Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1025 E. 2026/56 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1025
- Karar No
- 2026/56
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1025
KARAR NO: 2026/56
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/03/2022
NUMARASI: 2019/383 Esas - 2022/140 Karar
DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.12.2007 tarihinde davalı sürücü ...'a ait ... plakalı aracın el freni çekilmediği için hareket ederek yaya müvekkiline çarptığını ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/203 E. ve 2012/471 K sayılı dosyasında müvekkilinin maluliyet oranının %19.2 olarak tespit edildiğini ve müvekili lehine tazmiata hükmedildiğini, ancak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından verilen 10.12.2012 tarihli rapor ile müvekkilinin tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %93 olarak tespit edildiğini, akabinde müvekkilinin maluliyeti için tespit davası açıldığını ve maluliyet oranını %28 olarak belirlendiğini beyanla; müvekkilinin kazaya bağlı maluliyet oranındaki artış nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik (kısmi dava) 1.000,00 TL ek maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 50.000,00 TL ek manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ve ... cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... şirketi vekili cevap dilekçesine özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "Davacının yaralanması sebebiyle açılan ilk dava olan Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/203 E. 2012/471 K. Sayılı kararı Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/4118 E., 2014/4689 K. Sayılı kararı ile kesinleştiği dolayısıyla davacının mevcut kaza sebebiyle meydana gelen maluliyetinin %19,2 olduğu Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Medeniyet Üniversitesinin 10/12/2012 tarihli raporu ile davacının özrünün %93 olarak belirlenmiş ise de arızaların davacının kendinde mevcut hastalıklardan olup olay ile illiyetlerinin bulunmadığı ATK'nın 21/04/2021 tarihli raporu ile sabit hale gelmiştir. Davacı tazminat talebini söz konusu kazaya bağlı maluliyet oranındaki artış sebebine dayandırmıştır. 21/04/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda kaza sebebiyle 28/12/2007 tarihinden sonra kesin maluliyetinin belirlenebileceği, bu tarihten sonra kazaya bağlı gelişen ve değişen durum olmayacağının tespit edildiği, Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/203 E. 2012/471 K. Sayılı dosyasında alınan 31/01/2011 tarihli ATK raporunun davacının maluliyetinin kesin olarak tespit edileceği tarihten sonra alındığı, bu raporun Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 21/04/2021 tarihli ATK raporunda 28/12/2007 tarihinden 4 ay sonrasında kazaya bağlı gelişen ve değişen durum olmadığının belirlendiği dolayısıyla bu tarihten sonra davacıda meydana gelen maluliyet artışının davacı tarafından ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. %19,2'lik maluliyetin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesi ve yeni ve gelişen bir durum olmaması sebebiyle 21/04/2021 tarihli ATK raporundaki maluliyet tespiti de artan maluliyet tespiti içermediğinden ilgili raporun maluliyet tespitine ilişkin kısımları hükme esas alınmamıştır." şeklindeki gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü ...'ın sebebiyet verdiği, yaya konumunda bulunan müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kazadan sonra müvekkilinin sağlık sorunlarının artarak devam ettiği, İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/203 esas sayılı maddi tazminat talepli olarak görülen dosyaya teşkil eden maluliyet oranının %19,2 olduğu, ancak müvekkilinin maluliyetinin bu orandan daha yüksek olduğu, dolayısıyla müvekkilinin gelişen durum karşısında yeniden tazminat hak edebileceği, mahkeme kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın talep doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.Maluliyete ilişkin raporun, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Dosyada mevcut, İstanbul 11 Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/203 Esas 2012/471 Karar sayılı dosyasından aldırılan Adli Tıp Kurumu Üçüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 31.01.2011 tarihli raporu ile; "sol hemitoraksta multipl kot kırığı sekelleri, sol humerus boyunda kırık sekelleri, 08.03.2009 tarihli sol iskion pubis kollarında kırık sekelleri olduğu, 28.12.2007 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı sol proksimal humerus kırığı arızasının 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü Hükümlerine göre %19.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, %19.2 oranındaki maluliyet oranının sürekli olduğu, hastanelerde tedavilerinin devam ettiği iyileşme süresinin 28.12.2008 tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında %100 malul sayılması gerektiği",kanaatine varıldığının bildirildiği,Eldeki davadan aldırılan, 21/04/2021 tarihli İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan rapor ile; "28.12.2007 tarihinde trafik kazası geçirdiği, sol humeru boyun kıırğı, pelvis ve toraks travması geçirdiği, kişinin 08.01.2018 tarihinde Adli Tıp Kurumu Üçüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunda muayene edildiği, bu nedenle son muayene tarihi olan 08.01.2018 tarihi baz alınarak davacının 28.12.2007 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü Hükümlerine göre %28 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği", değerlendirmesinin yapıldığı, yine şahsın olay sebebiyle meydana gelen yaralanmaları nedeniyle iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği bilindiğinden olay tarihi olan 28.12.2007 tarihinden 4 (dört) ay sonra şahsın tedavilerinin sona erdiğinin söylenebileceği, bu tarihten sonra şahsın kesin maluliyetinin belirlenebileceği, kişinin kesin maluliyet oranının belirlenebileceği 28.12.2007 tarihinden 4 (dört) ay sonrasında kazaya bağlı yaralanmadan dolayı gelişen ve değişen bir durum olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Hal böyle olunca; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 21/04/2021 tarihi raporu ile kişinin kesin maluliyet oranının belirlenebileceği 28.12.2007 tarihinden 4 (dört) ay sonrasında kazaya bağlı yaralanmadan dolayı gelişen ve değişen bir durum olmadığının tespit edilmiş olması karşısında, davacının yaralanmasında gelişen ve değişen bir durumun söz konusu olmadığının belirgin olmasına, raporun gerekçeli, açıklayıcı ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,
1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin yatırılan 80,70-TL harcın düşümü ile bakiye 651,30-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/01/2026