Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/721 E. 2022/586 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/721
Karar No
2022/586
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/1752 Esas KARAR NO: 2025/593 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/09/2022 NUMARASI: 2021/721 E. - 2022/586 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu edilen 27/04/2021 vade tarihli ve 1.347.210,50-TL bedelli senet ile 27/04/2021 tarihli ve 1.347.210,50-TL bedelli senetler ve takip talebi üzerindeki faiz ve komisyon bedeli de içeren takipteki borç tutarı toplamına itiraz etiklerini, takibe konu ilgili kambiyo senetleri üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, imza itirazlarının incelenmesi gerektiğini, arabuluculuk evresinde menfi tespit taleplerini kabul etmeyerek, alacaklı olduklarına yönelik ısrarlarıyla davalı şirketin açıkça kötüniyetini ortaya koyduğunu, müvekkilinin araçlarının haczedildiğini ve mağduriyete sebebiyet verildiğini, ayrıca takibe konu senetlerin düzenleme tarihinin ve vade tarihinin aynı olduğunun görüldüğünü, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun dahi davalı şirketin kötüniyetinin başka bir göstergesi olduğunu belirterek, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, sektörün pek çok alanında faal Türkiye'nin öncü enerji şirketlerinden biri olduğunu, dava dışı grup şirketi ... Anonim Şirketi ile davacı arasında, davalıya ait Büyük Kabaca Beldesi, Dörtyol Mevkii, Merkez / Isparta ve Büyük Kabaca Beldesi, ..., Senirkent / Isparta” adreslerindeki akaryakıt istasyonlarının, müvekkili markası altında işletilmesi amacıyla 13/12/2016 tarihinde, her bir istasyon için ayrı ayrı 5 yıllık bayilik sözleşmesi imzalandığını, akabinde sözleşmelerin üçlü bir devir mutabakatı ile 14/06/2018'de müvekkili davalıya devrolduğunu, mezkur sözleşmelere göre müvekkili şirketin davacıya akaryakıt ürünleri ikmal edeceğini, davacının da sözleşme şartlarına göre münhasıran müvekkili şirketten aldığı bu ürünleri kendi istasyonlarında son tüketicilere satacağını, davacının bayilik lisansının, 6 aydan fazla gayrifaal olması sebebi ile Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17/g hükmü gereği EPDK tarafından iptal edildiğini, bu durumun EPDK kayıtları ile sabit olduğunu, davacının, EPDK'nın lisansları iptal etmesi ile bayilik yapmasının hukuken imkansız hale geldiğini ve bayilik sözleşmelerinin, müvekkili şirket tarafından her iki istasyon için Beyoğlu ... Noterliği'nden 08.12.2020 tarihinde gönderilen ... ve ... yevmiye nolu ihtarnameler ile sona erdirildiğini, davacının, aralarındaki bayilik ilişkisinden kaynaklı borçları için müvekkiline 27/04/2021 vadeli ve 1.347.210,50-TL tutarlı 2 adet bono verdiğini, mezkur bonoların vadesinde ödenmemesi üzerine davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz edilmemesi üzerine kesinleştiğini ve halen derdest olduğunu, davacının iddiasının aksine bonolardaki imzaların davacıya ait olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Mahkememizce, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmemiş olması, bayilik sözleşmesinin bizzat davacı şirket ile davalı arasında yapılmış olması, anonim şirket statüsündeki davacı şirketin, takibe konu bonoları alırken kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi, bonolardaki imzanın davacının eşine ait olabileceği yönünde beyanlarda bulunması hususları dikkate alınarak, davacı borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu değerlendirilerek, 2004 Sayılı İİK'nun 72/5. maddesi gereğince davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir." şeklindeki gerekçeleri ile,Davacı tarafça açılan davanın KABULÜNE, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında davalı tarafa borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2004 Sayılı İİK'nun 72/5. maddesi gereğince dava değeri üzerinden % 20 oranında belirlenen 543.715,70-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın her yönüyle hukuka aykırı olduğunu, senetteki imzaların davacının eşi ...'a ait olduğunu, mezkur kira sözleşmesinin noterde imzalandığını yani imzaların tevsikli olduğunu, dava dışı eşin davacının müvekkiline olan borçları için sahte imza ile bono düzenleyerek dolandırıcılık yaptığını, davacı...'ın bonolara bakarak bu imzaların eşine ait olduğunu anlamamasının mümkün olmadığını, yani davacının da müvekkilini dolandırmak kastıyla hareket ettiğini, davacı ve eşi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, asıl kötü niyetli olanın davacı olduğunu, mahkemenin müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmetmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ihmal ettiği bir özen borcu olmadığını, davanın açılmasına sebep olan kişinin müvekkili olmadığını, müvekkilinin davacının verdiği senetleri alıp borcunu ödememesi üzerine onları takibe koyduğunu, senetlerde herhangi bir ekleme, çıkarma veya tahrifat yapmadığını, davanın baştan sonra kötü niyetli davacı ve eşinin tuzağı sonucu açıldığını, müvekkilinin hem 2.718.578,52 TL'lik takibinin iptal edilmesi, üzerine kötü niyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücreti olmak üzere 964.655,41 TL ödemeye mahkum edilmiş olmasının doğru olmadığını, kabul anlamına gelmemekle HMK 312/2'ye göre en azından kötü niyet tazminatına ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, savcılık süresinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının iddialarının soyut ve davayı uzatmaya yönelik olduğunu, eldeki menfi tespit davası zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı halde öncelikle arabulucuya başvurduklarını, tüm itirazlarını belirtmelerine rağmen davalı şirket vekilinin anlaşma taleplerini kabul etmediklerini, arabuluculuk evresinde menfi tespit taleplerini kabul etmeyerek alacaklı olduklarına yönelik ısrarlarıyla davalı şirketin açıkça kötüniyetini ortaya koyduğunu, tedbir kararı verilmediği için müvekkilinin araçlarının haczedildiğini, icra dosyası üzerinden satıldığını ve büyük ekonomik mağduriyete uğradıklarını, takibe konu senetler incelendiğinde düzenleme tarihinin ve vade tarihinin aynı olduğunun görüleceğini, düzenleme ve vade tarihi aynı olan iki ayrı senet düzenlenmesinin tuhaf bir tanzim olduğunu, bu hususun davalının kötü niyetini gösterdiğini, davalının senetteki imzaların davacının eşine ait olduğunu belirttiğini ancak senet üzerindeki yazılardan hiç bahsetmediğini, senet üzerindeki yazıların ne müvekkiline ne de eşi ...'a ait olmadığını, davalı şirket yetkilileri tarafından doldurulduğunu, şirket kaşesinin kendileri tarafından basıldığını ya da rıza dışı alındığını, müvekkilinin dolandırıcılıkla suçlanmasının asılsız bir iftira olduğunu, davalının ihmal ettikleri bir özen borcu olmadığını beyan ettiklernii ancak öncesinde de davalı ve davacı şirket arasında onlarca noter evrakı, sözleşme, icra takibi ve dava dosyası mevcut olduğunu, ilk defa bu dosya üzerinden karşılaşmadıklarını, senetleri kendi el yazılarıyla gerçeğe aykırı dolduranın davalı şirket olduğunu, Cumhuriyet Savcılığına yapılan şikayetin bekletici mesele yapılmasının eldeki davanın mahiyetine aykırı olduğunu, zira dava konusu bonoların her halükarda usulsüz düzenlendiğini ve imzaya itirazın dar muhakemesine tabi olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında; alacaklı ... A.Ş tarafından, borçlu davacı aleyhine,15/01/2021 tanzim, 27/04/2021 vade tarihli ve 27/04/2021 tarihli 1.347.210,50-TL bedelli 2 adet bonoya istinaden, 2.694.421,00-TL bono, 16.074,26-TL %16,75 işlemiş faiz ve 8.083,26-TL %0,3 komisyon olmak üzere toplam 2.718.578,52-TL alacağın tahsili amacı ile 10/05/2021 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 21/06/2022 tarihli raporu ile; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede, inceleme konusu senetlerde atılı basit tersimli borçlu imzaları ile davacı...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat bulunmadığı belirtilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından icra takibine konu bonolardaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, yapılan inceleme neticesinde imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/213612 soruşturma nolu dosyasında, sanıklar... ve ... hakkında, tüm dosya kapsamına göre, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden şüphelilerin suç tarihinde şüpheli... adına imzalı bulunduğu halde gerçekte şüpheli ...'ın imzalamış olduğu sahte bonoları kullanarak resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri gerekçesi ile davacı ... ve dava dışı ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı İstanbul 48.Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/454 Esas numaralı davanın derdest olduğu, davacı ve dava dışı sanık arasında fikir ve eylem birliği bulunduğunun tespiti halinde sonucu etkileyeceğinden, ceza mahkemesinin bekletici mesele yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/09/2022 tarih, 2021/721 E. 2022/586 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/721, K. 2022/586, T. 08.12.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-721-e-2022-586-k-a215e6b14086