Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 2022/1617 E. 2026/387 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1617
- Karar No
- 2026/387
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1617
KARAR NO : 2026/387
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2021
NUMARASI : 2016/102 Esas, 2021/318 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 17/03/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında "Demiryolları araçları için Atölye, Depo ve İstasyonlara akaryakıt madeni yağ, yumuşak su ikmal istasyonu ve patinaj kumu ikmal tesisi kurulması" hakkında sözleşme imzalandığını, sözleşme ile müvekkilinin gerekli imalat ve üretimleri yapmaya başladığını, devam eden süreçte davalı tarafından sözleşme gereklerinin yerine getirilmemeye başlandığını ve sorunlar yaşandığını, davalı ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, bu dönemde taraflarınca birçok işlemin sözleşme gereğince yerine getirilmeye devam edildiğini, Üsküdar 16. Noterliği'nin 04.02.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği olan sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, sözleşmede belirtilen birçok sorunlarla birlikte sözleşmede belirtilen ödeme terminlerine de uyulmadığını, davalıya ödemenin yapılmasını müteakip aynı gün ya da mesai saati durumuna göre en geç ertesi gün ödenmesi gereken hakedişlerin davalı tarafından yapılmadığını, sözleşmede ödemeler hakedişe bağlanmamış olmakla birlikte kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu hususun kabulü halinde dahi gerekli ödemenin muaccel hale geldiğini, müvekkilinin ..., Ltd. Şti ile .... Ltd. Şti ile akdedilen sözleşmede de otomasyon işleri genel şartnamesinde de tanımlanan işlerin ifasından ve sistemin çalışmasından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu durumda genel şartname ve şartnameye ilişkin esasların taraflarına aktarılmaması ile tüm sorumluluğun taraflarına yüklenildiğini, buna rağmen işin doğru tamamlanması için taraflarına genel şartnamenin ve buna bağlı fiyat listesinin taraflarına iletilmediğini, gerek evrak gerekse yapılacak işlerle ilgili olarak işin sahibi .... Ltd. Şti. ile yapılan işler ve bunlarla ilişkin yazışma ve bilgilerin tarafları ile paylaşılmadığını, haricen edindikleri bilgiye göre davalı ile ana yüklenici olan .... Tic. Ltd. Şti. arasındaki sözleşmenin de feshedildiğini, bu konuya ilişkin olarak taraflar arasında Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/491 E. sayılı davasının devam ettiğini, davalının TCDD sözleşmesi kapsamında Adana, Ankara, Eskişehir ve sair şehirlerde yapılan iş ve işlemleri mahkeme kanalıyla tespit ettirdiğini, tespitlere konu edilen üretimlerin müvekkili tarafından yapılan imalatlar olduğunu, ilgili döneme ilişkin olarak sözleşmenin tarafı olan müvekkilinin imalatlarının tespitini yaptırdığını, fakat müvekkiline yapması gereken ödemeyi yapmaktan imtina ettiğini belirtmiş ve şimdilik 124.387,66TL.nin davalıdan tahsiline hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, sözleşmeye ve ticari dürüstlük kurallarına aykırı hareket eden ve sözleşmeyi haksız şekilde fesheden tarafın davacı olduğunu, davacının müvekkilinden talep edebileceği hiçbir hak ve alacağı olmadığını, müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili ile dava dışı ..., Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Uzman Ekip Sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından yapılacak işlerin bir bölümünün (otomasyona ilişkin) müvekkili ile davacı arasında ayrıca imzalanan dava konusu sözleşme ile davacı şirket tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, imzalanan sözleşmenin konusunun ihale ile alınan "Demiryolları araçları için atölye, Depo ve İstasyonların akaryakıt, madeni yağ, yumuşak su ikmal istasyonu ve patinaj kumu ikmal tesisi kurulması" ile ilgili alınan proje kapsamında yapılacak işlerin bir bölümüne ilişkin olup imzalanan bu sözleşmeye diğer üst yüklenici olan ... Şti.nin ve idarenin taraf olmadıklarını, 16.05.2014 tarihinde davacı ve diğer yüklenici Çelikarme ve davalı arasında imzalanan bu sözleşme gereğince davacının müvekkiline karşı bir takım taahhütlere giriştiğini, davacı tarafından yapılacak işlere ilişkin olarak ödenecek ücretin dava dışı idarenin her istasyon ile yapılacak olan işin geçici ve kesin kabullerine bağlandığını, yani müvekkilinin kendi yüklenicilerinden biri olan davacıya ödeme yükümlülüğünün olması için öncelikle davacı şirketin tüm bu hususları imzaladığı sözleşme ile önceden kabul ettiğini, sözleşmede ayrıca iş için avans ödenmeyeceğinin de açıkça kararlaştırıldığını, sözleşmenin devamı süresince yapılacak olan işlerin idare tarafından kabullerinin yapılmasının dava dışı .... Tic. Ltd. Şti. tarafından kaynaklanan gecikmeler ve bir takım sözleşmeye aykırılıklar nedeni ile ertelendiğini, yaşanan bu sürecin davacı şirketin yetkilileri tarafından da bilindiğini ve müvekkiline dava dışı şirket tarafından ödeme yapılmadığını, taleplerine karşılık ise ancak yapılan işin çok altında bir takım ödemeler alınabildiğini, ancak sözleşme kapsamında hiçbir yükümlülük bulunmadığı halde finansman desteği sağlamak için davacı şirkete ödemeler yapıldığını, bütün bu durumların bilinmesine rağmen davacı şirketin müvekkili şirketi zor durumda bırakmak amacıyla sözleşmeyi feshettiğini, davacı şirketin ahde vefa başta olmak üzere sözleşmede kararlaştırılan karşılık tüm yükümlülükleri yok sayacak şekilde davranarak sözleşmeyi haksız yere fesheden taraf olup bu nedenle hiçbir hak ve alacağı olmadığını, müvekkili ile işveren arasındaki teknik konular dışında hiçbir şekilde davacı şirkete bilgi verme zorunluluğu bulunmadığını, davacı şirketin TTK madde 55'e aykırı hareket ettiği, bu iş kapsamında muhatabı olmayan dava dışı işveren ile birlikte hareket ettiğini ve açıkça birim fiyatlar ile kendisinin iş bittiğinde alacağı bedeli az bularak haksız kazanç elde etme çabasına giriştiğini, sözleşmesel ilişki mevcut olduğu halde işverene kendisi ile ayrıca bir sözleşme yapılmasını açıkça teklif ettiğini, haksız fesih sebebi ile dava dışı .... Ltd. Şti'nin de haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini ve müvekkilinin işini kaybettiğini, büyük bir ekonomik zarara uğradığını, ayrıca davacı tarafın yapılan tespitlerden bahsederek yapılan imalatlara ilişkin kendi imalatı gibi bahsetmesinin yersiz olduğunu çünkü davacının yaptığı işin ancak bir bölümü olduğunu, sadece otomasyon işi yaptıklarını ve de bunun dışında sahada davacı tarafın yaptığı başkaca bir iş bulunmadığını, davacı şirketin haksız olarak düzenlediği 224.387,66TL.lik faturanın iade edildiğini belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında eser sözleşmesi olduğu, buna göre işin yapılıp teslim edildiğini yüklenici, bedelin ödendiğini de iş sahibi kanıtlama gerektiğini, davacının 01.12.2020 tarihli beyan dilekçesinde; davaya konu alacak talebinin faturaların sadece mal satışına ilişkin olduğunu beyan ettiği dikkate alındığında, satış sözleşmesi ilişkisinin olduğunun iddia edildiği, satış sözleşmesi ilişkisinde ise mal veya hizmetin teslim edildiğinin satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, 02/04/2019 tarihli 7 celsenin 1 nolu ara kararı ile taraflara ticari defterlerini sunması için süre verilmiş olmasına rağmen davacı tarafından inceleme gününde ticari defterleri sunmadığı, davalının ticari defterlerinde davacıya borçlu olmadığı tespit edildiği, davacının eseri yapılıp teslim ettiği veya dava konusu mal veya hizmeti davalıya teslim ettiği ispat edilemediği, davacı tarafından bu hususta herhangi bir belge, irsaliye, teslim fişi vs. sunulmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince davanın reddine gerekçe olarak davacıya ait ticari defterlerin bilirkişi incelemesine sunulmamasının gösterildiğini, ancak bu durumun davacıdan kaynaklanmadığını, zira söz konusu defterlerin Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/3641 sayılı soruşturma dosyası kapsamında alındığını, daha sonra Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/411 Esas sayılı dosyasına ve vergi incelemesi amacıyla İzmir Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı’na gönderildiğini, bu hususun süresi içinde mahkemeye bildirildiğini ve defterlerin celbinin talep edildiğini, buna rağmen mahkemece defterlerin getirtilmediğini ve davacı defterlerini de kapsayan yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını ileri sürmüştür. Davacı vekili ayrıca, davanın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan mal ve hizmetlere ilişkin faturaya dayalı alacak davası olduğunu, davacı şirketin dava konusu mal ve hizmetleri temin ederek davalıya teslim ettiğini ve buna ilişkin 224.387,66 TL bedelli faturanın noter ihtarnamesi ile gönderildiğini, ancak davalının bu faturayı haksız şekilde iade ettiğini, mahkemenin ise davacının edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, oysa dosyada bulunan Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/14 D.İş ve Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/50 D.İş sayılı tespit dosyalarındaki raporların bilirkişi incelemesinde dikkate alınmadığını, ayrıca işin gerçekte davacı tarafından yapıldığını gösteren kabul belgelerinin dava dışı ...Ltd. Şti.’nden celbi yönündeki taleplerinin de karşılanmadığını belirterek, ticari defterlerin getirtilmemesi, tespit dosyalarının incelettirilmemesi ve gerekli belgelerin celbedilmemesi suretiyle eksik inceleme yapıldığını, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı vekili, taraflar arasında demiryolları araçlarına yönelik akaryakıt ve benzeri tesislerin kurulmasına ilişkin eser sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki imalat ve üretimleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafından ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek alacağın tahsilini talep etmiş; davalı vekili ise sözleşmenin davacı tarafından haksız şekilde feshedildiğini, ödemelerin işin geçici ve kesin kabulüne bağlandığını, davacının sözleşmeye aykırı davranarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, herhangi bir alacak hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının iddiasını yargılama sırasında satış ilişkisine dayandırdığı, bu durumda mal veya hizmetin teslim edildiğini ispat yükünün davacıda bulunduğu, ancak davacının ticari defterlerini ibraz etmediği, teslimi gösterir irsaliye, fatura dayanağı teslim belgeleri veya sair somut deliller sunamadığı, davalı defterlerinde de davacıya borç bulunduğuna dair kayıt yer almadığı, bu itibarla davacının dava konusu işin ifa edildiğini ve alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Davaya dayanak sözleşme bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup , taraflardan her biri tek taraflı olarak sebep dahi belirtmeden sözleşmeden dönebilir. Eser sözleşmesinden dönülmesi halinde sözleşme ilişkisi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilir. Bu kapsamda taraflar kural olarak verdiklerini geri alabilirler.
Bu kapsamda yüklenici, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca, karşı tarafın yararına, fiilen faydalandığı ve yasal nitelikte bulunan imalatların bedelini, işin yapıldığı yer ve zamandaki mahalli piyasa rayiçlerine göre talep edebilir.
Somut olayda ise mahkemece, yazılı şekilde değerlendirme yappılmaksızın, davacının yaptığı imalatların miktarı ve bedeli belirlenmeksizin, yeterli inceleme yapılmadan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa mahkemece yapılması gereken; tarafların tüm delillerinin toplanması, mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişi heyeti marifetiyle davacının gerçekleştirdiği imalatların miktarının ve bedelinin tespit edilmesi, bu bedelin işin yapıldığı yer ve zamandaki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi (piyasa rayiçlerinin KDV’yi içerdiği gözetilerek ayrıca KDV eklenmemesi), ardından davalı tarafından ispatlanan veya kabul edilen ödemelerin bu bedelden mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesidir.
Öte yandan davacının talebi, kusura dayalı bir tazminat istemine değil, yapılan imalatların bedelinin tahsiline yönelik olup, bu durumda sözleşmenin davacı tarafından haklı ya da haksız olarak sona erdirilip erdirilmediğinin sonuca etkili olmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/02/2021 tarih, 2016/102 Esas, 2021/318 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.