Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/111 E. 2022/299 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/111
Karar No
2022/299

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2077 KARAR NO : 2025/90 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2022 NUMARASI : 2022/111 E. - 2022/299 K. DAVACI VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2022 tarih ve 2022/111 E. - 2022/299 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibaresinin 36.sınıfta tescili için gerçekleştirdiği 2021/064085 sayılı başvurunun, TÜRKPATENT tarafından re'sen yapılan incelemede 2009/11799, 186968 sayılı "...", "..." sayılı markalar ile 6769 sayılı SMK 5/1-ç maddesi uyarınca benzer bulunarak reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin markasının, redde gerekçe gösterilen markalar ile SMK'nın 5/1(ç) maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, ayrıca redde gerekçe markalar ile müvekkili markasının tescil kapsamlarının da “aynı” olmadığını, müvekkili markasının reddedilen emtialarının hitap ettiği tüketici kitlesinin, ortalamadan daha fazla dikkat seviyesine sahip bulunduğunu, müvekkili ile redde gerekçe marka sahibinin faaliyet alanlarının ve hitap ettikleri tüketici kitlesinin farklı olduğunu ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2022-M-837 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru ile redde gerekçe “...” ibareli markaların asli unsurları itibariyle birebir aynı ibarelerden oluştuğu, davaya konu marka kapsamında yer alan hizmetlerin ret gerekçesi markaların koruma kapsamında bulunan mallarla aynı ya da aynı türden olduğunu, söz konusu markalar arasında tarihsel öncelik sonralık ilişkisinin bulunduğunu, müvekkili Kurum tarafından verilen ret kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka ile redde gerekçe markaların “...” ibaresini aynen içerdiği, markalarda herhangi başka bir unsur bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan “...” kelime unsurunun tüketici algısında esas unsur olarak algılanacağı dolayısıyla dava konusu marka ile redde gerekçe markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, kapsamlarının da aynı/aynı tür emtialardan oluştuğu, davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, davacı “...” ibareli markasının tanınmış ve kullanılıyor olması nedeniyle dava konusu başvurunun reddedilemeyeceğini iddia etmişse de, markanın tanınmışlığı veya kullanılıyor olmasının, aynı/aynı tür mallar/hizmetler için daha önce tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer markalar nedeniyle 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(ç) hükmü gereğince daha sonra başvurusu yapılmış bir markanın reddedilmesine engel teşkil etmediğinden, söz konusu itirazların yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde kazanılmış hak sahibi olduğu ve müvekkili markalarının tanınmış olduğu hususlarının göz ardı edildiğini, bu ibare üzerindeki gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait bulunduğunu, müvekkiline ait markanın kullanımla çok güçlü bir ayırt edici nitelik kazandığını, toplumun ilgili kesimlerince tanınan, dünyanın pek çok yerinde tescil edilmiş bir marka olduğunu, müvekkil markasının redde gerekçe gösterilen markalar ile SMK'nın 5/1(ç) maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunmadığını, karşılaştırılan markaların tescil kapsamlarının da “aynı” olmadığını, müvekkili ile redde mesnet markaların sahibinin faaliyet alanlarının ve tüketici kitlelerinin de benzeşmediğini, Ankara 2. FSSHM'nin 2017/353 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin 2016/72779 sayılı başvurusu ile redde mesnet 2009/11799 sayılı marka arasında SMK'nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığına hükmedildiğini, ilgili tüketici kitlesinin ortalamadan daha fazla dikkat seviyesine sahip bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, dava konusu "..." ibareli 2021/064085 sayılı başvuru ile redde mesnet "..." ibareli markalar arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunduğu, zira markaların asli unsurlarının aynı olduğu ve büyük harfle yazılmış düz yazı şeklindeki başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, nitekim davacı tarafça emsal olarak dayanılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2020 tarih, 2020/159 Esas, 2020/3891 Karar sayılı kararında da "...redde mesnet markanın asıl ve ayırt edici unsurunun “...” olduğu ve yalnızca bu ibareden oluştuğu, başvuruda da bu ibarenin aynen yer aldığı, şekil unsurunun belirgin bir ibare olsa da başvuruya ayırt edici karakteri yazılı ibarenin verdiği nazara alındığında, redde mesnet markanın asıl unsurunun şekil unsuru ile birleştirilmesi suretiyle başvuru markasına aktarıldığı ve bu halde başvuru ile redde mesnet marka arasında ilk bakışta ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." denildiği, öte yandan davacının, başvuru tarihi itibariyle dava konusu ibare üzerinde müktesep hak sağlayacak markasının bulunmadığı, davacı markasının tanınmış ve kullanılıyor olmasının da SMK'nın 5/1-ç maddesinden kaynaklanan mutlak tescil engelini bertaraf etmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/111, K. 2022/299, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-111-e-2022-299-k-6410eca15fbb