Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2291 E. 2025/1785 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2291
Karar No
2025/1785
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2291

KARAR NO : 2025/1785

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/09/2021

NUMARASI: 2017/651 Esas - 2021/634 Karar

DAVA: Ortaklıktan Çıkmaya İzin ve Çıkma Payının Ödenmesi

DAVA TARİHİ: 31/05/2017

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin 2013 yılında kurulan davalı şirkete sonradan ortak olduğunu, müvekkiline şirketin faaliyetleri hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, ayrıca müvekkiline nakit ödemesi için sürekli baskı yapıldığını, bu meyanda azımsanmayacak bir meblağın ödendiğini, şirketin kötü idare edildiğini, müvekkilinin bu şartlar altında şirkete ortak olmasında menfaatinin bulunmadığını belirterek müvekkilinin esas sermaye payının ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalıya dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davalı şirketin 10.000-TL olan sermayesinden davacının payına isabet eden tutarın 3.100-TL olduğu, dava dışı ...'ın ise 6.900-TL tutarında payının bulunduğu, davalı şirketin dosyada mübrez Kurumlar Vergisi beyannamesine göre 31.12.2017 tarihli Mali Tablolarında Kaydi Öz varlık tutarının -19.455,57-TL olduğu, teknik olarak iflasta olduğu, mali tabloları içerisinde şirketin yasa maddesinde belirtilen "Rayicen ve Sürdürülebilirlilik" esasına göre değerlendirilebilecek herhangi bir duran varlığına rastlanmadığı, olası iflas halinde ise davalı şirketin vergi ve SGK borçlarından 6183 sayılı kanun gereğince limited şirket ortaklarının tümünün mesuliyeti bulunduğu, davacının bilgi alma hakkının ihlal edidiğine, kendisinden ödeme talep edildiğine, şirket müdürü tarafından şirketin kötü yönetildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, davacının davalı şirketin ortaklığından çıkma koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; dinlenen tanıkların müvekkilinin haklılığını doğruladığını, şirket yetkilisinin nizami olarak defter tutmadığını, şirketin faaliyeti konusunda sağlıklı bir bilgi elde edilemediğini, şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu soruşturmanın sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilinin sermaye değerini tespit etmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE :Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma ve çıkma payının ödenmesi istemine ilişkindir. TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak “haklı sebeplerin” nelerden ibaret olduğu belirtilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Bu durumda şirket kavramının doğuşu ve şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen; şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmelidir. Davalı şirketin 16/01/2013 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davacının davalı şirkete pay devri ile 11/03/2015 tarihinde ortak olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle şirkette davacının 3100-TL, dava dışı ortaklar ...'nun 3900-TL, ..., ... ve ...'un her birinin 1000-TL sermaye ile ortaklıklarının bulunduğu, davacının şirkette müdür sıfatının bulunmadığı, şirketin kuruluşundan itibaren müdürlerinin sırasıyla ... ve ... olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, haklı neden olarak kendisinden sürekli para istenmesi, şirketin faaliyetleri hakkında kendisine hiç bir bilgi verilmemesi, şirketin kötü yönetilmesi olgularına dayanmaktadır. Ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin 16/01/2013 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davacının davalı şirkete pay devri ile 11/03/2015 tarihinde ortak olduğu, davacının 10.000-TL şirket payından 3100-TL payın sahibi olduğu, davacının davalı şirkette müdür olarak görev almadığı, dosyadaki delillere ve bilirkişi raporuna göre davalı şirketin gayri faal durumda olduğu, ticaret sicilinde kayıtlı adresi boş olup mükellefiyet kaydının resen terkin edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere, şirketlerin kuruluş amacı ortaklarına kazanç sağlamak olup, davalı şirketin gayri faal olması nedeniyle kâr elde etmesi ve ortaklara gelir sağlaması da imkansız hale gelmiştir. Davacının şirkette yönetim görev bulunmaması nedeniyle şirketteki payı da dikkate alındığında şirketin faaliyetsiz hale gelmesinde davacının bir kusuru bulunmamaktadır. Diğer taraftan 6183 S.lı Kanun'un 35. maddesi gereğince şirketin tahsil edilemeyen kamu borçlarından limited şirket ortaklarının, şirket ortaklığından ayrılsalar dahi şirkette ortak oldukları dönemle ilgili sorumlulukları devam etmektedir. Dolayısıyla davacının şirket ortağı sıfatıyla kamu borçlarından sorumluluğu bulunması, şirket ortaklığından ayrılmasına engel bir hal teşkil etmemektedir. Mahkemenin tespit edilen bu hususların ortaklıktan çıkma için haklı neden oluşturmadığı yönündeki tespiti ve gerekçesi yerinde değildir. Bu nedenle davacının ortaklıktan çıkması için haklı nedenin oluştuğu anlaşılmakla davacının ortaklıktan çıkmasına karar verilmiştir. Bilirkişi incelemesinde rayicen kıymetlendirilecek bir değeri olmadığı gibi borca batık durumda bulunduğu, davacıya ödenecek ayrılma akçesi bulunmadığı anlaşılmakla, ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle; ortaklıktan çıkma için haklı nedenler oluştuğu halde, davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, ortaklıktan çıkma talebi yönünden davanın kabulüne, davacının davalı limited şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, ayrılma akçesi talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2021 Tarih 2017/651 Esas - 2021/634 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Çıkma talebi yönünden davanın kabulü ile davacının ... sicil no'lu ... Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Tic. Ltd Şti ortaklığından çıkmasına izin verilmesine,Ayrılma akçesi talebi bakımından davanın reddine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 31,40-TL nin mahsubu ile kalan 584-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 62,80-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından sarf edilen 1.200-TL bilirkişi ücreti, 83,75-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.283,75-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, avacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından sarf edilen 295,60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/2291, K. 2025/1785, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2291-e-2025-1785-k-eac4ef0999ab