Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/14923 E. 2022/17158 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/14923
- Karar No
- 2022/17158
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2024/1463 KARAR NO: 2024/1889 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 28/02/2024 NUMARASI: 2023/37 Esas - 2024/130 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 06/11/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 06/10/2016 tarihinde ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikleti ile ... Caddesi üzerinde kendi şeridinde seyir halinde iken, şeride çok hızlı ve kontrolsüz şekilde giren şoförü ve plakası tespit edilemeyen ... yada ... markalı aracın motosikleti tehlikeye düşürecek derecede sıkıştırması sonucunda maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, motosiklette yolcu konumunda bulunan müvekkili ...'in ağır yaralandığını ve sakat kaldığını, müvekkilinin kazadan önce işçi olarak çalıştığını, davalı ... Hesabına başvuru yapıldığını ve hasar dosyası açıldığını, ...nca müvekkiline 13.667 TL ödeme yapıldığını ancak ödemenin zarara nispeten çok az olduğunu, sürekli işgöremez ve geçici işgöremez nedeni ile oluşan zararının davalının sigorta teminatlarından sakatlık teminatı kapsamında ve maluliyete bağlı olarak ortaya çıkan ve tedavi giderleri kapsamında karşılanması gereken bakıcı gideri ve diğer tedavi giderleri bakımından oluşan zararın tazmin edilmediğinin görüldüğünü belirterek harca esas değer 100,00 TL olarak gösterilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, öncelikle 6100 sayılı yasanın 107. maddesine göre sürekli ve geçici maluliyet dönemine ilişkin tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 67.823,41 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; 06/10/2016 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacı ...'in malul kaldığını, müvekkilinin sorumluluğunun davacının kusuru oranında olmak üzere, yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami 310.000 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin başvuru sahibine ibraname mukabilinde 13/06/2018 tarihinde 13.667 TL ödemede bulunarak kazadan kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, ibranamenin iptali şartlarının somut olayda mevcut olup olmadığını, ...na bedeni zararlar için başvuruda bulunabileceğini, bedeni zararlar kapsamında bulunmayan masrafların ...ndan karşılanmasının mümkün olmayacağını, poliçe teminatına girmeyen kazanç kaybı, tedavi gideri, bakım, yol masrafı ve diğer dolaylı zararların tümden reddine, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla avans faiz talebinin reddine, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; 9.260,95 TL geçici iş göremezlik, 39.977,59 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 49.238,54TL tazminatın 13/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüer hesabında hakim olan ilkeler olduğunu, bunlardan birincisi "gerçek belli iken varsayıma dayanılamaz" kuralı olduğunu, ödemenin yeterliliğinin tespiti dışında; bilinen verilerin dışlanarak hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, asgari ücret kamu düzeninden olup, resen dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan hesaplamada; 2021-2022-2023 tarihlerinin asgari ücretleri bilinmesine rağmen, bilmiyormuşuz gibi varsayımsal olarak %10 arttırarak asgari ücret tespiti ile hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aktüer tarafından yapılan hesaplamanın son güncel veri ve asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, hesap raporunun Anayasa Mahkemesi iptal kararı öncesi koşullara göre yapılmış olmasının da hatalı olduğunu, İçtihat değişikliği sebebi ile hesaplama yönteminin değişmesinin sorumlusunun müvekkili olmadığı gibi, bahse konu içtihat değişikliğini öngörmelerinin mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili kurum ... tarafından davacıya maluliyet teminatı kapsamında ibraname mukabilinde 13.667,00 TL ödemede bulunularak kazadan kaynaklanan tüm sorumluluk yerine getirilmiş olup, davacının KTK 111. maddesi gereği bakiye tazminat alacağı bulunmadığını, davanın konusuz kalması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kurum tarafından yapılan ödemenin asgari ücretteki artış parametreleri dikkate alınarak güncellenerek tenzil edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının kesin olarak tereddüde yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğini, davacının trafik kazasından kaynaklı daimi maluliyetinin tespiti gerektiğini, hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin SGK'nın sorumluluğunda olup, ...nın sorumluluğu söz konusu olmadığını, hesaplanan tazminat tutarından müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hükmolunacak tazminat tutarına dava tarihinden ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen 18/09/2020 tarihli hükmün davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 08/12/2022 tarih, 2020/ 2094 Esas ve 2022/2217 Karar sayılı kararı ile " .... İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, SGK dan olay nedeni ile davacıya geçici iş göremezlik tazminatı ödenip ödenmediğini sormak, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği ancak dosyada bulunmayan davacının %1 oranında maluliyetine ilişkin engelli sağlık kurulu raporu ile ilgili birimden istemek, ATK'dan ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak sağlık kurullarınca düzenlenmiş maluliyet raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde tartışarak, davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi, kalıcı iş göremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması; tespit edilecek maluliyet oranına göre ilk rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre, müterafik kusur olup olmadığı da tartışılmak suretiyle usulü kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin18/09/2020 tarih, 2018/764 Esas ve 2020/515 Karar sayılı kararına karşı davalı tarafından verilen istinaf dilekçesinde ilk karardaki aktüerya bilirkişi incelemesinde ödenen bedel rapor tarihine kadar faiz uygulanarak tazminat miktarından mahsup edildiği halde bu hesaplamanın asgari ücretteki artışa göre yapılmasına ve ATK dan kusur raporu alınması gerektiğine ve hatır taşıması indirimi uygulanmasına ilişkin istinaf talebi bulunmadığından karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu yönlerdeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda maluliyet raporu alınmış olup ATK 2. İhtisas Dairesi çelişki oluşturan raporları incelemek sureti ile olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik uygulanarak maluliyet oranı net olarak tespit edildiğinden bu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Aktüerya ek raporunda "... Yargıtay kararları nazara alındığında TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması gerekmekte ise de; BAM'nin bozma ilamı öncesindeki hükme esas alınan raporda TRH-2010 tablosu, %1,8 teknik faiz ve "devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü” esas alınarak davacının maddi zararı hesaplanmış ve kullanılan hesap yöntemi davacı vekilince istinaf edilmediği gibi BAM bozma ilamı kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu durumda; usulü kazanılmış haklar nazara alınarak işbu ek raporda da davacının maddi zararı TRH 2010 tablosu, %1,8 teknik faiz ve "devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü” esas alınarak hesaplanacaktır..." açıklaması ile hesap yapılmış olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde bulunmamıştır. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik ve faiz başlangıcına ilişkin istinafları Dairemiz ilk kararı ili incelenip değerlendirilmiş olduğundan yerinde görülmemiştir. Kaza tespit tutanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Somut olayda; motosiklette yolcu konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralanmanın kafa bölgesinden olmaması ayak bileğinde olması göz önüne alındığında koruyucu başlık (kask), dizlik takmaması nedeniyle zararın artması söz konusu olamayacağından tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk kararı maddi tazminat miktarı ve hesaplama yöntemi (progresif rant formülüne göre hesap yapılması) bakımından istinaf etmeyen davacı lehine olacak biçimde, asgari ücrette gerçekleşen artışın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle uygulanmasıyla yeniden hesap yaptırılıp, tazminatın ilk hükümdeki miktarı dahi aşacak biçimde belirlenmesinin, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edeceği (Yargıtay HGK'nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yönde) hususu dikkate alındığında, kaldırma kararından önceki rapor tarihi verileriyle hesaplanan tazminata karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin maddi tazminatın güncel asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/14923 E.- 2022/17158 K. sayılı kararı) Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-a)Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.363,48 TL harçtan peşin alınan 840,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.522,61 TL harcın tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.06/11/2024