Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2022/1686 E. 2025/597 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1686
- Karar No
- 2025/597
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1686 KARAR NO : 2025/597
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.04.2022 NUMARASI : 2020/629 Esas 2022/332 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 11.04.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.04.2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.04.2022 tarih 2020/629 Esas 2022/332 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı ...'in, müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, müvekkili kooperatifin 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısında Ocak 2017 tarihinden başlamak üzere aylık 875,00 TL'den toplam 10.500,00 TL aidat ödenmesine karar verildiği, ancak davalının aidatlarını ödememesi nedeniyle davalı aleyhine İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/812 sayılı icra dosyası ile 10.500,00 TL aidat borcu ve 4,818,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.318,20 TL talep edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili, ... Şti. ve ... ünvanlı şirketler ile davacı kooperatif arasında hizmet sözleşmesi bulunduğunu, davacı kooperatifin bu şirketlere yüklü miktarda borçlandığını, tarafların bu hususta mütabakat sağladıklarını ve ibra beyanlarını içerir protokol imzaladıklarını, davaya konu üyeliğe sebep olan taşınmazın, kooperatifin anılan şirketlere olan borcuna karşılık verildiğini, müvekkili ...'in ise şirket sahibine vekaleten taşınmazı devraldığını, davacı yanın, ... adına kayıtlı olan taşınmazının aidat borcunu anılan şirketlerin alacağından mahsup ettiğini içerir imzalı ve kaşeli sözleşme ve davacı kooperatif üyesi olan ... ile şirket yetkilisi ... dinlenildiğinde bu taşınmaz işlemlerinin şirket adına yapıldığının anlaşılacağını, dolayısıyla şirket adına yapılan taşınmaz devrinden gelen üyelik ile doğan aidat borçlarının şirket ile kooperatif arasında yapılan protokole dahil olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel üzerinde inşa edilen S13 Bloktaki 2 nolu bağımsız bölümün, kat irtifakı tesisiyle 03.12.2012 tarihinde ... Kooperatifi adına tescil edildikten sonra 21.03.2013 tarihinde ferdileşme yoluyla ... adına tescil edildiği, 08.12.2014 tarihinde davalı tarafından taşınmazın dava dışı ...'a satış yoluyla devredildiği, davalı ...'in, gerçekte taşınmazın, davacı kooperatifin borçlarına karşılık ... Şti. ile ...'e verildiğini ancak bazı nedenlerle şirket çalışanı olarak kendisinin ortak gösterildiğini ve taşınmazın da bu nedenle adına tescil edildiğini, dolayısı ile kâğıt üzerinde kooperatif ortağı ve taşınmaz maliki gibi görünse de, gerçek anlamda kooperatif ortağı ve taşınmaz maliki olmadığını, ortaklıktan doğan parasal yükümlülükler yönünden kendisinin değil, adı geçen şirket ile ...'in muhatap alınması gerektiğini iddia etmiş ise de, davalının iddiasını ispatlayamadığı, ortaklık nedeniyle edinilen taşınmazın, ferdi mülkiyete geçildikten sonra satılmasının, haricen gerçekleşen bir işlem olduğu, taşınmazın satılması ile ortaklığın devrinin farklı kavramlar olup, taşınmazın satılmasının, ortaklığın da devredildiği anlamını taşımadığı, taşınmazını satarken ortaklığını da devretmek isteyen kişinin, bunu şart koşması gerektiği aksi takdirde taşınmazını satan kişinin ortaklığı ve ortaklıktan doğan sorumluluklarının devam edeceği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesine göre bir adet işyeri edinmekle amacına ulaşan davalının, ortaklığın devri dışında, kooperatifin tasfiyesi tamamlanıncaya kadar tasfiye giderlerine katılmakla yükümlü olduğu, davacı kooperatifin, ortaklık kaydı olmadıkça taşınmazı satın alan kişiden aidat talep edemeyeceği; parasal yükümlülükler yönünden, ortaklık ilişkisi devam eden davacıyı muhatap almasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı tarafından davalı aleyhine İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2020/812 esas sayılı dosyası ile yapılan takibe davalının vaki itirazının 10.500,00 TL asıl alacak, 4.818,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.318,20 TL yönünden iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, düzenlenen protokol uyarınca dava konusu taşınmazın Kooperatifin borcuna karşılık olarak verildiğini, zira dava dışı ... Şirketi ve ... ünvanlı şirketler ile davacı Kooperatif yönetimi arasındaki hizmet sözleşmesi uyarınca kooperatifin bu şirketlere yüklü miktarda borçlanmış olması nedeniyle dava dışı şirkete vekaleten iş gören davalı adına devredildiğini ve gerçekte herhangi bir üyelik kazanılmadığını, davalının kooperatife üye olmak amacında olmadığını, davalının genel kurul toplantılarına çağrılmamasından ve daha öncesinde aidat talebinde bulunulmamasından anlaşıldığını, ortağın uzun süre kooperatife uğramaması ve aidat borcunun bulunup bulunmadığı takip etmemesinin üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabulü anlamına geldiğini, davalı adına kayıtlı taşınmazın 08.12.2014 tarihinde dava dışı ...'a devredildiğini, ...'un da taşınmazın devri ile birlikte kooperatifin üyeliğinin getirdiği aidat yükümlülüğünü yerine getirdiğini, Kooperatifin söz konusu ödemeleri kabul ederek yeni maliki zımnen ortak kabul ettiğini, dolayısıyla halihazırda aidat yükümlülüğünü yerine getiren malik var iken, genel kurul toplantısından da aidat yükümlülüğünden de haberi olmayan müvekkiline aidat borcunun yükletilmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini, kooperatiften çıkmanın, çıkma kararı ile olabileceği gibi buna yönelik eylem ve işlemlerin yapılmasıyla da gerçekleşebileceğini, dosyada bulunan 08.12.2014 tarihli dilekçeden de anlaşılacağı üzere davalının taşınmaz devriyle birlikte üyelikten çıkma iradesini açıkca dile getirdiğini, tanıklarının dinlenilmediğini, ortaklığın zımnen devri ve üyelikten çıkma ile ilgili sundukları Yargıtay kararları'na rağmen bilirkişi raporunda aksine değerlendirme yapıldığını, 2014 yılından 2017 yılına kadar Adana'da bulunan davalının kooperatif ile ilgili hiç bir işleme katılmadığını, tüm tutum ve davranışlardan Kooperatif'in üyesi olmadığının belli olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, Kooperatif aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda; mahkemece, her ne kadar dava konusu taşınmaz davacı tarafından 08.12.2014 tarihinde dava dışı ...'a devredilmiş ise de, kooperatif üyeliğinin de ...'a devredildiğinin davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle 2017 yılına ilişkin aidat alacağı ve faizinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, özellikle, dava konusu taşınmazın devri ile kooperatif ortaklığının da devrinin gerekmesine, davacı tarafından taşınmazın devri ile birlikte kooperatif üyeliğinin de dava dışı 3. kişiye devredildiğinin kanıtlanamamış olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekili istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.046,39 TL'den peşin alınan 261,59 TL'nin mahsubu ile bakiye 784,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.