Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/79 E. 2022/62 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/79
Karar No
2022/62
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2069 - 2025/267 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2069 KARAR NO : 2025/267 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2022 NUMARASI : 2021/79 E. - 2022/62 K. DAVACILAR VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/02/2022 tarih ve 2021/79 E. - 2022/62 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili, müvekkillerinden ... Holding A.Ş'nin "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkillerinin ticaret unvanlarının çekirdek unsurunun da aynı ibareden oluştuğunu, davalının "..." ibareli dava konusu kullanımlarının müvekkilinin markasına ve her iki müvekkilinin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalının müvekkilinin markalarında haberdar olduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan davalının bu tanınmışlıktan faydalanmak amacıyla kötü niyeti olarak dava konusu kullanımları gerçekleştirdiğini, davalıya gönder ihtar sonrası davalının ihlal oluşturan kullanımlarına son vereceğini taahhüt etmesine rağmen kullanımlara devam ettiğini ileri sürerek, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen marka kullanımının, müvekkillerinin markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet yarattığının tespitini, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulması ve men’i ile davalının “...” ibaresini markasal kullanımının her türlü mecrada durdurulmasını, davalıya ait "https://.../" internet sitesine erişimin engellenmesini ve alan adının iptalini, davalının "..." ibaresini esas unsur olarak içeren ticaret unvanının sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tarafların faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı bir davranışının bulunmadığını, kurulduğu 01.08.2006 tarihinden bu yana "..." ibaresini tescilli ticaret unvanı olarak kullandığını, davacının markalarının müvekkilinin kuruluş tarihinden sonra tescil edildiğini, davacının 09.10.2018 tarihli ihtarına gönderilen cevapta "... A.Ş". ibaresinin marka gayesi ile kullanılmadığını, web sayfasının tasarımı sırasında yapılan kısıtlamadan ileri geldiğinin açıkladığını, internet sitesinin revize edilerek davacının talebinin yerine getirildiğini, internet sitesi içerisinde "... PETROL A.Ş." ibaresinin yer aldığını, iletişim bölümünde ve sayfa altlarında “İstanbul merkezli ... Holding ile bir bağımız yoktur” ibaresinin eklediğini, davacı müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunu kullanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin ticaret unvanının terkinini talep etmesinin kanuni dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı tarafın “... A.Ş., ... PETROL inşaat Taahhüt, ... PETROL A.Ş.” şeklindeki dava konusu markasal kullanımlarının, davacı ... Holding A.Ş adına tescilli 2019/78891, 2017/ 56628, 2017/46966, 2017/746963, 2011/78507, 2011/78500, 2011/67978, 2010/ 62362 ,2008/27768, 2007/42712 sayılı "..." ibareli markaları ile karıştırılma ihtimalinin olduğu, davalının bahsi geçen kullanımlarının davacının anılan markalarına tecavüz oluşturduğu gibi haksız rekabette de teşkil ettiği, davalının "www...." alan adı tescilinin ve dava konusu kullanımının davacının önceki tarihli "..." tescilli markalarından daha sonra olduğundan, dava konusu alan adı ve kullanımlar ile davacı markaları arasında iltibas oluştuğundan SMK 7/3-d kapsamında davalının alan adının da iptalinin gerektiği, davacılardan ... İnşaat..A.Ş ile davalının hem ticaret unvanlarının hem de iştigal alanlarının aynı/benzer olduğu, bu bağlamda davalının ticaret unvanının terkini koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı taraf eyleminin davacı tarafa ait tescilli "..." ibareli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, men'ine, davalıya ait www.... alan adının iptaline, davalı firmanın ticaret unvanında yer alan "..." kılavuz unsurunun terkin edilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacı yanın faaliyet alanı ile müvekkilinin faaliyet alanının farklı olduğunu, müvekkilinin 01.08.2006 tarihinde kurulduğunu, 15 yılı aşkın süredir dava konusu ticaret unvanının kullandığını, davacı şirketin markalaşmasının ve markanın tanınmış marka olarak tescil edilmesinin müvekkilinin kuruluşundan 8 yıl sonra olduğunu, "..." ibaresinin müvekkilinin kuruluşundan beri ticaret unvanının çekirdek kısmında yer aldığını, markasal kullanımının söz konusu olmadığını, dava konusu kullanımların tescilli ticaret unvanının kullanımı şekilde olduğunu ileri sürerek,ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, durdurulması, alan adı iptali ve ticaret unvanı terkini istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyari dava arkadaşlığı başlıklı 57. maddesi “ Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, el birliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.” hükmünü haiz olup, aynı kanunun 58. maddesi ise “İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.” düzenlemesini içermektedir. Somut olayda da davacı ... Holding A.Ş yönünden tescilli ticaret unvanına ve markalara, diğer davacı yönünden ise sadece tescilli ticaret unvanına dayalı olarak açılan işbu davada, davalıya atfedilen markaya ve unvana tecavüz fiili ortak vakıa olduğundan, HMK’nın 57/1-c maddesi çerçevesinde davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu açıktır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince dava açılırken her bir davacı için ayrı ayrı başvurma ve peşin karar ve ilam harçlarının alınması gerekirken, dava açılırken tek bir harç alınarak yargılamaya bu şekilde devam edilmesi ve gerekçeli kararda da tüm davacılar için tek harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Nitekim benzer şekilde açılan başka bir dava hakkında verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2022 tarih, 2021/2830 - 2022/6914 E-K sayılı ilamında da aynı tespitlere yer verilmiştir. Her ne kadar istinaf yoluna başvuran taraflarca bu yönde bir istinaf itirazında bulunulmamışsa da, harçlar kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun tarafların istinafı üzerine resen gözetilmesi gerekmiştir. Kabule göre de; ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporu doğrultusunda davacılardan ... İnşaat...A.Ş ile davalının ticaret unvanı ve faaliyet alanlarının aynı/ benzer bulunduğu, bu nedenle ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazlı şekilde karar verilmişse de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu sonuca, tarafların ticaret sicilinde kayıtlı bulunan ana sözleşmelerinde yazılı faaliyet konuları nazara alınarak yapılan inceleme ile varıldığından, bilirkişi raporunun bu yönden hükme esas alınması mümkün değildir. Zira bu incelemenin, şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınarak yapılması gerekli ve zorunludur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/2828 E-2020/1294 K sayılı ilamı ve YGHK'nın 2017/11-1298 E- 2019/335 K sayılı ilamları da aynı yöndedir. Öte yandan yine kabule göre, davalı cevap dilekçesinde, müvekkilinin 01.08.2006 tarihinde kurulduğunu ve dava tarihinde kadar 15 yılı aşkın süredir dava konusu ticaret unvanını kullandığını beyan ederek davacı tarafın bu kullanıma sessiz kaldığı yönünde savunmada bulunmuştur. Gerçekten de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin TMK'nın 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre ihale sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkı tanınmaması gerekmektedir. Bu duruma göre, mahkemece davalının davacı tarafın dava konusu ticaret unvanını kullanımına sessiz kaldığı savunması yönünden dayandığı deliller toplanarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu savunma yönünden hiçbir incelenme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde eksik harcın tamamlanması, her bir davacının davasının bağımsız olduğu ve yukarıda açıklanan hususlarda da nazara alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi için HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/02/2022 gün ve 2021/79 E. - 2022/62 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/02/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/03/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/79, K. 2022/62, T. 14.06.2012, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-79-e-2022-62-k-a5955e28c132