teşvikin, nakit ödeme biçiminde olmadığı; sözleşme işçilik fiyatına yansıtılacağı, davacının yararlandığı teşvikinin, iş bedelinden düşüleceği biçiminde kararlaştırılması yanı sıra, yukarıda tanıtılan 27.10.2016 tarihli kararlaştırma içeriği de dikkate alındığında, yerinde olmadığı gibi, davacının incelenen ticari defterinde de alacak miktarının yukarıdaki teminat miktarına eş görüldüğü, mevcut delil durumuna nazaran talebe iştirak edilmediği, kaldı ki böyle bir alacağı olsaydı dahi, davacının alacağının davalı tarafından teminata aktarılacağı zira iş mahkemesi dosyalarında oluşan alacağının mevcut teminatı karşılamakta yetersiz olduğu kanaatine varılarak, davanın reddine karar vermiştir.Kötüniyet tazminatı yönünden; İ.İ.K’nin 67/2. maddesinde itirazın iptali davasında alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceği hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca borçlu davalı lehine tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması şart olduğu, eldeki davada, davacının takip başlatmakta kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilerek, davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali talebi , Takibe konu olduğu anlaşılan iki asıl alacak kaleminden; Teminat alacağının takip tarihinde muaccel olmaması sebebiyle vaktinden evvel açılan takip/dava niteliği gereği; Teşvik alacağın ise şartları oluşmadığından reddine, Davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında; 03.03.2022 tarihli rapor ile 02.09.2022 tarihli raporlar birbirini teyit etmediklerini, 03.03.2022 tarihli raporda tarafların tahsilat ve tediye kayıtlarında her hangi bir mutabakatsızlık bulunmadığını, davacı şirketin davalı şirketten 114.105,39 TL. alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu raporda listede yer alan teminat bedelinin davacı şirket tarafından davalı şirkete keşide edilen 7.03.2016 tarihli ... Bankası Teminat Mektubunun 06.03.2018 tarihinde nakde çevrilmesiyle, 64.105,39 TL. 'nin virman yoluyla teminat kaydedildiğini, bu şekilde davacı şirketin davalı şirketten 114.105,39 TL. nakdi teminat mektubu alacaklısı olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi teşvikten kaynaklı 36.801 TL. 'lik teşvikten kaynaklı alacağın mevcut olmadığını tespit etmiş, bu tespite katılmadıklarını, teşviklerin belli bir tutarının davacıya ödenmesi gerektiğini, 02.09.2022 tarihli raporun tamamen aksi yönde olduğunu, ek rapor alınmasına gerek olduğunu, taraflar arasında birden fazla sözleşme olduğunu, sözleşmelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, birden fazla fesih olduğunu, davacının birden fazla teminat verdiğini, rapora konu edilen dosyalarda iş kazası dosyaları bulunduğunu, toplam meblağ dikkate alınarak iade şartlarının oluşmadığını söylenemeyeceğini, bilirkişinin hukuki değerlendirme yapamayacağını, ticari faiz uygulanması gerektiğini, sehven yasal faiz yazıldığını, müvekkilinin teşvikten kaynaklı alacağının bulunduğunu, davalı teminatların nemalandırılmadığı gibi bozdurulup harcandığını, ticari faiz hesaplamasının yapılmadığını, müvekkilinin hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini belirterek yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından verilen ... Bankasına ati 50.000,00 TL.'lik teminat mektubunun ve 64.105,39 TL. nakdi teminat tutarlarının iadesi ve teşvik ödemelerinden kaynaklanan davacı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili teminat iade şartlarının oluşmadığını, muaccel olmadığını davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi, teminat alacağının takip tarihinde muaccel olmaması sebebiyle vaktinden evvel açılan takip/dava niteliği gereği reddine ve teşvik alacağın ise şartları oluşmadığından reddine karar vermiştir. Davacı vekili müvekkilinin gemi inşaat işini üstlendiğini, işleri yaptığını, teslim ettiğini sözleşmeler gereği davalının yeni iş vermediğini teminatın iadesini talep etmiştir. Davalı vekili 03.03.2022 tarihli raporun lehlerine olduğunu belirtmiştir. Söz konusu raporda 114.105,39 TL. davalı şirket nezdinde teminat olarak tutulan bu tutarın iade edilip edilmeyeceğinin mahkeme takdirinde olduğu, 33.847,10 TL. lik alacağa ilişkin olarak taraflara ait kayıt olmadığı belirtilmiştir. Bahsi geçen teminat miktarında taraflar arasında bir tartışma yoktur. Uyuşmazlık teminatın iade şartlarının oluşup oluşmadığındadır. Davalı vekilinin raporlar arasında çelişki olduğuna dair istinafı yerinde değildir. Yerel mahkemece karara dayanak yapılan 02.09.2022 tarihili ek raporda, Davalının, cevap dilekçesinin 4. maddesinde davacının 114.105,39 TL tutarlı alacağının teminat olarak tutulduğunu kabul ve ikrar ettiği, hal böyle olunca, teminat miktarının davalı nezdinde 114.105,39 TL olduğundan uyuşmazlık bulunmadığı, Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 30.5 maddesinde:“Alt yüklenicinin, işbu sözleşmeye konu işle ilgili olarak istihdam ettiği/edeceği işçilerden dolayı İş Kanunu ile ilgili mevzuatın kendisine yüklediği mükellefiyetleri eksiksiz olarak yerine getireceği…; alt yüklenicilerinin kendi işçilerinin ilgili mevzuattan doğan haklarını yerine getirmemiş olmasından dolayı veya ihlalinden dolayı ... Marine'nin yapmak zorunda kalacağı tüm ödemelerin ve/veya uğrayabileceği tüm zararların alt yüklenicilerin tazmin ile yükümlü olduğu…; ... Marine'nin kusuru veya kusursuz sorumluluğu nedeniyle ... Makine tarafından ödenmesine hükmedilen miktarların alt yükleniciye rücu edileceği” Sözleşmenin “Teminatın Geri Verilmesi” başlıklı 47. maddesinde; “Alt yüklenicinin SGK’dan prim borcu olmadığına ilişkin ilişiksizlik belgesi alması, alt yüklenici işçilerinin ... Marine'de çalıştığı süreye ilişkin tüm kanuni haklarının alt yüklenici tarafından verilerek işçilerden ibraname alınması, alt yüklenicinin işçilerinin veya onların mirasçılarının alt yüklenici ve/veya ... Marine arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmaması” koşuluna bağlandığı; ... Gemi'nin işçileri tarafından açılan iş kazası sebebiyle davaların ek raporda incelendiği, davaların kesinleşmediği, ... Marine'nin üst işveren sıfatıyla sorumlu tutulmasının 4857 sayılı Yasa'nın 2. maddesinden kaynaklandığı, asıl sorumlunun iki işveren arasında ... Gemi olduğu, davaların 2017 yılında açıldığı, 2022 yılında sonuçlandığı, dolayısıyla karar altına alınan tutarlar dikkate alındığında, miktarında uyuşmazlık bulunmayan 114.105,39 TL teminatın takip tarihi itibarıyla iadesi koşullarının gerçekleşmediği belirtilmiştir. Teminatın iadesi için muaccel bir alacak oluşmamış durumdadır. Bu sebeple yerel mahkemenin teminatın iade şartları oluşmadığından 114.105,39 TL. alacağın reddi kararı yerindedir. Teşvik alacağı yönünden taraflar arasındaki sözleşmenin 10.7 maddesinde düzenlendiği, kararlaştırılan teşvikin, nakit ödeme biçiminde olmadığı, sözleşme işçilik fiyatına yansıtılacağı, davacının yararlandığı teşvikin, iş bedelinden düşüleceği biçiminde kararlaştırılması yanı sıra, 25.10.2016 tarihli fesih içeriği de dikkate alındığında, yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemenin davanın reddine dair kararı dosya kapsamına hukuka ve usule uygundur. Davacı vekilinin istinaf talepleri isabetsizdir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2022 tarih ve 2021/338 Esas, 2022/602 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2022/3034, K. 2024/966, T. 06.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-15-hukuk-dairesi-2022-3034-e-2024-966-k-15efdc3cb614