Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1381 E. 2024/1564 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1381
- Karar No
- 2024/1564
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1381 KARAR NO : 2024/1564 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2022 NUMARASI : 2021/254 E. - 2022/141 K.
DAVACI VEKİLİ DAVALI : ... VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/05/2022 tarih ve 2021/254 Esas - 2022/141 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı Şirket adına tescilli bulunan 2019/32439 sayılı ve “... ...” ibareli marka ile müvekkiline ait markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunduğu gibi aynı Kanunu'un 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının da gerçekleştiğini, müvekkilinin "..." ibaresine uzun yıllardır kullanımı ile ayırt edicilik sağladığını ve tanınmış hale getirdiğini, dava konusu markanın SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi uyarına da hükümsüz kılınması gerektiğini, "..." ibaresinin ilk defa müvekkili tarafından kullanıldığını, dava konusu markanın SMK'nın 6/3, 6/6, 6/7, 6/8 maddelerinde sayılan hükümsüzlüğü şartlarının da gerçekleştiğini, dava konusu markanın kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini ileri sürerek, 2019/32439 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, dava konu markanın asli unsurunun “..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin İngilizce'de “Zambak” anlamına geldiğini ve uyuşmazlık konusu 3. sınıf mallar bakımından ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin ürettiği ve zambak kokulu bir kozmetik ürününün markası olup, markada yer alan "..." ibaresinin ürünün zambak kokulu olduğuna yönelik bir açıklamaya ilişkin bulunduğunu, bu şekilde tescil edilen yüzlerce marka olduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının yerinde bulunmadığını, diğer taraftan davacının davasına mesnet 2015/54528, 2016/68086, 2017/110638, 2017/110640 sayılı markalarını tescilli oldukları emtialar üzerinde ciddi kullanıma konu ettiğini ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların markaları arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, ancak dava konusu marka ile davacının 2015/54528, 2002/35491 sayılı ve " şekil+ ..." markaları arasında, dava konusu markanın kapsamında yer alan 3. sınıftaki tüm mallar açısından, ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve dava konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar yönünden ayırdığı satın alma süresi içinde davalının "... ... " ibareli markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının 2015/54528, 2002/35491 sayılı ve "şekil+ ..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama tüketici nezdinde 3. sınıftaki mallarda davacının anılan markalı ürününü satın almak isterken davalının "... ..." markalı ürününü satın almak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, bu markalardaki benzerlik nedeniyle bu her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, dava konusu başvuru ile davacının 2015/54528, 2002/35491 sayılı markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, davacının 2015/54528 sayılı markasının tescil tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi olmadığı, davacının diğer markaları yönünden ise iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 2019/32439 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun çelişkili ve hatalı tespitler içerdiğini, dava konusu markanın asli unsurunun “..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin İngilizce'de “Zambak” anlamına geldiğini ve uyuşmazlık konusu 3. sınıf mallar bakımından tanımlayıcı, cins ve çeşit bildirir nitelikte ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da anılan ibarenin ayırt ediciliğinin yüksek bulunmadığı belirtilmesine rağmen anılan ibarenin müvekkilinin markasının esas unsuru olduğunun kabul edilmesinin hatalı bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin “..." ibareli markasının serisi mahiyetinde olduğunu, müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli marka ile davacının 2015/54528, 2002/35491 sayılı ve " şekil+ ..." markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının anılan markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak yer aldığı, dava konusu markada yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan 3. sınıf malların davacının 2015/54528, 2002/35491 sayılı markaları kapsamında da yer aldığı, her ne kadar davalı Şirket tarafından "..." ibaresinin, uyuşmazlık konusu 3. Sınıf mallar bakımından tanımlayıcı, cins ve çeşit bildirir nitelikte ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğu savunulmuşsa da, aralarında uyuşmazlık konusu mallarda uzmanın da yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da açıklandığı üzere "..." ibaresinin, 3. sınıf mallar yönünden tanımlayıcı bir ibare olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, öte yandan davalı tarafça ilk kez bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde ileri sürülen müktesep hak savunması HMK'nın 141. maddesi uyarınca savunmanın genişletilmesi yasağı tabi olup davacı tarafın açık muvafakati de bulunmadığından, ilk derece mahkemesince davalının müktesep hak savunmasının nazara alınmamasında bir isabetlik görülmediği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/112024
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...