Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/335 E. 2023/847 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/335
Karar No
2023/847
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/152 - 2025/97 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi) ESAS NO : 2024/152 KARAR NO : 2025/97 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2023 NUMARASI : 2019/332 Esas - 2023/632 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak KARAR TARİHİ : 30/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/02/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; taraflar arasında 01/03/2016 tarihinde "Betonarme İmalatı Yüklenici Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından yapımı üstlenilen ... parselde vaki ve kain AVM + İş Merkezi İnşaatının Demir Beton Hariç Her Türlü Malzeme, İşçilik, Nakliye, Mobilizasyon, Masraflar vb. giderler, müvekkili taşeron şirkete ait olmak üzere konvansiyonel sistem ile beton ve betonarme kalıbı işinin müvekkili şirket tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirme amacıyla hareket etmiş olduğunu, ancak davalı işveren şirketin sözleşmenin 5.c. maddesinde düzenlenen "Blokların Ayrıntılı Yer Teslim Takvimi" uyarınca sözleşme konusu AVM+iş merkezi inşaatına ait A2, B1, B2, C1 ve C2 blokların teslimini sözleşmede belirtilen sürede müvekkili şirkete teslimini gerçekleştirmediğini, davalı tarafın iş bu sözleşmeye aykırı davranışının tespiti ve iş bu sözleşmeye aykırı davranış neticesinde müvekkili şirketin uyuşmazlık konusu sözleşme uyarınca uğramış olduğu zararların hak ettiği alacağın gecikme cezasının ve kar mahrumiyetinin tespiti amacıyla 20/12/2016 tarihinde müvekkili şirket tarafından Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/261 D. İş dosyası delil tespiti talep edildiğini, dosya kapsamında sunulan bilirkişi raporunda da; A2 nolu Bloğun tamamının yer teslimi, 25/05/2016 tarihi olmasına karşın tespit tarihi olan 30.12.2016 tarihinde dahi teslim edilmediğini, toplamda 215 gün, B1 nolu Bloğun tamamının yer teslimi, 25.05.2016 tarihi olmasına karşın 24.11.2016 tarihinde tesliminin yapıldığını, toplamda 179 gün, B2 nolu Bloğun tamamının yer tesliminin 25.05.2016 tarihi olmasına karşın tespit tarihi olan 30.12.2016 tarihinde dahi teslim edilmediğini ve toplamda 215 gün, C1 nolu Bloğun tamamının yer tesliminin 25.03.2016 tarihi olmasına karşın olan 24.04.2016 tarihinde teslim edildiğini ve toplamda 30 gün, C2 nolu Bloğun tamamının yer tesliminin 25.05.2016 tarihi olmasına karşın tespit tarihi olan 30.12.2016 tarihinde dahi teslim edilmediğini ve toplamda 215 gün olmak suretiyle toplamda 854 gün yer tesliminde gecikmiş olduğunu, anılan sözleşmenin 5.c. maddesi uyarınca davalı işverenin yükleniciye her gecikilen gün için 5.000,00 TL ödenmesini içerdiğini ve her gecikilen günün işin teslim tarihine ilave edilmesi hususunda taraflarca anlaşmaya varıldığının belirtildiğini, söz konusu gecikmeler ve parçalı olarak verilen temeller üzerine yapılan parçalı imalatların müvekkili şirketin ağır iş ve taşımalarda imalat kaybına sebebiyet verdiğini, ayrıca davalı tarafın davalı tarafın müvekkili şirketin işini yapmasını engellemesi (davalı tarafın müvekkili şirket çalışanlarına hakaret ve tehditlerde bulunarak şantiye alanından kovmaya çalışması neticesinde müvekkili şirketin yükümlülüklerini ifa etmesinin imkânsız hale geldiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL gecikme cezası, 5.000,00 TL maddi tazminat, 30.000,00 TL hakediş alacağı ile 15.000,00 TL kâr mahrumiyeti alacağının yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile cezai şart alacağı talebini 2.299.350,00 TL'ye, kâr kaybı talebini 320.592,25 TL'ye, imalat bedeli alacağı talebini 1.785.051,15 TL'ye yükseltmiş, maddi tazminat şeklinde belirttiği 5.000,00 TL'lik talebinden feragat etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; taraflar arasında 01/03/2016 tarihinde ... Parselde arsa üzerine yapılacak AVM inşaatı konusunda Betonarme İnşaatı Yüklenici Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin TBK 123 vd. maddelerinde düzenlenen “Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşme” olduğunu, tarafların sözleşmeden doğan borçlarını temerrüde düşmeksizin ifa etmesi gerektiği halde davalı şirket borçlarını süresinde ifa etmediğini, müvekkili şirket tarafından Ankara 60. Noterliği 20/12/2016 tarih ve 50560 yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek davacının sözleşmeden doğan borçlarını ifa etmediğini, sözleşmenin 13.m. gereğince müvekkiline verilmesi gereken 250.000,00 TL Banka Teminat Mektubunun taraflarına verilmediğini, sözleşmenin 2 ve 7/d.m. gereğince çalışan işçilerin sigorta giderleri davacı şirkete ait olduğu halde 311.000,00 TL SGK sigorta pirim borcunun halen ödenmediğini, yine ödenmeyen SGK işçi prim borçları nedeniyle şirketlerine SGK tarafından 94.476,00 TL ödeme emri tebliğ edildiğini ve bu meblağın müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, yine şirketin cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak belirttiği sözleşmeden kaynaklanan diğer yükümlülüklerini de yerine getirmediği gibi söz konusu yükümlülüklerinin yerine getirilmesini ihtaren talep etmeleri üzerine Ankara 16. Noterliği'ne ait 06/02/2017 tarih ve 02514 yevmiye nolu ihtarnameyi keşide ederek dava konusu sözleşmeyi feshettiğini, akdedilen 01/03/2016 tarihli sözleşmenin bizzat davacı tarafından feshedildiğini, davacının kendi feshettiği sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Taraflar dava konusu isteme dayanak 01/03/2016 tarihli "Betonarme imalatı yüklenici sözleşmesi" imzalandığı çekişmesizdir. Davacı yan alt yüklenici ve davalı ise; yüklenici konumundadır. Somut uyuşmazlık davalının davacı yükleniciye karşı sözleşme kapsamında edimini tam ve gereği gibi yerine getirip getirmediği, davacı şirket tarafından ihtarname keşide edilerek sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı ve davalının gerçekleştirdiği imalatlar yönünden eksik ve ayıplı iş mevcut olup olmadığı, bu hususlara bağlı olarak davacının dava konusu alacak ve tazminat talep kalemlerini davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; "Sözleşmenin konusu" başlıklı 2.maddesinde; “İşveren tarafından yapımı üstlenilen, ... Parsel/de inşaatı devam etmekte olan iş merkezi inşaatında onaylı proje ve detayına uygun şekilde, işbu sözleşmede belirtilen esaslar çerçevesinde fen, sanat kurallarına ve teknik şartnamelere, proje ve genel betonarme kalıp yapım tekniklerine uygun olarak, her türlü malzeme, işçilik, nakliye ve mobilizasyon masrafları, sigorta, vergi, resim, harç giderleri yükleniciye ait olmak üzere, konvansiyonel sistem ile beton ve betonarme kalıbı yapılması işidir.” hükmüne yer verildiği, "Fesih ve tazminat" başlıklı 12.maddesinde ayrıntılı olarak sözleşmenin feshi nedenlerinin düzenlendiği, sözleşmenin ihtara gerek kalmaksızın feshi ve sözleşme konusu işin nedenleri arasında alt yüklenici tarafından işin bitiş tarihinde bir aydan fazla gecikme olması ve yüklenicinin teknik, idari veya diğer sebeplerle işin devam etmeyeceğine karar vermesi hallerinin de öngörüldüğü, sözleşmenin söz konusu madde kapsamındaki nedenlerle yüklenici tarafından feshi veya alt yüklenici tarafından haksız olarak feshi halinde, işverenin işi başkasına vermek zorunda kalması ve bu nedenle uğradığı zararın mevcut teminatla karşılanamaması halinde alt yüklenicinin bu zararı da tazminle yükümlü olduğunun açıkça kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında 01/03/2016 tarihli "betonarme imalatı yüklenici sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme kapsamında davacı alt yüklenici şirketin ... Parsel üzerinde inşaatı devam etmekte olan iş merkezi inşaatında onaylı proje ve detayına uygun şekilde, işbu sözleşmede belirtilen esaslar çerçevesinde fen, sanat kurallarına ve teknik şartnamelere, proje ve genel betonarme kalıp yapım tekniklerine uygun olarak, her türlü malzeme, işçilik, nakliye ve mobilizasyon masrafları, sigorta, vergi, resim, harç giderleri alt yükleniciye ait olmak üzere, konvansiyonel sistem ile beton ve betonarme kalıbı yapılması işinin ifasını üstlendiği, sözleşmenin "blokların ayrıntılı yer teslimi" takvimine ilişkin 5.maddesinde sözleşme konusu işin yapılacağı ön görülen A1 blok yönünden yer tesliminin yapıldığının açıkça belirtildiği, A2 blok yönünden tamamının 25/05/2016, C1 blok yönünden 25/03/2016, C 2 blok yönünden 25/05/2016, B1 blok yönünden 25/03/2016 ve B2 blok yönünden ise 25/05/2016 tarihine kadar işveren (yüklenici) tarafından gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü, aksi takdirde gecikme cezası olarak her gecikilen gün yönünden 5.000,00-TL ödenmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu ceza koşulunun hukuki niteliği itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 179/1. m.gereğince seçimlik ceza koşulu niteliğinde olduğu, bilindiği üzere sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için bir ceza kararlaştırılmış ise; aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını talep edilebilecek olmakla birlikte seçimlik cezanın talep edilebilmesi için aksi sözleşmede kararlaştırılmamış ise; sözleşmeden dönülmemiş ya da sözleşmenin feshedilmemiş olmasının zorunlu olduğu, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.H.D. Başkanlığı'nın 22/06/2023 tarih, 2022/335 E., 2023/847K. sayılı ilamı) dosyamızda davacı yan TBK'nın 125'inci maddesinde tanınan seçim haklarından, sözleşmeyi fesih seçimlik hakkını davalının temerrüdüne istinaden kullandığından, seçimlik ceza olarak kararlaştırılan ceza koşulu niteliğindeki gecikme cezasını talep hakkının bulunmadığı, diğer taraftan davacının dava konusu talepleri arasında yer alan kâr kaybı alacağı müspet zarar kalemi niteliğinde olup feshedilen sözleşme sebebiyle davacının malvarlığına girmesi gereken paranın girmemesi sebebiyle meydana gelen zarar kalemi olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 125/son maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf ancak olumsuz zararını isteyebileceği, olumlu zararını talep edememesine rağmen kural olarak davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesi halinde müspet zararın (kâr kaybının) talep edilebilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiği, bu bağlamda taraflar arasındaki feshedilen sözleşmede yukarıda değinildiği üzere açık düzenleme yer aldığından, davacı lehine dava konusu kâr kaybı alacağının da talep koşullarının oluştuğu, dosyamıza sunulan ikinci bilirkişi heyeti ek raporunun taraf vekillerinin itirazlarının dosyaya sunulan ödeme belgeleri ve tutanaklar ile diğer belgeli ödemeler ve davacı alt yüklenicinin yaptığı ödemeler kapsamında ayrıntılı olarak delil ve ödeme belgelerini irdeler mahiyette olup Mahkememiz'ce de benimsendiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete keşide edilen Ankara 16. Noterliği'ne ait 06/02/2017 tarih ve 2514 yevmiye sayılı ihtarname ile davacının işbu dava konusu alacaklarının ödenmediğinden bahisle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, söz konusu ihtarnamenin dosyada mevcut tebligat parçasına göre muhatap davalı şirkete 08/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında; temerrüt olgusunun anılan tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü gerektiği" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile; dava konusu 425.480,81 TL hak ediş alacağı ve 128.236,50 TL(KDV hariç) kâr kaybı alacağı dahil olmak üzere toplam 553.717,31‬ TL alacağın temerrüdün gerçekleştiği 08/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve davacının gecikme cezası talebinin reddine, davacının maddi tazminat talebinin vâki feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin yüklendiği edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini ancak, işin müvekkilinin müdahale alanı dışındaki sebeplerden dolayı gecikmeye uğradığını, işin gecikmesinin forekezıktan kaynaklanmadığını, kulevinç operatörlerinin elektriğinin kesilmesi, beton ve demir getirilmemesi gibi işin geciktiğini, 01/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; geç teslim nedeniyle sözleşmenin 3C ve 5C maddeleri uyarınca gecikme tazminatının 4.770.000,00 TL olduğu , teslimi yapılmayan bloklar yönünden inşaat seviyeleri dikkate alınarak yapılan terditli hesaplama neticesinde tazminatın 2.299.350,00 TL, kar kaybı zararının ise 320.591, TL olarak hesaplandığını, bu bilirkişi raporu ile de anlaşılacağı üzere müvekkilinin uğramış olduğu zararın hükmedilenden daha yüksek olduğunu, müvekkilinin haklarını koruyacak şekilde tanzim edilen iki adet bilirkişi raporu varken, yerel mahkemece gerekçe belirtilmeden yeniden rapor alınması ve ilk iki raporun görmezden gelinmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafın sözleşmeyi feshi dikkate alınarak, temel beton imalat birim fiyatının 70,00 TL / m³ + KDV ile hesaplanması gerektiği halde 135,00 TL /m³ KDV üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, yine vergi ve maliye konusunda uzman yeni bir bilirkişiden konuya ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, müvekkilince bu hususlara ilişkin yapılan itirazların mahkemece dikkate alınmamasının da doğru olmadığını, mahkemece 2.113.964,02 TL tutarlı faturanın geçerli kabul edilerek, gerçekte ticari kayıtlarında bulunmayan faturanın KDV'sinden dolayı müvekkilinin borçlu olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflarca kabul edilen hakediş raporlarına göre davacının toplam imalat alacağının 2.391.765,75 TL olduğunun kabul edildiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında 01/03/2016 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Davacı sözleşme gereklerini yerine getirdiğini iddia ederek, imalat bedeli alacağı, kâr kaybı tazminatı, cezai şart alacağı ve ayrıca maddi tazminat şeklinde alacak taleplerinde bulunmuş, sonrasında maddi tazminat olarak istediği alacak kaleminden feragat etmiştir. Davalı ise davacının işçilerinin sigorta primlerini ödemediğini, sözleşmeye aykırı eylemlerde bulunduğunu, sözleşmeyi de davacının feshettiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar) 1- Mahkemece yargılama aşamasında iki farklı bilirkişi heyeti kurularak bilirkişi raporları alınmış, ikinci bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Mahkemece sözleşmenin 5/c maddesindeki cezai şart maddesi seçimlik ceza olarak değerlendirilerek, sözleşmeyi fesheden davacının bu cezayı isteyemeyeceği belirtilerek cezai şart talebinin yerinde bulunmamıştır. Söz konusu cezai şart ifaya ekli ceza mahiyetinde olup, davacı taşeronun gecikmeli yapıldığını iddia ettiği yer teslimi esnasında bir ihtirazi kayıt koymadığı görülmektedir. Ayrıca sözleşmeyi davacı taşeron feshetmiş olup, sözleşmede fesih halinde de bu cezanın istenebileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacının cezai şart talebi yersizdir. Mahkemenin cezai şart konusundaki kararı sonucu itibariyle doğru olmuştur. Mahkemece sözleşmede fesih halinde de kâr kaybı istenebileceği yönünde hüküm bulunduğu belirtilerek bu talep kabul edilmiştir. Sözleşme incelendiğinde fesih halinde de davacının kâr kaybı tazminatı isteyebileceği yönünde bir hüküm bulunmadığı görülmektedir. Sözleşmeyi davacı taşeron feshettiği için ve sözleşmede fesih halinde de kâr kaybı tazminatı istenebileceği yönünde bir hüküm bulunmadığı için, davacı ancak olumsuz zararlarını isteyebilecektir. Davacı lehine olumlu zarar mahiyetindeki kâr kaybı tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yargılama aşamasında alınan her iki bilirkişi raporunda da davacının imalat bedeli alacağı sözleşmenin 3/a ve 3/b maddeleri doğrultusunda hesaplanmıştır. Davalı bu konuda sözleşmenin 3/c maddesi doğrultusunda hesaplama yapılması gerektiğini iddia etmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı taşeron yükleniciden kaynaklanan sebepler ile ediminin bir kısmını yerine getirememiştir. Sözleşmenin 3/c maddesindeki hüküm taşerondan kaynaklanan sebepler ile işin eksik bırakılıp gidilmesi halini düzenlemektedir. Bu nedenle bu konudaki mahkeme değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak mahkemece davalının elden ödediğini iddia ettiği miktar da davalı yüklenici ödemesi olarak, davacı taşeron imalat bedeli alacağından düşülmüştür. Elden ödeme iddiasının dosya kapsamına göre yasal deliller ile ispatlanıp ispatlanamadığı yöntemince irdelenerek bu konuda bir sonuca ulaşılmalıdır. 2- HMK'ya dayanılarak hazırlanan ve 06/08/2015 Tarihli 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 169/2. maddesi uyarınca, yazı işleri hizmetleri ilgilisine göre mahkeme başkanı veya hakimin denetimi altında ilgili yazı işleri müdür ve onun yönetiminde zabıt katibi, memur, mübaşir, hizmetli ve diğer görevliler tarafından yürütülür. Bu yönetmeliğin 203/1.m. uyarınca, dava dosyasının fiziksel olarak diğer bir mahkeme veya mercie gönderilmesi gerektiğinde, zabıt kâtibince dosya içerisindeki her türlü belgeyi gösteren bir dizi listesi yapılır ve altı imzalanır. Gönderilen dosyanın son duruşma tutanağının bir örneği ile dizi listesinin bir sureti alınarak geçici bir dosya açılır. 208/11. m. uyarınca kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra kanun yolu formu ve dizi pusulası UYAP üzenden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir. Belirtilen hükümlere göre, dava dosyalarının ve tüm kayıtların düzgün ve sağlıklı bir şekilde tutulmasından yazı işleri müdürü ile ilgili personel birlikte sorumludur. .Bu yönetmelikle getirilen kurallar güvenli ve süratli bir yargılama için konulmuş kurallardır. İlk derece mahkemesince gönderilen dosyada tensip tutanağı ve duruşma tutanaklarının tarih sırasına göre takılmadığı, tutanakların arasında müzekkere cevaplarının bulunduğu, dosya içerisine şeffaf dosya ile evraklar takıldığı, dizi pusulası düzenlenmediği görülmüş olup, dosyanın bu şekliyle okunmasının oldukça zorlaştığı dikkate alınarak mahkemece bahse konu yönetmelik doğrultusunda, istinaf incelemesi için gönderilecek dosyanın düzenlemesi yapıldıktan sonra sevk edilmesi hususuna da dikkate edilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/332 Esas, 2023/632 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde kendilerine iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/335, K. 2023/847, T. 30.12.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-335-e-2023-847-k-ff98a20e8d7d