Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2022/276 E. 2024/1605 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/276
- Karar No
- 2024/1605
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/276 KARAR NO : 2024/1605
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13.10.2021 NUMARASI : 2021/56 Esas 2021/186 Karar DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması KARAR TARİHİ : 12.09.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.09.2024
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13.10.2021 gün ve 2021/56 Esas 2021/186 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı şirketin 1951 yılında kurukduğunu, 1973 yılında ... A.Ş. bünyesinde “... A.Ş. ” unvanı ile yeniden yapılandırıldığını, 2003 yılında unvan değiştirerek ... A.Ş. Unvanını aldığını, internet arama motorlarına “...” veya “...” yazıldığında çıkan ilk sonuçların davcı şirketin ... şeklindeki web sitesinin olduğunu, ... tescil no.’lu "..." markası, türk patent ve marka kurumu nezdinde 25.03.1998 başvuru tarihinden itibaren 36 ve 39 no'lu sınıflarda, 2018 13171 tescil no.’lu "..." markası 09.02.2018 başvuru tarihinden itibaren 36 ve 39 no'lu sınıflarda tescilli olduğunu, davalının http://... adresinde bulunan web sitesinde, “...”, “...” unvanları altında aynı iş alanında ibarelerini kullandığının tespit edildiğini, bu durumun marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, belirterek; marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, ortadan kaldırılmasına, evrak ve eşyanın imhasına, kararın ilanına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, yetkili mahkemenin Bakırköy mahkemeleri olduğunu, davalının 1997 yılından beri “ ...” ve “ ...” işletme adı ile faaliyet yürüttüğünü, 2004 yılından beri de “...” “...” ve “...” ibarelerini kamyonlarında, basılı evrakında, fatura ve irsaliyelerinde kullandığını, davalının soyadının ... olduğunu bu nedenle işletme unvanında kendi soyadını kullandığını, makta olduğunu 2004 yılından bu yana davalının kullanmakta olduğu “...” “...” ve “...” ibarelerine davacı tarafından sessiz kalındığını, bu ibarelerin kullanılmasına rıza gösterildiğini, belirterek; davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret ünvanını 31/08/2010 tarihinde aldığı, ... alan adını 31/12/2008 tarihinde kurduğu, kurduğu tarihte ana ekranda yüklü fotoğrafta tır üzerinde ... ibaresinn yazdığı, davalının bu sitedeki kullanımlarının markasal olduğu, davacının aynı alanda ticari faaliyet göstermesi ve basit bir internet araştırması ile davalı kullanımını öğrenebileceği hususları dikkate alındığında davacının kullanımdan haberi olmadığı beyanının yerinde görülmediği, davacının uzun süredir kullanıma sessiz kalma sebebiyle dava açma hakkını kaybettiği, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, bilirkişi raporunun kısmen hükme esas alınamayacağını, davalının internet sitesinde koyduğu görselin kendinse ait olmadığını, “...” ibaresini 2008 yılından bu yana fiilen kullandığı sonucuna varılamayacağını, davacının davalının kullanımına sessiz kalmasının söz konusu olmadığını, davalının mevcut unvan kullanımın 2021 yılında öğrenildiğini, tecavüze son vermesi için davalıya ihtarname gönderiliğini, dava açarak suç duyurusunda bulunulduğunu, sessiz kalmada sürenin markasal kullanımın öğrenilmesi ile başlayacağını, davalının bu eylemlerinden davacının ne zaman haberdar olduğunun tespit edilmediğini, tarafların aysı sektörde faaliyet gösteriyor olmasının davalının tecavüz eylemelerini bildiği anlamanına gelmeyeceğini, davalının iyi niyetli olmadığını, eksik inceleme yapıldığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticaret ünvanı ve alan adı vasıtasıyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. Markaya tecavüz sayılan fiiller 6769 sayılı Kanun madde 29 uncu maddede düzenlenmiş olup bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre marka sahibinin izni olmaksızın markanın 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanımı markaya tecavüz oluşturur. 6769 sayılı Kanun 7/3-d ve e fıkralarına göre ise işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca yasaklanabilir. Bu hükümler uyarınca markaya tecavüz oluşabilmesi için alan adı ve ticaret ünvanının markasal kullanımı şarttır. Eldeki davayada İDM tarafından da davalının kullanımı markasal kullanım olarak tespit edilmiştir. Ancak somut olayda davalının ticaret ünvanı 2010 yılında tescil ettirilmiş, alan adı ise 2008 yılında alınmış olup anılan tarihlerden bu yana davalı yanca 2004 yılından bu yana söz konusu işaretin kamyonlarında, basılı evrakında, fatura ve irsaliyelerinde kullanıldığı ve davacı firma ile de aynı sektörde faaliyet gösterdiği savunulmuştur. Bu durumda, davalının markasal kullanımının ne zaman başladığı ve dava tarihine kadar davacının sessiz kalarak hak kaybına uğrayıp uğramadığı, markasal kullanım içeren işaretlerin tam olarak belirlenmesi ile dava hakkının kullanılmasının 4721 sayılı Medeni Kanun 2. maddesine aykırı olup olmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 11. HD'nin 05.03.2024 tarih ve 2022/5544 E. - 2024/1783 K. ) 3. Yine, dar olan aynı sektör nedeniyle davacının davalı şirketin varlığını bilmesi gerekmesi ile markasal kullanım şekillerini davacının bilmesi farklı olup, markasal kullanım şekillerini öğrenmesi ile sessiz kalma süresi başlar. Davalı, davacının öğrenme tarihini kanıt yükü altında olup, davacının ve davalının tüm delillerinin davacının öğrenme tarihi bakımından ele alınıp tartışılması ve sessiz kalma ile hak kaybı olgusunun buna göre saptanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. HD'nin 05.04.2010 tarih ve 2008/8488 E. 2010/3849) 4. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu kapsamda, davalının iddia ettiği tarihten itibaren markasal kullanım oluşturan ve savunmasında belirttiği şekilde kamyonlarında, basılı evrakında, fatura ve irsaliyelerinde kullanmak şeklindeki ticari faaliyetin devam ettiğine ilişkin delil listesinde dayandığı tüm deliler eksiksiz olarak toplanıp, ticari defter ve kayıtlarını oluşturan fatura ve irsaliyeler de dahil olmak üzere tüm deliller üzerinde bilirkişi marifetiyle incelme yapılarak, markasal kullanım içeren işaretlerin tam olarak belirlenip somutlaştırılması suretiyle davalının markasal kullanımının ne zaman başladığı ve dava tarihine kadar davacının sessiz kalarak hak kaybına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi gerekli olup sadece internet sitesi içeriğinde bulunan bir anonim fotoğrafın yüklenme tarihi üzerinden davalının kullanımını belirleyen birikişi raporu bu hali ile hükme esas alınamaz. Yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olup eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. 5. Bir teşebbüsün ürettiği mal ve hizmetleri diğer teşebbüsün ürettiği mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlayacak işaretler marka iken, bir teşebbüsün ticari faaliyetlerinin türü ve niteliğinin diğer işletmelerin faaliyetlerinden ayırt edilmesini sağlayan tanıtıcı işaretler ise ticaret ünvanı olup, her ikisinin kullanım nitelikleri birbirilerinden farklıdır. Bizatihi ticaret ünvanının tescil edilmiş olması tescilli marka hakkının ihlalini oluşturmaz. Ticaret ünvanının amacı dışında markasal kullanımı ile marka hakkına tecavüz söz konusu olması durumunda, sadece markasal kullanımın durdurulması ve önlenmesine karar verilmesi mümkün olup infazda tereddüt yaratacak şekilde markasal kullanım nedeniyle tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine de karar verilemez. ( Yargıtay 11. HD'nin 18.04.2018 tarih ve 2016/10347 E. - 2018/2860 K.) 6. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından davalının markasal kullanım içeren işaretlerin tam olarak belirlenip somutlaştırılması için tarafların dayandığı tüm deliller ile davalının ticari defter ve kayıtları ve bunları oluşturan fatura ve irsaliyeler celp edilerek ( gerekiyorsa sektör bilirkişisinin de yer adlığı ) yeni bilirkişi kurulundan celp edilen bu ticari defter ve kayıtlar da incelenmek suretiyle tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınarak varsa rapora yönelik itirazlar karşılanarak, davalının markasal kullanımının ne zaman başladığı ve dava tarihine kadar davacının sessiz kalarak hak kaybına uğrayıp uğramadığı, markasal kullanım içeren işaretlerin tam olarak belirlenmesi ile dava hakkının kullanılmasının 4721 sayılı Medeni Kanun 2. maddesine aykırı olup olmadığı saptanıp oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde bir karar verilmesi, gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13.10.2021 gün ve 2021/56 Esas 2021/186 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.