Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/73 E. 2021/871 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/73
- Karar No
- 2021/871
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/136 KARAR NO: 2024/1529 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/11/2021 NUMARASI: 2021/73 E. - 2021/871 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/09/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı nezdindeki ... nolu hesabında sahibi olduğunu, müvekkilinin 09.06.2016 tarihinde yapmış olduğu kaldıraçlı işlemler neticesinde 43.021,62 $ kazanç elde ettiğini, bu kazancını davalıdan talep ettiğini, ancak davalının müvekkilinin sadece ana parasını iade ettiğini, 43.021,62 USD'yi müvekkiline ödemediğini müvekkilinini davalının mevzuata aykırı olarak kazancına bloke koyması ile ilgili olarak Sermaye Piyasası Kuruluna şikayette bulunduğunu, kurul davalıya 01.02.2018 tarih, 5-14 sayılı kararıyla "Aracı kurum hakkında 2016 yılında geçerli asgari tutar olan 26.049,00 ₺ idari para cezası tesis edilmesine kararı verildiğini, ayrıca kurum tazmin talepleri ile ilgili olarak adli yargı yolunu işaret ettiğini, kurula şikayette bulunanlardan biri olan ... tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 10. Tüketici Mahkemesinin 2018/283 E. Sayılı itirazın iptali davası açıldığını, yargılamanın halen devam ettiğini, mahkeme tarafından alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında ...'un işlemlerinin kurum tarafından haksız olarak iptal edildiğini, kazançların ödenmemesinin SPK mevzuatına aykırı olduğu kanaatine ulaşıldığını, raporun dosya açısından da emsal teşkil edebilecek nitelikte olduğunu, müvekkilinin kazanç elde ettiği 09.06.2016 yılından günümüze kadar 3.5 yılı aşkın süre geçtiğini, müvekkilinin kazancına somut ve makul gerekçe olmaksızın bloke koyulması sebebiyle davalı kuruma idari para cezası uygulandığını, tüm bu hususlar birlikte ele alındığında davalının müvekkilinin kazancını ödemeyerek Kaldıraçlı İşlem Mevzuatını ihlal ettiğini ve huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin sabit olduğunu, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz ederek takibin durduğunu, yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, 43.021,62 USD'nin dövize uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Tüketici Mahkemesine tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olmadığı, yatıırm amaçlı ticari iş olduğunu, bu haliyle 6502 sayılı kanun kapsamına girmediğini, Borçlar Kanunu Çerçevesinde ve TTK hükümlerine göre genel mahkemelerde inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle, görevsizliği ile dava dilekçesinin görev yönünden reddini, itirazlarının uygun görülmesi halinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, asıl davanın zaman aşımı nedeniyle reddini, dayanaktan yoksun olan asıl davanın reddini, takibin haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ve hukuka aykırı fiilleri ile müvekkiline verdiği zarardan kaynaklanan belirsiz alacağın sayın mahkemece yapılacak yargılama neticesinde zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 15.000,00 ₺ tutarındaki kısmının en yüksek avans faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte hesaplanarak halen davacı/karşı davalı'nın müvekkili şirket nezdindeki hesabında bulunan üzerinde hapis ve rehin hakkının kullanılması nedeniyle bloke edilen tutardan takas ve mahsup edilmesini, kalması halinde takas ve mahsup edilemeyen bakiye miktarın davacı/karşı davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, vekalet ücreti dahil tüm bütün dava giderlerinin yasal faizi ile birlikte davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacı-karşı davalı ile davalı/karşı davacı arasında 26/02/2016 tarihli Kaldıraçlı Varlık ve Türev Araç Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi bağıtlandığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı-karşı davacının, davacının kaldıraçlı işlemler nedeni ile elde ettiği geliri ödeyip ödemediği, davacı-karşı davalının usulsüz işlem yapıp yapmadığı, davalı-karşı davacının zarara uğrayıp uğramadığı hususlarındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, SPK uzmanı bilirkişi raporunda davacı-karşı davalı talebi gibi gerçekleştirilen kaldıraçlı işlemler sonucu elde edilen kazancın davacıya ödenmediği, davacı/karşı davalının talebinin yerinde olduğu raporlanmıştır. Davalı/karşı davacı her ne kadar davacı/karşı davalının bir grup ile birlikte hareket ederek aynı anda işlem yaptığı, paraları aynı anda çektikleri ve avukatlarının aynı olduğundan bahisle hileli işlemler yapıldığı ve bilerek müvekkilinin zararına hareket edildiği iddiasında bulunmuş ise de bilirkişi tarafından aynı anda yapılan işlemlerin robot yazılımlar ile gerçekleştirildiği, bunun SPK mevzuatı açısından yasal olduğu, bu robot yazılımların brokerler tarafından da kullanıldığı, böylece aynı IP adresi üzerinden birden fazla hesaba aynı anda birden fazla emir verilmek sureti ile işlemler gerçekleştirilebildiği, bu nedenle davalı/karşı davacının belirtmiş olduğu durumun müşterilerin aynı uzman robotu kullandıklarını gösterdiğini tafsilatı ile açıklamıştır. Ayrıca davalı/karşı davacı yanca iddiasının ve bilirkişi raporunun aksi ispat edilememiştir. Davalı/karşı davacının, farklı dosyalarda birden fazla kişinin avukatının aynı olduğu iddiası ise dosyanın sübutu açısından esasa etkili görülmemiştir. Bilirkişi raporunda yer verildiği gibi Sermaye Piyasası Kurulu' nun 01.02.2018 tarih ... Nolu kararının 2. Maddesine göre davalı/karşı davacı ... A.Ş. Bilgi işlem alt yapısı ve risk yönetim sisteminin kurulması ve sağlıklı şekilde yürütülmesinden kendisi sorumlu olup sözleşme maddesini dayanak göstererek kazançlara bloke koyamaz. Buna göre davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalının icra takibinde talep edilen asıl alacak tutarı olan 43.021,62 USD kadar kazancına haksız şekilde bloke koyduğu sabittir. Davalı/karşı davacının ise davacı/karşı davalının sebep olduğu ve ispatlanmış bir zararı bulunmamaktadır. Tezgahüztü türev araç işlemleri ile ilgili olarak müşterilerin kesinleşmiş nakit alacaklarının müşteri talebi üzerine en geç 3 iş günü içinde tam ve nakden ödenmesi gerekir. Buna göre davalı/karşı davacı takipten önce temerrüde düşmekle davacı/karşı davalının takip öncesi faiz talebi de yerinde olduğundan, " Asıl dava yönünden Davacı/Karşı Davalının davasının KABULÜ ile; Davalı/karşı davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, Hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 50.937,59 TL icra inkar tazminatının davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, Karşı dava yönünden, davalı/Karşı Davacının davasının REDDİNE, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı/Karşı Davalının ortak hareket ettiği birtakım şahıslar ile birlikte taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak ve bu işin hazırlanmış özel yazılımları kullanarak Müvekkili Şirket'in bilgisayar sistemindeki fiyat hatasını suiistimal ettiğini, 09/06/2016 tarihinde gece yarısında kaldıraçlı işlem platformunda oluşan hatalı fiyat verilerini suiistimal ettiğini ve 5-6 dakika içerisinde gerçekleştirilen işlemler ile birlikte hareket ettiği şahıslarla birlikte toplam 157.000 USD, kendi hesabında ise 43.021,62 USD haksız menfaat elde ettiğini, söz konusu suiistimal tespit edildikten sonra Davacı/Karşı Davalı ve birlikte hareket ettiği diğer kişiler ile imzalanmış olan sözleşmeler, sözleşmelerin 16. maddesi çerçevesinde derhal feshedildiğini, Davacı/Karşı Davalı’ya ve diğer şahıslara suiistimal niteliğindeki işlemler gerçekleştirilmeden önce hesaplarında bulunan bakiyelerin tamamı ödendiğini, platformdaki hatanın suiistimalinden kaynaklanan kazançlar üzerinde hapis hakkı ve rehin hakkı kullanıldığını, söz konusu gruptan sadece bir kişinin 09/06/2016 tarihinden yaklaşık iki yıl sonra Müvekkili Şirket aleyhine bir dava açtığını, aradan 3 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen 2019 yılı Eylül ayına kadar diğer şahıslar Müvekkili Şirket aleyhine herhangi bir yasal süreç başlatmadıklarını, ilk davayı İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi nezdinde 2018/283 esas sayısı ile açan ... adlı şahsın, SPK’nın konuya ilişkin olarak hazırladığı raporda, kendi mevzuatına uyum çerçevesinde hazırladığı raporda yer alan bir takım hatalı değerlendirmelere dayandığını, Yerel Mahkemenin de teknik konularda uzmanlığı olan bilirkişilerin teknik olarak tarafımızı haklı bulan (fiyat hatasının varlığını ve bu hatadan faydalanıldığını tespit eden) ancak SPK raporundaki ifadeleri kopyalayarak hatalı hukuki değerlendirmeler yapan raporu çerçevesinde (borsacı ve bankacı olan iki bilirkişinin yaptığı hukuki değerlendirme ile) davayı kabul ettiğini, Yerel Mahkeme’nin söz konusu kararından sonra, yaklaşık 5 yıldır bekleyen diğer grup üyelerinin ve bu arada Davacı/Karşı Davalının, Müvekkili Şirket aleyhine davalar açmaya başladığını, açılan bu davalarda SPK raporu ve ... tarafından açılan davada hazırlanan bilirkişi raporlarının dosyaya emsal olarak sunulduğunu, işbu dosya kapsamında hukukçu olmayan ve Müvekkili Şirket'in rakibi konumundaki bir aracı kurumda çalışmakta olan sektör çalışanı Bilirkişinin, subjektif, hiçbir uzmanlık yansıtmayan, analitik bir neden sonuç ilişkisi içermeyen bir rapor hazırladığını, hazırlanan Bilirkişi Raporu'nun bir Mahkeme kararına dayanak teşkil edemeyeceğini, konunun hukuki bir analiz gerektirdiğini ve dosyanın borçlar hukuku alanında uzman olan yeni bir Bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini ancak taleplerinin dikkate alınmadın karar verildiğini, -fiyat hatasını suiistimal ettiğine ilişkin olarak Davacı/Karşı Davalı ile birlikte hareket eden şahıslardan ..., ..., .., ... ve ... adlı şahıslar hesaplarını 2016 Mayıs ayı içerisinde birbirine çok yakın tarihlerde açtıklarını, tesadüf olması mümkün olamayacak şekilde yatırımcıların aynı tarihte ve birbirine çok yakın hatta birebir aynı sayılabilecek zaman dilimlerinde, genel olarak yatırımcıların üzerlerinde fazlaca işlem yapmadıkları NZD/USD ve GBP/NZD paritelerinde işlemler gerçekleştirdiğini ve açtıkları satış pozisyonlarını ortalama 2-5 dakika içerisinde ve alış pozisyonlarını ise ortalama 16-17 saniye ile ifade edilebilecek kadar kısa bir süre içinde kapattıklarını, 2-5 dakikalık bir süre içerisinde toplamda yaklaşık 157.000 USD haksız kazanç elde ettiklerini, şahısların çoğunluğunun, gece yarısı gerçekleşen işlemlerde elde ettikleri kazançları mesai saatinin başlaması ile aynı tarihte EFT kanalıyla çekmek istediklerini, emir iletilen tarihlerin ve IP adreslerinin incelenmesinden, IP adreslerinin çakıştığının görüldüğünü, internet kullanımında IP’lerin çakışmasının aynı ofiste bulunma, aynı internet hesabından servis alma veya ortak sanal sunucu kullanma gibi hallerde mümkün olduğunu, ilgili şahıslar bakımından IP çakışmasının tesadüflerden kaynaklanmasının mümkün olmadığını, Müvekkili Şirket’in online işlem platformu olan ... uygulamasında cihaz kimlik adresi denilen bir özellik bulunduğunu, bu özelliğe CID (Client Unique Identifier) denildiğini, CID cihaz başına yazılım kurulurken üretilen benzersiz bir kimlik numarası olduğunu, bu kimlik numarasının üretilmesinin amacının ... platformuna online olarak bağlanan cihazların ayırt edilmesi olduğunu, Müşteriler hesaplarına internet üzerinden bağlandıklarına cihaz CID numarasını bütün işlemlerin kaydedildiği log kayıtları içerisine yazıldığını, IP çakışması dışında, birlikte hareket eden gruba ilişkin emirlerin onlarca müşteri ile birlikte aynı cihazdan verilmesi durumunun da söz konusu olduğunu, -Davacı/Karşı Davalı ve birlikte hareket ettiği değerlendirilen şahısların gerçekleştirdikleri işlemlere ve hatalı piyasa dışı fiyatların ... fiyatları ile kıyaslamasına yer verilen detaylı tablonun dosyaya sunulduğunu, işlemler detaylı olarak incelendiğinde işlem fiyatlarının piyasa fiyatlarından esaslı şekilde farklı olduklarının görüldüğünü, -09/06/2016 tarihinde işlem yapmamakla birlikte, daha önceki bir tarihte Müvekkili Şirket’in sistemindeki fiyat hatasını suiistimal etmeye çalışan ve CID’i bu gruptaki şahıslarla çakışan ....'ın avukatının da diğer üç şahısla aynı olduğunu, ... Dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun Müvekkilu Şirket lehine kaleme alınınca, ilgili dosyaya bir başka aracı kuruma karşı açılan davada düzenlenen Bilirkişi raporu emsal olarak sunulduğunu, söz konusu bilirkişi raporu incelendiğinde bir başka aracı kurumun sistemindeki fiyat hatasını suistimal eden şahsın ... olduğu ve söz konusu şahsın avukatı ile Müvekkili Şirket'e aynı nedenle açılmış dört ayrı davanın avukatının aynı ofiste çalıştıkları görüldüğünü, sermaye piyasaları konusunda yayınlar yapan borsagundem.com adlı sitede yer alan köşe yazısından da,.. sektördeki diğer aracı kurumlara karşı da benzeri suiistimaller gerçekleştirildiğini, ... şirketlerinin kâbusu olmaya başlayan ... Grup'un, kara listeye alınanlar arasında olduğunu, bazı ... şirketleri yöneticilerinin, o an için piyasa fiyatı ile örtüşmeyen teklifi giren likidite sağlayıcı kurumların da bu gruplarla birlikte hareket ettiğini düşündüğünü, ... şirketlerinin korkulu rüyası haline gelen bu grup ismini Balcılar soyadından alıyor... Şeklinde yazılar olduğunu, -Sermaye Piyasası Kurulu bülteninden görülebileceği üzere Sermaye Piyasası Kurulu, izinsiz olarak kaldıraçlı alım satım işlemleri yaptıran ...com, ...com, ...com, ...com, ...com uzantılı internet sitelerine ilişkin olarak gerçekleştirdiği denetimler sonucunda ... ve ... adlı şahıslar hakkında, izinsiz sermaye piyasası eylemlerine iştirak ettikleri iddiası ile suç duyurusunda bulunulmasına karar verdiğini, Madde 5 altında, şüphelilerle aynı cihazlar üzerinden sisteme bağlandığı ifade edilmekle birlikte açık kimlik bilgisi verilmeyen müşterilerden birinin soyadının “...” olmasının önemi bu bilgiler ışığında daha da açık hale geldiğini, -Müvekkili Şirketin, müşterileri ile gerçekleştirdiği işlemleri birebir olarak yurt dışındaki kurumlar ile riskten korunmak amacıyla elde ettiğini, müvekkili Şirketin, fiyat hatasının suiistimali nedeni ile elde edilen kazançların Davacı/Karşı Davalı ile imzalanan Çerçeve Sözleşme’nin, “Teknik Sorunların Suistimal Edilmesi” başlıklı 13’üncü maddesinde yer alan “Müşteri’nin bu tarz işlemlerinden dolayı Yatırım Kuruluşunun doğrudan veya dolaylı olarak bir zarara uğraması halinde, Yatırım Kuruluşu uğrayacağı her türlü zararın tazminini Müşteri’den talep etme hakkına sahiptir.”, “Kötü niyetli uzman danışman (expert advisor) ve benzeri kötü niyetli robot yazılımlarla platformda oluşabilecek fiyat sapmalarının, işlem platformu ve fiyat akışında oluşabilecek teknik aksaklıkların müşteri tarafından suiistimal edilmesi halinde ...’nin uğradığı her türlü zarar ve maliyetten tamamen müşteri sorumludur.” hükümleri ile, 12. maddesinde düzenlenen rehin ve hapis haklarına dayanılarak bloke ettiğini, yapılmış olunan şikâyet üzerine konuyu inceleyen SPK'nın, kanımızca konuyu yeterli detayda incelemedğini ve Davacı/Karşı Davalı’nın aktif değil pasif hareket ettiği şeklinde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, SPK’nın para cezasını belirlerken dikkate aldığı kıstaslar dikkate alındığında, para cezasının alt limitten uygulanmasının önemi daha iyi anlaşılacağını, SPK tarafından uygulanan para cezasının Sözleşmenin 13. maddenin 2. bendinde yer alan müşteri işlemlerini iptal etme yetkisine ilişkin olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin 13. maddesinde yer alan, sistemin suiistimal edilmesine izin verilmediği, bu tür suiistimal hallerinde doğacak zararlardan müşterilerin sorumlu olacağı ve benzeri hükümler bakımından bir sorun bulunmadığını, bu sözleşme hükümlerinin geçerli olduğunu ve taraflar arasında yaşanmakta olan işbu davaya konu uyuşmazlık bakımından uygulanabilir durumda olduğunu, çerçeve sözleşmenin 13. maddesinde, müşterinin sistemdeki teknik sorunları suiistimal etmesine yatırım kuruluşunun izin vermediğine ilişkin bir hüküm yer aldığını, Müvekkil Şirketin müşterileri ile ilişkilerinde “müşteri teknik sorunları dilediği gibi suiistimal eder” gibi bir yaklaşımın söz konusu olamayacağını, sözleşmenin 13. maddesi tamamen bilgi işlem ortamında gerçekleşen kaldıraçlı alım satım işlemleri için olmazsa olmaz bir hüküm olduğunu, müşterilere bilinçli bir şekilde sistem hatalarından faydalanma çabası içerisinde olmamalarının istenmesi karşılıklı çıkarlara da, hayatın olağan akışına da uygun olduğunu, SPK mevzuatına aykırılık nedeni ile en alt limitten verilen idari para cezası ile uyuşmazlığın esası arasında doğrudan bir illiyet bağı olmadığını, Müvekkili Şirket Davacı/Karşı Davalı’nın kendi sistemindeki fiyat hatasını suiistimal ederek haksız kazanç elde ettiğini iddia etmekte iken SPK’nın mevzuat hükmü, müşteri tarafından para çekme talebinde bulunulması halinde bunun belirli bir süre içerisinde yerine getirilmesi gerektiğini ifade ettiğini, SPK sözleşmenin 13. maddesinin maddenin tamamını değil, sadece maddede tanınan (ancak kullanılmayan) emir iptal yetkisini mevzuata aykırı bulduğunu, Davacı/Karşı Davalı, birlikte hareket ettiği ... adlı şahıs tarafından İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi nezdinde açılan 2018/283 Esas sayılı davada hazırlanan bilirkişi raporunun dosyaya emsal olarak sunulduğunu, dosyayı inceleyen Bilirkişilerin hiçbiri hukukçu olmayıp uzmanı oldukları konuda Müvekkili lehine görüş verip sistemde fiyat hatası olduğunu ve söz konusu davanın tarafı ...'un bu hatadan faydalandığını tespit etmiş iken hazırlanan SPK raporundan hareketle uzmanı olmadıkları hukuki konularda görüş açıklayıp taraflarını kusurlu bulduklarını, 43.021,62 USD tutarındaki alacağı ödenmeyen bir şahsın 3 yılı aşkın bir süre boyunca hiçbir yasal işlem yapmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davacı/Karşı Davalının da Müvekkil Şirket’in işlem platformunu suiistimal etmeye çalıştığını gayet iyi bilmekte olup ne yazık ki kusurlu işleyen birtakım süreçler nedeni ile “başıma bir iş gelir mi” diye korkup 3 yılı aşkın bir süredir beklemekte iken birden Müvekkili Şirket aleyhine yasal süreç başlatma cesaretini bulduğunu, Mahkemenin de değerlendirmeleri kararına gerekçe yaparak asıl davayı kabul, karşı davayı reddederek hukuka aykırı bir karar verdiğini ve bir de aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmettiğini, -Uyuşmazlığın konusu, Davalı/Karşı Davacı'nın bir kamu otoritesince yayınlanan düzenlemeye aykırı davranmasının, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan alacak hakkını ortadan kaldırıp kaldırmadığı olduğunu, borçlar hukuku alanına ilişkin bir konu olduğunu, Davacı/Karşı Davalı ile Müvekkili Şirket arasında imzalanan sözleşmenin “Teknik Sorunların Suiistimal Edilmesi” başlıklı 13. maddesinde bu tür suiistimaller yasaklandığını, TMK’nın “İyiniyet” başlıklı 3. maddesi uyarınca “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç̧ bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığı korunacağını, Davacı/Karşı Davalı'nın Müvekkil Şirket’in sistemindeki fiyat hatasını suiistimal ettiğini açıkça ortada olduğunu, -Sermaye piyasası mevzuatına aykırılık nedeni ile en alt limitten verilen idari para cezası ile uyuşmazlığın esası arasında doğrudan bir illiyet bağı olmadığını, Müvekkili Şirketin Davacı/Karşı Davalı'nın bilgi işlem alt yapısındaki fiyat hatasını suiistimal ederek haksız kazanç elde ettiğini iddia etmekte iken Sermaye Piyasası Kurulu tarafından ihdas edilen mevzuat hükmünün, müşteri tarafından para çekme talebinde bulunulması halinde bunun belirli bir süre içerisinde yerine getirilmesi gerektiğini ifade ettiğini, Madde hükmünde herhangi bir istisna, özellikli bir durum, saklı haller veya benzeri yer almadığını, SPK kendisi tarafından ihdas edilen tebliğde yer alan hükmü olduğu gibi uygulamış, bunu uygularken herhangi bir istisnai durum yaratmak istemediğini, talebin haklılığını veya haksızlığını değerlendirmediğini, bir yargı makamı olmayan SPK’nın taleplerin haklı veya haksızlığını değerlendirebilecek kapasitesi de bulunmadığını, Davacı/Karşı Davalı ile birlikte 7 kişinin fiyat hatalarını suiistimal ederek elde ettikleri ve aynı gün içerisinde ödenmesini talep ettikleri toplam tutar 157.000 USD olup Müvekkili Şirketin bu tutarların üzerine bloke koyarak ödemeyi reddettiğini, tutarın yüksekliğine ve nakit çekim talebinde bulunan şahısların fazlalığına rağmen SPK’nın bu mevzuata aykırılık iddiası ile uyguladığı para cezası alt limitten, sadece 26.049 TL olduğunu, 2016 yılı için para cezalarının üst sınırı 325.617 TL olduğunu, SPK’nın en alt limitten para cezası uygulamış olması Davacı/Karşı Davalı’nın şikayetine yaklaşımının bir göstergesi olduğunu, -... dosyasında ve işbu dosyada atanan Bilirkişilerin, taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin 13. maddesinin tamamının SPK mevzuatına aykırı ve geçersiz olduğunu iddia ettiklerini, oysa SPK maddenin tamamını değil, sadece maddede tanınan emir iptal yetkisini mevzuata aykırı bulduğunu, dolayısıyla maddede yer alan, sistemin suiistimal edilmesine izin verilmediği, bu tür suiistimal hallerinde doğacak zararlardan müşterilerin sorumlu olacağı ve benzeri hükümler bakımından bir sorun bulunmadığını, bu sözleşme hükümlerinin geçerli olduğunu ve taraflar arasında yaşanmakta olan işbu davaya konu uyuşmazlık bakımından uygulanabilir durumda olduğunu, -SPK tarafından Davacı/Karşı Davalı'ya yazılan yazıda hak kaybına uğranıldığı yönündeki iddialara ilişkin olarak SPK’nın bir tazmin makamı olmadığı belirtilerek, bu iddialar çerçevesinde adli yargıya başvurulabileceği hatırlatılmış ise de, aynı ifade SPK tarafından Davalı/Karşı Davacı Şirket’e yazılan yazıda da yer aldığını, SPK'nın Müvekkili Şirket’e göndermiş olduğu yazıda, “diğer taraftan, yatırımcılar ile aranızda sermaye piyasası mevzuatı kapsamı dışında kalan hususlarda anlaşmazlığın devamı halinde, yatırımcılarla imzalamış olduğunuz çerçeve sözleşme hükümleri kapsamında adli yargıya başvurabileceğiniz hususunda bilgilendirilmemize,” ifadesi yer aldığını, SPK geleneksel olarak bu tür uyuşmazlıkların taraflarına, kendisinin bir yargı makamı olmadığını, aralarındaki ihtilafa ilişkin kararların mahkemeler tarafından verilebileceğini hatırlatmak için bu bilgiyi verdiğini, yazılarda bu ifadelerin yer almasının SPK'nın ilgili tarafı haklı gördüğünün bir delili olmadığını, -Bilirkişilerin son değerlendirmelerinde, SPK yazısından bir kısmı kopyaladığını ve SPK’nın kopyalanan ifadeleri de hukuki bir analize tabi tutmadan görüş oluşturduğunu, SPK uzmanlarının çoğunlukla işletme-iktisat mezunlarından oluşuyor olup 3 yıllık uzman yardımcılığı sürecini tamamlayan her uzman inceleme yapıp, rapor yazabildiğini, SPK’nın hazırladığı raporda yer almış özensiz bir takım ifadeler yargı kararı hükmünde olacaksa, SPK kararları bakımından yargı makamlarına ihtiyaç olmayacağını, SPK'nın Müvekkili Şirket’e idari para cezası uygularken yapmış olduğu değerlendirmede, “Aracı Kurum’un portföy aracısı olduğu ve mevzuat uyarınca gerekli bilgi işlem alt yapısı ve risk yönetim sisteminin kurulması ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi sorumluluğunun Aracı Kurum’da olduğu, somut olayın yatırımcıların pasif olarak yalnızca sunulan fiyatlar üzerinden işlem gerçekleştiren taraf oldukları bir yapıyı haiz olan foreks piyasasında meydana geldiği, Aracı Kurum’ca gerçekleştirilen inceleme neticesinde ulaşılan tespitler üzerinden bir kısım yatırımcının birlikte hareket etmiş olabileceği mümkün görülmekle birlikte, söz konusu fiilin SPKn. ve ilgili mevzuat herhangi bir suç oluşturmadığı değerlendirilerek Aracı Kurum’un …’un … kazançlarına bloke koymasının III-37.1 sayılı Tebliğ’in 19/1-(ç) maddesine aykırılık teşkil ettiğine … karar verilmiştir” ifadelerini kullandığını, kullanılan ifadelerin pek çok açıdan hatalı olduklarını, somut olayda Davacı/Karşı Davalı ve birlikte hareket ettiği şahısların pasif şekilde hareket etmediğini, dilekçelerimizde yer alan pek çok delilin ortaya koyduğu gibi kasıtlı olarak ve sadece fiyat hatalarından faydalanmak üzere organize ve aktif bir şekilde hareket ettiklerini, SPK’nın değerlendirmesinde yer alan ikinci hata Davacı/Karşı Davalı ve birlikte hareket ettiği şahısların fillerinin suç teşkil etmemesinin Müvekkil Şirket’in mevzuata aykırı davrandığının kabulü için yeterli sayılmış olması olduğunu, ortada bir sözleşmeye aykırılık olduğunu, fiilin suç teşkil etmiyor olmasının SPK bakımından Müvekkili Şirket’e yaptırım uygulamak için yeterli sayılsa bile özel hukuk alanındaki bu uyuşmazlık bakımından önemli olan Davacı/Karşı Davalı'nın fiilinin suç teşkil edip etmemesi değil, taraflar arasında imzalanmış sözleşmeye aykırı olup olmadığı olduğunu, Davacı/Karşı Davalı Müvekkili Şirket'in sitemindeki fiyat hatasından bilinçli şekilde faydalanarak taraflar arasındaki sözleşmeyi açıkça ihlal ettiğini, SPK’nın yazıları kopyala yapıştır suretiyle Bilirkişi raporlarına yapıştırılarak görüşler oluşturulduğunu, Mahkemenin de bu raporlar çerçevesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini, -işbu dosya kapsamında atanan Bilirkişi raporunu, yatırım işlemlerinde kullanılan yazılımlar ile sistemde fiyat hatası oluşmasını bekleyerek bu hatanın suiistimali için programlanmış yazılımlar aynı şeymiş gibi kaleme aldığını, Davacı/Karşı Davalı sistemdeki fiyat hatalarını tespit etmek üzere kurgulanmış yazılım ile birkaç dakika içerisinde çok sayıda pozisyon açtığını, hatalı fiyat bu birkaç dakika içinde sistem tarafından düzeltilince de hiçbir risk almadan sistemdeki hatayı suistimal ederek 43.000 USD haksız getiri elde ettiğini, ertesi sabah da diğer grup üyeleri ile birlikte parasının tamamını çekerek hesabını kapatmaya çalıştığını, bilirkişinin bu durumu normal karşıladığını, fiyat sisteme dış kurumlar tarafından temin edilmekte olup fiyat hatası dış kurum verisinden kaynaklanabileceği gibi olağan dışı durumlardan da kaynaklanabildiğini, Yatırım hizmeti müşterilere piyasa beklentileri çerçevesinde aldıkları pozisyonlar çerçevesinde getiri elde etme imkanı vermek üzere sunulmakta olup hizmet sunan kurumun yatırımcılardan bu tür sistem hataları suistimal etmemelerini istemelerinin ve susitimal edilmesi halinde de hukuki haklarını kullanmasının hayatın olağan akışına ve hukukun temel ilkelerine uygun olduğunu, -Bilirkişinin Davacı/Karşı Davalı'nın diğer grup üyeleri ile aynı IP'yi hatta aynı bilgisayarı kullanmasının, aynı anda işlem yapmasının ve ertesi gün diğer üyeler ile aynı anda parasını çekmesinin bir tesadüf olabileceğini, Davacı/Karşı Davalı'nın avukatı ile diğer şahıslarının avukatının aynı olmasının da bir tesadüften ibaret olabileceğini ifade ettiğini, Bilirkişinin bu yaklaşımının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, IP çakışması aynı internet hattının kullanılması ile mümkün olabilir ki, ikametgahları farklı şehirlerde olan şahıslar bakımından IP çakışması olmasının teknik olarak mümkün olmadığını, verilerin Davacı/Karşı Davalı ve diğer şahıslar adına açılmış hesaplardan bir şahsın aynı merkezden ve aynı bilgisayardan işlem yaptığını gösterdiğini, Davacı/Karşı Davalı ve birlikte hareket ettiği grup dahi yaptıklarını normal görmeyip bu işlemlerin yaşandığı gecenin sabahında paralarını çekerek hesaplarını kapatmaya çalışmışken, Bilirkişinin tüm bunları normal ve olabilir karşıladığını, -kötü niyetli ve organize bir şekilde aracı kurumların bilgi işlem sistemlerindeki hataları suiistimal etmek amacıyla hareket eden bir grup şahsa karşı kendi haklarını korumaya çalışan Müvekkili Şirket aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin tartışmasız şekilde hakkaniyet aykırı olduğunu, bir alacağın likit olması için, borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurların bilinmesi ya da bilinebilecek olması gerektiğini, Müvekkili Şirket icra takibine sözleşmeye aykırılık nedeni ile uğradığı zarar nedeni ile itiraz ettiğini, dolayısıyla Davacı/Karşı Davalı’nın kendisini zarara uğratmış olması nedeni ile kendisine karşı borçlu olduğu ve alacak ve borcun mahsubunun gerektiği iddiasında olduğunu, alacağın gerçek miktarının gerekli bütün unsurların bilinebilecek durumda olması şartı dava konusu olayda gerçekleşmediğini, Davalı/Karşı Davacı Şirket aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararların kaldırılarak, asıl dava yönünden davanın reddine, karşı dava yönünden davanın kabulüne, icra inkâr tazminatının reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hukuka uygun olduğunu, İstinaf dilekçesinde, davacı ile dava dışı iki yatırıcının da avukatının aynı olduğu ileri sürüldüğünü, taraflarının vekil tayin edildiği ve dava tarihinden 2 yıl önce yapılan ... işlemleri neticesinde elde edilen kazanç ile ne ilgisi olduğu taraflarınca anlaşılamadığını, müvekkilinin kaldıraçlı işlemler neticesinde elde ettiği kazancı ödenmediğini, davalı tarafın haksız işlemi nedeniyle SPK tarafından yapılan tahkikat neticesinde davalıya idari para cezası uygulandığını, Davalı tarafın, hatalı fiyat savunmasının dinlenebilir olmadığını, Ülkemizde lisans almış ve faaliyetlerini aldıkları lisans çerçevesinde yürüten ... şirketlerinin, müşterileri ile SPK’nun belirlediği çerçeve sözleşmeye tabi olarak işlem yaptığını, hiçbir kimse veya kurum, yasal düzenlemelerin ve çerçeve sözleşmenin üstünde olmadığını, ilgili sözleşmeye aykırı hareket etme hakkına sahip olmadığını, SPK, ... şirketlerine lisans verirken müşterilerine eksiksiz ve tam bir doğrulukla fiyat verme zorunluluğu getirdiğini, yani davacı iddialarında yer alan hatalı fiyat iddiasının SPK mevzuatına aykırı olduğunu ve eğer doğruysa kendi sorumsuzluklarına delil olduğunu, bu hususta idari para cezalarına muhatap olduklarını, müşterinin işlem açarken fiyat doğru mu yanlış mı bilmesi mümkün olmadığını, bu hususta sorumluluğun tamamen lisanlı ... şirketine ait olduğunu, Davalı taraf, kendi verdikleri fiyatların ... fiyatları ile uyumsuz olduğunu ileri sürdüğünü, ... fiyatlarının taraflar için bağlayıcı olmadığını, Davalı, kendi ekranında / sisteminde verdiği fiyatlar ile bağlı olduğunu, Davalı, SPK mevzuatı gereği doğru fiyat verme yükümlülüğü altında olduğunu, yanlış fiyat sorumluluğunun müşteriye yüklenemeyeceğini, ... fiyatlarının bağlayıcılığı konusunda ne SPK mevzuatında, ne de çerçeve sözleşmede veya taraflar arasındaki sözleşmede hükmü olmadığını, davalı aracı kurum, NZDUSD (Yeni Zelanda Doları Amerikan Doları) ve GPBNZD ( İngiliz Poundu Yeni Zelanda Doları) çaprazlarında makası dar tuttuğu için müvekkilinin işlem yaparak kazanç elde ettiğini, açılan işlemlerle elde edilen kazançta hukuka aykırı bir durum veya hata söz konusu olmadığını, ... yatırımcılarının amacının para kazanmak olduğunu, çaprazların fiyatlamaları ve diğer teknik konular tamamen firmaların insiyatifinde olduğunu, her şeyin firmalar tarafından kontrol edildiği ve belirlendiği bir ortamda yatırımcıya kötü niyetli denmesinin tek açıklaması olduğunu, bunun da ...’teki kaldıraçlı işlem risklerinin sadece müşteriler için olduğu inanç ve varsayımı olduğunu ancak davalı yönünden de riskin varlığı davalının dahil olduğu sistemin ve yatırımcıları ile aralarında kurulan hukuki ilişkinin gereği olduğunu, teknik sorunların su istimal edildiği iddiasının, müşterilerin birlikte hareket ettiği iddiasının, IP çakışması gibi daha birçok temelsiz iddianın, sırf müvekkilin alacağının ödenmemesi için SPK’ya da savunma olarak ileri sürüldüğünü, SPK tarafından bu savunmalar tek tek irdelenerek kayda değer görülmediğini ve müvekkilinin alacağının ödenmesi gerektiği yönünde işlem tesis edildiğini, Davalı, müşterinin, fiyatlara ancak ona verilen kullanıcı adı ve şifre ile ulaşabildiğini, bu fiyatlara müşterinin bir dahilinin olamayacağının açıkça belirtildiğini, ... şirketleri reklamlarını yaparken çok hızlı olduklarını ve emirleri en kısa sürede gerçekleştirdiklerini ifade ettiklerin, 5-6 dakika içerisinde para kazanılmasında da bir beis bulunmadığını, donanımlı ve her yerden ulaşılabilecek bir bilgisayarla bu işlemlerin son derece kolay bir şekilde yapılabileceğini, davalıya, bir günde, müşterilerinin ne kadar para kaybettiklerinin sorulması da gerektiğini, esas meselenin, müşterinin kaybetmesi ve ... şirketinin kazanması esasına dayalı bu sistemde, para kazanan müşteriye tahammül edilememesi olduğunu, Davalı tarafın SPK’ya yaptıkları savunmalarda, müvekkili ile başka şahısların birlikte hareket ettikleri ileri sürülerek, para kazanan insanlara çamur atma gayreti göze çarptığını, kimin ne zaman hesap açtığı ve hangi işlemlere girdiğinin müvekkilinin bilmesinin takip etmesi gereken veya takip edebileceği bir durum olmadığını, Davalı, bahsi geçen şahısların, müvekkilinin işlemlerine benzer işlem açtıklarını ileri sürdüğünü, Müvekkilinin, kendi hesabı üzerinden kendi açtığı işlemlerin neticelerinden sorumlu olduğunu, Davalının, benzer işlem açan kişilerin 157.000 USD, müvekkilinin de 42.021,62 USD kazandığını belirttiğini, ancak bu tutarın müvekkiline ödenmediğini, davacı tarafça haksız olarak silindiğini, Davalının istinaf dilekçesinde, IP çakışmalarından bahsettiğini, davacının burada dile getirdiği IP ve CID çakışmalarına dair bir yasaklama da olmadığını, SPK, 01.02.2018 tarih, 144 no.lu Kararı ile “…Aracı Kurum’ un portföy aracısı olduğu ve mevzuat uyarınca gerekli bilgi işlem altyapısı ve risk yönetim sisteminin kurulması ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi sorumluluğunun Aracı Kurum'da olduğu, somut olayın, yatırımcıların pasif olarak yalnızca sunulan fiyatlar üzerinden işlem gerçekleştiren taraf oldukları bir yapıya haiz olan foreks piyasasında meydana geldiği, Aracı Kurum’ca gerçekleştirilen inceleme neticesinde ulaşılan tespitler üzerinden bir kısım yatırımcının birlikte hareket etmiş olabileceği mümkün görülmekle birlikte, söz konusu fiilin Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında herhangi bir suç unsuru oluşturmadığı değerlendirilerek Aracı Kurum’un …’un… kazançlarına bloke koyması hususunun III-37-1 sayılı Tebliğ’in 19/1-(ç) maddesine aykırılık teşkil ettiğine…karar verilmiştir”. Davacı, dilekçesinde, isimlerini kısaltma ile ifade ettikleri şahısların nasıl ve hangi zaman diliminde para kazandıklarını anlattığını, bu şahısların nasıl para kazandıkları müvekkilini ilgilendirmediğini, bir web sitesinde yazılan yazının da delil olarak gösterildiğini, davacının ... ile ilgili yüzlerce suçlayıcı yazı bulunabileceğini, bu yazılarda da ... şirketlerinin kazancı yatırımcıların da kaybı anlamına geliyor ifadelerinin de bulunduğunu, davalı / karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davacı tarafından başlatılan İstanbul ... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasına davalı yanca yatırım hesabındaki paraya bloke konulması nedeniyle bu paranın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi isteminine ilişkindir. Davalı karşı davacı ise davacının sözleşmeye ve hukuka aykırı fiilleri ile müvekkili şirkete zarar verdiğini, bu zararın tespit edilerek davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının ... piyasasındaki işlemlerinin kötü niyetli olarak ve davalının zararına olup olmadığı, davacının işlemlerinde bir algoritma kullanıp kullanmadığı ve davacı delillerinin davasını ispata yeterli olup olmadığı noktasındadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosya aslı celp edilmiş ve incelenmesinde; alacaklısı ... tarafından, borçlu ... A.Ş aleyhine 43.021,62 $ asıl alacak, 7.49116 $ işlemiş faiz olmak üzere yekün 50.215,78 $ üzerinden asıl alacağa takip tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar ve fiili ödeme gönündeki döviz alış kuru üzerinden USD alacak için işleyecek Yıllık %7 USD mevduata bankalarca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faizi işletmek kaydıyla tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlunun borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz sonucu icra takibinin durduğu, mahkememiz nezdinde görülen davanın ...m67 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi'nin 2020/57 E. 2020/455 K. Sayılı ilamı ile dosya görevsizlik kararı ile Bam Dairesinin de kararıyla Ticaret mahkemene esas sırasına kaydı yapılmıştır. Davacı ile davalı arasında akdedilen 26/02/2016 tarihli Kaldıraçlı Varlık ve Türev Araç Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi bulunduğu ve SPK'nın idari yaptırım kararı ile emsal nitelikteki bilirkişi raporları dosyaya ibraz edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, Sermaye Piyasası Uzmanı bilirkişi,19.08.2021 tarihli raporunda özetle; "...Müşterilerin birlikte hareket etmelerinin SPK ve ilgili mevzuat kapsamında herhangi bir suç unsuru oluşturmadığını, aynı uzman danışmanı kullanmalarından kaynaklı aynı IP adreslerinin kayıtlarda bulunmasının doğal olduğununu gözlendiğini, Sermaye Piyasası Kurulu kararında da belirtildiği üzere Kaldıraçlı Varlık Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi'nin Teknik Sorunların Suiistimal Edilmesine ilişkin Madde 13.2'ye istinaden müşterilerinin kazançlarına bloke koyulmasının aykırı bulunduğunu, ayrıca Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ İşlem Aracılığı Faaliyetinin Yürütülmesine İlişkin İlke ve Esaslar Madde 19 (ç) maddesine istinaden de müşteri teminatından 09.06.2016 tarihinde ödenmesini talep etmiş odluğu 83.044, USD'nin de tam ve eksiksiz en geç üç iş günü içerisinde ödenmesi gerekirken davaya sebep olan 43.021,45 USD'nin eksik ödendiğinin gözüktüğünü, bu nedenle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun yabancı para borcundan faize ilişkin 4/a maddesine göre "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde yabancı para borcunun faizde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına en yüksek faiz oranı uygulanır" maddesine istinaden 15.06.2016 tarihinden 21.01.2021dava tarihine kadar yapılması gereken ödemeden eksik kalan 43.021,45 USD'ye 10.291,56 USD gecikme faizi hesaplandığı" yönünde görüş bildirilmiştir. Taraflara arasında, 26/02/2016 tarihli Kaldıraçlı Varlık ve Türev Araç Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığı, bilirkişi incelemesi ve SPK uzmanı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacı-karşı davalı talebi gibi gerçekleştirilen kaldıraçlı işlemler sonucu elde edilen kazancın davacıya ödenmediği, Davalı/karşı davacı istinafa ilişkin olarak davacı/karşı davalının bir grup ile birlikte hareket ederek aynı anda işlem yaptığı, paraları aynı anda çektikleri ve avukatlarının aynı olduğundan bahisle hileli işlemler yapıldığı ve bilerek müvekkilinin zararına hareket edildiği iddiasında bulunmuş olup, bilirkişi raporu ve SPK uzman raporunda hesaba erişimde kullanılan IP adreslerinin sistemde kaydı olan ve daha evvel sisteme bağlantı sonucu oluşmuş IP adresleri olduğu, iddiaya konu zaman aralığında sisteme farklı bir hesap üzerinden erişim sağlanmadığı, sistemin erişimine engel bir durumla ya da sisteme yetkisiz bir müdahale ile karşılaşılmadığı, aynı anda yapılan işlemlerin robot yazılımlar ile gerçekleştirildiği, bunun SPK mevzuatı açısından yasal olduğu, bu robot yazılımların brokerler tarafından da kullanıldığı, böylece aynı IP adresi üzerinden birden fazla hesaba aynı anda birden fazla emir verilmek sureti ile işlemler gerçekleştirilebildiği, bu nedenle davalı/karşı davacının belirtmiş olduğu durumun müşterilerin aynı uzman robotu kullandıklarını gösterdiği, Davalı/karşı davacının, farklı dosyalarda birden fazla kişinin avukatının aynı olduğu iddiasının ise herkesin avukat seçme özgürlüğü bulunduğu ve kötüniyet iddiasına tek başına delil oluşturmayacağı, davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalının icra takibinde talep edilen asıl alacak tutarı olan 43.021,62 USD kadar kazancına bloke koyduğunun sabit olduğu, bu tutarın yargılama gerektirmediği, bilinebilir olduğu, %20 si nispetinde icra inkar tazminatının davalı/karşı davacıdan alınmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davalı/karşı davacının vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2021 tarih ve 2021/73 E., 2021/871 K. sayılı kararına karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 19.529,98 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.882,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.647,48 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince karşı dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı-karşı davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024