Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1595 E. 2024/1872 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1595
- Karar No
- 2024/1872
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1595 - 2024/1872 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1595 KARAR NO : 2024/1872 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2019 NUMARASI : 2019/162 E. - 2019/473 K.
DAVACI VEKİLİ : DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/11/2019 tarih ve 2019/162 E. - 2019/473 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2006/07649 sayılı "..." ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2017/110165 numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markası ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, markalarda “...” harflerinin ortak olarak yer aldığını, müvekkili markasındaki “R” ve “A” harflerinin çıkartılması ile dava konusu markanın oluşturulduğunu, bu durumun markalar arasında bir bağ olduğu ve markaların birbirlerinin serisi bulunduğu yönünde bir algının oluşmasına neden olacağını, davalı markasının tümüyle müvekkili markasının içerisinde yer aldığını, taraf markaları kapsamındaki malların da ortak olduğunu, bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markanın, müvekkili markasının serisi olarak algılanabileceğini, uzman tüketici kitlesinin dahi markaların refleksif olarak birlerini çağrıştırdığı algısına kapılacağını, tüketicilerin iki farklı marka karşısında olduğunu algılasa dahi markaların aynı kişiye ait olduğunu düşünebileceğini ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-654 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markası arasında karıştırılmaya yol açabilecek bir benzerlik bulunmadığını, ilaç markalarına ilişkin değerlendirmelerde, Yargıtay uygulamasının ortalama tüketiciler gözünden değil, konunun uzmanı sayılan doktor ve eczacıların görüşünün alınması gerektiği şeklinde olduğunu, somut olayda da müvekkili markası ile davacı markası arasında görsel, kavramsal ve fonetik bir benzerlik bulunmadığını, markaların farklı harflere, harf sayılarına sahip bulunduğunu, müvekkili markasının etken maddesinin “polistiren sülfonat” olduğunu, dolayısıyla markanın da bu isimden yola çıkılarak yaratıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2017/110165 sayılı “...” markası ile davacı yanın itirazlarına dayanak 2006/07649 sayılı “...” markası arasında, ortak emtia grupları yer almakla birlikte markaları oluşturan işaretlerin özellikle görsel ve işitsel olarak birbirlerinden ciddi anlamda uzaklaştıkları, işaretlerin bütünsel anlamda 05. sınıf emtiaların ilgili tüketicileri nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceği, bu nedenle SMK'nın 6/1 maddesi şartlarının oluşmadığı, aynı Kanunun 6/5 maddesi koşullarının da somut uyuşmazlıkta meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece markalar arasında mutlak red gerekçesi düzeyinde bir benzerlik arandığını, müvekkilinin itirazına ve davasına dayanak markasının, ayırt edici gücü yüksek, orijinal nitelikte bir marka olduğunu, bu markanın ilaç etken maddesinden türetilmiş bir marka da olmadığını, mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını, mahkemenin markaları bütün olarak değerlendirmek yerine hecelere bölerek yaptığı değerlendirmenin, bütüne yayılan benzerliğin etkisiz hale gelmesine yol açtığını, markaların somut olarak karıştırılmasa dahi teşkil tarzı itibariyle refleksif olarak aralarında bir bağ olduğu algısını oluşturduğunu, ortalama tüketici kitlesi olarak salt uzman tüketici kitlesinin esas alındığını ve uzman tüketici kitlesi bakımından iltibas değerlendirmesi yapıldığını, bu değerlendirmenin de yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira başvurunun telaffuzunun ve görünümünün, davacı markasından farklı bulunduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.