Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/10 E. 2022/467 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/10
Karar No
2022/467
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2022/1245 - Karar No:2024/1043 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1245 KARAR NO : 2024/1043 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2022 NUMARASI : 2022/10 E-2022/467 K DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24.12.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 24.12.2024 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında süre gelen ticari ilişki kapsamında bir alım-satım ilişkisi bulunduğunu, bu ilişkiden kaynaklı olarak müvekkilinin taraflar arasındaki ödenmeyen faturalardan ve cari hesap ekstresinden kaynaklı olarak karşı taraftan 95.290,17 TL alacaklı olduğunu, davalı ile yapılan şifahi görüşmelerin sonuçsuz kalması ve bahsi geçen borcun ödenmemesi üzerine Ankara 30. İcra Müdürlüğü’nün 2021/14383 sayılı dosyası üzerinden karşı taraf aleyhine ödenmeyen faturalar ve cari hesap ektresine dayanılarak 95.290,17 TL asıl alacak için icra takibine geçildiğini, akabinde borçlu vekili tarafından 03.11.2021 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiğini, davalının takibe itiraz etmesi sonucunda icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmış ise de anlaşma sağlanamadığını, davalının borca ilişkin itirazlarının tamamen soyut ve takibi uzatmaya yönelik olduğunu, takibin dayanağı olan faturalardaki işin yapıldığını, malların teslim alındığını ve davalı defterlerine işlendiğini, davalının borca itirazlarının afaki olduğunu ve süresi içinde faturaya da itiraz edilmediğini belirterek, davalı borçlunun Ankara 30. İcra Müdürlüğü’nün 2021/14383 sayılı takipte talep edilen 95.290,17 TL asıl alacak ve ferilerine ilişkin itirazın iptaline ve alacak miktarı üzerinden %20 oranında inkar tazminatının da davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davacı tarafından tanzim edilen ve müvekkiline ulaştırılan, müvekkilinin defterlerine kaydedilen tüm faturaların ödemesinin banka havalesi, nakit veya çek ile yapıldığını, faturalardan kaynaklı müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığını, hatta davacının yaptığı işlerle ilgili malzeme alımı vs için verilen avanslar nedeniyle müvekkilinin alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin haklarının saklı olduğunu, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiğini, davacının kendisi tarafından tutulan defterlerin kendi lehine delil olarak kabul edilemeyeceğini, tacirin defterlerini kendi lehine delil olarak kullanılması için karşı tarafın ticari defterlerinin dayanılan ticari defterlere aykırı olmaması gerektiğini, müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olan faturaların tümünün ödendiğini, ödeme belgeleri ile fatura örneklerinin mahkemeye ibraz edileceğini belirterek, davanın reddine, haksız ve kötüniyetli takip ve dava nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Davanın ticari satımından kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, dosya arasına celp edilen Ankara 30.İcra Dairesi’nin 2021/14383 sayılı takip dosyasının incelenmesinde; dosyada takip alacaklısı olan şirket tarafından davalı aleyhine takibe konu cari hesap ve fatura alacağına istinaden 116.696,52 TL alacak yönünden başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, borçlu davalının itirazı üzerine yasal 1 yıllık süresinde işbu davanın açıldığının anlaşıldığı, taraf delilleri toplandıktan sonra tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için alınan bilirkişi raporunda özetle; tarafların ticari defterlerini kanuna uygun olarak tuttukları, taraflar arasındaki ticaret neticesinde davalı tarafından düzenlenen 35.131,79 TL fatura dikkate alınmadığında davacı tarafın 2.598,37 TL davalıdan alacaklı olarak örtüştüğü, davalının düzenlemiş olduğu fatura dikkate alındığında (alınması gerektiği) taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davacının davalı taraftan alacağı olmadığı gibi, davacının 32.533,32 TL davalıya borçlu olduğunun mütalaa edildiği, bu bağlamda, yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan fatura ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacak talep edildiği, davacının taraflar arasında ticari satımdan kaynaklı alacağını alamadığını iddia ettiği, davalının ise ödeme iddiasında bulunmakla ispat yükünü üzerine aldığı, davalının ödeme olgusunu tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporu ile ispatladığı, söz konusu rapora göre davacının davalı taraftan alacağı olmadığı gibi, davacının 32.533,32 TL davalıya borçlu olduğunun anlaşılması sebebiyle haklılığı kanıtlanamayan davanın reddi gerektiği kanaatine varıldığı, dava konusu icra takibinde alacaklı davacının haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle takip konusu alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine, takibe konu toplam alacak 95.290,17 TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatı olan 19.058,034TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiğini, öncelikle her iki taraf defterlerinde de müvekkili tarafından keşide edilen faturaların kayıtlı olduğu yani müvekkilinin alacağının ispat edildiğini, bu hususta bir itiraz bulunmadığını, ancak karara dayanak yapılan raporda bilirkişinin görevini aşarak davalının ödeme iddiaları kabul edilmiş gibi bakiye alacak hesabı yapıldığını, bu tespitini de sanki müvekkilinin defterlerinde de bu şekilde kayıt varmış gibi tespitlerine yazdığını ve mahkemeyi yanılttığını, oysa müvekkili tarafından kabul edilmeyen taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturalara yönelik olduğu ispat edilmeyen para gönderim iddialarının alacaktan mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, bahsi geçen havalelerin örnekleri görülmemiş olup fatura borcu açıklaması içermeyen hiç bir ödemenin müvekkilinin alacağından mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle ilgili bankaya müzekkere yazılarak gönderildiği iddia edilen havalelerin dekontlarının gönderilmesinin istenilmesini, müteakiben açıkça fatura borcuna mahsuben olduğu belirtilmeyen ödemelerin dışlanması gerektiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranması ve varsa yapılan ödemelerin iş bu faturalar kapsamında olduğunu açıklaması ile göndermesi gerektiğini, aksi halde ödemelerin dava konusu fatura ve alacak kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu talepleri değerlendirilmeksizin kurulan kararın hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede özellikle sonuç kısmının 3.maddesinde hukuki nitelendirme yapıldığını, kanuna aykırı olarak yapılan bu değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını (HMK 279/4md), ayrıca bilirkişi raporunda belirtilen değerlendirme kısmının 3.maddesinde yasal süre içerisinde faturaya itiraz edilmediğinin belirtildiğini, ancak ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan 23.11.2021 tarihli dilekçede de belirttikleri üzere fatura karşılığı bir hizmet veya mal alımı olmadığını, ancak ...portalda itiraz kısmında fatura görünmediğinden itiraz edilememiş olup faturayı kayıtlarına almayacaklarının ilgili yere bildirildiğini, bu nedenle defterlerinde kayıtlı olmayan itiraz edilerek reddedilen faturaların kayıtlara işlenmesinin mümkün olmadığını, tam aksine tüm faturalar davalı defterlerinde kayıtlı olup bu aşamada ödeme iddiasını yazılı delillerle davalının ispat etmesi gerektiğini, davalının yargılamanın hiç bir aşamasında bu ödemelerden bahsetmemiş olup savunmanın genişletilmesine muvafakatleri olmadığının her aşamada belirtildiğini, tüm bu itirazları dikkate alınmaksızın kurulan kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili aleyhine %20 inkar tazminatına hükmedilmiş ise de bu durumun da yasal mevzuata ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber sadece davada haksız olduğu iddiasının inkar tazminatı için yeterli olmadığını, müvekkilinin alacağının faturalar ile sabit olup devam ettiğini, faturalar borçlu defterlerinde kayıtlı olup tam aksine ödemelerin müvekkili defterlerinde işlenmediğini, borcun sona erdiği dahi tam olarak ispatlanamamışken müvekkilinin takip yapmakta kötüniyetli olduğunun söylenemeyeceğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın ve tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine ve davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında süregelen ticari ilişkin kapsamında bakiye alacak istemine ilişkin itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istenilmiş olup dava değeri asıl alacak olan 95.290,17 TL üzerinden gösterilmiş ise de, takip talebinde işlemiş faizle birlikte toplam 116.696,52TL miktar üzerinden takip yapılmış olmakla, işlemiş faiz yönünden de dava harcı yatırılarak talep edilen miktar gözetilerek davanın karara bağlanması gerekli olup mahkemece HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında davacı tarafa süre verilerek davacının davadaki talebinin ne miktar olduğu hususu açıklattırılarak sonucuna göre gerektiğinde işlemiş faiz talebi üzerinden yatırılması gereken nispi harcın 1/4'ünü yatırmak üzere davacı tarafa süre verilip yatırılması halinde işin esasını incelenip davanın sonuçlandırılması, aksi halde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gözetilerek karar verilmesi gerekir. Davacı tarafça, mahkemece alınan bilirkişi raporuna gerekçeleri de gösterir şekilde itirazda bulunulduğu görülmekle, yerleşik içtihatlarda da kabul edildiği üzere itirazları da karşılar şekilde ek rapor alınması gerekirken, bu itirazlar karşılanmaksızın ve ek rapor alınmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. Taraflar arasındaki akdi ilişki kapsamında alacak borç ilişkisinin taraf ticari defterlerinin incelenmesi, yapılacak yargılamayla belirleneceği dikkate alındığında tarafların tazminat taleplerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.06.2022 gün ve 2022/10 E., 2022/467 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 24.12.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/10, K. 2022/467, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-10-e-2022-467-k-8b6a979ddcbb