Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1310 E. 2022/1339 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1310
- Karar No
- 2022/1339
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2117 - 2024/1406 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2117 KARAR NO : 2024/1406 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/12/2021 NUMARASI : 2020/573 Esas 2021/1009 Karar DAVACILAR : VEKİLİ DAVALILAR DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 15/11/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/11/2024 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... Kargo Yurtiçi Yurtdışı Taşımacılık AŞ vekili ve ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 19.03.2020 tarihinde davalılardan ... Kargo Yurtiçi Yurtdışı Taşımacılık AŞ' nin çalışanı davalı sürücü ...' nın idaresindeki, davalı ... Sigorta AŞ nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacıların desteği yaya ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek, kısmi dava olarak, davacı eşi ... için 1.000TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, davacı eş için 35.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 13.000,00 TL olmak üzere 113.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen olmak üzere, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında destekten yoksun kalma tazminat talebini 124.124,66TL’ye artırmıştır. Davalı sigorta vekili, dava öncesi dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını, ve ayrıca davacı tarafın Karayolları Trafik Kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi' nin 17.07.2020 tarihli ve E.2019/40; K.2020/40 sayılı Kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, davayı kabul manasına gelmemek kaydıyla kusur oranı tespiti bakımından dosyanın ATK trafik ihtisas dairesine gönderilmesini, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlamasını, aksi takdirde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunu, re'sen gözetilecek müterafik kusurun tespiti halinde hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ZMSS poliçesinin gerçek ve doğrudan olan zarar kalemleri için teminat verdiğini, davacı tarafın taleplerinin bu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun teminat limitiyle sınırlı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi, türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Kargo Yurt İçi Yurt Dışı Taşımacılık AŞ vekili, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediğini, diğer davalı ...'nın davalının çalışanı olmadığını ve sürücünün kusuru nedeniyle davalıya herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceğinden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı şirketin işleten sıfatının da bulunmadığından davanın davalı yönünden reddine karar verilmesini, davacı taleplerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı ...'ın müteveffadan kalan emekli maaşına hak kazandığını ve bu nedenle müteveffanın desteğinden yararlanmaya devam ettiğinin göz önünde bulundurulmasını, davacıların manevi tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi aynı zamanda fahiş miktarda olduğunu, kabul manasına gelmemek kaydıyla müteveffanın müterafik kusuru nedeniyle hesaplanan tazminattan indirim yapılmasını, davacıların avans faizi talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, toplanan delillere göre dava konusu kazanın 19.03.2020 tarihinde olduğu ve davacıların zamanaşımı süresi geçmeden iş bu davayı açtığı, ceza dosyasındaki tanık ifadeleri ve ... plakalı araç üzerinde davalı Kargo şirketine ait amblemin bulunduğundan ilgili şirketin işleten sıfatının bulunduğu, davalının husumet itirazına itibar edilmediği, davacıların murisinin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, davalı ... Kargo AŞ işleten, davalı ... sürücü sıfatıyla, davalı sigorta şirketi ise poliçe kapsamında maddi zararın tamamından müteselsilen sorumlu olduğu, davadan önce sigorta şirketine müracaatın yapıldığı ve sigorta şirketince 18.11.2020 tarihinde cevap verildiği bu tarihe 8 iş günü ilavesiyle sigorta şirketi yönünden 01.12.2020 tarihinde, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 19.03.2020 tarihinde temerrüdün oluştuğu, dava konusu araç ticari olduğundan, temerrüt tarihlerinden itibaren avans faizi işletilerek, maddi tazminat davasının kabulü ile 124.124,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta AŞ. yönünden 01.12.2020, davalılar ... ve ... Kargo.. AŞ yönünden 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 22.000 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 10.000' er TL manevi tazminatın davalılar ... Kargo.. AŞ. ve ...' dan tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat istemine ilişkin fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... Kargo... şirketi vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmış, davalı ... tarafından istinaf peşin karar ve ilam harcını yatırmaması nedeniyle muhtıra tebliğ edilmiş ancak süresi içerisinde harcın yatırılmaması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine dair ek karar verilmiş, ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapılamamıştır İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekil istinaf başvuru dilekçesinde: manevi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerekirken asgari düzeyden bir belirleme yapılmasının olayın oluşu ve müteveffanın kusursuz olduğu gözetildiğinde haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahal mahkeme kararının davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatlar yönünden kaldırılması/arttırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ... Kargo... şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı sürücünün davalı çalışanı olmadığını, sürücünün kusuru nedeniyle davalıya sorumluluk atfedilmeyeceğinden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı şirket yönünden kusur tespiti yapılmamış olmasına rağmen işleten sıfatıyla sorumluluğuna gidilmesinin hatalı olduğunu, araç işleteni olduğunu davacının ispatlaması gerektiğini, kaza mahalinde keşif yapılmak ve tanıklar da dinlenmek suretiyle kusur raporu düzenlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda eksik ve yanlış veri bulunduğunu, olay yeri incelemesinin 18.06.2020 olarak tespitinin yapıldığını, raporda kazanın oluş saati ve hava durumu kısmında gündüz saatinde ve açık yazdığını, davalı sürücünün gerekse de araçta yanında yolcu koltuğunda bulunan ve savcılık dosyasına beyanda bulunan ...'ın ifadelerinde bölgede kar yağışı olduğu, zeminde buzlanma olduğunun belirtildiğini, buzlanma nedeniyle aracın kayarak kontrolden çıktığını, yayaya defalarca korna ile de uyarı yaptığını, araç sürücüsünün çarpmamak için manevra yaptığı halde aracın kayarak yayaya çarptığını beyan ettiği, kazanın yaşandığı tarih aralığındaki hava durumlarının kontrolünde 18-19-20 Mart 2020 tarihlerinde havanın kar yağışlı olduğunun tanık anlatımıyla da örtüştüğünü, buzlanmanın çok yüksek olasılıkla var olduğunu, raporda kaza günündeki hava, kazanın yaşandığı mahaldeki zemin durumu ile ilgili hiçbir araştırma yapılmayarak davalı sürücünün asli kusurlu, yayanın kusursuz olarak tespit edildiğini, yolun fiziki şartları, eğimi, karlı hava nedeniyle buzlanmanın da olduğu kaygan zeminde geçmesi gereken mesafe ve bu mesafeyi geçiş esnasında göstereceği hıza da bağlı olarak 75 yaşındaki yayanın da kusurlu davrandığının tespit edilmesi gerekirken yayanın kusursuz tespit edilmekle raporun hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın müterafik kusuru ve dava dışı 3. kişilerin kusuru tespit edilerek hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, yolun belediyenin sorumluluğunda olup, kazanın meydana gelmesinde oluşan buzlanmanın etkisi, belediyenin yolu tuzlamaması hususlarının hiç irdelenmemiş olması ve kazanın oluşmasında dava dışı 3. Kişinin kusuru değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, müteveffa vefat ettiği tarihte 75 yaşında olup yaşam tablosu verileri ve geliri birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan destekten yoksun kalma tazminatının fahiş olduğunu, hesap raporunda itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı ...'ın müteveffadan kalan emekli maaşına hak kazandığından müteveffanın desteğinden yararlanmaya devam ettiği hususunun göz önünde bulundurulmadığını, davacıların manevi tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun ve fahiş olduğunu ileri sürmüştür. Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müteveffanın ölümü ile kaza arasında illiyet bağı kurulamadığını, kesin ölüm sebebi tespit edilemediğinden kabul kararı verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, poliçe tanzim tarihi olan 14.01.2021 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olduğundan TRH tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yeniden tazminat hesabı yapılması gerekirken progresif ranta göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararı 17.07.2020 tarihinde verilmiş olmakla iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığını, %0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasını da kabul etmediklerini, bu haliyle de raporun denetime elverişli olmadığını, teknik faizin %0 olarak kullanılmasının zarar gören açısından zenginleşmeye neden olacağını, kazanın aynı zamanda iş kazası olduğundan davacılara SGK tarafından 5510 sayılı kanun gereğince rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı konusunda net bir tespit yapılmadan karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın dava dışı başka desteklerinin bulunup bulunmadığı, özellikle de anne ve/veya babasının hayatta olup olmadığı hususunda da araştırma yapılmadan tazminat hesabı yapıldığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, 19.03.2020 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, yaya, davacı ...'ın eşi ve diğer davacıların babası ...' a çarpmasından kaynaklı desteğin vefat ettiğini belirterek davacı eş için destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen, tüm davacılar için manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, mahkemece maddi tazminat davasının kabulü, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusu sırasında yatırılması gereken istinaf peşin karar ve ilam harcının yatırılmaması nedeniyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 25.05.2022 tarih 2022/1310 E., 2022/1339 K. Sayılı kararı ile dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesi tarafından çıkarılan muhtıra tebliğ edildikten sonra verilen süre içerisinde harçların tamamlanmaması nedeniyle 18.07.2022 tarihli ek karar ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, ek kararın davalı ... vekiline 24.07.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapılmamıştır. 1-Davalı ... Kargo... şirketi vekilinin husumete ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Somut olayda kazaya sebebiyet veren ... plakalı araç dava dışı ... adına kayıtlıdır. Davalı ... Kargo... Şirketi tarafından davalı araç sürücüsünün davalı şirket çalışanı olmadığı ileri sürülmüşse de davalı araç sürücüsünün kaza tarihinde alınan ifadesinde ... Kargo'da şoför olarak çalıştığını beyan ettiği, kaza sırasında araçta yolcu olarak bulunan ...'ın beyanının ise ... Kargo' da kurye olarak çalıştığı, ... plaka sayılı araç ile kargo dağıtımı sonrasında olayın yaşandığı şeklinde olduğu ve 02.07.2020 tarihli Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/66245 soruşturma sayılı dosyasında alınan 02.07.2020 tarihli olaya ilişkin kamera kaydının incelendiği bilirkişi raporunda kazaya karışan ... plakalı araçta "... KARGO" yazılı logo bulunduğu anlaşıldığından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi gereğince davalı ... Kargo Yurtiçi Yurtdışı Taşımacılık AŞ ' nin teşebbüs sahibi olarak hükmedilen maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. 2-Davalı ... Kargo...şirketi vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin kusura ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Kazadan sonra düzenlenen 19.03.2020 tarihli kaza tespit tutanağında gündüz vakti, eğimli, zeminin ıslak/nemli olduğu, 3 yönlü (T) kavşakta meydana gelen kazada, sürücü ...’nın ... plakalı araç ile ... sitesinden çıkışta bilinmeyen sebeple aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce otomatik bariyere daha sonra daha sonra 591. cadde köşesinden karşıya geçmek isteyen yaya ...’a çarptıktan sonra seyrine devam ederek yolun karşısında park halinde olan araca ve site bahçe duvarına çarpıp park yerinde duruşa geçtiği, olayda KTK 52/1-b md ihlal ettiği, yayanın kural ihlali bulunmadığının tespit edildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2020/66245 Sor. Sayılı dosyasında trafik bilirkişiden alınan 02.07. 2020 tarihli raporda, kazaya ilişkin kamera görüntüsü ve olay yerinin incelendiği, ... plakalı aracın, yayanın geldiği ve yürüme istikametine göre sürücü açısından rahatlıkla görülebildiği, sürücünün görüş açısının açık olduğu, geliş tarafından yayaya doğru ve dik virajlı- eğimli yol olduğu, yayaya çarpma noktasının yürüme istikametine göre otopark köşesine 1-1,5 metresine geldiğinde bariyer ile yaya arasında yaklaşık 5-10 m mesafe bulunduğu halde, kamyonetin kontrolsüzce gelerek çarptığı, yayanın sol arkasından gelen aracı görme imkanı olmadığı, aracın yayaya çarptıktan sonra aynı hızla seyrine devam ettiği, sağında boş alan olmasına rağmen duruşa geçemeyerek cadde üstünde park halinde araca da sol yandan çarpıp sonrasında da çevre duvarına çarpıp durabildiği, sürücü ...' nın KTK 52/a,b 47/d, 84. ve yönetmeliğin 95. Maddelerini ihlal ettiği, asli kusurlu olduğu, yayanın kusursuz olduğunun bildirildiği, mahkemece makine bilirkişisinden alınan 06.10.2021 tarihli raporda, sürücü ...’ nın, araçla seyir halinde iken yola gereken dikkati vermediği, hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayarak, görüş alanını yeteri kadar kontrol ederek seyredip, meydana gelebilecek tehlike durumunu bertaraf edebilecek şekilde dikkatli ve tedbirli bir şekilde seyrini sürdürmediği, yayayı gördüğünde meydana gelebilecek tehlike durumunu bertaraf edebilecek şekilde hızını azaltmadığı, hızını düşürerek dikkatli ve tedbirli bir şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken, sağdan sola yürüme halinde olan yayayı gördüğünde, fren tedbirine başvurmayarak, sola direksiyon manevrası ile yayaya çarparak ölümüne neden olduğu kazada, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a-b kurallarını ihlal etmesinin kazanın meydana gelmesinde tam etkili olduğu, yaya ...' ın, trafiğe açık bulunan sokakta yolun karşısına geçiş yaparak, yolun solundaki park alanı köşesine yaklaşmış olması nedeniyle, olayı önlemek bakımından alabileceği tedbir bulunmadığından, olayın oluşumu ile illiyetli herhangi bir dikkatsizlik ve tedbirsizliği bulunmadığından, kazanın meydana gelişinde etkisiz olduğu belirlenmiştir. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.12.2021tarih 2021/82E. 2021/1126 K. sayılı dosyasında, taksirle ölüme neden olma suçundan sanık ...' nın 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın sanık vekili tarafından istinafı üzerine Ankara BAM 26 CD. 2022/232E., 2024/318K. Sayılı ilamı ile sanık müdafinin, meydana gelen olayda sanığın kusurunun bulunmadığına, lehine olan hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar 09.02.2024 tarihinde kesinleşmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 74.maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz ” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar) Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Mahkemece alınan 24.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...' nın asli kusurlu, müteveffa yaya ...'ın alabileceği tedbir bulunmadığından, olayın oluşumu ile illiyetli herhangi bir dikkatsizlik ve tedbirsizliği bulunmadığından kusursuz olduğu tespit edilmiş olmakla mahkemece dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle, ceza yargılaması sırasında kesinleşen maddi vakıa ve bilirkişi raporundaki kusur dağılımının oluşa uygun olması sebebiyle benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. 3-Davalı sigorta şirketi vekilinin dava konusu kaza ile desteğin ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığına ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/66245 soruşturma sayılı dosyasında alınan ATK Ankara Morg İhtisas Dairesi Başkanlığı 'ndan alınan 09.11.2020 tarihli raporda destek ...'ın ölümünün genel beden travmasına bağlı omur, pelvis ve ekstremite kemik kırıkları ile birlikte iç kanama ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin 19.03.2020 tarihinde maruz kaldığı araç dışı trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanması ile tedavi gördüğü hastanede aynı tarihteki ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespit edilmiş olmakla davalı vekilinin istinaf sebebi doğru görülmemiştir. 4-Davalı sigorta vekili destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasında hata yapıldığını ileri sürmüş ise de; Dava konusu kaza 19.03.2020 tarihinde meydana gelmiş olup Yargıtay uygulamasına göre TBK'nın 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruri olup, gerçek zarar miktarının, hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürlerinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi ve hesaplamanın progresif rant yöntemine göre yapılması kabul edilmiş olduğu, Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplamanın yapıldığı, desteğin ölüm tarihinde anne babasının sağ olmadığı, davacı eşe verilen destek payının doğru hesaplandığı görülmekle raporun hükme esas alınmasında ve bu itibarla, davacı ...' ın destekten yoksun kalma zararının davalılardan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... Kargo... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. 5-Davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacılar vekili dava dilekçesinde davacıların eşi ve babaları olan ...' ın vefatı nedeniyle davacı eş ... için 35.000,00 TL, diğer davacı çocuklar için ise ayrı ayrı 13.000,00' er TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davacı eş için 22.000,00 TL diğer davacılar için ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmiştir. 6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olayda, 19.03.2020 tarihinde meydana gelen kazada davalı ...’nın idaresinde bulunan araç ile yolun solundaki otopark alanı köşesine yaklaşmış olan yaya destek ... 'a çarparak ölümüne neden olduğu, kazaya davalının tam kusuru ile sebebiyet verdiği, olayın meydana geliş şekli, somut olayın özellikleri, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü, davacıların müteveffanın eşi ve çocukları olması göz önünde bulundurulduğunda, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden belirlenen tazminat miktarının hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir miktar daha yüksek olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1.b.2. maddesi gereğince davacı eş ... için 35.000,00 TL müteveffanın çocukları olan diğer davacılar için ayrı ayrı 13.000,00' er TL manevi tazminatın davalılar ... Kargo.. AŞ. ve ...'dan tahsiline dair kesinleşmiş yönler ve davacı taraf lehine olan hususlar gözetilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... Kargo... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II-Davacılar vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-Maddi Tazminat İstemine Yönelik Davanın Kabulü ile; 124.124,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta AŞ. Yönünden 01.12.2020, davalılar ... ve ... Kargo.. AŞ. Yönünden 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Manevi Tazminat İstemine Yönelik Davanın Kabulü İle; -Davacı ... için 35.000 TL manevi tazminatın 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Kargo... AŞ Ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davacı ... için 13.000 TL manevi tazminatın 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Kargo.. AŞ. Ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davacı ... için 13.000 TL manevi tazminatın 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Kargo.. AŞ. Ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davacı ... için 13.000 TL manevi tazminatın 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Kargo.. AŞ. Ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davacı ... için 13.000 TL manevi tazminatın 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Kargo.. AŞ. Ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davacı ... için 13.000 TL manevi tazminatın 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Kargo.. AŞ. Ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davacı ... için 13.000 TL manevi tazminatın 19.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Kargo.. AŞ. Ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Manevi Tazminat İstemine İlişkin Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 7.719,03 TL harçtan daha önceden ödenen peşin harç 389,37 TL+54,4 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 443,77 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 7.275,26 TL harcın davalılar ... Kargo.. A.Ş. ve ...'dan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacılar tarafından yapılan; 54,40 TL Başvuru Harcı, 389,37 TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 443,77 TL harcın davalı ... Kargo.. AŞ. Ve ...'dan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan; 1.550,00 TL Bilirkişi ücreti, 244,50 TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.794,50 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 6-Maddi Tazminat istemine yönelik Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 8.478,96 TL harçtan daha önceden ödenen ıslah, peşin ve başvuru harcı olmak üzere toplam 809,90 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 7.669,06 TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 7-Manevi Tazminat yönünden; davacılar bir vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre hesaplanan, -Davacı ... için 30.000,00 TL-Davacı ... için 13.000,00 TL-Davacı ... için 13.000,00 TL-Davacı ... için 13.000,00 TL-Davacı ... için 13.000,00 TL -Davacı ... için 13.000,00 TL-Davacı ... için 13.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... Kargo.. A.Ş. ve ...' dan alınarak davacılara verilmesine, 8- Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine III-İSTİNAF HARÇ VE MASRAFLARI YÖNÜNDEN; 1-Harçlar Kanunu gereğince davalılar ... Kargo Yurtiçi Yurtdışı Taşımacılık AŞ ve ... Sigorta Anonim Şirketi’den alınması gereken 14.080,38 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.521,00+2.135,00 TL olmak üzere toplam 5.656,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.424,38 TL harcın davalılar ... Sigorta Anonim Şirketi (... Sigorta Anonim Şirketi 6.343,96 TL’sinden sorumlu olarak) ve ... Kargo Yurtiçi Yurtdışı Taşımacılık AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 2- Davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 139,50 TL yargılama gideri ve 220,70 TL istinaf başvuru harcının toplam 360,20 TL'nin davalı ... sigorta şirketi ve davalı ... Kargo... şirketinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... Kargo... şirketi tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.