Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1148 E. 2025/290 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1148
- Karar No
- 2025/290
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1148
KARAR NO: 2025/290
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/12/2020
NUMARASI: 2020/100 Esas, 2020/889 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 26/03/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında kurulan ticari ilişki kapsamında müvekkilinin davalıdan fatura kaynaklı cari hesap alacağının bulunduğunu ancak davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacı tarafından 19.029,83 TL cari hesap alacağından bahisle icra takibi başlatılmış ise de Maliye Bakanlığı tarafından şirkete gönderilen ... sıra nolu haciz bildirisine istinaden Gelir idaresi başkanlığının 12.10.2018 tarihli “KDV İadesi Kontrolü Raporu” doğrultusunda yedilerinde tutulan 18.490,91 TL alacağın, doğrudan haczedilerek Maliye Bakanlığı’na ödendiğini, davacının hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davacın 14.022.020 günü ödendiği bildirmiş ise de ödeme itiraz süresi dahilinde 13.02.2020 tarihinde ödendiğinin ,dilekçe ekinde sunulan ödeme ile sabit olduğunu, Maliye Bakanlığı tarafından haciz bildirisinin 08.02.2020 tebellüğ edilmiş olduğundan, davacı alacağı üzerine iş bu tebliği tarihi itibariyle haciz konulmuş olup, bu tarihten sonra davacı tarafın alacaklı olduğu icra dosyasına ödeme yapılabilmesinin mümkün olmadığını, Maliye Bakanlığına ödemenin yasal zorunluluk olmasına rağmen kötü niyetli icra takibine ödeme yapılmadığı yönündeki haksız dava açılmasının sebebinin anlaşılamadığını haksız davanın reddi ile % 20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ticari kayıtları ve BA/BS formlarının incelenmesi sonucu, 04.02.2019 tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 18.490,91 TL alacaklı olduğu, 06.02.2019 tarihinde davalıya ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafından ödeme süresi içinde vergi dairesine ödeme yapıldığı ve bu ödemenin asıl alacak miktarı kadar olduğu, ancak icra masraflarının davalı borçlu tarafından ödenmesi gerektiği, dolayısıyla davacının 1.937,44 TL asıl alacak ve 361,76 TL faiz alacağıyla birlikte toplamda 2.299,20 TL alacak hakkı kazandığı, buna ek olarak, davalıdan %20 oranında 459,84 TL icra inkar tazminatının davacıya verilmesine ve davalı tarafından ödeme yapıldıktan sonra davacının takipte haksız ve kötü niyetli olmadığı anlaşılmakla davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, icra ödeme emrinin 06.02.2019'da gönderildiğini ve yasal itirazın son gününün 13.02.2019 olduğunu, davalı tarafça vergi dairesine 14.02.2019'da ödeme yapıldığını yani takip kesinleştikten sonra yapılan ödemeye ilişkin itirazın haksız olduğunu, Vergi Dairesine borçlarını taksitlendirdiklerini, düzenli ödeme yaptıklarını, vergi dairesinin borçlu olarak davacının mal varlığına gitmeden üçüncü kişideki hak alacaklarının haczine dair yazı göndermesinin manidar ve suç olduğunu, davalının takibin kesinleşmesinden sonra ödemeyi vergi dairesine yaptığını, alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli bir rapor olmadığını, davanın kötü niyetli olduğunu, ilk derece mahkemesinin kendisinden talep edilmesine rağmen vergi dairesinden borç tutarını ve muacceliyetini sormadığını, davanın vergi dairesine ödediği bedelin davacıya iade edilmediği gibi yapılandırılmış vergi borçlarından da düşünmediğini, havuzda bekletildiğini bildirildiğini yani ödemenin gereği gibi ifa olmadığını ve davalı borcunu ifa yerinde hataya düştüğünü belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, hesaplanan miktarların fahiş olduğu, ayrıca icra takip masrafları ve icra vekalet ücretine uygulanacak faiz oranının yasal faiz olması gerektiği, Mahkemece %19,50 oranında faiz uygulanmasının kabul edilemez olduğu, davacı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına ilişkin olarak başlatılan takipte, müvekkil şirket nezdinde bulunan alacağın 18.490,91 TL olduğu ve davacının bu miktarı aşan kısım için haksız ve kötü niyetli takip başlattığı, bu sebeple İcra İflas Kanunu’nun 67/2 hükmü uyarınca, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bu nedenlerle kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, eser sözleşmesinden doğan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Davacı yüklenici, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında alacaklı olduğunu ileri sürerek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı iş sahibi ise, vergi dairesi tarafından gönderilen yazı doğrultusunda, davacının alacağını vergi dairesine ödediğini ve bu nedenle borçlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece, takip tarihi itibarıyla davacının alacaklı olduğu, asıl alacak tutarı kadar ödemenin davalı tarafından vergi dairesine yapıldığı, ancak icra takibine sebebiyet verilmiş olması nedeniyle davalının takip masraflarından sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.Davalının istinaf başvurusunun incelenmesinde;Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı aleyhine kabul edilen karara karşı davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, karar tarihi itibariyle (2020 yılı) istinaf kesinlik sınırı 5.390,00-TL olup verilen karar miktar itibariyle (2.299,20TL) kesinlik sınırı altında kaldığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacının istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dosyada mevcut deliller doğrultusunda, davalı iş sahibinin asıl alacak tutarını, Vergi Dairesi’nden gelen yazıya istinaden, icra takibine itirazın son günü olan 13.02.2019 tarihinde Vergi Dairesi’ne ödediği sabittir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.02.2013 gün 2012/19-780 Esas 2013/258 Karar, 13.05.2015 gün 2013/19-2244 Esas 2015/1342 Karar sayılı ilamında ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi kararlarında da kabul edildiği üzere itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerektiğinden, dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Buna göre mahkemece icra takip tarihinden sonra ödeme yapıldığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100/I. maddesi uyarınca takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlenmiş faiz ile icra takip giderleri ve icra vekalet ücreti hesaplattırılıp ödenen miktar öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları ve icra vekalet ücreti, kalanı da asıl alacaktan düşülmek suretiyle varsa kalan miktar üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi gerekir.(Yargıtay (Kapatılan)15.H.D.2015/1887E.,2015/6409K. Sayılı kararı) Bu açıklamalar doğrultusunda, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise 6100 sayılı HMK'nın 341/2 ve 352/1 maddeleri uyarınca miktar yönünden kesinlik sınırının altında kaldığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/12/2020 tarih ve 2020/100 Esas, 2020/889 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinin 6100 sayılı HMK'nın 341/2 ve 352/1 maddeleri uyarınca miktar yönünden kesinlik sınırının altında kaldığından REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-İstinaf yoluna başvuru harcı ile peşin istinaf karar harcının davalı tarafa istek halinde İADESİNE, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.