Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 2022/1642 E. 2026/424 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1642
- Karar No
- 2026/424
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1642
KARAR NO: 2026/424
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2021
NUMARASI: 2019/1037 Esas, 2021/939 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 01/04/2026
K. YAZILDIĞI TARİH: 03/04/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili davacı şirketin penyelerin üzerine pul payet yapıştırma işinin yapılması için anlaştığını, davacının pul payet yapıştırma işini yapacağını davalının ise her bir iş için 3,30 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, malzemelerin davalı şirket tarafından temin edileceği davacı müvekkilinin de pul yapıştırma işini yapacağını kararlaştırdıklarını, davalı şirkete malzemeleri getirdiği, davacının da edimi olan pul yapıştırma işini yaptığı, 18.09.2019 tarihinden itibaren de yaptığı malzemeleri davalıya sevk etmeye başladığını ve 30.09.2019 tarihine kadar sevk etmeye devam ettiği, 50.000 adete yakın iş yapıldığını müvekkilinin edimini yerine getirdiğini ancak davalının parasını ödemediğini, işin toplam bedelinin 178.577,77 TL olduğunu, müvekkili şirketin ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlattığını, davalının kötü niyetli olarak ve malların ayıplı olduğu iddiasıyla itiraz ettiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının söz konusu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve usule aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmesini, % 20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ürünlerin davacı tarafından geç teslim edildiğini, müvekkilinin uğradığı zararları davacı ile anlaşmalarına göre fatura ettiklerini davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ürünlerde pul boncuk yapıştırma işlemi yapıldığını, pul ve boncuk tedarikçisinin davacı time tekstil olduğunu, aralarındaki anlaşma gereği hem pul boncuk tedarik işini hemde bunların yapıştırılması işini davacı tarafından yapılacağının belirtildiğini, söz konusu siparişlerin inditex markasına ait olduğunu bu markaya ait işlerin sgs firması tarafından yapılacak testlerden geçmesi gerektiğini belirtildiği, dava konusu ürünlerin davacı tarafından geç teslim edildiğini, bu yüklemelerin 20 gün geç yapılabildiğini ve bu yüzden uçakla yapıldığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığından takibe itirazı kötü niyetli olmadığının mahkemece dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılamada; tarafların ticari defterine göre davacının davalıdan 175.147,20 TL alacaklı olduğu, ancak sonrasında davalı tarafından 262.351,17 TL'lik ve 14.040,00 TL'lik iade faturasının kesildiği, davalı tarafından davacı tarafa ayıp ihbarının yapılmadığı, geç teslime ilişkin şerhin düşülmediği, bu hususun davacıya bildirilmediği, test rapor tarihinin 30/08/2019 olduğu, ilk sevk tarihinin 18/09/2019 olduğu tarihler göz önüne alındığında test sonucunun, ayıp hususunun ve ayıp ihbarının davalı tarafından davacıya bildirilip bildirilmediği hususunda tam bir kanının oluşmaması sebebiyle ticari defterlerde kayıtlı olan 175.147,20TL üzerinden davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazının mahkemece dikkate alınmadığı, tanıkların mahkemece dinlenmediği, davacının ürünleri geç teslim etmesinden kaynaklı oluşan 262.351 TL'lik zararın oluştuğunu, davacının teslim ettiği ürünlerdeki ayıplar sebebiyle, ürün değişikliği yapıldığını, başka firmada yaptırılan iş karşılığı 14.040 TL'lik zararın oluştuğu, likit olmayan alacak kapsamında icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici, fason üretim sözleşmesi kapsamında davalıya teslim ettiği ürünler karşılığı düzenlenen faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptalini talep ettiği, davalı iş sahibi ise, ürünlerin geç tesliminden ve ayıplı ifadan kaynaklı oluşan zararları sebebiyle davanın reddini talep ettiği, mahkemece, gecikme ve ayıp savunması ispatlanamadığından bahisle, defter kayıtlarına göre 175.147,20 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafça istinaf edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda özetle, 03.10.2019 tarihi itibariyle taraf defterleri arasında uyumsuzluk olmadığı ve tarafların cari hesap bakiyesi olarak davacının davalıdan 175.147,20 TL alacaklı olduğu, defterler arasındaki uyumsuzluğun, davalı tarafından davacıya yönelik düzenlenen 22.10.2019 tarihli 262.351,13 TL bedelli ve 30.10.2019 tarihli 14.040 TL bedelli reklamasyon faturalarından kaynaklandığı, işbu faturaların davacı tarafından iade edildiği, yalnızca davalı kayıtlarında olan bu faturalar sebebiyle davalı defterine göre takip tarihi (05.11.2019) itibariyle davalının davacıdan 101.243,93 TL alacaklı göründüğü, davalının ayıp savunmasına konu test raporunun, davacının imalat sürecinden önceki tarihe ilişkin olduğu, geç teslime ilişkin kanaat oluşmadığı görüşü bildirilmiştir.HMK'nın 19.maddesi uyarınca, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve yetkili mahkemenin de bildirilmesi gerekmektedir. Kesin yetkinin bulunmadığı eldeki davada, cevap dilekçesinde yetki itirazının ileri sürülmediğinden, davalı vekilinin yetkiye yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 15. HD'nin 2019/1698-2020/120 E-K sayılı kararı).Özetlenecek olursa; eser sözleşmesinde iş sahibi, ayıbın varlığını, miktarını, niteliğini (açık ayıp/gizli ayıp), derecesini (kabul edilemeyecek derecede olup, olmadığı) ve bedelini, itiraz halinde ise süresinde ayıp ihbarının yapıldığını tanık dahil her türlü delille ispat etmekle yükümlüdür.Davalı vekilinin ayıp savunmasının ispatına yönelik sunduğu test raporu, bilirkişi incelemesi itibariyle, ihtilafa konu imalat sürecinden önceki döneme ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Ayıplı olduğu iddia olunan ürünler, bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Bu nedenlerle, ayıp iddiasının ispatlanamadığına dair mahkeme kararı doğrudur. Ayrıca, yukarıda açıklandığı üzere, ayıbın niteliği, derecesi, bedeli gibi hususların özel ve teknik inceleme ile tespiti gerekeceğinden ve bilirkişi incelemesine sunulmuş herhangi bir ürün olmadığından, bu kapsamdaki savunmanın yalnızca tanık anlatımı ile ispatlanamayacağı açıktır. Bu haliyle, ayıp savunması ispatlanamadığından, bu kapsamdaki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, davalı iş sahibi, sözleşmeye konu ürünlerin geç teslim edildiğini, geç teslimden kaynaklı zarar oluştuğunu ve zararın miktarını kanıtlamak zorundadır. Taraflar arasında teslim süresini de kapsar yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, geç teslim olmadığına dair bilirkişinin teknik görüşü itibariyle, davalı iş sahibinin bu yöndeki savunması yasal ve kesin delillerle ispatlanmış değildir. Bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. Bu haliyle, taraf defterleri arasındaki uyumsuzluk noktasında, davalının ayıp ve geç teslim kaynaklı düzenlediği reklamasyon faturalarına itibar edilmeyerek karar verilmesi doğru olmuştur. Ayrıca, alacak miktarı defter kayıtları itibariyle likit olduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../12/2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 11.964,30-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan (80,70+2.995,00=) 3.075,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.888,60-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 01/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.