Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2015 E. 2025/734 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2015
- Karar No
- 2025/734
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/2015 Esas - 2025/734 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2015 KARAR NO : 2025/734
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2022 NUMARASI : 2020/688 Esas 2022/709 Karar
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 17/05/2021 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı, davalılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı, asıl davada; şirket nezdinde 81027042 numaralı poliçe ile sigortalı bulunan ... plakalı traktörün, 29/10/2019 tarihinde ... pancar alım kantarı üzerine çıktığında görevlilerce yapılan zincir bağlantısının kopması üzerine traktörün geri kayarak römorka çarpması sonucunda tek taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ... A.Ş'nin pancar alım kantarı işletmesinin sahibi, diğer davalı ...'in yüklenici olduğunu, kaza nedeniyle sigortalıya hasar bedeli ödenerek bu bedelin faiziyle toplam 17.441,61-TL olarak davalılardan tahsili amacıyla Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3476 E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların haksız itirazları ile takibin durmasına neden olduklarını ileri sürerek davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2021/390 E sayılı davada; aynı kaza nedeniyle davacı sigorta tarafından, sigortalı traktör sahibine yapılan ek ödemenin faiziyle 3.191,16-TL olarak aynı davalılardan tahsili amacıyla başlatılan Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6986 Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. CEVAP Davalı ... A.Ş; meydana gelen trafik kazasında zincirlerin ilgili personel tarafından sabitlenmemesi nedeniyle davalı şirketin meydana gelen kazadan sorumlu olduğu iddiasının hukuki dayanağı olmadığını, bu nedenle herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...; öncelikle yetki, görev, husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, esas yönünden ise, davalının pancar kantarı işletmesi ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, davalının, pancar boşaltma istasyonu işletmesinden sorumlu olduğunu, meydana gelen kazanın hangi tarihte meydana geldiğinin bilinmediğini, davacıya sigortalı aracın, pancar boşaltma makinesine çıktığında freni tutmadığı için geriye doğru kaydığını ve kendisine ait römorka çarparak hasar gördüğünü, bu olayda davalının yada çalışanların hiç bir kusurunun olmadığını, meydana gelen hasara ilişkin olarak davalının veya çalışanların hiç bir belgeye yada tutanağa imza atmadıklarını, davalının, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını zavunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada, Davalı ...; kazanın sigortalının kendi kusuru sonucu meydana geldiğini, araç sürücüsünün gereken tedbirleri almadığını, aracın bakımlarını yapmadığını, eski bir römork ile yükünü boşaltmak istediği için kusurlu olduğunu, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, hasar bedelinden de sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada, davalı ... A.Ş.; şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, dava ve takip konusu olayda şirketin ve ilgili personelin herhangi bir sorumluğu bulunmadığını, yapılacak yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "Asıl davanın kabulü ile, davalıların Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3476 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının iptaline, alacak haksız fiilden kaynaklanmış olmakla likit sayılamayacağından davacı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına, birleşen davanın kabulü ile davalıların Eskişehir 3. icra Müdürlüğü'nün 2020/6986 E sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının iptaline, alacak haksız fiilden kaynaklanmış olmakla likit sayılamayacağından davacı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına" dair karar verilmiş, karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... A.Ş. istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu olay nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ek rapora karşı tarafına süre verilmeyip hükmün gerekçesiz olduğunu, sigorta tarafından yapılan ödemenin lütuf ödemesi olup rücu edilemeyeceğini, iş kazası bulunup trafik kazası olmadığını, kasko kapsamında bulunmadığını, kusur belirlemesinin hatalı yapıldığını, sigortalının tam kusurlu olduğunu, kazaya, sigortalı aracın el freninin tutmamasının sebebiyet verdiğini, traktörün eski ve bakımsız olduğunu, zincir kırılmasının olayın sebebi değil sonucu olduğunu, zincirlerin diğer davalı fabrikaya ait olup tarafının sorumlu tutulamayacağını, kusuru bulunmadığını, hasar bedelinin fahiş olduğunu, kaza tespit tutanağı bulunmadığını, itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen dava; sigorta şirketi tarafından, sigortalıya ödenen hasar bedelleri 16.795-TL ve 646,61-TL'nin, davalı şirket ve yüklenicisinden tahsiline yönelik başlatılan takiplere vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalılarının birleşen davaya yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 2.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 41. maddesi ile de, maddede yer alan "binbeşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. 01/01/2020 tarihinden itibaren ise bu sınır 5.390,00 TL'dir. Davalı vekilinin istinafa konu ettiği miktarın 3.191,16-TL'ye yönelik olması nedeniyle 11/10/2022 tarihli birleşen davada verilen karar davalılar yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. Hal böyle olunca, davalılar aleyhine olan tutar dikkate alındığında dava tarihi itibariyle mahkeme kararı miktar yönünden kesin olduğundan davalıların, birleşen dava yönünden istinaf başvurularının usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıların, asıl davaya yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Davacı; olay günü sigortalı traktörün, sürücüsü ... sevk ve idaresinde iken pancar yüklü olduğu halde pancar kantarında ki bant üzerine çıkarak zincirle bağlantısının yapıldığını, sonrasında bant açıldığında zincirin kopması sonucu geri kaçarak arkasında bağlantılı bulunan römorkun üstüne çıkarak hasarlandığını, hasar nedeniyle sigortalıya 04/02/2020 tarihli, 16.795-TL ve 16/01/2020 tarihli, 2.950-TL (birleşen, yukarıda sözü edilen davanın konusu ) olmak üzere iki kerede tazminat ödemesi yapıldığını, davalıların kusurlu olmaları nedeniyle ödediği tazminattan sorumlu olduklarını ileri sürerek asıl dava yönünden; 16.795-TL asıl alacak, 646,61-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.441,61-TL yönünden tahsili amacıyla Eskişehir 3.İcra Müdürlüğü'nün 2020/3476 Esas sırasında, 07/07/2020 tarihli takip başlatmış, davalıların süresinde itirazları ile takibin durması üzerine 1 yıllık yasal süresinde işbu itirazın iptali davasını açarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiş, Davalılar; kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece; davalıların, olay nedeniyle tam kusurlu olduklarının kabulü ile yazılı olduğu üzere davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 29/10/2019 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle tarafların kusur durumları, olaya bağlı hasar miktarı ile davalıların sorumlu tutulabilecekleri bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece taraf delilleri toplanmak ve olayın oluş şekline ilişkin tanık beyanları alınmak suretiyle, kusur ve hasar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, makine mühendisi bilirkişi ...'nun 20/12/2021 tarihli rapor ve 16/03/2022 tarihli ek raporunda özetle; "Bu olayın 5510 sayılı S.G.K'nın 13. Maddesine göre iş kazası olduğu ve olayda kasıt unsuru olmadığı, Bu kazanın oluşumunda davalı ... Fabrikaları A.Ş yetkili ve sorumlulukları ile pancar boşaltma işinin yüklenicisi ... birlikte tam %100 oranında kusurlu oldukları, ... plakalı traktör sürücüsü ...'in kusuru olmadığı, Bu kaza nedeniyle ... plakalı traktörde KDV dahil toplam 20,826-TL tutarında hasar oluştuğu, davacı sigorta şirketi sigortalısının hasar tutarını ödeyerek haklarına rücuen sahip olduğu, Davacının, mahkemenizin 2020/688 E sayılı dosyası kapsamında Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3476 E sayılı dosyasında; Asıl alacak:16.795-TL, İşlemiş Faiz:646,61-TL olmak üzere toplam 17.441,61-TL üzerinden takip başlattığı, Davaya konu olayın meydana geldiğine yönelik, dosyada herhangi bir tutanak vb. Belge bulunmadığı, sadece olay sonrası çekilmiş fotoğraflar bulunduğu, bunların incelenmesinde, dava konusu ... plakalı tarım traktörünün, 29/10/2019 tarihinde saat 14:00 sıralarında, ... ilçesinde, ... A.Ş ... Fabrikasına ait seyyar, pancar boşaltma liftine (platformu) traktör ve arkasına bağlı römorkun platform üzerinde geri kayması ve römorka çarpması neticesinde olayın meydana geldiği değerlendirildiğinde, görüldüğü üzere olayın ... Fabrikasına ait ... İlçesi pancar depolama alanında meydana geldiğinin sabit olduğu, yani dava konusu traktörün karayolları üzerinde olmadığı, Şeker fabrikasına ait özel mülk üzerinde pancar boşaltılması sırasında meydana geldiği, bu nedenle olayın trafik kazası olmayacağı, olayın bir iş kazası olduğu, Dosyada olayın oluşumuna yönelik taraflarca düzenlenmiş herhangi bir olay yeri tutanağı bulunmadığı, ancak tarafların dosyaya sunduğu, olay anını gösteren fotoğraflar ve traktör yükleme işleminin yapıldığı pancar boşaltma makinesi incelendiğinde, Pancar boşaltma makinesi üzerinde ... Fabrikası tabelası ve dikkat tabelası bulunduğu değerlendirildiğinde, iş sahibinin ... A.Ş, ... Fabrikası olduğunun sabit olduğu, Pancar boşaltma platformunun üzerinde bulunan DİKKAT tabelasında, -Aracını platforma çıkart,-Aracını stop et, vitese tak, el frenini çek,-Aracını zincirle emniyete al,-Makinanın 5m çevresinin dışına çık, talimatları olduğu değerlendirildiğinde, pancar boşaltma işlemini yapan Şeker Fabrikası yetkilileri, pancar boşaltma platformuna traktörün çıkması ve traktörün emniyete alınmasını tamamen traktör sürücüsüne bıraktığı, Kök raporun değerlendirme başlığının 5. Maddesinde geniş olarak açıklandığı ve gerekçeli olarak değerlendirildiği üzere, Pancar boşaltma merkezinde çalışan görevlilerin 2'sinin de ifadelerinde "dava konusu traktörün el freninin tutmadığı, traktörü sahibine bu durumun bildirildiğini, ancak onarmadığını, platform üzerinde bulunan zincirlerin traktör sürücüsü tarafından bağlandığını, aşağıdan bu zincirlerin nasıl bağlandıklarını göremediklerini beyan ettikleri, Pancar boşaltma platformunun 90 dereceye yakın kalkmış durumda olduğu ve traktör arkasına bağlı römorkun da pancar yüklü olduğu, olay yerinde bulunan seyyar pancar boşaltma mahalli her ne kadar geçici olsa da platform üzerine çıkan traktörlerin hareket etmeyecek şekilde güvenliğini kesinlikle sağlanması ve bu güvenliğin de işyeri yetkilileri tarafından sağlanması gerektiği, ancak bu platforma traktör bağlama işinin traktör sürücüsünün inisiyatifine bırakıldığının anlaşıldığı, Boşaltma işlemini yapan yetkili görevlilerin dava konusu traktörün el freninin çalışmadığını beyan ettikleri, ancak traktörün el freni çalışmıyorsa, görevlilerin boşaltma platformuna traktörü kesinlikle çıkartmamaları gerektiği, konular hep beraber değerlendirildiğinde, Şeker fabrikası yetkililerin geçici bir işyeri olsa da özellikle pancar boşaltma lifti-platformu üzerinde İş Sağlığı ve İş Güvenliği'ne yönelik alması gereken herhangi bir önlem almadıklarının tespit edildiği, Davalı ... A.Ş yetkili ve sorumluları ile pancar boşaltma işinin yüklenicisi ... ve görevlileri ile birlikte Pancar boşaltma sistemi üzerinde İş Sağlığı ve İş Güvenliğine uygun herhangi bir tedbir almadığı, pancar boşaltma işinde traktörün güvenliğinin sağlanması işini yetkisi ve bilgisi olmayan traktörü sürücüsünün insiyatifine bırakıldığı, eğer traktörün en freni çalışmadığı tespit edilmesi durumunda, yetkililerin traktörü platform üzerine kesinlikle çıkartmamaları gerektiği, pancar boşaltma platformu üzerinde bulunan traktöre bağlı zincirlerin kopması ve traktörün geriye kayması neticesinde meydana gelen kazanın oluşumunda 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği kanununun kök raporda belirtilen ilgili maddelerine göre kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu, Dava konusu ... plakalı traktör sürücüsünün platform üzerinde bulunan zincirlerin traktöre bağlanmasından başka kazayı önleyebilmek için alabileceği tedbir olmadığı, bu nedenle kazanın oluşumunda bir kusuru olmadığı," hususlarının tespit edilerek taraf itirazlarının da karşılandığı, mahkemece denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve itirazları karşılayan ek rapor kapsamı dikkate alındığında; davalılarca ileri sürülen kusurlu bulunmadıklarına, dava dışı sigortalının kusurlu bulunup traktörün el frenlerinin tutmadığına, bakımsız vs. olduğuna yönelik ve hasar miktarının fahiş olduğuna yönelik tüm itirazların reddi gerekmiştir. Hal böyle olunca, somut dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi rapor ve ek raporu kapsamının denetime ve hükme elverişli olması, dosya kapsamında dinlenen davalı tanık anlatımlarından; dava konusu traktörün el freninin tutmadığını, traktörü sahibine bu durum bildirildiği halde onarmadığını, platform üzerinde bulunan zincirlerin traktör sürücüsü tarafından bağlandığını, aşağıdan bu zincirlerin nasıl bağlandıklarını göremediklerini beyan ettikleri anlaşılmakta ise de; hasar dosyası kapsamıyla bilirkişi raporu kapsamından, sigortalı aracın fren sistemine yönelik yapılmış herhangi bir tamirat belgesi bulunmadığı gibi pancar boşaltma platformunun 90 dereceye yakın kalkmış durumda iken traktör arkasına bağlı römorkun da pancar yüklü olduğu sırada, olay yerinde bulunan platform üzerine çıkan traktörün hareket etmeyecek şekilde güvenliğinin görevliler tarafından sağlanması gerektiği halde, somut olayda, bu platforma zincirlerle traktör bağlama işinin traktör sürücüsünün inisiyatifine bırakıldığının, zincirlerden birinin kopup diğerinin sağlam kaldığının açıkça tespit edilmiş olması, bu oluşa göre, davalıların tam kusurlu olduğuna yönelik mahkeme kabulünde her hangi bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılması, yine boşaltma işlemini yapan tanık görevlilerin, dava konusu traktörün el freninin çalışmadığını beyan ettikleri, buna rağmen el freni çalışmadığı iddia edilen traktörün, görevlilerce, boşaltma platformuna çıkmasına izin verilmesi göz önüne alındığında yine bu kabul ve savunma kapsamına göre davalıların tam kusurlu kabul edilmesinin gerekmesi, hesaplanan tazminat tutarının rapor kapsamına göre yerinde olduğunun anlaşılması, davalıların, dosya kapsamına yönelik her türlü itirazlarını bildirmiş oldukları gibi itirazlarında rapor ve gerekçe kapsamında karşılanmış olması, davalı savunmalarının usulünce kanıtlanamaması dikkate alındığında, davacı sigortanın, halefiyete dayalı sigortalısına yaptığı asıl davaya konu ödemesini, ödeme tarihinden geçerli yasal faiziyle davalılardan, TBK'nın müteselsil sorumluluk ilkeleri uyarınca talep edebileceğinin anlaşılması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Asıl dava yönünden davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ...'tan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalı ...'tan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... Anonim Şirketi'nden alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL mahsubu ile davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye gelir kaydına, B)1-Birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesi hükmü HMK'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmakla davalıların istinaf başvurularının USULDEN REDDİNE, 2-Davalılarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, harç yatırılmadığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-