Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2148 E. 2025/1777 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2148
Karar No
2025/1777
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL BAM

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2022/2148

KARAR NO : 2025/1777

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/11/2021

NUMARASI : 2016/148 Esas - 2021/1065 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025

İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; 19.11.2015 tarihinde, davalı ...'nun sevk ve idaresindeki, davalı şirkete zorunlu trafik sigortalı ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken, yoldan karşıya geçmeye çalışan müvekkili ...'ya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin tedavisinin halen devam ettiğini, kaza tarihinden itibaren çalışamadığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini, beden gücü kaybı ve bakıcı gideri...vs zararlarının ve manevi zararlarının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) maddi zararlarına karşılık şimdilik 1.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek %12 oranında ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili Mustafa için 40.000,00-TL, anne ve babası için 10.000,00'er-TL olmak üzere toplam 60.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek %12 oranında ticari faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu, 24.07.2018 tarihli dilekçe ile, davacı Mustafa için talep ettikleri 1.000,00-TL maddi tazminatı, bilirkişi raporu doğrultusunda 22.877,33-TL'ye artırdıklarını bildirmiş, ilk derece mahkemesince 12.02.2019 tarihli celsenin 3 numaralı ara kararı ile, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat miktarının açıklanması için verilen kesin süreye binaen davacı vekili 12.02.2019 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçesinde talep ettikleri 1.000,00-TL maddi tazminatın, 100,00-TL'sinin geçici iş göremezlik, 100,00-TL'sinin bakıcı gideri ve 800,00-TL'sinin kalıcı iş göremezliğe ilişkin olduğunu bildirilmiş, yargılama aşamasında sunduğu 17.02.2021 tarihli dilekçe ile, maddi tazminat taleplerini sürekli iş göremezlik yönünden 48.646,00-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.Davalı ...vekili cevap dilekçesi ile, davanın reddini savunmuştur.Davalı sigorta şirketi tarafından davaya karşı yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.İlk derece mahkemesince; davaya konu kazanın meydana gelmesinde, davalı ... 'nun %30 ve tali, davacı ...'nın % 70 ve asli oranda kusurlu olduğu, her ne kadar ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 03/07/2017 tarihli raporda, davacı Mustafa'nın % 10,3 maluliyeti belirlenmiş ise de, söz konusu raporun kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlendiği, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacı Mustafa'nın sürekli maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, davacılar vekili tarafından ilk alınan maluliyet raporuna davalı tarafların itiraz etmediği ve usuli kazanılmış hak oluştuğu ileri sürülmüş ise de, alınan ilk maluliyet raporunun davalı ...vekiline tebliğ edilemediğinden usuli kazanılmış hak oluşmadığı, davacının sürekli maluliyete ilişkin tazminat talebinin reddi gerektiği, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ise, davacı Mustafa'nın kaza tarihindeki yaşı (16) dikkate alındığında gelir getiren bir işte çalıştığının iddia ve ispat edilemediği, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığı, geçici işgöremezlik zararının bulunmadığı anlaşılarak bu husustaki taleplerin de reddi gerektiği, bakıcı gideri talebi yönünden ise, davacılar vekili tarafından bakıcı gideri talebi altında genel bir talepte bulunulmuş olup, hangi nitelikte bakıcı gideri talep ettiğinin somutlaştırılmadığı, yaşam boyu bakıcı gideri ile geçici iş göremezlik süresi içindeki bakıcı masraflarının niteliği itibariyle farklı olduğu, somut olayda, davacı küçüğün yaralanmanın niteliği ve sürekli iş göremezlik durumunun olmadığı göz önüne alındığında sürekli olarak bakıcı yardımına ihtiyaç duymadığı, geçici iş göremezlik süresi içindeki bakıcı masrafları yönünden ise, davacı tarafın gerçekten bakıcıya ihtiyaç duyulduğu hususunun kanıtlanamamış olması nitekim hesap raporlarında da bakıcı gideri tazminatı hesaplanmaması ve davacı tarafın da gerek talep arttırım gerekse ıslah dilekçesinde talebinin bulunmadığı hususları göz önüne alındığında bakıcı gideri yönünden de talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise, kaza tarihi ve olayın oluş şekli, tarafların sosyo ekonomik durumları, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tali kusurunun olması, asli kusurun davacı küçükte olması, küçüğün sürekli maluliyetinin bulunmayışı, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirlenmesi, kaza sebebi ile davacının korku üzüntü ve acıya muhattap kaldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı hususu da göz önüne alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği kanaati ile;"1-Davacı ...'nın davalılar aleyhine açmış olduğu maddi tazminat davasının reddine,2-Davacıların davalı ...aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile,-Taktiren Melek ... yönünden 500,00-TL, İbrahim ... Yönünden 500,00-TL, ... yönünden 4.000,00-TL olmak üzere toplam 5.000,00-TL manevi tazminatın 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediği, kaza tarihi itibariyle raporun, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak düzenlenmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesi tarafından genel şartların bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle artık Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğinin uygulanamayacağı, mahkemece verilen kararda usuli kazanılmış hakların dikkate alınmadığı, 03.07.2014 tarihli raporun davalı tarafa tebliğ edilmemiş olması sebebiyle müvekkilleri lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı gerekçesine yer verilmiş ise de söz konusu raporun davalı ...'na 17.08.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve itirazda bulunulmamış olması sebebiyle müvekkilleri lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiği, bakıcı gideri talebinde bulunulmasına rağmen bu hususa yönelik herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının müvekkillerinin zararı karşılamaya yeter miktarda olmadığı hususlarına ilişkindir.Davacılar vekili, yasal istinaf kanun yoluna başvurma süresi içerisinde sunduğu ek istinaf dilekçesi ile; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğin 20.02.2019 tarihinde yürürlükten kaldırılmış olması sebebiyle davacı Mustafa'nın maluliyetinin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini bildirmiştir.Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.(1)Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 17/02/2022 tarihli 2021/8548 E- 2022/2770 K sayılı ilamı)Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 03.07.3017 tarihli 13097 karar sayılı raporun, 2 adli tıp uzmanı, bir iç hastalıkları uzmanı, bir ortopedi ve travmatoloji uzmanı ile bir nöroloji uzmanından oluşan heyet tarafından düzenlendiği, davacının Kurumca yapılan muayenesi neticesinde nörolojik olarak arazların tespit edildiği ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alındığında %10,3 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğunun bildirildiği, İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 29.03.2019 tarihli 6161 karar sayılı raporda ise; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının, davaya konu kazadan kaynaklı yaralanması nedeniyle tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, raporun, 3 adli tıp uzmanı, bir genel cerrahi uzmanı ile bir ortopedi ve travmatoloji uzmanının katılımı ile düzenlendiği görülmüştür.İşbu 29.03.2019 tarihli rapor, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş ise de, davaya konu kazanın akabinde, Sultanbeyli Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 19.11.2015 tarihli adli muayene raporunda, kafa travması, sol temporooccipitalde sefal hematom ve kemik fraktürü mevcut olduğunun ve davacının akabinde sevk edildiği Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 19/11/2015 tarihli epikriz raporunda da; sol oksipitoparietal kemikte farktür, epidural hematom...vs bulunduğunun tespit edilmesine rağmen raporu düzenleyen doktor heyetinde davacının söz konusu şikayetleri hususunda nöroloji alanında uzman doktorun bulunmadığı anlaşılmakla hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.O halde mahkemece; davacıya ait dosyada mevcut raporlar da irdelenmek suretiyle, davacıda kaza sonrasında meydana gelen şikayetler de göz önünde bulundurularak uzman doktor heyetinden (aralarında ortopedi ve travmatoloji uzmanı, nöroloji uzmanının da bulunduğu) kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davacının sürekli maluliyeti bulunup bulunmadığı, var ise oranı ile geçici iş göremezlik süresinin ve bakıcı ihtiyacı olup olmadığı ile var ise bakıcı ihtiyacı süresinin belirlenmesi yönünden rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, davacı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerindedir.(2) Davacılar vekili dava dilekçesi ile, davacı Mustafa'nın yaralanması nedeniyle iş gücü kaybı, bakıcı gideri...vs zararı doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00-TL tazminat talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında, 12.02.2019 tarihli celsenin 3 numaralı ara kararı ile, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat miktarının açıklanması için kesin süre verildiği, kesin süreye binaen davacı vekilince sunulan 12.02.2019 tarihli dilekçe ile, dava dilekçesinde talep ettikleri 1.000,00-TL maddi tazminatın, 100,00-TL'sinin geçici iş göremezlik, 100,00-TL'sinin bakıcı gideri ve 800,00-TL'sinin kalıcı iş göremezliğe ilişkin olduğunun bildirildiği görülmüştür.Dosya kapsamında yer alan maluliyete ilişkin düzenlenen raporlarda, davacı ...'nın bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamış, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen asıl ve ek raporda da, davacıya ilişkin düzenlenen maluliyet raporlarında, sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç olduğu yönünde bir belirlemenin yer almadığı gerekçesi ile bakıcı gideri hesabı yapılmadığı anlaşılmış ve mahkemece söz konusu değerlendirme göz önüne alınarak bakım giderine ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de, davacının bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı yönünde yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Eksik inceleme ile karar verilemez.Bu durumda mahkemece, yukarıda (1) numaralı bentte açıklandığı üzere, davacının maluliyetine ilişkin olarak uzman doktor heyetinden alınacak yeni raporda, davacının geçici veya sürekli bakıcı ihtiyacı olup olmadığı ile var ise bakıcı ihtiyacı süresinin belirlenmesi yönünden de değerlendirme yapılmasının istenilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmekte olup, davacı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerindedir.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m. 353/1-a/6 gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının gerekçesi ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Dairenin kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapılmak üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,

1/Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarih ve 2016/148 Esas 2021/1065 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacılara İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/2148, K. 2025/1777, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2148-e-2025-1777-k-9b5ef072b860