Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/165 E. 2024/145 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/165
- Karar No
- 2024/145
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/1209 KARAR NO: 2024/1787 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 15/05/2024 NUMARASI: 2022/165 E. - 2024/145 K. DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı'nın radyocu ve seslendirme sanatçısı olduğu, Dava konusu olayda Davacı'nın sesinin yanıltılarak, toplu taşıma anonsları içi kullanılacağı düşünülerek (başka bir amaçla) ... Firması tarafından kaydedildiğini, Sesin bu firma tarafından, ...'ye satıldığını, Kaydedilen sesin bilgisayar programı ile işlenerek, ...'ın ... uygulamasında kullanıldığını, Bu kullanımın Davacı'nın rızası hilafına sürüp gittiğini; ... firması ile imzalanan İngilizce sözleşmenin bu hakkı vermediğini, kaldı ki Davacı'nın içeriğini tam olarak bilmeden bu sözleşmeyi imzaladığını, Bu kapsamda, ... uygulamasındaki sesin Davacı'ya aidiyetinin tespitine, mevcut haksız tecavüzün tespitine, durumun gazete ile kamuoyuna duyurularak, özür dilenmesine, tecavüzün sonlandırılması ve kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davalı ... Limited Şirketi'nin Savunması: Müvekilleri ... (...) Ltd.'nin İrlanda'da yerleşik bir şirket olduğunu, bu şirkete usulüne uygun bir tebligat yapılmadığını, avanın dolaylı olarak öğrenildiğini, “... Ltd. Ünvanlı bir şirket bulunmadığını, Davacı'nın sözleşme imzaladığı şirketin ... olduğunu, Müvekkillerinin ise ... Ltd.'in ise İrlanda'da yerleşik bir tüzel kişilik olduğunu, bu kapsamda Davacı'nın hangi şirkete husumet yönelttiğini açıklanması gerektiğini, ...'nin bilgisayar yardımıyla üretilen bir ses olduğunu ve davacının sesi olmadığını, Davacı'nın kişilik haklarına ilişkin bir unsur taşımadığını, ...'nin elektronik bir ses olduğunu, Davacının ... ile yaptığı sözleşmede, sesinin kaydedilmesine, ticari ürünlerde kullanımına, konuşma üretme ve sentezleme yazılımlarında kullanılmak üzere izin verdiğini ve ücret aldığını, Bir tarafı yabancı olan Sözleşmenin İngilizce dilinde yapılmasının geçerliliğini etkilemediğini, Davacı'nın yanıltılmadığını sözleşmenin 1.1. ve 1.2. maddelerinin açık olduğunu, amacın Davacı tarafından bilindiğini, Sözleşmenin 13.06.2011 tarihinde imzalandığını, ses kayıtlarının ise 15.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde kaydedildiği, ... uygulamasının ise 2015 tarihinde kullanılmaya başlandığını, 2011 tarihinde bu uygulamanın dünyanın hiç bir yerinde bilinmediğini, Konuşma sentezlemenin ...'den önce de çeşitli şekillerde örneğin toplu taşıma anonslarında, navigasyon cihazları, sesli arama motorlarında kullanıldığını, Davacı'nın sesinin FSEK kapsamında korunan bir eser olmadığını, Bir eser icrası olarak kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla bağlantılı hakkı da bulunmadığını, Davacı'nın kişilik haklarının ihlal edilmediğini, Haksız rekabetin söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Limited Şirketi'nin Savunması: ...'nin ilk defa Ekim 2011 yılında ...'e ait iphone 48 modelinde kullanıldığını, ...'nin, özel bir teknoloji ile oluşturulan ses veri tabanına kayıtlı ses birimlerinden oluşturulmuş ara yüzünü kullanarak cevaplandırdığını, ...'nin, Davacı'nın sesi olmadığını, elektronik bir ses olduğunu, Davacı ile aralarında bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince bu sözleşmenin kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 10/05/2018 tarih 2015/231 E. 2018/218 K.sayılı kararı ile ; "...Davanın, ... uygulamasındaki sesin davacıya aidiyetinin ve mevcut haksız tecavüzün tespiti, sonlandırılması ve kaldırılması, hükmün ilanına ilişkin olduğu, FSEK 2. maddesine göre bilgisayar programları, dil ve yazı ile ifade olunan eserler olup, dava konusu ... uygulaması da bu nitelikleri itibariyle FSEK m, 2/1 kapsamında hususiyet taşıyan eser niteliğinde olduğu, icracı sanatçılar tarafından yapılan icra ve yorumların FSEK m. 80 çerçevesinde korunabilmesi için, yapılan icranın “özgün" olması gerektiği, davacının sesinin bilgisayar programlarıyla işlenerek ...’ın ... isimli akıllı asistan uygulamasının sesi olarak kullanılması durumunda davacının yaptığı seslendirmenin özgün olması gerektiği, ... uygulamasında sesin akıllı asistan programı yardımı ile işlendiği, ...'nin bilgisayar programı ile yaratılmış bir kişisel asistan uygulaması olduğu, davacının genişletilmiş ses biyometrisi özelliklerinin bilgisayar programı ile geliştirildiği, ... uygulamasında davacının ham sesi değil, bilgisayar programı aracılığıyla işlenmiş sesin kullanımının söz konusu olduğu, Toplanan deliller, sunulu sözleşme hükümleri ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının ... ile yaptığı sözleşmede, sesinin kaydedilmesine, ticari ürünlerde kullanımına, konuşma üretme ve sentezleme yazılımlarında kullanılmak üzere izin verdiği ve ücret aldığı, somut olayda sözleşmenin taraf iradeleri ile kurulmuş olduğu, BK 26 maddesi kapsamında sözleşmenin içeriğinin kanunda ön görülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği, BK 27 maddesi gereğince, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağı belirtilmekte olup, davacı yanca ileri sürülen sebeplerin hiçbirinin bu yasal düzenlemeler kapsamında bulunmadığı, davacı sözleşmenin Türkçe metni kendisine sunulmadan imza etmeme özgürlüğüne sahip iken, kendisine İngilizce sunulan sözleşmeyi hiçbir kayıt ve itiraz olmadan imzaladığından, sözleşmenin tarafların karşılıklı iradesi ile kurulduğunun anlaşıldığı, Davacı ses kayıtlarının daha büyük çapta bir iş için rızası alınmadan kullanılması ve bu kullanımın alaycı sorular, küfürler veya belden aşağı şakalara muhatap olması ve bunların kayıtlarının Sosyal Medyada yayınlanmasının kişilik hakkı ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüş ise de; programdaki uygulama nedeniyle sorular davacının doğrudan kendisine sorulmadığından ve demokratik bir toplumda çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce olmadan teknolojinin ilerlemesi de mümkün olmadığından, somut olayda kullanılan teknoloji nedeniyle davacının kişilik haklarının ihlal edilmediği, Bilgisayar programı ile kombin edilen üzerinde çalışılıp ... uygulamasına esas ham sesin davacıya ait olduğu toplanan deliler ile sabit olduğundan, ... uygulamasındaki sesin davacı ...’ya ait olduğunun TESPİTİNE, Davalıların davacıya ait direkt ham sesi ... uygulamasında kullanmadığı, bilgisayar programı sayesinde elektronik ses oluşturdukları ve bu sesi kullanıldıkları, davalılarca kullanılan sesin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre oluşturulduğu sabit olduğundan, ... uygulamasındaki sesin davacıdan izin alınmaksızın kullanıldığı iddiasıyla tecavüzün tespiti ve önlenmesi yönündeki talebin sözleşmenin IV. maddesindeki (4.1,4.2,4.3, 4.4.) açık düzenlemeler nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2020/919 Esas, 2022/1027 Karar sayılı ilamı ile; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 355. maddeleri gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra İlk derece mahkemesince yapılan yeniden yargılama sonunda; " ....Davacı vekili her ne kadar 04.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ile ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ'ne davayı yönelttiklerini beyan etmiş ise de, bahsi geçen şirketin sözleşmede ismi yer alan şirket ile aynı olmadığı gibi davalı şirket ile de aynı olmadığı, davacının beyan dilekçesinde davayı yöneltme gerekçesini, "Dava dilekçesinde taraf gösterilen, ... Ltd.Şti. 2014'te Münfesih hala gelmeden önce ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ. Aynı adreste kurulduğu, daha hukuki bir ifadeyle ...'un işletmesini, HAK VE BORÇLARIYLA DEVRALDIĞI ve onun tüm ticari sırların hakim olarak, davayı bugüne kadar takip ettiği, onun imzladığı sözleşmedeki lehe hükümlerden faydalandığı ve AYNI ADRESTE, AYNI İSİMLE, AYNI ORTAKLIK YAPISI ve AYNI ... GRUPUN BİR ŞİRKETİ olarak hem davaya hem de devraldığı iş ve işlemlere devam ettiği de göz önüne alınarak, işletmeyi devralmış olması sebebiyle hali hazırdaki taraf ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ'ne davayı yönelttiğimizi" şeklinde açıklamış ise de münfesih olduğu iddia olunan şirket ile davalı şirket aynı şirket olmayıp, zorunlu dava arkadaşlığının da söz konusu olmaması sebebiyle dahili dava müessesesinin somut olayda uygulanma imkanı olmadığı değerlendirilmiş, Davalıların husumet itirazının KABULÜ ile; davanın her iki davalı yönünden de pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE. Davanın dava dışı şirkete yönlendirilmesi isteminin REDDİNE" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemenin, davalı tarafların önceki yargılamada ileri sürdükleri, Mahkeme tarafından dinlenen, değerlendirilen ve reddedilen ve sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden de geçen husumet itirazlarını, sanki yeni bir iddia ve dava da yeni bir davaymış gibi BAM kaldırma kararının hiç bir noktasını dikkate almadan usulü sebepler ileri sürerek davalarını reddettiğini, -Husumet itirazının, davanın ilk aşamasında göz önüne alınacağını, Davalı tarafların husumet itirazlarının baştan sona kötü niyetli olduğunu, Mahkemenin BAM kaldırma kararı öncesinde bu iddiaları kayda değer görmediğini, davalı tarafların da davanın gerçek tarafları olarak, hem sözleşme asılları, hem emsal kararlar hem ticari sırlar vb bir ton bilmeleri mümkün olmayan detayla, ayrıntıyla savunma yaptıklarını ve adeta biz bu davanın sahibiyiz dediklerini, -İlk bilirkişi raporunda, ... uygulamasındaki sesin müvekkiline ait olduğu, ... yazılımının FSEK 2. md kapsamında koruma altında olduğu, Davacının ESER sahibi olmadığı ama FSEK tarafından korunan bir yazılımda sesi kullanıldığı için de FSEK 80. md kapsamında icracı sanatçı olarak bağlantılı haklara sahip olduğu , MK 24-25 kapsamında kişilik hakları olduğu, Davalıların, ... için davacıdan izin aldıklarını ispat edemedikleri hususlarında tespitte bulunduğunu, ikinci bilirkişi raporunda, Davacının sesinin ESER vasfında olmadığı, Davacının icracı sanatçı sayılamayacağı, Davacının sesinin FSEK 84. M kapsamında korunabileceği, ... de kullanılan sesin davacıya ait olduğu, Kişilik hakkı ihlali olmadığı, Sözleşme ile kullanıma izin verildiği yönünde tespitler yapıldığını, Mahkemenin ise ... yazılımı, bilgisayar programı olarak FSEK 2. Maddeye göre koruma altında olduğunu, Fsek 80 .m kapsamında icracı sanatçı olabilmesi için icranın özgün olması gerektiğini, Işıkçılar, kameramanlar, haber sunanlar gibi davacının seslendirmesi de özgün olmadığından icracı sayılmayacağını, ... de davacının ham sesi değil, bilgisayar programınca işlenen sesi kullanıldığını, taraflar arasındaki sözleşme ingilizce de olsa geçerli olduğunu, Demokratik toplumda, hoşgörü ve açık düşünme olması gerekir, bu nedenle ...'ye edilen küfürler vs kişilik hakkı ihlal etmiş olmayacağı gerekçeleriyle davayı sadece sesin müvekkiline ait olması yönünden kısmen kabul ettiğini, kararın BAM tarafından kaldırıldığını ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi istenildiğini, Mahkemenin bu eksiklikleri gidermediğini ve davayı husumet nedeniyle reddettiğini, -husumet itirazları konusunda, Müvekkili ile ... Arasında sözleşme imzalandığını, bu sözleşmede ... İçin ... imza attığını, Davanın da ... Firmasına açıldığını ve adres olarak da Ek-1'de sunulan Ticaret sicil gazetesi 10.01.2011 tarihli sayısında yer alan ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ.'nin ... Mah. ... cad. No ... ... Beşiktaş - İstanbuL adresine dava dilekçesi tebliğ edildiğini, 10.06.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ana sözleşme tadilatı ile ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ'nin adresi ... Mah. ... Caddesi No ... Kat ... Ataşehir - İstanbul adresine taşıdığını, ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ'i 16.07.2014 sayılı ticaret sicil gazetesi ile münfesih sayıldığını ve ticari kaydı silindiğini, 01.03.2016 tarihince, ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ. Kurulduğunu, Adresin ... Mah. ... Caddesi No ... Kat ... Ataşehir - İstanbul yani, ... İLETİŞİM HİZ. LTD.ŞTİ. ile aynı adres olduğunu, Şirketin ortağının ise ... LTD. (ek- ticaret sicil gazeteleri) olduğunu, 2015-231E dosyasını açtıklarında, 2014'te münfesih olan ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ. değil o adreste ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ. açılmış durumda olduğunu, Tebligatın ona yapıldığını, husumet itirazını ilk itiraz olarak dile getiren DAVALI ..., kendisi olmadığını iddia ettiği ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ'nin tüm ticari sırlarına, tüm teknik detaylarına ve tüm içeriğine sahip olarak işin esasına da itiraz edip, sözleşmedeki şartların lehe olanlarının kendisine uygulanmasını talep ettiğini ve hüküm altına aldırttığını, bu aşamada husumet itirazının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, ... münfesih olmuş aynı adreste aynı ortaklık yapısıyla o işyeri ve işleri ... LTD.ŞTİ.'ye devredilmiş olduğunu, işletmenin devrinde, haklar ve borçların da devralana geçeceğini, bu durumda, davanın tarafının, ... Ltd.Şti.'yi, aynı adreste devralıp, yeni bir tüzel kişilik ama aynı isimle faaliyete devam eden, ... LTD.ŞTİ. Olduğunu, ... Kanada, ABD, Asya, Avrupa (İrlanda, Hollanda ve Belçika vb) da şirketleşmiş, bir organizasyon olup kendi sitelerindeki tabirle, 10.000 den fazla çalışanı olan bir global şirket olduğunu, tek web adresinin www...com olduğunu, o kanada, ben İrlandalıyım benim tüzel kişiliğim farklı vs tezler ileri sürmenin, kötüniyetli olduğunu, -Dava dilekçesinde taraf gösterilen, ... Ltd.Şti. 2014'te Münfesih hala gelmeden önce ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ. aynı adreste kurulduğu, daha hukuki bir ifadeyle ...'un işletmesini, hak ve borçlarıyla devraldığı ve onun tüm ticari sırlarına hakim olarak, davayı bugüne kadar takip ettiği, onun imzaladığı sözleşmedeki lehe hükümlerden faydalandığı ve aynı adreste, aynı isimle, aynı ortaklık yapısı ve aynı ... grubun bir şirketi olarak hem davaya hem de devraldığı iş ve işlemlere devam ettiği de göz önüne alınarak, işletmeyi devir almış olması sebebiyle hali hazırdaki taraf ... HİZMETLERİ LTD.ŞTİ'ne davayı yönelttiklerini, TTK da açıkça yer alan ticari işletme devri mahiyetinde, davada husumet yöneltilen ... firmasının doğrudan davalı sıfatına hakim olduğu kendi eylem ve dilekçeleri beyanlarıyla sabitken, Mahkemenin husumet nedeniyle davayı reddetmesinin, BAM önceki kararını dikkate almamasının usul ve yasaya açıkça aykırı olup kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Satış Limited Şirketi vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının İlk Derece Mahkemesinin husumet konusunda yetersiz bir inceleme yaptığı yönündeki iddialarını kabul edilemeyeceğini, Yerel Mahkemenin 14.11.2023 tarihli celsede davalılar vekillerine ayrı ayrı 45 gün kesin süre verilerek açık bam ilamı ışığında gerekli bilgi ve belgeleri sunmaları için süre verildiğini, Müvekkilinin, Türkiye kanunlarına göre kurulmuş ve “... Caddesi, ... Kat:..., 34394 Mecidiyeköy-İstanbul” adresinde mukim ... Limited Şirketi olup, ... Satış Limited Şirketi, Türkiye'de ... ürünlerinin satışını yapan ve bu ürünlere ilişkin teknik destek veren şirket olup bunlar dışında ... ürünleri ve ürünlerde yer alan sistemler ve uygulamalar ile bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin ana faaliyet alanının teknolojik ürünler ile ilgili teknik destek/danışmanlık hizmeti vermek ve teknolojik ürünlerin perakendeciliğini yapmak olduğunu, ... markalı telefonlarda kullanılan ... isimli yazılım ise, tüm hakkı ...'e ait olan bir yazılım olduğunu, bu yazılımda kullanılan unsurlardan biri olan konuşma sentezleme yazılımı ve ses veri tabanı, özel bir teknolojiye uygun bir şekilde üretilip hazırlanarak, ... tarafından lisanslanmış olduğunu, Davacı ile dava dışı ... isimli şirket arasında imzalanmış olan sözleşme örnekleri, diğer davalı tarafından dosyaya sunulduğunu, davacı ile ses kayıtlarının kullanımı konusunda anlaşma yapılmış ve sonrasında da sözleşmeye uygun olarak bu kayıtlar kullanılmış olduğunu, dolayısıyla, bütün bu süreç ile ilgili olarak müvekkili ...'nin hiçbir bilgisi, etkisi ve katkısı bulunmadığını, Müvekkilinin Türkiye'de ...'in ürünlerini satması ya da bunlara yönelik hizmet vermesi söz konusu uyuşmazlık bakımından müvekkili ...“ye otomatik olarak husumet yöneltileceği anlamına da gelmediğini, müvekkili ... tamamen farklı bir tüzel kişilik olup, ...'nin huzurdaki ihtilaf ile hiçbir ilgisi ve sorumluluğu bulunmadığını, dosya kapsamında alınan ve hüküm kurmaya elverişli ikinci bilirkişi raporunda, davacının iddialarının haksız olduğu, “ses”in eser niteliğinde olmadığı, davacının “icracı sanatçı” sıfatının bulunmadığı, davacı açısından herhangi bir kişilik hakkı ihlali bulunmadığı açıkça tespit edildiğini, usule ilişkin sebeplerden ayrı olarak davanın esas bakımından reddi kararının da yerinde olduğunu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Ltd. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacının dava dilekçesi ... Mah. ... cad. No ... ... Beşiktaş - Istanbul şirketine tebliğ edilmişse de, davacı dilekçesi kapsamında davasını “... Hizmetleri Ltd. Şti”ne değil, “... Ltd.” şirketine yönelttiğini, 13.06.2011 tarihli Sözleşmenin davanın yöneltildiği ... Ltd. şirketinden farklı şirket olan ve ..., ..., ..., ... adresinde faaliyet gösteren Kanada uyruklu “...” şirketi ile imzalandığını, davacının davayı yönelttiği ve müvekkili ... Ltd. ilişkili olduğunu ifade ettiği ... Hizmetleri Ltd. Şti veya ... Hizmetleri Ltd. Şti.'nin davaya konu sözleşmenin imzalandığı ... ile ilişkisi bulunmadığını, davacının aksini iddia ettiği bu durumu halen kanıtlayamadığını, davacının davasını, sözleşme yaptığı Kanada uyruklu şirketin de üyesi olduğu ... ön unvanlı gruptan herhangi bir şirkete karşı açması ve bu çerçevede bu gruba dahil olmasına nedeniyle müvekkili şirketi davalı göstermesinin mümkün olmadığını, davacı yan, davasını, husumet yöneltebileceği tüzel kişiye karşı yöneltmek zorunda olmasına rağmen halen Türkiye'de ... ünvanlı tüm şirketlere yöneltmeye çalıştığını, her halükarda davacı ile dava dışı ... şirketi arasında imzalanan sözleşmenin bir feragat sözleşmesi olduğu göz önünde bulundurulduğunda madde 3.1, 4.1 ve 4.2'deki hükümler uyarınca sözleşmenin ticari ürünlerde konuşma sentezleme amacı için ikincil akustik veri tabanlarındaki kullanımını sağlamak amacıyla 3. kişilere devir yetkisini de kapsadığı konusunda tartışma bulunmadığını, davacı ile ... şirketi arasında imzalanan sözleşmenin bir feragat sözleşmesi olduğu, sözleşmenin ticari ürünlerde konuşma sentezleme amacı için ikincil akustik veri tabanlarındaki kullanımını sağlamak amacıyla 3. kişilere devir yetkisini de kapsadığı konusunda tartışma bulunmadığı, "Madde 3.1: “..., kayıtları dağıtmayacaktır veya dağıtmamıştır. Bu kısıtlama ilgili kayıtların konuşma oluşturma yazılımı (veya konuşma sentezi yazılımı) için kullanımını sınırlandırmayacaktır. Madde 4.1: “Seslendirmeci, herhangi bir değer ve bunlardan doğacak herhangi bir hak veya tazminat hakkı dahil olmak üzere söz konusu kayıtların ve bu kayıtlar üzerindeki hakların tamamını (mevcut ise, telif hakkı ve komşu haklar dahil) kendisine ek herhangi bir tazminat ödenmemek üzere ...'ye devreder/ferağ ve temlik eder.” Madde 4.2: “...seslendirmeci herhangi bir değer ve bunlardan doğacak herhangi bir hak veya tazminat hakkı dahil olmak üzere söz konusu kayıtların ve bu kayıtlar üzerindeki hakların tamamını (mevcut ise, telif hakkı ve komşu haklar dahil kendisine ek bir ücret talep etmeksizin ...'ye devreder, seslendirici bu ses kayıtlarının tamamını ve bunlardan türetilecek herhangi bir formattaki kopyayı herhangi bir ortamda ve her türlü meşru amaçla kullanmak üzere ...' a özellikle yetki ve izin verir.” dolayısıyla davaya konu ses kayıtlarının diğer davalıya ait ... uygulamasının akustik veri tabanında Sözleşmede belirtilmiş olduğu şekilde, konuşma sentezleme ve konuşma üretme yazılımlarında kullanılmasının hukuka aykırı olmadığını, davacının dosyada alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu yönündeki beyanları da gerçeği yansıtmadığını, alınan ilk bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmayan bir rapor olduğundan dikkate alınması dahi hatalı olacağını, usule ilişkin sebeplerden ayrı olarak davanın esas bakımından reddi kararının da yerinde olduğunu, Davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, ... uygulamasındaki sesin Davacıya aidiyetinin tespitine, mevcut haksız tecavüzün tespitine, tecavüzün sonlandırılması ve kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talebine ilişkindir. İlk bilirkişi heyeti ..., ..., ... 16.1.2017 tarihli raporlarında; ... programında kullanılan ses ile Davacı’nın sesinin benzerlik açısından örtüştüğünü, ... ürünlerindeki ... uygulamasında Davacının genişletilmiş ses biyometrisi özelliklerinin kullanılmakta olduğunun tespit edildiğini, ... uygulamasının FSEK. m. 2 kapsamında korunan bir bilgisayar programı olduğunu, Davacının eser sahibi olmadığı ancak seslendirmesi üzerinde FSEK m. 80 kapsamında korunan, icracı sanatçı sıfatıyla “eser sahibinin haklarına bağlantılı hakkı’nın mevcut olduğunu, Yine bunun gibi, Davacı 'nın “sesi” üzerinde ayrıca TMK m 24-25 kapsamında korunan kişilik hakkının mevcut olduğunu, Davalı ...ın, bu kullanımı yapmak için Davacı’dan izin aldığını ispat edemediğini bildirdikleri anlaşılmıştır. Bilirkişiler ..., ..., ... 5.12017 tarihli raporlarında özetle; Davacının sesinin eser vasfını haiz olması sesin sübjektif unsur anlamında hususiyet arz etmemesi başka bir deyişle ortada bir "yaratıcılık" durumunun olmaması yaratıcılık unsuru olsa bile bir kelimeyi veya konuşmayı okumanın hususiyet arz eden bir ameliye olmadığı, yine sesin FSEK anlamında eser formalarından herhangi bir eser formatına da uymaması dikkate alındığında davacının “sesinin FSEK anlamında eser vasfını haiz olmadığını, Davaya konu uyuşmazlıkta davacının seslendirdiği kelimeler konuşmalar program vasıtasıyla işlenerek farklı bir tona ve akıllı program çerçevesinde farklı cevaplar verilmesini sağlar hale getirilmekte olduğunu,başka bir deyişle davacı sadece alelade bir kelimeyi okuması, cümleyi okuması ve/veya seslendirmesi sesini orijinal ve hususiyet taşıyan bir özgünlüğe vardırmamakta olduğunu, uygulama programı ile işlenen ses bambaşka bir ton ve sese büründüğünden davacının davaya konu olayda icracı sanatçı sıfatının söz konusu olamayacağını,davacının sesinin ... uygulaması ile tespiti söz konusu olmakla FSEK 84 hükmü çerçevesinde korunması mümkün olabileceğini, Teknik değerlendirmelerin bütünü İle davalı ile davacı arasında bu sesin kullanımına ilişkin yapılan sözleşme birlikte dikkate alındığında ... uygulamasında kullanılan sesin davacıya ait olabileceğini,davalıların davacının sesini ... uygulamasında kullanmasının 13.06.2011 tarihli sözleşme hükümleri çerçevesinde kendilerine tanınan bir hak olduğu ve sözleşmenin açık hükümleri dikkate alındığında davacının iradesinin yanıltılması gibi bir durumun takdirinin Mahkemeye ait olmak üzere söz konusu olamayacağı, yine davacının sesinin işlenip akıllı programla tüketicilere ... tarafından verilen müstehcen veya başka türlü cevabın akıllı program vasıtasıyla verilmesi davacının direkt sesinin değil programla oluşturulmuş işlenmiş ses vasıtasıyla verilmesi nedeniyle de davacının kişilik hakkını ihlal edecek bir hususun söz konusu olamayacağını bildirdikleri anlaşılmıştır. Davacı ile ..., ..., ..., ... adresinde faaliyet gösteren Kanada uyruklu “...” şirketi arasında 13/06/2011 tarihli sözleşmenin imzalandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, dava konusu taleplerin davalı şirketlere yöneltilip yöneltilmeyeceğine ilişkindir. ... Hizmetleri Ltd.Şti. 2014'te Münfesih hala gelmeden önce ... Hizmetleri Ltd.şti. aynı adreste kurulduğu, ...'un işletmesini, hak ve borçlarıyla devraldığı ve onun tüm ticari sırlarına hakim olarak, davayı bugüne kadar takip ettiği, onun imzladığı sözleşmedeki lehe hükümlerden faydalandığı ve aynı adreste, aynı isimle, aynı ortaklık yapısı ve aynı ... grubun bir şirketi olarak hem davaya hem de devraldığı iş ve işlemlere devam ettiği de göz önüne alınarak, işletmeyi devralmış olması sebebiyle hali hazırdaki taraf ... Hizmetleri Ltd. Şti'nin husumetin bulunduğu istinaf istemi olarak ileri sürülmüş ise de, 13.06.2011 tarihli sözleşmenin, davanın yöneltildiği ... Ltd. Şirketi olmadığı, Kanada uyruklu “...” şirketi olduğu, bu şirketlerin grup şirketleri olduğu ileri sürülmüş ise de, her şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, şirketin davacı şirket tarafından devralındığının sadece faaliyet gösterdikleri adrese bakılarak doğrulanamayacağı, davalının cevap dilekçesi sunmasının da davada husumet yöneltilebileceği olarak yorumlanamayacağı, davalı şirket ile dava dışı şirketlerin menşeilerinin farklı olduğu, ... Limited Şirketi, Türkiye'de ... ürünlerinin satışını yapan ve bu ürünlere ilişkin teknik destek veren şirket olduğunun sunulu belgeler ile anlaşıldığı, ... ürünleri ve ürünlerde yer alan sistemler ve uygulamalar ile bir ilgisi bulunmadığının kabulü ile verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarih ve 2022/165 E., 2024/145 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024