Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2021/664 E. 2024/686 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/664
- Karar No
- 2024/686
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/664
KARAR NO: 2024/686
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/03/2021
NUMARASI: 2018/554 E. - 2021/141 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/04/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının www....com sitesinde davacıya ait tanınmış ... markasının ürün, tanıtım, reklam, anahtar sözcük olmak üzere kullandığından marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenilmesine SMK 151/1 kapsamında şimdilik 10.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, SMK 151/1-4 maddesine göre takdir edilecek tazminatın mahkemece arttırılması, hükmün ilanı ve tedbire karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket hukuka aykırılık bildirimlere istinaden gerekli işlemlerin yapılarak ihlal iddiasına konu içeriklerin kaldırılmasının sağlandığını, dava dilekçesi ekinde yer alan delil 3 ve delil 4, 13-14.11.2019 tarihlerine ilişkin tespitler olup söz konusu içeriklerin kaldırıldığı hususu 21.11.2019 tarihinde davacı şirket’e bildirildiği, bilirkişi raporunda tespit olunan içeriklerden raporun tebliği ile haberdar olunduğunu, söz konusu içeriklerin engellendiğini ,müvekkili şirket davacı taraf ile marka kullanımına itiraz ettiği şirket arasındaki ihtilafın tarafı olmadığı, manevi tazminat talebinin de yasal dayanağı bulunmadığı, davalının içerik denetimi yapmadığını, yer sağlayıcı olduğunu, sorumluluğu bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın Reddine " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının bildirimler sonrası ihlal eden içerikleri kaldırdığı gerekçesinin gerçeğe aykırı ve hatalı olduğunu, davalının anılan internet sitesindeki hukuka aykırı kullanım ve satışların durdurulmasına ilişkin yasal bildirimin öncelik olarak Beşiktaş ... Noterliğinin 05.11.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı İhtarnamesi ile yapıldığı halde kullanımların devam ettiğini, davalı taraf, öncelikle, haksız marka kullanımlarına ilişkin kendi taraflarının ihbarı ve ihtarı doğrultusunda, ihbar ve ihtar gereğince haksız kullanımların sonlandırıldığını bildirildiğini, Davalının internet sitesindeki aynı haksız kullanımların tekrarlandığını, müvekkilinin "..." markasının davalıya ait internet sitesinde yer alan görselin, ilan ve anahtar sözcüklerde vb. tekraren ve bunlarla sınırlı olmaksızın ‘... ’ , ‘ ...’ ve ‘...’ şekillerinde davalı tarafından kullanılmaya devam edildiğinin tespit olunduğunu, bu bağlamda taraflarınca tekraren muhatap davalı şirkete Beşiktaş .... Noterliğinin 01.11.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı İhtarnamesi keşide edildiğini, Nitekim huzurdaki dosyamızda ilk alınan 30.01.2019 bilirkişi raporu da (ki dava açıldıktan sonra yerel mahkeme tarafından aldırılmıştır) davalı tarafça içeriklerin kaldırıldığına dair keşide edilen ihtarname tarihinden sonra, bilirkişi raporu ile de kullanımların tecavüz teşkil ettiğini, süreklilik arz eden şekilde yenilendiği ve halen mevcut olduğunun da açıkça tespit edildiğini, noter tespiti ile de sabit olduğunu, makul sürenin somut olayda bulunmadığını, hükmün dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacının sürekli gözetim ve bildirim yükümlülüğüne mahkûm edilmesinin hukuka uygun olmadığını,marka ihlalinden sorumluluk için kusur aranmadığını, kusursuz sorumluluk gereği tecavüzün önlenmesinin reddine karar verilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu savunmuş ve yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada davacı tarafından ispatlanması gereken öncelikli hususun, "keşide edilen ihtarnameler ile hukuka aykırılık bildirimini yerine getirip getirmediği" olduğunu, ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmesini takiben müvekkil şirket'in "hukuka aykırılık bildirimine karşı kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirip getirmediği" hususunun incelenebileceğini, ihtarnamede müvekkil şirkete ait platform üzerinden satışa sunulan hangi ürünlerin hukuka aykırı olduğuna dair herhangi bir somutlaştırılma yapılmadığını , yer sağlayıcı olarak alınması mümkün olan tedbirlerin alındığını beyan ettiğini, müvekkil şirketin (ihtarname içeriği değerlendirildiğinde böyle bir hukuki yükümlülüğü bulunmadığı halde) Beyoğlu ... Noterliği'nin 21.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile marka hakkına tecavüz yaratabileceği düşünülen ürünlerin tedbiren engellendiğini, başkaca bir ürün engellemesi talebi var ise satış yapılan adreslerin açıkça bildirilmesini talep ettiğini, davacı tarafça bu cevabi ihtarnameye de karşılık verilmediğini, müvekkil şirketin inceleme yaptığı sırada 13.11.2018 ve 14.11.2018 tarihlerinde noter tespit tutanaklarının düzenlendiğini, tespit konu ürünler hakkında davacı tarafa 21.11.2018 tarihli ihtarname ile gerekli bilgi verildiği halde halen platformda satılmaya devam ediliyormuş gibi 12.12.2018 tarihinde ikame edilen davada delil olarak gösterildiğini, davacı tarafın 3 yıl arayla keşide ettiği ve hiçbir açıklama içermeyen genel içerikli iki ihtarname ile hukuka aykırılık bildirimini yerine getirdiğini iddiasının yerinde olmadığını hukuka aykırı içerikten açık bir şekilde ve usulüne uygun olarak haberdar edilmeyen müvekkil şirket'in platform üzerinden davacı adına tescilli markayı ihlal eder ürünlerin satışını engellemediğini ve dolayısıyla bu ürün satışları bakımından kusurlu hareket ettiğinin kabul edilebilmesinin mümkün olamayacağını savunmuş ve davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davacıya ait ... markasının izinsiz kullanımı nedeniyle marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenilmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının .... sitesinde davacıya ait tanınmış ... markasının ürün, tanıtım, reklam, anahtar sözcük olmak üzere izinsiz kullandığını beyan etmiştir. Davalı vekili, ihlal oluşturan kullanımların bildirilmesi üzerine kaldırılmasının sağlandığını, davalı şirketin davacının marka kullanımına itiraz ettiği şirket ile arasındaki ihtilafın tarafı olmadığını, davalının içerik denetimi yapmadığını, yer sağlayıcı olduğunu, sorumluluğu bulunmadığını beyan etmiştir.Delil tespitine ilişkin bilirkişi raporunda; davalının .... isimli internet sitesinin sahibi ve yer sağlayıcısı olduğunu, sanal mağaza sahiplerinin ise içerik sağlayıcı olduğunu," ..." isimli internet sitesi üzerinde yer alan ve satışı gerçekleştirilen ürünlerin bir kısmının ilan ve anahtar sözcüklerinde ve “markalar'" altında arama yapılmak istendiğinde “...” ve “....” markalarının seçenek olarak tüketiciye sunulduğu, markaya giriş yapıldığında davacının tescilli ve tanınmış ... markasını taşıyan, marka tescil kapsamında yer alan “Kadın, erkek ve çocuklar için her türlü malzemeden yapılmış iç ve dış giysiler,kadın-erkek saatleri, çanta, ayakkabı, botlar, parfüm ve kozmetik malzemelerinin" satışa arz edildiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.18/12/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalının ... alan adlı internet sitesinde 5651 sayılı kanun kapsamında yer sağlayıcı olarak kabul edileceğini, yükümlülüğünün ise hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesinden itibaren makul bir süre içerisinde bu içeriği engellemekten ibaret olduğunu, somut olayda , davalının haberdar edildiği hukuka aykırı içerikleri sitesinden kaldırmakla mevzuattan kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalının "...com " isimli e ticaret sitesinin sahibi olarak internet yer ve hizmet sağlayıcısı konumunda olduğu, dava konusu marka hakkını ihlal oluşturan kullanımların bu sitedeki içerik sağlayıcı sanal mağaza sahiplerine ait olduğu, davalının kendisine Beşiktaş ... Noterliğinin 01.11.2018 ve ... yevmiye numaralı İhtarnamesi ile bildirilen hukuka aykırı içerikleri 21.11.2018 tarihinde ve delil tespiti raporu ile belirlenen ihlalleri makul sürede sitesinden kaldırdığı,5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5/1-2 maddesindeki "Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür." şeklindeki yasal düzenleme uyarınca içerikleri kontrol yükümlülüğünün bulunmadığı , aynı yöndeki 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9.maddesi ile yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle ihlalleri bilecek durumda da olmadığı, marka hakkına tecavüz eylemi esasen bir haksız fiil olduğundan, davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için kusur şartının gerçekleşmesi ve dolayısıyla da davalının içerik sağlayıcısının fiiline iştirak halinde sorumluluğuna gidilebilmesi için önceden ihlal içeriği hakkında somut olarak haberdar edilmesi ve buna rağmen haklı veya yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriğin davalı tarafından web sitesinden çıkartılmaması gerekli olup davalının bu yönde kusurunun varlığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/11-1138 - 2014/16,11. Hukuk Dairesi 2021/1372 - 2022/3514). Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/03/2021 tarih ve 2018/554 E., 2021/141 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/04/2024