Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1959 E. 2024/2176 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1959
Karar No
2024/2176
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1959 KARAR NO : 2024/2176 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2022 NUMARASI : 2021/237 E. - 2022/119 K.

DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/04/2022 tarih ve 2021/237 E. - 2022/119 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardan beri “...” markaları ile faaliyette bulunduğunu, bu markaların yurt dışında da birçok ülkede tescilli olduğunu, müvekkili şirketin markalarına benzer ve iltibas yaratma suretiyle 2020/23328 sayılı "..." ibareli markasını tescil için başvuruda bulunan davalının, müvekkilinin tanınmış markasının ürünlerine haksız yararlanma ve ticari itibarının zedelenmesi ile haksız rekabet ihtimali bulunduğunu, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını ve orta seviyedeki alıcılar için aynılık unsurunun ağırlık kazandığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2021-M-739 sayılı kararının iptaline ve 2020/23328 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, her iki markanın anlamsal açıdan birbirinden son derece farklı olduğunu, davacı ve davalı markalarının ilk hecesi ortak olmakla birlikte, devamındaki hecenin farklı oluşunun, markaların ihtiva ettiği farklı renk ve yazım şekillerinin de markaları biçimsel ve fonetik yönden birbirinden farklı hale getirdiğini, markaların ortalama tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etkinin “markaların aynı veya benzer olmadığı” yönünde olacağını, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında davaya konu başvuru ile davacı markalarının benzemediğini ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını, markaların benzerliğini kabul etmemekle birlikte SMK 6/5 kapsamında davacının markasının "tanınmış" olduğunu yahut başvuru konusu markanın davacı markasına nasıl zarar verebileceğine dair bir delil sunulmadığını, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı ... ..., süresinde cevap dilekçesi vermemiş ve yargılamaya katılmamıştır

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu 2020/23328 sayılı marka başvurusu kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamının, davacıya ait itiraza mesnet 2019/06794, 2019/70703, 2017/39107, 2017/39118, 2018/106035 sayılı markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle aynı, aynı tür veya benzer olduğu, diğer taraftan davaya konu marka başvurusu; 35. sınıfta son alt grupta 01, 04, 29, 30, 31 ve 32. sınıfta yer alan malların perakendecilik hizmetlerini içerdiği, bu hizmetlerin, davacı şirketin itiraza mesnet 2019/70703 sayılı markanın tescil kapsamında 35. sınıfta son alt grupta yer alan hizmetler ile birebir örtüştüğü, aynı markanın tescil kapsamında yer alan 01, 04, 29, 30, 31 ve 32. sınıftaki mallar ile de birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmaları, hizmetlerin sunulduğu yerin genellikle, malların satışa sunulduğu yerle aynı olması, aynı tüketici kesimine hitap edilmeleri nedenleriyle, düşük düzeyde bir benzerliğin bulunduğu, son alt grupta yer alan hizmetlerin birebir örtüştüğü, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; dava konusu markanın iki kelimenin birleşiminden oluşan 8 harfli "..." ibaresinden, davacı markalarının ise 7 harfli "..." ibaresinden oluştuğu, markaların ilk 3 harfi "ALT" ile son 2 harfinin "SA" aynı olduğu, bununla birlikte markaların ilk 5 harfini oluşturan “...” ve “...” ibareleri sessel olarak benzer olmakla birlikte “...” ibaresinin eski Türkçe “...” ibaresinden evrildiği, markalardaki farklılığın markaların ortasında yer alan “ı” ve “u” harfleri (...-...) ile dava konusu markada yer alan “a” harfi (...) olduğu, görsel algının önce dışta bulunan elemanları ayırt etmesi sebebiyle marka ibareleri arasında iç kısımda oluşan farklılığın ortalama düzeyde tüketici nezdinde markaları birbirinden ayırt etmede yetersiz bulunduğu, uzun kelimelerden oluşan markalar arasındaki birkaç harf farkının markaları işitsel bakımdan farklılaştırmada yeterli olmadığı, dolayısıyla "...-..." ibarelerinin ortalama tüketici nezdinde görsel ve işitsel olarak yaratacağı etki bakımından benzer olduğu, davaya konu markada yer alan "..." ibaresinin yatık ve el yazısı stilinde yazılmış olması nedeniyle ilk bakışta "..." izlenimi verdiği ve bu durumun da ilk intiba bakımından ortalama düzeyde tüketici nezdinde markalar arasında benzerlik hissi ve dava konusu markanın davacıya ait marka görselinin revize edilmiş versiyonu olduğu izlenimi uyandıracağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı tarafın itiraza mesnet gösterdiği markaların tanınmışlık mertebesine ulaştığının ispatlanamadığı, bu sebeple SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut bir delil sunulamadığı, dava konusu marka başvurusunun tescil edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile; 2021-M-739 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının ilk hecesi ortak olsa dahi devamındaki hecenin farklı olduğu, markaların ihtiva ettiği farklı renk ve yazım şekillerinin ve şekilsel unsurların da markaları biçimsel ve fonetik yönden birbirinden farklı hale getirdiği, dava konusu markanın bütün itibarıyla bırakılan izlenim açısından incelendiğinde, davacı markaları ile 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzemediğini ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların markalarını kullanmak istedikleri emtiaların aynı veya benzer olduğu gibi tarafların markalarının asıl unsurlarının da "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, “...” ibaresinin ise eski Türkçe “...” ibaresinden evrildiği, uzun kelimelerden oluşan markalar arasındaki birkaç harf farklılığının markaları işitsel bakımdan farklılaştırmada yeterli olmadığı gibi somut uyuşmazlıkta davaya konu markada yer alan "..." ibaresinin yatık ve el yazısı stilinde yazılmış olmasının, ilk bakışta "..." izlenimi verdiği ve bu durumun da ilk intiba bakımından, ortalama düzeyde tüketici nezdinde, markalar arasında benzerlik hissi ve dava konusu markanın davacıya ait marka görselinin revize edilmiş versiyonu olduğu izlenimi uyandıracağı, dolayısıyla mahkemece karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, Yargıtay 11. HD'nin "..." ibaresi ile davacının "..." markalarını benzer gören 22.11.2011 tarih ve 2010/5221 E.- 2010/15616 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2024

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1959, K. 2024/2176, T. 30.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-1959-e-2024-2176-k-37e50b0d4a80