Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2022/1310 E. 2026/230 K.
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1310
- Karar No
- 2026/230
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1310
KARAR NO: 2026/230
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 24/02/2022
NUMARASI: 2017/943 E. - 2022/131 K.
DAVA: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılardan, ...Şti.'nin kredi kullanabilmesi için müteveffa ... (...) adına kayıtlı olan .Mahallesi ... Sokak . ada.parselde kayıtlı olan . Blok .. kat . nolu bağımsız bölümün teminat gösterilerek ...Şubesince ipotek konulduğunu, aynı zamanda şirketin borçlarına kefil olan ....'in, müvekkilinden 13.07.2012 tarihinde boşandığını, davalı şirketin ekonomik zorluk çektiğini gerekçe göstererek o tarihte ...'nun ipoteğini kaldırmadığını, ...'in ipotekli taşınmazı satmak zorunda kaldığını, alıcının da tapuyu alabilmek için, davalı şirketin borcunu bankaya yatırarak ipoteği kaldırdığını, bu konuların İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/438 E. 2014/594 K. sayılı dosyasında tartışılarak kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12102 E., 2015/13934 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, kesinleşen İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında ... ile davalı şirket arasında havale ilişkisi bulunmadığı, uyuşmazlık konusu yapılan ve paranın müvekkili tarafından kredi borcunun bulunduğu hesaba yatırıldığının belirlendiğini, bu kararın kesin hüküm haline geldiğini, davacı ile davalı ... ve davalı şirketin diğer ortakları arasında düzenlenen 21.11.2012 tarihli Pay Satın Alma Protokolüne göre şirketin bu tür borçlarının davalı ...'a devir edildiğini, devir edenlerin ortağı oldukları davalı .... Şti. lehine bankalara verdiği bütün kefaletleri kaldırılmasının kabul ve beyan edildiğini, devir edenler ile işlerinin kefaletler kapsamında yapacakları ödemelerin davalı ... tarafından iade edileceğinin kabul edildiğini, sözleşmeye uyulmaması üzerine davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı sonucu takibin durduğunu, kesinleşen İstanbul 10.AHM'nin ilamında belirtildiği üzere müvekkilinin, davalı şirketin borcunu şirketin hesabına yatırdığını, ve paranın kefaleten ödendiğini, yasal rücu hakkının kullanılması halinde bu paranın iadesi gerektiğini ileri sürerek, davalıların İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ....Şti. vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin, davacıya borcu olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, ödeme emrinde İstanbul 10. AHM'nin 2013/438 E., 2014/594 K. sayılı dosyası ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12102 E., 2015/13934 K. sayılı ilamının alacağa gerekçe olarak gösterildiğini, ancak .... ada. parsel . nolu bağımsız bölümün, ...'nın eski eşi ... ...'nun kefaleti nedeniyle satılması nedeniyle tazminat davası olduğunu, yapılan yargılamada ...'nun açtığı davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, ancak davacının bu davada alacaklı olduğunun tespit edildiğini iddia ederek mahkemeyi yanılttığını, bu dava ile davacının, davalı şirketin ..... Şubesi'nden kredi kullanabilmesi için davacının eski eşi ...'na ait .... ada ... parsel ... numaralı bağımsız bölümü üzerine ipotek konulduğu, ...'nun bu taşınmazı satmak zorunda kalması sebebi ile ipoteğin kaldırılması için gereken 215.350,00 TL'nin 25.09.2012 tarihinde davacı tarafından ödendiğinden bahisle bu bedelin tahsilinin talep edildiğini, ipoteğin kaldırılması kredi bedelinin 25.09.2012 tarihinde ödendiğini ve davacının bu tarihte şirketin hissedarı olduğunu, davacı ve diğer ortakların paylarını .. Noterliğinin... yevmiye numaralı ve 21.11.2012 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiğini, pay devrinin kredi bedelinin ödenmesi tarihinden 2 ay sonra yapıldığını, ancak davacının, paylarını devreden şirket ortakları ile devralan ... arasında akdedilen 21.11.2012 tarihli Pay Satın Alma Protokolü eki gereğince dava dilekçesinde bu yazılı belgeye uyulmayarak takibe itiraz edildiğinin iddia edildiğini, davacının iddiasının aksine, hisse devrinden önce yapılan ödemelerin davalının ödeneceği yönünde bir hükmün bulunmadığını, kefaletlerin kaldırılması ve borçların ödenmesi yönünde verilen taahhüdün, hisse devri sonrasında yapılan ve/veya ortaya çıkan borçlar için verildiğini, hisse devrinden önce ödenen şirket borçları için davalının, davacıya ve diğer devreden ortaklara bir taahhütte bulunmadığını, davacı ve paylarını devreden şirket ortakların, pay satın alma protokolünün 5. maddesi uyarınca hisse devri yapan ortakların bu protokol tarihi itibarıyla şirkette hiçbir hak ve alacaklarının bulunmadığını kabul ve beyan ettiğini, aynı vekil aracılığı ile şirket hissesini devreden diğer hissedarlardan ... içinde, başka bir taşınmaza konulan ipoteğin kaldırıldığını ve bu bedelin davalı yana ödenmediği iddiası ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/269 E. 2017/427 K. Sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davasının bulunduğunu ve mahkemenin eski ortak ... yönünden açılan davanın reddine karar verdiğini, yine dava konusu banka kredisinin ödendiği tarihte davacı dahil hisse devri yapan diğer ortakların davalı şirkete borcu bulunduğunu, davacının delil olarak dayandığı İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/438 E. 2014/594 K. sayılı dosyasında alınan raporlarında da bu hususun tespit edildiğini, bu dosyada alınan 30.06.2014 tarihli raporda, davacının şirket hesabından, 2009 yılında 243.667,69 TL, 2010 yılında 290.786,03 TL, 2011 yılında 233.585,04 TL çektiğinin tespit edildiğini, davacının, şirket hesabından çektiği paraları ödemediğini ve şirket hissedarı olduğu dönemde ipoteğin kaldırılması için ödendiğini iddia ettiği 215.350,00 TL'yi de geri istediğini, davacının 25.09.2012 tarihinde şirkete olan borcuna mahsuben ödeme yaptığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., savunmasında özetle: davacının, davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olduğu sırada şirketin ekonomik sıkıntılarının atlatılması ve kısa vadeli borçların ödenebilmesi için, eşinin adına kayıtlı taşınmazı teminat göstererek ......Şubesinden şirket adına kredi aldığını, davacı gibi diğer iki ortağın da aynı şekilde taşınmazlarını teminat göstererek şirket adına kredi temin ettiklerini, ortaklarının 2.262.650,25 TL'yi şirket kasasından çekerek kendi uhdelerinde bulundurdukları için, şirketin borçlarını ödeyemez durama geldiğini, bu nedenle bu paraları şirkete ödeme ve şirketin borçlarını ödenmesinin kararlaştırdığını, anlaşma çerçevesinde davacının boşandığı eşi ... ....'nun taşınmazının satış bedeli olarak alıcı ...'ın 25.09.2012 tarihinde ... ....'nun ...Şubesi nezdindeki hesabına yatırmış olduğu 215.350,00 TL'yi çektiğini ve paranın aynı tarihte davalı şirketin ...'ta bulunan mevduat hesabına yatırıldığını, bu olaydan iki ay sonra müvekkili ile şirketin ortakları olan davacı ile dava dışı ... ve ... arasında 21.11.2012 tarihli pay devir protokolü imzalandığını, protokolden sonra ... Noteriliğinin 21.11.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devri sözleşmesi ile davacının paylarının müvekkiline devredildiğini, davacının .... Şubesi nezdindeki şirket hesabına 215.350 TL'yi yatırma işleminin devir sözleşmesinden önce olduğunu, davacının icra takibinde istediği 90.430,00 TL gecikme tazminatına ilişkin dava açmadığını, müvekkili aleyhine daha önce açılmış bir dava bulunmadığını, kesinleşen İstanbul 10. AHM'nin kararında davacı lehine bir ibare bulunmadığını, bu davada davalı şirketin tüm aşamalarda şirketin mevduat hesabına parayı yatıran kişinin davacı olduğu, ancak davacının ipoteğin kaldırılması için ödeme yapmadığı, şirkete olan borcu için ödeme yaptığı şeklinde savunma yaptığını, 21.11.2012 tarihli pay devir protokolünde, pay devrinden önce ödenmiş borçların şirket hisselerini devralan müvekkilinden ya da şirketin alınacağına dair bir hüküm bulunmadığını, davacının esasında ortağı olduğu davalı şirkete borçlu olduğunu, bu nedenle boşandığı eşinin taşınmazının satış bedelinden aldığı 215.350,00 TL'yi 25.09,2012 tarihinde şirketin mevduat hesabına yatırmasının ardından yaklaşık 5 yıl sona bu davayı açmasının hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde: Ödeme emrinin 25.07.2017 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 01.08.2018 tarihinde yasal süresinde borca itiraz dilekçesi verildiği, icra dairesince takibin durdurulduğu, dosyada gider avansı bulunmadığından borca itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.09.2017 tarihli cevabi yazısı ile 16.12.2014 tarih ve 2013/438 Esas, 2014/594 Karar sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.12.2015 tarih ve 2015/12102-12934 E./K. Sayılı onama ilamı ile Yargıtay denetimden geçerek 02.03.2016 kesinleşme şerhli gerekçeli kararın gönderildiği, davacısının Aylin Tüfekçioğlu, davalısının ....şirketi, davanın alacağın tespiti davası olduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiği, İstanbul 16. ATM'nin 2017/269 esas sayılı dosyasının 31.03.2021 tarihli cevabi yazısı ile dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğunu, UYAP üzerinden dosyaya ait tüm evrakların gönderildiğinin bildirildiği, mahkemenin 2017/269 Esas sayılı dosyası ile 16.05.2017 tarih ve 201/269-427 E./K. Sayılı gerekçeli karar v erildiği, asıl dava davacısının ...., davalısının ....şirketi, davanın itirazın iptali davası olduğu, İstanbul 42. ATM'nin 2013/243 Esas sayılı birleşen davasında ise davacısının ..., davalısının ....şirketi, davanın alacak davası olduğu, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği, ...'ın 10.10.2018 tarihli cevabi yazısı ile şube müşterisi ......şirketinin kredisi için ipotek konulan ... İlçesi, .Mah., ., . ada, . parsel,. Blok, .. Kat .'te bulunan bağımsız bölüm üzerine konulan ipoteğin 28.09.2015 tarihinde fek edildiğinin bildirildiği, ayrıca 25.09.2012 tarihinde firmanın hesabına yatırılan 215,350 TL tutarlı işlem dekontunun gönderildiği, dekontun incelenesinde parayı yatıranın ..., parayı alanın ise ...şirketi olduğu, açıklama kısmında ... teslimatı-..... tarafından para yatırma işlemi yazılı olduğu görülmüştür.Davacı tarafından davalı ... ..Şirketi hesabına yatırılan paranın ipotekli taşınmazın bedeli olarak yatırılan para olması ve paranın da dava dışı ...adına olması halinde davacının davalılar aleyhine iade talepli başlattığı icra takibi ve işbu itirazın davası davasında davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, Davacı tarafından davalı ....şirketi hesabına yatırılan paranın davacıya ait hesaptan havale edildiği, paranın davacıya ait olduğunun kabulü halinde ise; mahkememizce mali müşavir bilirkişiden aldırılan rapora göre, paranın yatırıldığı 25.09.2012 tarihi itibari ile davacının davalı ... ..şirketine şirket ortağı olarak 772.406,06 TL borçlu olduğu,İstanbul 10. ASHM'nin 2013/438 Esas sayılı dosyası ile verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığı, davacının davalı ... ... şirketine ortak olarak borçlu olduğu, ödemenin borcuna karşılık yapıldığı, kefalete dair ödemenin davalı şirket tarafından yapıldığı, davacı tarafından 25.09.2012 tarihli borç ve alacak kaydına dair açıklama içermeyen havale ile davalı ... ..şirketi hesabına yatırılan paranın borca mahsuben yatırıldığından davacı tarafından iade talepli icra takibi ve icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında haksız olduğu, davalılar tarafından davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Eksik inceleme ile düzenlenen rapora göre karar verildiğini, aynı nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/269 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu, davalı şirketin eski ortağı olan müvekkilinin davalı şirketteki paylarını 21.11.2012 tarihinde davalı ...'a devrettiğini, noterde düzenlenen devir sözleşmesinin eki olan sözleşmede ...'ın, müvekkilinin eski eşi olan ...'nun davalı şirket adına verdiği şahsi teminatları bizzat ödeneceğini kabul ettiğini, davalı şirketin 1992 yılında davacı, ... ve ... tarafından 1/3 şer paylarla kurulduğunu, daha sonra 22.06.2012 tarihinde yapılan hisse devri sözleşmesi ile ortakların paylarının yeniden belirlendiğini, ....Noterliğinin 21.11.2012 tarihli devir sözleşmesi ile davalı şirketin tüm paylarının davalı ... tarafından satın alındığını, eski ortaklar olan davacı, ... ve ... ile davalı ... arasında düzenlenen Pay Satın Alma Protokolü ve Pay Satın Alma Protokolü'nün Eki başlıklı sözleşmenin 2.paragrafında devir alanın kefaletleri ödeyeceğinin kabul edildiğini, Protokolün 12.maddesinde ise şirketin durum raporunda belirlenen borçlarının ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı ortağın, müvekkilinin eski eşi ...'nun şirket adına verdiği kefaleti ödeyeceğini kabul ettiğinin mahkemece dikkate alınmadığını, Müvekkilinin eski eşinin, davalı şirketin ....'a olan kredi borcunu kefaleten ödemek zorunda kaldığını, hisse devir sözleşmesi ve eki protokoller gereğince davalı ...'ın ... ...tarafından ödenen kefalet bedelini müvekkiline geri ödemesi gerektiğini, şirketin ekonomik sıkıntı çektiği dönemde ...'nun kredi sözleşmesine kefil olduğunu, bu kişi adına kayıtlı olan .. ada . parsel .... nolu bağımsız bölümün ipotek edildiğini, davacının 13.07.2012 tarihinde eşinden boşandığını, ...'nun üzerinde ipotek olan taşınmazını 25.09.2012 tarihinde ...'a 215.000,00 TL bedelle sattığını, bu miktarın ...'nun .. .... Şubesinde açılan vadesiz hesaba EFT olarak yatırıldığını, ancak davalı şirketin kredi borçlarını ödemediğinden müvekkilinin hesabına yatan paraya bloke konulduğunu, bu para ile şirketin borcunun ödendiğini, dolaysıyla müvekkilinin eşi tarafından ödenen bu bedelin davalı şirketin ...'a olan kredi borcuna karşılık kefaleten ödendiğini, mahkemenin gerekçesinde ise "kefalete dair ödemenin davalı şirket tarafından yapıldığı" değerlendirmesine yer verildiğini, banka dekontlarından anlaşılacağı üzere kefalete ilişkin ödemenin müvekkilinin eşi tarafından yapıldığını, ...'nun şirketin kredi kullanabilmesi için taşınmazını ipotek ettiğini, devamında malikin zor durumda kalarak taşınmazını sattığını, gelen paranın davalı şirketin kredi borcunun kefaleten ödenmesi nedeniyle, davalı ...'ın 215.350,00 TL'lik kefalet bedelini müvekkiline ödemesi gerektiğini, protokolün 12. maddesindeki, "...'nun... adına vermiş olduğu şahsi teminatlar ... tarafından ödenecektir" ibaresi ile bu borcun ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ...'nun, devir sözleşmesi ve protokole dayanarak İstanbul 10.AHM'nin 2013/438 E., 2014/594 K. sayılı dosyasında açtığı davanın reddedildiğini, bu ilamda paranın müvekkilince yatırıldığının belirlendiğini, 215.350,00 TL'nin ...tarafından davalı şirket için kefaletten ödediğini, bekletici mesele talebinin haksız şekilde reddedildiğini, diğer ortak ...'ın açtığı davanın bu davaya emsal olabileceğini, protokolde müvekkilinin şirkete borçlu olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığını, davalı ...'ın, davalı şirketin paylarını alırken tüm borçları ile birlikte devir aldığını, müvekkilinin borcuna ilişkin bir hüküm bulunmamasına rağmen protokolde müvekkilinin kefaleten ödediği borçların devir alandan tahsiline ilişkin hükümler bulunduğunu, davanın konusunun müvekkilinin davalı şirkete borçlu olup olmadığı olmayıp, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olsa bile bu durumun davalı ...'ı ilgilendirmediğini, davalı ...'ın, davalı şirketi 25.11.2012 tarihinde satın aldığını, bu davanın konusunun müvekkilince davalı şirketin hesabına 25.09.2012 tarihinde yapılan 215.350,00 TL ödemenin davalı şirketin kredi borçlarına karşılık kefaleten ödenip ödenmediği olduğunu, bilirkişilerin bu konuda bir inceleme yapmadığını,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacının eski eşinin şirketin borcu için ipotek verdiği taşınmazının satışından elde edilen satış badelinin, davacı tarafından eski eşinin şirkete olan kefaleti nedeniyle şirketin bankada bulunan hesabına yatırıldığı iddiasıyla 215.000 TL ödemenin geri tahsili için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava dışı ... ve... ile birlikte 1992 yılında kurulan davalı şirketin 1/3 payının sahibidir. 22.06.2012 tarihli hisse devir anlaşmasıyla birlikte ortaklık payları yeniden belirlenmiştir. Ortaklardan ...'nun 48000 hissenin 25714'üne, diğer ortak...'ın 18857'sine, davacının ise 3429 payına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Şirketin bu üç ortağı .... Noterliğinin 21.11.2012 tarihli pay devir sözleşmesi ile şirketteki paylarını davalı ...'a devir etmişlerdir. Davacının tarafı olduğu 21.11.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davacı, şirketteki 85.725 TL değerindeki payının tamamını aktif ve pasifiyle birlikte davalı ...'a devir etmiştir. Bu devir protokolünün yanı sıra taraflar arasındaki devrin hüküm ve sonuçlarını düzenlemek üzere devir eden üç ortak ile davalı ... arasında 21.11.2012 tarihli pay satın alma protokolü düzenlenmiştir. Protokol ile davacının 3840 payı, .....'ın 18240 payı ve ...'nin 2592 payı olmak üzere toplam 48000 adet pay, davacı yönünden 96.000 TL bedelle davalıya devredilmiştir. Sözleşmenin 5. maddesi ile satıcıların bu protokol tarihi itibari ile şirketten hak ve alacaklarının kalmadığını kabul ettikleri görülmektedir. Dava dilekçesinde dayanılan sözleşmenin 12. maddesinde ise "Paylarını iş bu protokolle ...'a satmayı kabul ve taahhüt eden paydaşlar, iş bu protokolün eki niteliğindeki '30 Eylül 2012 Durum Raporu' başlıklı belgede gösterilen alacak, borç ve kasa mevcudu ve sair hususların doğru ve gerçeği yansıttığını kabul ve taahhüt ederler. Pay devrinin tamamlanmasından sonra bu raporda bulunan şirket borçları, çalışanların işçilik hakları (kıdem, ihbar tazminatı ve ücret alacakları vb. Alacakları), bankalara verilmiş olan satıcıların, eşlerinin ve ...'nun... adına vermiş olduğu şahsi teminatlar (Bu teminatların çözülmesi için gerekli ödemeler üç iş günü içerisinde yapılacak, teminatların çözülmesi ise 15 gün içerisinde yapılacaktır), SGK ve vergi borçları ... tarafından ödenecektir. Pay devrinin tamamlanmasından sonra bu raporda bulunmayan borçların ortaya çıkması halinde ise borçlardan paylarının devreden satıcılar şahsi mal varlıklarıyla sorumlu olacaklardır. Şirket bu borçları ödemek zorunda kaldığı halde, satıcılar durumun kendisine bildirilmesinden itibaren 10 gün içinde borçları ödemeyi kabul ve taahhüt ederler. Yukarıda adı geçen bankalara ilişkin teminatların çözülmesiyle ilgili konu noterde yapılacak hisse devir sözleşmesinde belirtilecektir. " düzenlemesi bulunmaktadır. Bu sözleşmenin yanı sıra taraflar arasında, aynı tarihli pay satın alma protokolü eki başlıklı bir belge düzenlenmiş olup bu belgenin 2. Paragrafında; "Devir alan, devir edenin... .. ŞTİ. Lehine bankalara verdiği ve devir alana liste halinde ayrıca bildirilen (listede yer almamakla beraber devir edenin.... Şti. Lehine verdiği) bütün kefaletleri kaldırtmayı kabul ve beyan eder. Devir alan, söz konusu kefaletler kapsamında, devir edenden talep edilen ve devir eden tarafından ödenen tutarların esasen kendi sorumluluğunda ve yükümlülüğünde olduğunu, bunları kendisinin ödeyeceğini, bunların devir eden tarafından ödenmek durumunda kalınması halinde ilk yazılı talep üzerine devir edene derhal nakten ödeneceğini kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi mevcuttur. Davacı, sözü geçen düzenlemeler kapsamında, davalı ...'ın, sözleşmedeki açık hüküm nedeniyle ...'nun kefaleti nedeniyle yapılan ödemeden sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Takip konusu İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından 20.11.2012 pay satım alma protokolü ve şirketin borçlu olduğuna dair İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/438 E, 2014/594 K.sayılı kararı ile bu kararı onayan Yargıtay 11. HD'nin 2015/12102 - 13934 E.K.sayılı ilamı gereğince, 215.350 TL alacak ile 90.430 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 305.708 TL'nin tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalı şirket ile davalı ...'ın süresinde itirazı sonucu takibin durduğu, davacının sadece asıl alacak bakımından bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali açtığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesindeki açıklamalarda sözü edilen ve dosya bakımından önemli bir delil olan İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/438 Esas, 2014/594 Karar sayılı ilamı ile bu kararı onayan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.12.2015 tarih ve 2015/12102-12934 E./K. sayılı ilamının incelenmesinde; dosyadaki davacının ...olduğu, 19.02.2013 tarihinde bu davadaki iddialarla, .. ada .. parsel .. nolu bağımsız bölüm üzerine ipotek konulduğu, ...'in şirket ortağı olan eşi ...'dan 13.07.2012 tarihinde boşanmasından sonra şirket için verilen ipoteğin kaldırılmasını istediği, davalı şirketin mali sıkıntıda olması nedeniyle ipoteği kaldıramadığı, davacının bu nedenle taşınmazı satmak zorunda kaldığı, alıcının tapuyu alabilmek için kredi borcunu davalı şirketin banka hesabına yatırarak ipoteği kaldırdığı, buna rağmen bankaca, bu borcun davacı ...'in eşi tarafından ödendiğine ilişkin iki makbuz düzenleyip onayladığı, oysa ödemenin alıcı tarafından yapıldığı iki adet makbuz düzenlenmesi nedeniyle davacının alacağını alamadığı belirtilerek, bu alacağın tahsili istenmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucu, uyuşmazlık konusu olan ve kredi borcunun ödenmesi için yatırılan paranın davacı tarafından değil, boşandığı eşi olan ... tarafından ödendiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 11. HD'nin 2015/12102-13934 E.K.sayılı dosyası ile onanarak kesinleşmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında, davacı ile birlikte şirketteki payını devir eden... tarafından satılan taşınmaz bedelinin ödenmesi üzerine şirket hakkında benzer taleplerle İstanbul 16. ATM'nin 2017/269 Esas sayılı dosyasında açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiştir. Anılan dosyanın incelenmesinde, asıl davada... birleşen davada davalı şirketteki payını davacı ile birlikte devir eden... tarafından davacıların 1/2 şer payla sahip oldukları taşınmazın satılması üzerine, ipotek ve kefalet borcu nedeniyle ödenen 375.500 TL taşınmaz bedelinin her bir davada 1/2'si olan 178.750 TL'nin faiziyle birlikte tahsili istenmiştir. Mahkemece şirket ortağı olmayan asıl davadaki davacı...'ın davasının kabulüne, payı devreden...'ın ise payını 30.09.2012 tarihinde durum raporunda belirtilen şirket borçlarını ödemeyi kabul etmesi nedeniyle ve devir alan ...'ın bu tarihli durum raporuna göre devralması, devir alanın önceki borçların devrini üstlenmediği, sözleşmenin 12. maddesinde durum raporunda bulunmayan borçlardan devir alan ortağın sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı .... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19 HD'nin 04.05.2016 tarihli, 2015/17180 Esas, 2016/8233 Karar sayılı ilamı ile; davalı şirket ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin davacı...'ın kefil sıfatıyla imzalanması ve borcun kefalet çerçevesinde ödenmesi nedeniyle, davacı...'ın şirket ortaklığından ayrılmasının kefaleten ödediği borcu şirketten talep etmesine engel olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk derece mahkemesi 2017/269-427 E.K. sayılı kararıyla önceki kararda direnmiştir. Davacının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay HGK'nın 09.12.2021 tarih, 2017/3083 Esas - 2021/1641 Karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesi kararı özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. HGK kararı dosyaya bakan mahkeme açısından bağlayıcı olup, bu karar doğrultusunda mahkemenin işlem yapması gerekmektedir. Bu durumda bu dosya ile diğer dava arasında, devir açısından irtibat veya benzerlik bulunması halinde, çelişkili kararların önlenmesi bakımından diğer dosyanın sonucunun beklenmesi uygun olacaktır. Ancak her bir dosyadaki delil durumu ve ileri sürülen iddia ve savunmalar birbirlerinden farklıdır. İstanbul 16 ATM'nin dosyasında davacı ile birlikte payını devir eden..., şirketin borçlarına müteselsil kefil olduğunu, şirketin kefalet borcu nedeniyle kendi taşınmazının satışından elde edilen geliri şirketin borçlarının kapatılmasında kullanıldığını ileri sürmektedir. Gerçekten de yukarıda belirtilen Yargıtay HGK kararında ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere kefil sıfatıyla bir kişinin borcunu ödeyen kişi kanuni halefiyet gereği bu borcu o kişiden isteme hakkına sahip olacaktır. Şirket ortağı olsun veya olmasın bir kişi şirket borcu nedeniyle kefaleten bir ödemede bulunmuş ise bu miktarın tahsilini talep etme hakkı bulunmaktadır. Ancak dosyamızdaki davacı kendi kefalet borcu nedeniyle ödeme yaptığını ileri sürmemektedir. İstinaf başvurusunun 2. maddesinde açıkça davacının eski eşi olan ...'nun, davalı şirketin ...'a olan kredi borcunu kefaleten ödemek zorunda kaldığı, devir sözleşmesi ekinde bulunan protokol uyarınca ...'ın ...tarafından ödenen kefalet bedelini davacıya geri ödemesi gerektiği belirtilmektedir. Dosyada bulunan dekonttan 215.000 TL'nin pay devri öncesi 25.09.2012 tarihinde davacı tarafından "... teslimi...... tarafından para yatırma işlemi" açıklamasıyla ödeme yapılmıştır. Borcun davacı tarafından ödendiği açıktır. Davacı aynı zamanda davalı şirketin ortağıdır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının ortağı olduğu dönemde ve ödeme tarihinde yöneticisi olduğu anlaşılmaktadır. 07.08.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinden davacının 10 yıl süreyle şirket müdürü olduğu anlaşılmaktadır. Şirket müdürünce tutulan kayıtlara göre şirketin ticari defterleri düzenlenmiş ve mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde 25.09.2012 tarihi itibariyle davalı şirketin 772.406 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davacı ortağın, havale hükmünde olan para ödeme makbuzunda bir açıklama bulunmamış olması, davacının o tarihte şirketin yönetici olması ve şirkete borçlu olması nedeniyle bu ödemenin şirket borcu için yapıldığına ilişkin kabul hukuka uygun olacaktır. Aksi halde şirkete borçlu olan bir kişinin üçüncü bir kişinin kefalet borcunu ödediğinden söz edilmesi dürüstlük kurulanı uygun olmayacaktır. Kaldı ki davacı kendi kefaleti bulunduğunu ileri sürmemiştir. Bu nedenle bu ödemenin davacının kefaleti nedeniyle ödendiği kabul edilemeyecektir. Bu yönüyle bu dava ile bekletici mesele yapılması istenen İstanbul 16 ATM'de diğer ortak ... tarafından açılan dava birbirinden farklıdır. Davacı, boşandığı eşinin şirkete olan kefaleti nedeniyle, taşınmaz satışından elde edilen parayı kefalet borcu kapsamında ödediğini ileri sürmektedir. Bu durumda ödenen parayı, kefalet borcu ödenen kişi talepte bulunabilecektir Davacı, ölen eşinin mirasçısı olmadığı gibi onun adına da dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Davacı kendi kefalet borcuna mahsuben bir ödeme yaptığını ileri sürmemektedir. Ölen eşi ...'nun kefalet nedeniyle yaptığı ödemenin, pay satın alma protokolünün 12.maddesi gereğince davacıya iadesi gerektiğini belirtmiştir. Protokolün 12.maddesinde eşlerin ve ...'nun... adına verdiği teminatların çözüleceği belirtilmiş ise de burada esasında üçüncü kişi yararına bir sözleşme bulunduğu kabul edilmelidir. Üçüncü kişi yararına bir sözleşmede ifayı talep etme hakkı da üçüncü kişiye aittir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,
5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olarak olarak karar verildi.